EĞİTİM - 25 Ekim 2025 Cumartesi 08:13

Bayburt Üniversitesi 2027-2031 stratejik planına yön verecek çalıştay gerçekleştirildi

A
A
A
Bayburt Üniversitesi 2027-2031 stratejik planına yön verecek çalıştay gerçekleştirildi

Bayburt Üniversitesi, 2027-2031 stratejik planı hazırlıkları kapsamında Rektör Yardımcısı Prof. DR. Ümmügülsüm Erdoğan’ın başkanlığında geniş katılımlı bir çalıştay gerçekleştirdi. Üniversitenin geleceğine yön verecek temel stratejik hedeflerin belirlendiği çalıştayda, katılımcılar misyon, vizyon, temel değerler ve farklılaşma stratejileri başlıklarında fikir alışverişinde bulundu.


Bayburt Üniversitesi Strateji Dairesi Başkanlığı ve Kalite Koordinatörlüğü’nün ortak koordinasyonunda düzenlenen çalıştayda, üniversite içinden ve dışından geniş bir paydaş katılımı sağlandı. Katılımcılar, beş ayrı çalışma grubuna ayrılarak üniversitenin geleceğini şekillendirecek stratejik alanlar üzerinde yoğunlaştı. Bu gruplar; Eğitim ve Öğretim Grubu, Araştırma-Geliştirme ve Yenilik Grubu, Toplumsal Katkı ve Paydaş İlişkileri Grubu, Kurumsal Kapasite ve Yönetim Süreçleri Grubu ile Uluslararasılaşma ve Tanıtım Grubu başlıklarında faaliyet gösterdi. Her grup, kendi alanına ilişkin güçlü ve gelişime açık yönleri belirleyerek üniversitenin 2027-2031 dönemine yönelik stratejik hedeflerine katkı sunacak öneriler geliştirdi.


Katılımcılar, Bayburt Üniversitesi’nin varoluş nedenini, kimlere hizmet sunduğunu, hangi ihtiyaçları karşıladığını ve hizmetlerini nasıl sunduğunu ele alarak kurumun misyonuna ilişkin temel unsurları tartıştı. Üniversitenin "niçin" var olduğu sorusuna yanıt arayan paydaşlar, Bayburt Üniversitesi’nin bilgi üretimi, nitelikli insan yetiştirme ve topluma hizmet misyonuyla bölgesel ve ulusal ölçekte sürdürülebilir kalkınmaya katkı sunma hedefini öne çıkardı.


Vizyon tartışmalarında ise "çevremizle birlikte başarıyı elde etmek için toplumsal düzeyde hangi sonuçlara ulaşmak istiyoruz?" sorusu etrafında toplumsal katkı perspektifi değerlendirildi. Katılımcılar, üniversitenin çevresiyle etkileşim içinde gelişen, yenilikçi, üretken ve sosyal sorumluluk bilinci yüksek bir kurum kimliğine kavuşması gerektiği konusunda görüş birliğine vardı. Yükseköğretim kurumları düzeyinde neyin başarılmak istendiği sorusuna odaklanan tartışmalarda ise akademik mükemmeliyet, araştırma kapasitesinin güçlendirilmesi ve kalite odaklı eğitim anlayışının ön plana çıkarılması gerektiği vurgulandı.


"Başarılı üniversitelerin öncelikleri nelerdir ve bu üniversiteler gelecekte nereye odaklanacaklar?" sorusuna yanıt arayan gruplar, dijital dönüşüm, uluslararasılaşma, yenilikçi öğrenme yöntemleri ve sürdürülebilirlik konularının geleceğin üniversiteleri için belirleyici olacağını ifade etti. Paydaş düzeyinde neyin başarılmak istendiği üzerine yapılan değerlendirmelerde, üniversite ile kamu, sanayi, sivil toplum ve yerel yönetimler arasındaki iş birliğinin güçlendirilmesi gerektiği belirtildi. Kurumsal düzeyde ise Bayburt Üniversitesi’nin çağın gerekliliklerine uyum sağlayan, yenilikçi, erişilebilir ve değer üreten bir yükseköğretim kurumu olma hedefi ön plana çıktı.


Çalıştay sonunda elde edilen tüm görüş ve öneriler, Bayburt Üniversitesi’nin 2027-2031 Stratejik Planı’nın şekillenmesinde temel veri kaynağı olarak değerlendirilecek. Bayburt Üniversitesi yönetimi, paydaş katılımıyla yürütülen bu sürecin, üniversitenin eğitim, araştırma ve toplumsal katkı alanlarında sürdürülebilir gelişme hedeflerine ulaşmasına önemli katkılar sağlayacağını vurguladı.


Çalıştaya kamu kurumları, yerel yönetimler ve sivil toplum kuruluşlarından geniş bir dış paydaş katılımı sağlandı. İl Emniyet Müdürlüğü, Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü, İl Milli Eğitim Müdürlüğü, Aydıntepe ve Demirözü Belediyeleri, İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, Sanayi ve Teknoloji İl Müdürlüğü, KUDAKA, Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü, İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, İl Müftülüğü ile Denetimli Serbestlik ve Yardım Merkezi temsilcileri, akademisyenler, öğrenciler ve diğer dış paydaşlar çalıştayda aktif rol aldı.



Bayburt Üniversitesi 2027-2031 stratejik planına yön verecek çalıştay gerçekleştirildi

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Samsun "Ramazan’da 3 öğün beslenilmeli" Diyetisyen Tuba Yıldırım, Ramazan’da doğru beslenme hakkında bilgilendirmelerde bulunarak, "Ramazan’da öğünlerinizi genel olarak iftar, ara öğün ve sahur şeklinde düzenleyebilirsiniz. Böylece gün içinde almanız gereken besin ögelerini üç öğüne bölmüş ve dengeli beslenmiş olursunuz" dedi. Ramazan ayında uzun saatler aç ve susuz kaldığımız ve beslenme düzenimizin oldukça değiştiği için bu dönemde dengeli beslenmenin büyük önem taşıdığını belirten Liv Sağlıklı Yaşam Merkezi Beslenme ve Diyet Kliniği’nden Diyetisyen Tuba Yıldırım, "Ramazan’da öğünlerinizi genel olarak sahur, iftar ve ara öğün şeklinde düzenleyebilirsiniz. Böylece gün içinde almanız gereken besin ögelerini üç öğüne bölmüş ve dengeli beslenmiş olursunuz" diye konuştu. Sağlıklı beslenmenin hayatın her döneminde önemli bir yere sahip olduğunu söyleyen Dyt. Yıldırım, "Ramazan ayı uzun saatler aç ve susuz kaldığımız, beslenme düzenimiz oldukça değiştiği için bu dönemde dengeli beslenme büyük önem taşıyor. Normal günlerde, herhangi bir öğünde eksik aldığımız bir besin ögesini gün içinde ara öğünlerde veya diğer ana öğünlerde tamamlama fırsatımız oluyor. Ancak Ramazan ayında öğün sayımız sınırlanıyor. Dengeli beslenme her zaman çok önemli ama özellikle Ramazan ayında daha enerjik ve sağlıklı olabilmek için düzenli ve dengeli beslenme gereklidir" diye konuştu. Dyt. Yıldırım, Ramazan’da doğru beslenme önerilerini şöyle sıraladı: "Ramazan’da öğünlerinizi genel olarak sahur, iftar ve ara öğün şeklinde düzenleyebilirsiniz. Böylece gün içinde almanız gereken besin ögelerini üç öğüne bölmüş ve dengeli beslenmiş olursunuz. Sahur yapma alışkanlığı sayesinde hem açlık süreniz azalır hem de metabolizma hızınızı korumuş olursunuz. Sahurda yumurta, ceviz, peynir, avokado ve mevsim söğüşlerini içeren hafif bir kahvaltı veya yoğurt, yulaf, taze meyve, çiğ kuruyemişlerden hazırlanan sağlıklı bir kase tercih edebilirsiniz. İftar öğünü de en az sahur kadar önemlidir. Orucu bir hurma ve su ile açtıktan sonra çorba ve renkli bir salata ile devam edip, sonrasında ana yemeğe geçebilirsiniz. İftarda uzun açlık döneminden sonra midenizi hızlı bir şekilde doldurmak ani tansiyon ve şeker yükselmelerine, mide barsak rahatsızlıklarına sebep olduğu için iftardan sahura kadar öğün sayısını artırıp, aralıklarla beslenmeye özen gösteriniz. Tatlı seçiminizi iftardan hemen sonra yapmak yerine bir iki saat sonra ara öğün şeklinde hafif sütlü tatlılardan tercih etmek sağlıklı olacaktır. İftardan sonra tatlı isteklerinde kahve ve hurma ikilisi kan şekerini dengelemeye ve tatlı yeme ihtiyacını azaltmaya yardımcı olacaktır. Ramazan’da hareketsizlik, bağırsak hareketlerinin yavaşlamasına neden olabilir. İftardan sonra bir saatlik yürüyüşler yapmak sindirimi kolaylaştırır. İftardan sahura kadar ortalama en az iki litre su içmelisiniz. Bir şişe soda ve bir bardak bitki çayı da sindirim sisteminize iyi gelecektir."
Uşak Uşak’ın yeni Valisi Serdar Kartal görevine başladı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla Resmi Gazete’de yayımlanan kararname ile İçişleri Bakanlığı Destek Hizmetleri Dairesi Başkanlığından Uşak Valiliğine atanan Serdar Kartal görevine başladı. Uşak Valiliğine atanan Serdar Kartal için valilik binasında karşılama töreni düzenlendi. Tören mangasını selamlayan Kartal, vali yardımcıları ve kurum müdürleriyle tanıştıktan sonra Valilik binasına geçti. Burada açıklamalarda bulunan Vali Kartal; "Göreve başlarken, böylesine derin bir kültüre, güçlü bir birlik ruhuna ve yükselen bir kalkınma dinamizmine sahip Uşak ilinde hizmet edecek olmanın ağır fakat onurlu sorumluluğunu yüreğimde hissettiğimi belirtmek istiyorum. Bu birikimi koruyarak ve daha da ileriye taşıyarak, sanayisiyle üreten, tarımıyla bereketlenen, gençleriyle güçlenen ve her bir hemşehrisini kucaklayan bir Uşak hedefiyle kararlılıkla yol alacağız." dedi. Kartal sözlerine şöyle devam etti; "Uşak’ın huzurunu, refahını ve geleceğini daha da güçlendirmek için var gücümüzle çalışacağız. Sizlerin talep ve önerileri bizler için yol gösterici olacaktır. Yüce Allah’ın inayeti, dualarınız ve bu birliktelik ruhuyla Uşak’ı her alanda daha ileriye taşıyacağımıza inancımız tamdır. Bizler için devlette makamlar gelip geçicidir, kalıcı olan ise aziz milletimize hizmet etmektir. Bu bilinçle Uşak’ımızın her ilçesini, her köyünü, her mahallesini ve her bir vatandaşını kapsayan, adaletli, şeffaf ve çözüm odaklı bir yönetim anlayışını hakim kılmayı esas alacağız. Kapısı da gönlü de herkese açık bir idare anlayışıyla, devletimizin şefkatini, güler yüzünü ve güven veren varlığını hayatın her alanında hissettirmeyi temel vazifemiz olarak görüyoruz." dedi. Açıklama sonrası Vali Kartal, makamında il protokolü ile bir toplantı gerçekleştirdi.
Antalya Rus sahipleri, kaybolan köpeklerini sokak sokak arıyor: Canlı bulana 100 bin, ölü bulana 10 bin ödül Antalya 4 yıldır yaşayan iki Rus aile, 10 Ocak’ta Kemer’de kaybolan köpekleri yüzünden adeta perişan oldu. Kemer’de bir gezi esnasında Rubi ve Boris adlı köpeklerini kaybeden aileler, köpeklerini sağ bulana 100 bin, ölüsünü bulana ise 10 bin TL ödül verecek. Rusya-Ukrayna savaşı sebebiyle 4 yıl önce Türkiye’ye gelerek Antalya’nın Döşemealtı ilçesine yerleşen İvakina çifti, köpekleri Rubi ve arkadaşlarının köpekleri Boris’i yanlarına alarak 8 kişilik bir kafile halinde Kemer’in Tekirova ilçesinde Tahtalı Dağı eteklerinde gezmeye çıktı. Otomobilleriyle Tahtalı Teleferik yoluna giren kafile, Galina İvakina’nın rahatsızlanması üzerine durakladı. Grup araçlarından inince köpekler de ormanlık alanda oynamaya başladı. Köpeklerin kavga sesi geldi Galina İvakina’yı yürüterek kendine gelmesine çalışan grup, o sırada orman içinde bulunan Boris ve Robi’nin bulunduğu bölgeden köpeklerin kavga sesini duydu. O noktaya doğru ilerleyen grubun karşısına büyük bir Kangal köpeği çıkınca, yanlarında çocuklar da bulunan kafile köpeğin saldırması üzerine uzaklaşmak zorunda kaldı. Robi’nin takip cihazı bulundu, Boris’ten haber yok Bütün güçlüklere rağmen köpeklerini aramaktan vazgeçmeyen aileler, kaybolduktan 9 gün sonra Robi’nin tasmasındaki takip cihazını çobanların çöp döktüğü yerin yanında buldu. Vladislav İvakin, durumu çobanlara sorduğunda "Biz görmedik" cevabını aldığını öne sürdü. Kayıp köpek sahiplerinin ısrarlı aramalarından birine katıldığını söyleyen arkadaşları Zülfiye Aslan da aileyle birlikte köpekleri bulmak için gittiklerinde bir çobanın yanlarına gelerek "Burada duramazsınız, burası özel mülk, jandarma gelecek" dediğini, kendisinin "Siz mi çağırdınız" sorusu üzerine "Hayır, Teleferik’ten aradılar" cevabını verdiğini ancak kendilerinin Teleferik istasyonundaki kişilere bunu sorduklarında "Biz hiçbir şey bilmiyoruz, bize ne? Biz niye arayalım ki" cevabını aldıklarını belirtti. Binlerce el ilanı bastırdılar Kayıp köpeklerini aramaktan vazgeçmeyen sahipleri, bastırdıkları binlerce el ilanında köpekleri sağ bulana 100 bin TL, ölüsünü bulana 10 bin lira ödül koyarak ve her gün gidip ortalama 200 kilometre yol katederek köpeklerini bulma umutlarını diri tutmaya çalışıyor.