ÇEVRE - 27 Kasım 2021 Cumartesi 23:13

Dursun Fakih’ın türbesinin bulunduğu köyün sakinlerinden çimento fabrikası tepkisi

A
A
A
Dursun Fakih’ın türbesinin bulunduğu köyün sakinlerinden çimento fabrikası tepkisi

Osmanlı Devleti’nin ilk kadısı olarak bilinen Dursun Fakih’in türbesinin bulunduğu Bilecik’in Küre köyüne yapılması planlanan çimento fabrikasına köy sakinleri karşı çıkıyor.

Osmanlı Devleti’nin ilk kadısı olarak bilinen Dursun Fakih’in türbesinin bulunduğu Bilecik’in Küre köyüne yapılması planlanan çimento fabrikasına köy sakinleri karşı çıkıyor.


Bir maden şirketi tarafından Osmanlı Devleti’nin ilk kadısı, imam-hatibi unvanını taşıyan kişi olan Dursun Fakih’in türbesinin bulunduğu Küre Köyü merkez mevkii içerisine kurulması planlanan ve proje bedeli 1 milyar 544 milyon 750 bin TL olan entegre çimento fabrikasına köy sakinleri karşı çıktı.



"Günde 140 ton kömür yakılacak bir fabrika"


Köy gelerek muhtardan bilgi alan Memleket Partisi Milletvekilleri Mehmet Ali Çelebi, Özcan Özel ve Hüseyin Avni Aksoy, köylülerin sorunlarını dinledi. Açıklama yapan Çelebi, "Bilecik’te Küre köyü bölgesinde yapılmaya çalışılan bölgenin 3’üncü çimento fabrikasıyla ilgili yerinde incelemelerde bulunduk. Muhtarımız yanımızda bu fabrikanın öncelikli olarak bu arazilere vereceği zarar, bölgede yetişen kiraza verdiği zararı yanımdaki üreticimiz bize anlattı. Sadece kireç üretimi denemesinde bile tarlanın yarısı ürün vermemiş, ağaçlar kurumuş. İkinci husus doğaya ve çevreye vereceği zarar. Günde 140 ton kömür yakılarak yapılacak bir faaliyette burada hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağı, doğa ve çevrenin insan sağlığının zarara uğrayacağını değerlendiriyoruz. 2 Aralık’ta ÇED toplantısı yapılacak. İl başkanımız burada, halkın yanında olacak. Bizde haftaya bu konuyu mecliste gündeme getireceğiz. Bu işin takipçisiyiz. Buna asla müsaade etmeyeceğiz. Halk sağlığının doğanın yanındayız" dedi.



“Çimento fabrikası kurulacak alan sulu tarım yaptığımız yere 700 metre uzaklıkta"


Köy Muhtarı İbrahim Gögercin ise, köylülerin bu fabrikaya karşı çıktığı söyleyerek, "Çimento fabrikası kurulacak alan sulu tarım yaptığımız yere 700 metre uzaklıkta. Köyümüzün tek sulu tarım yapabildiği bölge. Bu bölge giderse Küre köyü de gider" dedi.



"Kireç ocağından sonra üretim yarı yarıya düştü"


Köyde kiraz üretici Hasan Hüseyin Güçüş, köy bulunan kireç ocağı nedeniyle üretimin yarı yarı düştüğünü çimento fabrikasının kurulmasıyla köyde üretimin biteceği iddia ederek, "Benim burada kirazım var 10 dönüm. En güzel kirazı buradan satıyordum, yarıya indi. Yani hep kurudu ağaçlarım. İsterseniz gidip görebilirsiniz. Bu yıl kireç üretti, kireci üretince ağaçlar hep kireç oldu, ağaçlar hava alamadı, solunum yapamayınca ne olacak öldü ağaçlar. Kestim hep yerine ceviz diktim. Baktım yaşamıyor ağaç kiraz toplayamaz oldum. Ben istemiyorum yani biz vatandaş olarak istemiyoruz bize zararı olduğu için. Zararı olmasa bizim için hiç fark etmez ama bizim ağaçlarımız hep kuruyor. Bastığımız yer toz bildiğin. Ağacı budarken budayamıyorum tozdan" dedi.


Öte yandan Küre köyünün killi ve kireçli toprak yapısına sahip olası nedeniyle uzun yıllardır üzüm üretimi yapılıyor.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara TESK Genel Başkanı Palandöken: “Evliliklerin 500 milyar liralık ekonomi oluşturması bekleniyor” Bu yıl havaların erken ısınmasıyla birlikte düğün sezonunun da açılmaya başladığını söyleyen Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken, "Havaların erken ısınmasıyla birlikte fotoğrafçı, kuaför, berber, gelinlikçi, çiçekçi, pastacı, çeyizci gibi onlarca farklı sektörde esnafımız düğün sezonuna hazır. Bu yıl yapılacak düğünlerle birlikte evliliklerin 500 milyar TL’lik ekonomi oluşturması bekleniyor” dedi. TESK Genel Başkanı Bendevi Palandöken düğün sezonunun başlamasıyla birlikte evliliklerin ekonomiye olan yansımasını değerlendirdi. Piyasanın canlanmak için düğün sezonunu beklediğini belirten Palandöken, ortalama düşün yapmanın maliyetini anlattı. Beyaz eşyadan oturma grubuna, düğün salonundan ziynet eşyalarına kadar yapılan harcamaların 500 bin liradan başladığını kaydeden Palandöken, "Döviz kurlarındaki artış ve yüksek enflasyona bağlı olarak tüm ürün ve hizmetlerde çok ciddi fiyat artışları var. Düğünlerin vazgeçilmezi altının fiyatı son 1 yılda yüzde 100’e yakın arttı. Eskiden gelin damada gelen altınlar düğün maliyetini önemli ölçüde karşılardı şimdi o da hayal oldu. Öte yandan düğün salonu kiralarındaki astronomik artış, beyaz eşya ve elektronik eşyalardaki fiyat artışları hesaba katıldığında gençlerimiz işsizlik ve ekonomik nedenler yüzünden evliliği geciktirebiliyor. Devletimiz gençleri evliliğe teşvik etmek için elinden geleni yapıyor. Birtakım teşvik ve destekler var ancak tüm çiftler için sıfır faizli destek kredilerinden yararlanma imkanlarının sağlanması çok önemli. Bu hem çiftlerin düğün masraflarına katkı hem de kuracakları yuvalarla ekonomiye katkıları bakımından çok önemli olacak” diye konuştu. “Geçtiğimiz yıl düğünler piyasaya 300 milyar lira katkı sağladı” Gençlerin dünya evine girmesi ve piyasaların canlanmasında düğünlerin önemli bir yeri olduğuna değinen Palandöken, “Geçtiğimiz yılın TÜİK verilerine göre düğün sektörü piyasaya 300 milyar TL’lik ekonomik katkı sağladı. İğneden ipliğe yapılan düğün alışverişleri ise emlakçıdan taksiciye, matbaacıdan organizasyoncuya kadar çok sayıda sektöre doğrudan kazanç kapısı oluyor. Bu yıl dünya evine girecek gençlerimizin mağdur olmaması için firmalar elini taşın altına koyarak yeni evlenecek çiftlere özel kampanya ve indirimler yapmalı. Öte yandan bu düğün sezonunda alışveriş yapacak vatandaşlarımız güven, memnuniyet, garanti ve kayıt dışılığı önlemek adına bir sıkıntı yaşamamak için bildiği ve güvendiği esnafı tercih etmeli” şeklinde konuştu.
Bursa Tarihi Gölyazı’da 100 yıllık balık mezadı Nilüfer ilçesine bağlı Gölyazı köyünde yapılan balık mezadı 100 yıldır aynı yerde düzenleniyor. Uluabat Gölü’nde yakalanan balıklar mezatta en çok parayı verenin oluyor. Bursa’nın Nilüfer ilçesine bağlı Gölyazı köyünde her sabah 12.00’de başlayan balık mezadında renkli görüntüler yaşanıyor. Uluabat Gölü’nde balıkçıların tuttuğu taze balıklar 100 yıldır aynı yere dökülerek açık artırmada satılıyor. Yakalanan balıklar sırasıyla yere dökülerek mezatta satışa sunuluyor. Herkesin katılabildiği açık artırmada en yüksek fiyatı veren balıkların sahibi oluyor. Tüccarlar yeni yakalanan balıkları almak için birbirleriyle yarışıyor. Keyifli anların yaşandığı açık artırma her gün aynı saatinde tekrarlanıyor. Her vatandaşın tuttuğu balığı kooperatifin müzayedesinden geçirmesi söyleyen Kooperatif üyesi Hüseyin Aydın, "Su Ürünleri Kooperatifi 1966 yılında kuruldu. 1986 yılına kadar kerevit vardı. Hastalıklar geldi kerevitler öldü. Kerevitler ölünce hepimiz balığa yöneldik. Her vatandaş tutmuş olduğu balığı kooperatifin müzayedesinden geçirmek zorunda. Rüzgar olduğu zaman balıkçılar avlanamıyor. Şu anda sazan balığı yasak diğer balıklar serbest. Günde bazen 1 ton, bazen ise 100 kilo çıkıyor. Balık piyasası da aynı olmaz. Az olduğu zaman daha pahalı, bol olduğu zaman biraz daha uygun olur. Böyle bir düzenimiz var. Müzayede dedelerimizden kalma. Daha önceden kooperatif yoktu balıklar muhtarlık nezdinde satılıyordu. Muhtarlığa rüsum kesiliyordu geri kalanı balıkçıya veriliyor” dedi. Bu sene balık fiyatlarının yüksek olduğunu belirten Hasan Dikmeoğlu, “Doğduğumdan beri balıkçıyım. Şimdi de esnaflık yapıyorum. Balığı köyde ve pazarda satıyorum. Turna, sazan, İsrail balığı ve arada yayın balığı çıkıyor. Uluabat Gölü’nde çok güzel balıklarımız var. Turnalar bu yıl ortalama 200 TL’den satılıyor” şeklinde konuştu.