POLİTİKA - 23 Mart 2025 Pazar 16:38

Bakan Uraloğlu, Batman-Hasankeyf kara yolunu açtı

A
A
A
Bakan Uraloğlu, Batman-Hasankeyf kara yolunu açtı

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraoğlu, Batman’da yapımı tamamlanan Batman-Hasankeyf kara yolunun açılışını gerçekleştirdi.


Açılış programında konuşan Bakan Uraloğlu, ekonomik kalkınmanın ve toplumsal refahın temel direğinin güçlü bir ulaşım altyapısı olduğunu söyledi. Batman’da olmaktan duyduğu memnuniyeti dile getiren Bakan Uraloğlu, bir milletin gücünün yollarının gelişmişliğinde saklı olduğunu, bu kapsamda Cumhurbaşkanının 2002 yılında ’yol medeniyettir’ düsturuyla yaktığı meşalenin ülkeyi asırların ötesine taşıdığını dile getirdi.


Bakan Uraloğlu, onun liderliğinde bölünmüş yol seferberliğini başlattıklarını ve doğudan batıya, kuzeyden güneye, ülkeyi baştanbaşa yüksek standartlı yollarla kuşattıklarını söyleyerek, "Her yeni yol, köprü ve tünel ile üretimde bereketi, ticarette canlılığı, kültürde zenginliği ve turizmde hareketliliği artırdık; yeni iş kapılarının açılmasına vesile olduk. Ülkemizin ulaşım altyapısını güçlendirmek, modernize etmek ve vatandaşlarımıza daha konforlu bir yaşam sunmak hedefiyle 100 yılda yapılacak işleri 23 seneye sığdırdık. Türkiye Yüzyılı vizyonumuzla yarının ihtiyaçlarını bugünden karşılayacak adımları, memleketimizin her köşesinde kararlılıkla atmaya devam ediyoruz" dedi.


Hasankeyf kara yolunun açılışını gerçekleştirmekten duyduğu memnuniyeti ifade eden Bakan Uraloğlu, konuşmasın şöyle devam etti:


"Bugün de sizlerle birlikte Batman-Hasankeyf Yolumuzun açılışıyla durmak yok, yola devam diyoruz. Dicle’nin bereketli sularıyla hayat bulan Hasankeyf, binlerce yıllık tarihi, doğal güzellikleri ve eşsiz kültürel mirasıyla insanlık için bir hazinedir. Batman ise, sanayisi, tarımı ve petrol zenginliğiyle bölgemizin parlayan yıldızıdır. Bu nedenle Batman’ın ulaşım ağının güçlendirilmesi bizler için çok önemli. 2002 yılından bu yana Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı olarak Batman’ın ulaşım ve iletişim altyapısı için 27 milyar 604 milyon TL yatırım yapıldı. Bölünmüş yol uzunluğunu ise 15 kilometreden 172 kilometreye, bitümlü sıcak kaplamalı yol uzunluğunu 3 kilometreden 111 kilometreye çıkardık."


221 kilometre tek yol iyileştirmesi gerçekleştirdiklerini aktaran Uraloğlu, Batman Güney Çevre Yolu, Batman Şehir Geçişi, Üniversite, Balpınar, Esentepe, Gültepe farklı seviyeli kavşakları gibi önemli projeleri tamamladıklarını kaydetti. Açılışını gerçekleştirdikleri Batman-Hasankeyf kara yolunun bölge turizmi ve ekonomisi açısından da önemli olduğuna dikkat çeken Uraloğlu, "Batman-Hasankeyf yolu da bu iki kadim merkezi birleştiren bir yol olmanın ötesinde, bölgemizin turizmine, ticaretine ve enerjisine can suyu olacak hizmet. Bildiğiniz üzere Ilısu Barajı’nın su tutmasıyla birlikte mevcut yol su altında kaldığından yeniden inşa ettiğimiz 39,4 kilometre uzunluğundaki Batman-Hasankeyf Yolu’nun 465 metrelik Hasankeyf-1 Köprüsü, 1.001 metrelik Hasankeyf-2 Köprüsü ve 638 metrelik Hasankeyf Tüneli yapılarını kapsayan 29,8 km uzunluğundaki kesimini önceki yıllarda açmıştık. Bugün ise geriye kalan 9,6 kilometrelik kesimi bitümlü sıcak karışım kaplamalı bölünmüş yol standardıyla hizmete alıyoruz. Ayrıca proje kapsamında; Akça, Binatlı, Oğuz, Batı Raman olmak üzere 4 hemzemin kavşak ve yolun ilk 5,8 kilometrelik kesiminde yaya kaldırımları da inşa ettik. Projenin tamamlanmasıyla; Batman-Hasankeyf arasında bölünmüş yol bütünlüğünü sağlayarak daha güvenli ve konforlu bir ulaşım hizmeti tesis ettik" diye konuştu.


Zamandan 96 milyon lira, akaryakıttan 46 milyon lira olmak üzere yıllık toplam 142 milyon lira tasarruf elde edileceğini söyleyen Uraloğlu, "Egzoz emisyon salınımını da 2.752 ton azaltarak doğamıza nefes aldıracağız. Ayrıca tarihi dokusu ve doğal güzellikleriyle yerli-yabancı turistlerin gözdesi olan Hasankeyf’e erişimi kolaylaştıran bu yolumuz aynı zamanda Gabar Dağı petrol sahasından çıkarılan petrolün Batman rafinerisine ve üretilen petrol ürünlerinin de dağıtımında önemli bir güzergah olacak. Canı gönülden inanıyorum ki, Batman-Hasankeyf yolu, Hasankeyf’in turizm potansiyelini daha da parlatacak, Batman’ın sanayi ve enerji gücüne güç katacak, bölgemizin sosyo-ekonomik gelişimine ivme kazandıracaktır. Tekrardan hayırlı uğurlu olsun" ifadelerini kullandı.


Batman’ın havayolu ve demiryolu gibi diğer ulaşım türlerinde de gelişmesi için önemli yatırımlar gerçekleştirdiklerini hatırlatan Uraloğlu, "Tüm demiryolu ağını komple yeniledik. Sinan-Batman arası 6,5 kilometrelik demiryolu deplasmanını tamamladık. 372 kilometrelik Yolçatı - Diyarbakır - Kurtalan, Diyarbakır - Mazıdağ hattını elektrikli ve sinyalli hale getirmek için çalışmalara başladık. Fizibilite etüdü çalışmalarını tamamladıktan sonra ihale çalışmalarına başlayacağız. Batman Havalimanı yolcu kapasitesini 2 milyona çıkardık. 2008 yılında yaklaşık 9 bin olan yolcu trafiği, 2024 yılında 640 bine ulaştı. Bugün 3 ayrı havayolu şirketiyle İstanbul Havalimanı, Sabiha Gökçen ve Esenboğa’ya haftalık karşılıklı 70 uçuş operasyonu gerçekleşiyor. Batman’ın gelişimi, bölgemizin kalkınması ve Türkiye Yüzyılı hedeflerimize ulaşmak için her türlü gayreti ve kararlılığı göstermeye devam edeceğiz. Batman-Hasankeyf Yolu’nun, ilimizi daha yaşanabilir kılacağına, ekonomimize ve turizmimize bereket katacağına yürekten inanıyorum. Bu vesileyle, yolun yapımında emeği geçen Karayolları Genel Müdürlüğü’müzün değerli çalışanlarından yüklenici firma ekiplerine kadar herkese teşekkürlerimi sunuyor, başarılarının devamını diliyorum. Batman-Hasankeyf Yolu’nun, bölgemiz başta olmak üzere ülkemize ve milletimize hayırlı uğurlu olmasını temenni ediyorum" şeklinde konuştu.



Bakan Uraloğlu, Batman-Hasankeyf kara yolunu açtı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Trabzon Kanserle savaşmıyor ’misafir’ gibi karşılıyor Trabzon’da bir çocuk annesi Güzin Emral Yazıcı, kanser olduğunu öğrendiği andan bugüne geçen hastalık sürecini bir ’savaş’ değil bir ’misafir’ olarak kabul ederek tedavi sürecini herkese örnek olacak bir olgunlukla yaşıyor. Erzurum’da uzun yıllar yaşayan sağlık çalışanı Güzin Emral Yazıcı, memleketi Trabzon’a tayin olduktan sadece iki hafta sonra mide ağrısı şikayetiyle doktoruna başvurdu. İlk etapta mide kanseri teşhisi konulan Yazıcı’nın detaylı tetkikler sonucu iki taraflı meme kanseri olduğu ve hastalığın nadir görülen bir şekilde mide ile kemiklere metastaz yaptığı belirlendi. "Kanserle savaşmıyorum" diyerek hastalığı geçici bir misafir olarak gördüğünü belirten Yazıcı, sosyal medyada açtığı hesap üzerinden benzer durumdaki kadınlarla iletişim kurarak dayanışma ve moral desteğinin önemini vurguluyor. Ameliyata hazırlanırken... Trabzonlu 41 yaşındaki Güzin Emral Yazıcı, üniversite eğitimini Erzurum’da tamamladıktan sonra çalışma hayatına da aynı şehirde başladı. Uzun yıllar Erzurum’da görev yapan sağlık çalışanı Yazıcı, bir süre önce memleketine tayin talebinde bulundu. Atamasının gerçekleşmesiyle birlikte Trabzon’da görevine başlayan Yazıcı’nın hayatı ise göreve başladıktan iki hafta sonra yaşadığı sağlık sorunu ile bambaşka bir yön aldı. Mide ağrısı şikayetiyle hastaneye başvuran Yazıcı’ya ilk etapta mide kanseri teşhisi konuldu. Tedavi için Ankara’ya giden Yazıcı, Hacettepe Üniversitesi’nde ameliyata hazırlanırken yapılan ileri tetkiklerde kan değerlerindeki anormallik dikkat çekti. Mide kanserinin bu tabloyu açıklamaması üzerine ameliyat iptal edildi ve tanı süreci yeniden başlatıldı. Yaklaşık 20 gün süren detaylı incelemelerin ardından Yazıcı’nın aslında iki taraflı meme kanseri olduğu ve hastalığın nadir görülen bir şekilde mide ile kemiklere metastaz yaptığı belirlendi. Kan değerlerinin düşüklüğü nedeniyle kemoterapi uygulanamıyor Kan değerlerinin düşüklüğü nedeniyle kemoterapi uygulanamayan Yazıcı için akıllı ilaç tedavisi planlandı. Ankara’da bir onkolog eşliğinde başlatılan tedavinin ilk üç aylık kontrolünde gerileme tespit edildi. Altıncı ayını doldurmak üzere olan Yazıcı’nın tedavi sürecinin planlandığı şekilde devam ettiği, Nisan ayında yeniden kontrole gideceği öğrenildi. 15 yaşında bir kız çocuğu annesi olan Yazıcı, teşhis sürecinin psikolojik olarak yıpratıcı geçtiğini ancak hastalığa teslim olmadığını dile getirdi. "Kanserle savaşmıyorum" diyen Yazıcı, hastalığı bedeninde oluşan ancak geçici olduğuna inandığı bir misafir olarak gördüğünü ifade etti. Süreç boyunca sosyal medyada açtığı hesap üzerinden benzer hastalıkla mücadele eden kadınlarla iletişim kurduğunu belirten Yazıcı, dayanışmanın ve moral desteğinin tedavi sürecine olumlu katkı sağladığını vurguladı. Pozitif kalmanın önemine dikkat çeken Yazıcı, tamamen iyileşeceği güne odaklandığını kaydetti. "Çok şükür gerileme var; tamamen iyileşeceğim günü umutla bekliyorum" Trabzon’da mide kanseri teşhisi konulduğunu tedavi için gittiği Ankara’da ise meme kanseri teşhisi konulduğunu belirten Güzin Emral Yazıcı, "Erzurum’da yaşarken bir anda memleketime tayin isteme kararı aldım. Tayinim çıktı ve Trabzon’a geldim. Ancak görev yerimde yalnızca iki hafta çalışabildim. İkinci haftanın sonunda mide kanseri teşhisi aldım. Bu haberi almak büyük bir şoktu. Kanser kelimesini duyduğunuz an, sanki doktor size doğrudan öleceksin demiş gibi hissediyorsunuz. Tedavi için Ankara’ya gitmeye karar verdim. Apar topar Ankara’ya, Hacettepe Üniversitesi’ne gittik. Mide kanseri olmam imkansızdı. Midemde rahatsızlık hissetmiyordum. Sadece midem ağrıyordu. Orada yapılan tetkiklerde mide kanseri olduğu söylendi ve hemen ameliyatla midemin alınması planlandı. Kendimi psikolojik olarak ameliyata hazırladım. Ameliyat olacak ve iyileşecektim. Ancak ameliyat öncesi alınan kan örneklerinde ilikle ilgili bir bozukluk tespit edildi. Doktorlar, mide kanserinin bu şekilde kan değerlerini bozmayacağını belirterek ameliyatı iptal etti. Yeniden araştırmalar başladı. Yaklaşık 20 gün süren detaylı incelemelerin ardından aslında mide kanseri değil, meme kanseri olduğum ortaya çıktı. Meme kanseri midede metastaz yapmazmış, dünyada çok az görülen örnekleri varmış. Aslında akciğer, karaciğer ve kemiğe yayılım görüldüğünü ifade ettiler. Bende ise hem midede hem de kemikte metastazlarım oluşmuş. Çok zor teşhis aldım. İki taraflı meme kanseri teşhisi konuldu. Ankara’da bir onkologla tedavi sürecine başladık. Kan değerlerim çok bozuk olduğu için kemoterapi alamadım. Bunun yerine akıllı ilaç tedavisine başlandı. Tedaviye vücudum güzel yanıt veriyor. İlk üç aylık kontrolüm Ankara’da yapıldı. Şu anda altıncı ayın içindeyim ve Nisan ayında yeniden kontrole gideceğim. Çok şükür gerileme var. Tamamen iyileşeceğim günü umutla bekliyorum" dedi. "Kendimi bırakmıyorum, hastalığa teslim olmuyorum" "İlk duyduğumda dünyam başıma yıkıldı" Yazıcı, "Çok gencim hiçbir şey yaşamadım diye düşündüm. Teşhisi ilk öğrendiğimde aklıma hemen 15 yaşındaki kızım geldi. Bir kız çocuğu annesiyim. O an, sanki dünyadaki son günümü yaşıyormuşum gibi hissettim. Ama zamanla bunun böyle olmadığını anlıyorsunuz. Tedaviye yanıt aldıkça, vücudunuz karşılık verdikçe kendinizi daha iyi hissediyorsunuz. Şimdi sürece alıştım. Kendimi bırakmıyorum, hastalığa teslim olmuyorum. İyi olacağıma inanıyorum. Bu süreçte sosyal medyada bir sayfa açtım. Benim gibi olan kadınlarla iletişim kurmak, birbirimize destek olmak istedim. Çok güzel ve pozitif mesajlar alıyorum. İnsanlar kendi hikayelerini paylaşıyor. Bu süreç psikolojik olarak yıpratıcı. İnsanlarla dertleşmek, birbirimize moral vermek bana güç veriyor. Kimseyle kendimi kıyaslamıyorum. Kanser kıyaslanacak bir hastalık değil. Herkesin süreci ve tedavisi kendine özgü. Ancak birlik olmanın, birbirimize moral vermenin çok önemli olduğuna inanıyorum. Kanser kelimesi korkutucu ama değil. Korkmuyorum" şeklinde konuştu. "Kanserle savaşmıyorum" Kanserle savaşmadığını onu kabul ettiğini kaydeden Yazıcı, "Hastalığı ilk öğrendiğimde herkesi kendim aradım. Merhaba, nasılsın cümleleri ile başladım sonrasında ‘biliyor musun, ben kanser oldum’ dedim. Sanki grip oldum der gibi söyledim. Bir kuzenim var, kişisel gelişim uzmanı. Onu aradığımda önce inanmakta zorlandı. Ne yapacağım diye sordum. Bana, ‘Kendini bununla yorma, bununla savaşma’ dedi. Bu cümle bana çok iyi geldi. Çünkü bu hastalık benim bedenimde oluştu. Onunla savaşmıyorum, onu kabul ettim. Ama zamanı geldiğinde geldiği gibi geri püskürteceğim. O benim bir parçam değil, sadece geçici bir misafir. Genç ya da yaşlı, birçok insan bu hastalıkla mücadele ediyor. Zor bir hastalık. Hem psikolojik hem maddi olarak zor bir süreç. Ancak eve kapanıp sürekli ah, vah demenin kimseye faydası yok. Pozitif kalmanın çok önemli olduğuna inanıyorum. Ben, bu hastalığın psikolojik etkenlerle de bağlantılı olabileceğini düşünüyorum. Bu zamana kadar gamlı yaşadıysak bugünden sonra kendimizi daha iyi yaşamaya adapte edelim. Dolaşalım, nefes alalım, bugüne şükredelim. İnanıyorum ki yeneceğiz. Herkes yenme umuduyla yaşasın. Ben böyle yaşıyorum ve kendimi iyi hissediyorum. Onu yeneceğime yürekten inanıyorum" ifadelerini kullandı. Öte yandan Güzin Emral Yazıcı’nın bu süreçte en büyük destekçisi eşi Fatih Yazıcı olurken, eşinin tedavi süreciyle yakından ilgileniyor.
Manisa Köse: "Kadınların güçlü olduğu toplumlar daha aydınlık yarınlara yürür" Düşünce Rotası Derneği Genel Başkanı Fatih Köse, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada "Kadınların güçlü olduğu toplumlar daha aydınlık yarınlara yürür" diyerek kadınların toplumdaki önemine dikkat çekti. Kadınların hayatın her alanında emekleri, fedakarlıkları ve başarılarıyla topluma yön verdiğini belirten Köse, güçlü ve sağlıklı bir toplumun ancak kadınların hak ettiği değeri görmesiyle mümkün olacağını ifade etti. Kadınların aileden eğitime, ekonomiden sosyal yaşama kadar her alanda önemli sorumluluklar üstlendiğini vurgulayan Köse, "Kadınlarımız toplumun temel taşı, aile yapısının en güçlü dayanağıdır. Onların emeği, sabrı ve fedakarlığı sayesinde toplumlarımız ayakta durmakta ve geleceğe umutla bakabilmektedir." dedi. Kadınların sadece bir gün değil yılın her günü hatırlanması ve desteklenmesi gerektiğini belirten Köse, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: "8 Mart Dünya Kadınlar Günü, kadınların toplumsal hayattaki yerini hatırlamak, onların emeklerine saygı göstermek ve karşılaştıkları sorunlara dikkat çekmek açısından önemli bir gündür. Kadınların eğitimde, çalışma hayatında, sosyal ve kültürel alanlarda daha fazla yer alması, toplumların gelişmişlik seviyesini de doğrudan etkilemektedir." Kadınlara yönelik şiddetin kabul edilemez olduğunu da dile getiren Köse, kadınların huzur, güven ve eşit fırsatlar içinde yaşayabildiği bir toplumun herkes için daha güçlü bir gelecek anlamına geldiğini ifade etti. Köse, mesajının sonunda tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutlayarak, sağlık, huzur ve başarı dolu bir yaşam temennisinde bulundu.