GÜNDEM - 24 Nisan 2026 Cuma 09:41

Bilecik’te ‘Ebeler Haftası’ kapsamında buluşma

A
A
A
Bilecik’te ‘Ebeler Haftası’ kapsamında buluşma

Bilecik’te ‘Ebeler Haftası’ kapsamında ebelerle buluşma gerçekleştirildi.


Bilecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde ‘Ebeler Haftası’ dolayısıyla program düzenlendi. Hastane Başhekimi Dr. Öğr. Üyesi Erhan Arıkan, kurumda görev yapan ebelerle bir araya geldi. Programda ebelerin sağlık sistemindeki önemine, anne ve bebek sağlığının korunmasında üstlendikleri rolün büyük olduğu ifade edildi.


Başhekim Dr. Öğr. Üyesi Erhan Arıkan "Özverili çalışmalarıyla anne ve bebek sağlığına büyük katkı sunan tüm ebelerimizin haftasını kutluyorum. Sağlık sistemimizin vazgeçilmez bir parçası olan ebelerimize emekleri için teşekkür ediyorum" dedi.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kocaeli Sosyal medyadaki "paket egzersizlerin" faturası ağır olabilir Sosyal medyadaki şaşırtıcı "öncesi-sonrası" fotoğrafları ve fenomenlerin önerdiği ağır antrenmanlar ciddi sakatlıklara yol açabiliyor. İnternette satılan veya paylaşılan paket egzersiz programlarının herkes için uygun olamayacağını vurgulayan Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. Ulaş Serarslan, "Herkese uyan bir egzersiz yoktur. Mutlaka işi bir bilenden, uzmandan akıl alarak spora başlamak gerekiyor" diyerek sağlıklı yaşam için doğru bilinen yanlışlara dikkati çekti. Sağlıklı yaşam için yapılan sporun, yanlış teknikler ve bilinçsiz yüklenme nedeniyle sakatlığa dönüştüğünü belirten uzmanlar, özellikle ısınmadan başlanan egzersizler ile kişiye uygun olmayan antrenman programlarının kas, bağ ve eklem yaralanmalarını artırdığına dikkat çekiyor. VM Medical Park Kocaeli Hastanesinden Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. Ulaş Serarslan, günümüzde birçok kişinin sporu bilimsel kurallardan uzak, kulaktan dolma bilgilerle yaptığını söyledi. Serarslan, sporun kişiye özel planlanması gerektiğini, yaş, cinsiyet, kas gücü, eklem sağlığı ve aerobik kapasite dikkate alınmadan yapılan egzersizlerin ciddi sakatlıklara yol açabileceğini belirtti. Özellikle ısınmadan başlanan antrenmanlar, yanlış yüklenme ve yetersiz dinlenmenin sağlıklı olmak için yapılan sporu, tam tersine sağlık sorununa dönüştürebildiğini kaydetti. "Sporun ilk ve birinci kuralı ısınma" Spora başlamadan önce uygun ısınma ve esneme egzersizlerinin mutlaka yapılması gerektiğini belirten Serarslan, "Maalesef sporda yapılan en büyük hatalardan biri, hatta en önemlisi uygun ısınma ve esneme egzersizlerini yapmadan spora başlamak. Eğer bu kurala riayet etmeden egzersize başlarsak zaten gergin olan kaslarımız spor sırasında daha da zorlanıyor ve çok daha fazla hasar görme ihtimaline maruz kalıyor. Bu yüzden sporun ilk ve birinci kuralı, başlamadan önce uygun ısınma egzersizlerini belirli bir süre yapmak, daha sonra sportif faaliyetlere geçmektir. Vücudu spora başlamadan önce birdenbire zorlamamamız lazım. Önce hafif hareketlerle, yavaş egzersizlerle başlayarak, yüksek ağırlıkların altına girmeden, ani zorlayıcı hareketler yapmadan sadece vücudu ısıtmaya yönelik hafif egzersizlerle başlanmalı. Kasların esnekliğini kazandığını hissettikten sonra daha ağır egzersizlere geçmek gerekiyor. Aksi halde kaslar ve eklemler çok daha kolay şekilde sakatlanabiliyor" dedi. "Kaslar özellikle dinlenirken ve dinlenme halinde gelişir" "Yanlış antrenman" kavramının yalnızca hareketlerin hatalı yapılmasından ibaret olmadığını söyleyen Serarslan, "Yanlış antrenman derken sadece teknik yanlıştan söz etmemiz mümkün değil. Sağlıklı spor, birçok faktörün bir araya gelmesiyle yapılan bir şey. Antrenmanın süresi, yoğunluğu, güç egzersizlerinde kaldırılan ağırlıklar, bunların hepsini tedrici olarak artırmak gerekiyor. Düşük yoğunluktan başlayıp haftalar içerisinde yavaş yavaş artırarak güç kazandıkça zorlamayı artırmak gerekir. Bu kurallardan bir tanesini bile atlamak, o egzersizin yanlış yapıldığı anlamına gelebilir. Doğru bilinen yanlışlardan bir tanesi, ne kadar yoğun egzersiz yaparsak kaslarımızın o kadar gelişeceği yönündedir ama bu yanlış. Kaslar özellikle dinlenirken ve dinlenme halinde gelişir. Her egzersiz sırasında kaslarımızda ödem, mikro yırtıklar ve laktik asit birikimi gibi bazı fizyolojik değişiklikler oluyor. Eğer biz vücuda ve kaslara bu dinlenme fırsatını tanımazsak, daha çok hasar oluşur ve tam tersine beklediğimiz faydayı değil zararlı etkileri görmüş oluruz" diye konuştu. "Her gün antrenman yapmak genelde çok uygun bir yaklaşım değil" Özellikle profesyonel olmayan bireylerde her gün spor yapmanın doğru bir yaklaşım olmayabileceğini kaydeden Serarslan, ağır geçen antrenmandan sonra en az 24 saat dinlenilmesi gerektiğine dikkati çekti. Op. Dr. Ulaş Serarslan, "Eğer profesyonel sporcu değilseniz, sporu sadece sağlık ve hobi amaçlı yapıyorsanız her gün antrenman yapmak genelde çok uygun bir yaklaşım değil. Biz haftada iki ya da üç gün antrenmanı öneriyoruz. İnsanlar bazen ne kadar fazla yaparlarsa o kadar iyi sonuç alacaklarını düşünüyor ama vücudun toparlanması için yeterli süre tanınmazsa sakatlık kaçınılmaz hale geliyor" şeklinde konuştu. "Sosyal medya sağlıklı spor için bazen tuzak olabiliyor" İnternet ve sosyal medyada görülen her egzersiz programının doğru kabul edilmemesi gerektiğine de dikkati çeken Serarslan, şöyle devam etti: "En büyük yanlışlarımızdan biri de sosyal medyada veya internette gördüğümüz şeyleri doğru olarak kabul edip hemen uygulamaya geçmek. Halbuki sosyal medya sağlıklı spor için bazen tuzak olabiliyor. Orada gördüğümüz ağır antrenmanlar, öncesi-sonrası paylaşımları ya da paket programlar bizi yanıltabiliyor. Bir kişi için uygun olan program sizin için uygun olmayabilir. Bu yüzden gördüğümüz her şeyi doğru kabul etmeyip mutlaka işi bir bilenden, uzmandan akıl alarak spor yapmak gerekiyor. Egzersiz tamamen kişiseldir. Her kişinin fizyolojisi, vücut yapısı farklıdır. Sosyal medyada ve internette gördüğünüz paket programlar biri için uygunken sizin için uygun olmayabilir. Vücut yapınız, cinsiyetiniz, yaşınız, o anki aerobik kapasiteniz, kas gücünüz, eklem sağlığınız; bunların hepsi sizin için uygun egzersizi belirlemek adına göz önünde bulundurulması gereken faktörlerdir. Herkese uyan bir egzersiz yoktur. Egzersiz mutlaka kişiye özel planlanmalı ve ona göre uygulanmalıdır." En sık görülen yaralanmalar diz ve tendonlarda Klinik pratikte en sık karşılaştıkları spor yaralanmalarına da değinen Serarslan, özellikle halı sahada yapılan futbolun sakatlık riskini artırdığını belirterek, "Bizim klinik pratiğimizde en sık karşılaştığımız sakatlıkları birkaç gruba ayırabiliriz. Birincisi ani travmayla gelişen akut yaralanmalar, ikincisi ise zamanla tekrarlayan zorlanmalara bağlı oluşan kronik problemler. En çok karşılaştığımız akut travmalar arasında diz yaralanmaları, ön çapraz bağ yaralanmaları, menisküs yaralanmaları, kas travmaları, kas yırtıkları, omuz çıkıkları, omuz bağ ve kas yırtıkları ile özellikle aşil tendon yaralanmaları yer alıyor. Türkiye’de halı sahada futbol çok yaygın ama bu zemin sakatlık açısından da çok riskli bir alan oluşturuyor" ifadelerini kullandı. "Vücut sakatlıktan önce mutlaka uyarı verir" Zamanla gelişen sakatlıklarda vücudun önceden sinyal verdiğini de ifade eden Serarslan, "Bu bahsettiğim tabii akut, ani gelişen travmalar değil; daha çok zamanla gelişen sakatlıklarda vücut mutlaka size bir uyarı verir. Bu genelde ağrı şeklinde olur. Bazen bu ağrıya şişlikler, kas krampları ve kas sertlikleri de eşlik eder. Eğer bir eklemde veya vücudun herhangi bir yerinde dinlenmeye rağmen geçmeyen ağrı, şişlik ya da istirahat halinde ağrı oluyorsa mutlaka bu uyarıyı dikkate alıp bir uzmana danışmak gerekir" dedi. "Sakatlığa rağmen spora devam etmek geri dönüşsüz sonuçlar doğurabilir" Küçük görülen sakatlıkların ihmal edilmemesi gerektiğinin altını çizen Op. Dr. Serarslan, sakatlık varken spora devam etmenin hem amatör hem de profesyonel sporcularda ciddi sonuçlar doğurabildiğini söyleyerek sözlerini şöyle tamamladı: "Bazen insanlarımız maalesef ufak sakatlıkları göz ardı edebiliyorlar. Sakatlıklara rağmen spora devam etmek geri dönüşsüz bazı sonuçlara yol açabiliyor. Bu konuda sadece amatör spor yapanlardan bahsetmiyorum, elit düzeyde, profesyonel düzeyde bu sporu yapanlar da bazen aynı hatayı tekrarlayabiliyorlar. Hatta yakın zamanda dünyada ses getiren ciddi bir sakatlık oldu. Kış olimpiyatlarında dünyaca ünlü kayakçı Lindsey Vonn, ön çapraz bağı kopuk olduğu halde özel bir dizlikle olimpiyatlarda yarışmaya karar verdi. Dünyanın en elit sporcularından biri olmasına rağmen maalesef yarışmanın ilk metrelerinde ciddi bir kaza yaparak çok ciddi parçalı bir kırıkla karşılaştı. Yani bu her zaman sadece amatör sporcuların başına gelen bir şey değil, profesyonel sporcular da bazen bu hatalara düşebiliyorlar. İşte burada aşırı hırs, aşırı ego gibi şeyler devreye giriyor. Bu nedenle sakatlık varken spora devam etme konusunda çok ciddi önlemler almak lazım."
İstanbul Global Finance Sürdürülebilir Finansman Ödülleri’nde Akbank’a üç önemli bölgesel ödül Global Finance Sürdürülebilir Finansman Ödülleri 2026 kapsamında Akbank, Orta ve Doğu Avrupa bölgesinde üç önemli kategoride ‘En İyi Banka’ seçildi. Akbank, sürdürülebilir finansmanı gelecek vizyonunun merkezine yerleştiren yaklaşımıyla uluslararası arenada önemli başarı elde etti. Global Finance Sürdürülebilir Finansman Ödülleri 2026 kapsamında Akbank, Orta ve Doğu Avrupa bölgesinde üç önemli kategoride ‘En İyi Banka’ seçildi. Yapılan açıklamaya banka; pozitif etki odaklı tabana yaygın ve terzi usulü sürdürülebilir finansman çözümleri; şeffaflık ve hesap verilebilirlik çalışmaları ve sürdürülebilir dış borçlanma çalışmaları ile ‘Etki Odaklı Yatırım Çözümünde’, ‘Sürdürülebilirlik Şeffaflığında’ ve ‘Sosyal Bonolarda’ Orta ve Doğu Avrupa’nın En İyi Bankası ödüllerine layık görüldü. Bu üçlü başarı, Akbank’ın sürdürülebilir finansmanda bölgesel bir referans haline geldiğini gösterirken; bankanın uzun vadeli değer oluşturma vizyonunu uluslararası platformda bir kez daha tescillemiş oldu. Konuyu değerlendiren Akbank Genel Müdürü Kaan Gür, "Sürdürülebilir finansman bizim için geçici bir gündem maddesi olmaktan öte; iş modelimizin ve değer üretme anlayışımızın temeli konumunda. Finansal performansla çevresel ve sosyal etkiyi aynı denklemde ele alıyor, geleceğin ekonomisini bugünden inşa ediyoruz. Orta ve Doğu Avrupa’da üç ayrı kategoride ‘En İyi Banka’ seçilmek, doğru yönde ilerlediğimizi gösteren güçlü bir teyit. Önümüzdeki dönemde de şeffaflıkta referans noktası olmayı, sosyal etkiyi büyütmeyi ve finansmanı pozitif dönüşüm için harekete geçirmeyi sürdüreceğiz" şeklinde konuştu. Açıklamaya göre banka, pozitif etki odaklı sürdürülebilir finansman çözümleriyle yalnızca finansal getiri üretmeyi hedefleyen bir yaklaşımın ötesine geçiyor. Sürdürülebilir Finansman modelleriyle çevresel ve sosyal fayda oluşturan, bu faydayı ölçen, raporlayan ve sürekli geliştiren bütüncül finansman modeli sayesinde, yatırımcıları ve müşterileri için uzun vadeli değer oluşturuyor. Etki odaklı yatırım çözümlerindeki bu liderlik, bankanın sürdürülebilirliği stratejik bir yönetişim anlayışı olarak ele aldığının güçlü bir göstergesi niteliğinde. Öte yandan, bankanın sürdürülebilir finansmandaki tabana yaygın, çeşitli ve terzi usulü çözümleri; güçlü raporlama altyapısı, hesap verebilirlik yaklaşımıyla ulusal ve uluslararası standartlarla uyumlu şeffaflık uygulamalarıyla destekleniyor. Bu kapsamlı yaklaşım, bankayı Sürdürülebilirlik Şeffaflığında Orta ve Doğu Avrupa’nın en iyisi konumuna taşıyor. Bankanın sürdürülebilir dış borçlanma çalışmaları kapsamında gerçekleştirdiği sosyal bono ihraçlarıysa, Akbank’ın sosyal etki oluşturma konusundaki kararlılığını pekiştiriyor. Bölgesel ölçekte Sosyal Bonolarda En İyi Banka seçilmesi, bankanın küresel sermaye piyasalarındaki güvenilirliğini ve sürdürülebilir finansman alanındaki uzmanlığını da ortaya koyuyor.