ASAYİŞ - 30 Eylül 2025 Salı 12:25

Hurdacılar köy meydanını çöplüğe çevirdi

A
A
A
Hurdacılar köy meydanını çöplüğe çevirdi

Bilecik’te köy meydanına atık bırakan hurdacılar vatandaşların tepkisine neden oldu. Çevrenin kirletildiği o anlar ise kameraya yansıdı.


Pazaryeri ilçesine bağlı Gümüşdere köyünde hurda toplayan şahıslar, işlerine yaramayan atıkları köy meydanına bırakıp kayıplara karıştı. O anlar köyün güvenlik kameralarına saniye saniye yansıdı. Çöplerin bırakıldığı noktanın yalnızca 10 metre ilerisinde çöp konteynır bulunmasına rağmen, atıkların meydanın ortasına bırakılması sonucu köy meydanında oluşan görüntü kirliliği, vatandaşların duyarlılığı sayesinde son buldu. Çöpler, köylülerce çöp konteynıra taşındı. Köy sakinleri, hurdacıların bu tür sorumsuzluklarının önüne geçilmesi için yetkililerden yaptırım talebinde bulundu.



Hurdacıların çöplerini yerlere atması çevre kirliliğine yol açıyor


Köy sakinlerinden İlyas Muhammed Dur, köylerinde çöp konteynırları olması rağmen hurdacıların ısrarla çöpleri yerlere attığını söyleyerek, "Hurdacıların çöplerini yerlere atması çevre kirliliğine yol açıyor. Yetkililer bu konuda gerekli denetimler yapmasını istiyoruz" dedi.



Hurdacılar köy meydanını çöplüğe çevirdi

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Emine Erdoğan, onursal başkanı olduğu dernek ve vakıfların temsilcileriyle bir araya geldi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, onursal başkanlığını yaptığı dernek ve vakıfların temsilcileriyle iftarda bir araya geldi. Emine Erdoğan, onursal başkanlığını yaptığı dernek ve vakıfların temsilcileriyle Beykoz’da bir film platosunda düzenlenen iftar programında buluştu. Emine Erdoğan, vatandaşların ziyaretine de açık olan platoda seti ziyaret ederek, oyuncularla hatıra fotoğrafı çektirdi. Emine Erdoğan, ziyaret sırasında platoda yer alan yönetmen koltuğuna geçerek, oyuncuların kısa bir performansını dinledi, ayrıca buradaki atlı dans gösterisini izledi. Ramazan’ın ruhları yetiştiren bir okul, orucun ise bu mübarek okulun en güzel dersi olduğunu dile getiren Emine Erdoğan, "Bizim medeniyetimizin üstünde yükseldiği sütunlardan biri ’iyiliktir.’ Hayatın içinde iyilik yapabilmek için neden aramak, ailemize, komşularımıza, dostlarımıza ve insanlığa bu gözle bakmak, bu toprakların manevi iklimidir. En başta Peygamberimiz iyiliği bize bir yaşam amacı olarak sunmuştur. Peygamberimizin, ’Allah’ım, yaşamayı benim için her türlü iyiliği artırma vesilesi yap. Ölümü de benim için her türlü kötülükten kurtuluş sebebi yap’ duası bunun en açık delilidir. İşte bu yüzden, insan odaklı bir medeniyet kuran, insan onuru ve haysiyetini her şeyin üzerinde tutan ruh, bu memleketin taşına toprağına sinmiştir. Düşünün ki Osmanlı’da kurulan vakıf sayısı 26 bini geçmiştir. Bu vakıfların hayatın içinde öyle merkezi bir yeri vardır ki, doğumdan ölüme kadar bir insanın yaşamının tüm aşamaları vakıflarla iç içe geçer. İnsan, vakıf hastanede doğar, vakıf beşikte büyür, vakıf çeşmeden su içer, vakıf mektebe gider, vakıf çarşıda ticaret yapar, vakıf camide ibadet eder, vefat edince vakıf mezarlığa defnedilir. Görürüz ki vakıf kurmak, dayanışmanın yaşam kültürüne dönüştüğü bir barış ortamı kurar" dedi. Toplumsal faydası nesiller boyu sürecek hayırlar yapıldığını belirten Erdoğan, "İşte sizler o çılgın Türklersiniz. TOGEM-DER’in, Şule Yüksel Şenler Vakfı’nın, Afrika Evi’nin, Sıfır Atık Vakfı’nın çatısı atında, Allah’ın rızasından başka karşılık beklemediğiniz işler peşindesiniz. Gecenizi gündüzünüze katıyor, başkalarının dertlerine çareler arıyorsunuz. Toplumsal faydası nesiller boyu sürecek hayırlar yapıyorsunuz. Bir kütüphane açmak, bir çocuk okutmak, afet bölgelerinde hayatı yeniden inşa etmek, iyilik elini sınırlarımızın ötesine uzatmak, toprağa, suya, mahlukata sahip çıkmak. İşte tüm bunlar, bizler bu dünyadan göçüp gittikten sonra bile insaniyet meyvesi verecek fidanlardır. Sadakayı cariyedir. Bizim sivil toplum kuruluşlarımızın zihni altyapısını da böylesine derin bir maneviyat oluşturur. Yani STK’lerimiz, batılı tanımıyla gönüllülük temelli bir üçüncü sektör faaliyeti değil, medeniyetimizin modern izdüşümleridir" diye konuştu. Bugün bilhassa Batılı toplumlarda geleneksel yardımlaşma anlayışının yok olduğunu kaydeden Erdoğan, "Gençler sosyal sorumluluk projelerine, özgeçmişlerine yazmak ve üniversite ya da iş başvurularında rakiplerinin önüne geçmek amacıyla katılıyorlar. Kişisel fayda sağlandıktan sonra da bu faaliyetlerle kurulan bağ çoğu zaman zayıflıyor. Aslına bakarsanız bu tam anlamıyla iyiliğin ve yardımlaşmanın ticarileşmesi ve tıpkı Cemil Meriç’in ’İyilik eden mükafat bekliyorsa tefecidir’ dediği gibi utanç verici bir alışverişe dönüşmesidir. Halbuki, bizim toplumumuzda öyle mi? Biz iyilik yapar, denize atar, bir daha da arkamıza bakmayız" ifadelerine yer verdi.