GÜNDEM - 11 Mayıs 2026 Pazartesi 09:43

Jandarmadan şehit ve fedakar annelere yürek ısıtan dokunuş

A
A
A
Jandarmadan şehit ve fedakar annelere yürek ısıtan dokunuş

Bilecik’te jandarma ekipleri, Anneler Günü ve yaklaşan Kurban Bayramı dolayısıyla şehit anneleri ile özel ihtiyaçlı çocuğu bulunan annelerin yüzünü güldürdü.


Bilecik İl Jandarma Komutanlığı’na bağlı Bozüyük İlçe Jandarma Komutanlığı ekipleri tarafından düzenlenen program kapsamında, 7 şehit annesi ve ailesi ile 12 özel ihtiyaçlı çocuk annesi ve 13 özel ihtiyaçlı çocukla bir araya gelindi. Anneler Günü ve yaklaşan Kurban Bayramı nedeniyle gerçekleştirilen buluşmalarda ailelerin bayramları kutlanırken, devletin ve jandarma teşkilatının her zaman yanlarında olduğu mesajı verildi. Duygu dolu anların yaşandığı programda annelere moral ve motivasyon sağlandı.


Öte yandan, programa 1 subay, 9 astsubay ve 12 jandarma uzman çavuş olmak üzere toplam 22 personel katıldı.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Tokat Ballıca Mağarası’ndaki sarkıtlar mest ediyor Tokat’ın Pazar ilçesindeki Ballıca Mağarası, sarkıtlarıyla görenleri mest ediyor. Pazar ilçesindeki Ballıca Mağarası, milyonlarca yıllık oluşumu ve sağlık turizmine sunduğu katkıyla ziyaretçilerin ilgisini çekmeye devam ediyor. UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’nde yer alan mağaranın yalnızca 680 metrelik bölümü ziyarete açılırken, toplamda 6 bin 500 metrelik bölümü haritalandırıldı. Küp şekeri büyüklüğündeki oluşum 50-75 yıl arası sürüyor Mağara rehberlerinden Ali Uçan, Ballıca Mağarası’nın yaklaşık 3 buçuk milyon yıllık bir geçmişe sahip olduğunu söyledi. Mağara içerisindeki doğal oluşumların son derece yavaş meydana geldiğine dikkat çeken Uçan, "Buradaki oluşumların bir küp şekeri kadar büyümesi 50 ila 75 yıl arasında sürüyor. Bu nedenle mağaradaki her yapı büyük bir doğa mirası niteliği taşıyor" dedi. Mağara tedavi amaçlı ziyaret ediliyor Astım ve KOAH hastalarının mağarayı tedavi amaçlı ziyaret ettiğini ifade eden Uçan, mağara içinde dinlenme alanlarının bulunduğunu belirterek, "Gelen hastalar burada oturup bol bol nefes alıyor. Bazıları 6 ay boyunca ilaç kullanmadıklarını söylüyor" diye konuştu. Doğa ve sağlık turizmi açısından önemli yere sahip Ballıca Mağarası’nın karstik bir yapıya sahip olduğunu kaydeden Uçan, ana kayanın kireç taşından oluştuğunu söyledi. Mağaranın yatayda 680 metre, dikeyde ise 75 metre derinliğe sahip olduğunu belirten Uçan, "Bugüne kadar 6 bin 500 metrelik bölümü haritalandırıldı. Ancak ziyaretçiler sadece 680 metrelik kısmını gezebiliyor" ifadelerini kullandı. Türkiye’de 2019 yılında UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’ne giren tek mağaranın Ballıca Mağarası olduğunu vurgulayan Uçan, bölgenin hem doğa hem de sağlık turizmi açısından önemli bir potansiyele sahip olduğunu sözlerine ekledi.
Kocaeli Çiftliğin gözdesi 1 ton 300 kiloluk tosun oldu Kocaeli’de Kurban Bayramı öncesi besi çiftliklerinde hareketlilik devam ederken, özenle yetiştirilen 1 ton 300 kilogram ağırlığındaki "Gravyer" adlı tosun heybetiyle dikkat çekiyor. Kurban Bayramı’na sayılı günler kala, Kocaeli’deki besicilerde hazırlıklar hız kazandı. Dededen babaya 50 yıldır besicilik yapan Serkan Moğultay’ın çiftliğinde Doğu Anadolu yaylalarından getirilen hayvanlar alıcılarını bekliyor. Çiftlikteki kurbanlıklar arasında en büyük ilgiyi ise Kars’tan getirilen ve 470-480 bin lira değer biçilen 1 ton 300 kiloluk "Gravyer" isimli tosun görüyor. Besici Serkan Moğultay, sezona yaklaşık 250-300 kurbanlık ve damızlık hayvanla hazırlandıklarını belirterek, sabit müşterilerine büyükbaşın yanı sıra Balıkesir ve Trakya yöresinden küçükbaş hayvanlarla da hizmet verdiklerini anlattı. "Biz daha çok kendi sabit müşterilerimize hitap ediyoruz" Yaklaşık 50 yıldır sektörün içinde olduklarını ifade eden Serkan Moğultay, "Dededen babaya, babadan oğula geçen bir sektörümüz var. Yaklaşık 50 senedir bu işin içindeyiz. Yıllardır olduğu gibi Doğu Anadolu Bölgesi’nden, Kars’tan kurbanlıklarımızı getirdik. Sezonun güzel ve bereketli geçmesini diliyoruz. Bu sene 250-300 civarında kurbanlığımız var. Ekstradan damızlık hayvanlarımız da bulunuyor. Kurban işine artık limitleri çok yükselterek girmiyoruz. Çünkü sektörde bu işi yapan çok arkadaşımız var. Biz daha çok kendi sabit müşterilerimize hitap ediyoruz. Genellikle büyükbaş ağırlıklı çalışıyoruz ama son 3-4 yıldır küçükbaş hayvanlarımız da oluyor. Bizden hayvan alan arkadaşlarımız küçükbaş da talep ediyor, onlara da yardımcı oluyoruz. Küçükbaşta da daha çok Balıkesir ve Trakya süt kuzusu, kıvırcık tercih ediyoruz" dedi. "Çok sanayi yemi kullanmamaya gayret ediyoruz, temizliğe de çok önem veririz" Çiftliğin en dikkat çeken hayvanının Gravyer isimli tosun olduğunu belirten Moğultay, "En gözde hayvanımız 1 ton 300 kiloluk tosun. Yan tarafta 998 kiloluk bir diğer hayvanımız var. 1 ton 300 kiloluk olana Kars hayvanı olduğu için ’Gravyer’ diyoruz. Bir de onun dişisi var, aşağı yukarı kiloları hemen hemen aynı. Bu hayvanlar Doğu Anadolu’dan, Doğu Kars bölgesinden geldiği için 8 ay yayla serüveni oluyor. Daha sonra içeriye, ’kuru besi’ dediğimiz besiye alıyoruz. Arpa, yulaf, çavdar veriyoruz. Çok sanayi yemi kullanmamaya gayret ediyoruz. Ayrıca kendi ektiğimiz tarlaların arpasını, buğdayını kullanıyoruz. Temizliğe çok önem veririz, hayvanların sağlığı konusunda da çok duyarlıyız" diye konuştu. "Biz hayvanın bakışından ne istediğini anlıyoruz" Hayvanların bakımını yakından takip ettiklerini ifade eden Moğultay, şöyle devam etti: "Geçtiğimiz sene Türkiye çapında büyük bir hastalık oldu, onun için çok dikkat ediyoruz. Bakımlarını, temizliğini, her şeyini kendi elimizle yapıyoruz. Her ne kadar bakıcı arkadaşlar olsa da sabahtan başlarız, akşam saat 21.00-22.00’a kadar hayvanların içinden çıkmayız. Ben ilkokuldan önce de kendi hayvanlarımıza çobanlık yapıyordum. Bugün 44 yaşına geldik, hala hayvanların içindeyiz. Hayvanın hemen hemen her şeyinden anlarız. ’Dili yok’ derler ya, aslında biz bakışlarından ne istediğini, ses tonundan neyin eksik olduğunu anlıyoruz. Hayvan bize onu hissettiriyor." "Hayvanın gözü parlayacak" Kurbanlık alacak vatandaşlara da tavsiyelerde bulunan Moğultay, "Kurbanlıklarda vatandaşlara tavsiyelerimiz şöyle, eskilerin tabiriyle söyleyeyim, hayvanın gözü görecek, boynuzları tam olacak, hiçbir uzvu eksik olmayacak. Yürüyüşünde ayağı topal olmayacak, kuyruğu noksan olmayacak. Sağlık bakımından da hayvan biraz bakımlı olacak çünkü çok zayıf bir hayvan kurbana çok müsait değildir, aşırı zayıfsa muhakkak bir hastalığı vardır. Hayvanın gözü parlayacak, sulu olacak. Hayvana baktığın zaman gözleri sönükse o hayvanda muhakkak bir eksiklik vardır. Bunlara dikkat etmek lazım. Bir de yaş olayı var, kurban vasfı taşıması için 2 yaşını tamamlamış olması lazım. Kesimhaneye kendi başına, rahat bir şekilde gidebilmesi lazım. Hayvan yürüyemeyecek, takatsiz bir haldeyse o kurban olmaz" ifadelerini kullandı. Ayrıca Serkan Moğultay, düşük bedelli kurban bağışlarına karşı da vatandaşları dikkatli olmaya çağırarak, "Bugün 3 bin, 3 bin 500 liralara bağışlar var. İnanın ki bu hayvanların maliyeti çok yüksek. Öyle 3 bin, 3 bin 500 liraya kurbanlar yok. Vatandaşlarımız buna dikkat etsinler" değerlendirmesinde bulundu.
Diyarbakır Yargıyı hedef alan CHP Genel Başkanı Özel’e şehit yakınları ve gazilerden sert tepki Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel’in, Adalet Bakanı Akın Gürlek üzerinden devlet kurumlarını ve yargıyı hedef alan açıklamaları, şehit yakınları ve gazilerin sert tepkisine neden oldu. Türkiye Cumhuriyeti devletinin, sosyal medya dedikodularıyla yönetilen değil, köklü kurumları, güçlü güvenlik yapısı ve anayasal düzeniyle ayakta duran büyük bir devlet olduğunu belirten şehit yakınları ve gaziler, Özgür Özel’in açıklamalarını sorumsuzluk olarak değerlendirdi. Şehit yakınları ve gaziler adına açıklama yapan Terör Gazisi, 15 Temmuz Demokrasi Şehitleri, Gazileri ve Terör Mağdurları Derneği Genel Başkanı Abbas Gündüz, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in yine haddini aşarak Akın Gürlek üzerinden devlet kurumlarını ve yargıyı hedef alan açıklamalarının, siyasi sorumluluk duygusundan uzak, ciddiyetsiz ve kamu vicdanını rahatsız eden bir anlayışın ürünü olduğunu söyledi. Gündüz, "Bir yargı mensubu üzerinden Cumhurbaşkanlığı makamını, devletin güvenlik kurumlarını ve istihbarat mekanizmasını zan altında bırakmaya çalışmak, muhalefet yapmak değil, devlet ciddiyetine zarar vermektir. Siyasi tükenmişlik yaşayanların, gündemde kalabilmek adına kurumları hedef alan söylemlerle algı oluşturmaya çalışması milletimizin feraseti karşısında karşılıksız kalacaktır. Görevini hukuk ve devlet disiplini içerisinde yapan her kamu görevlisinin yanında durmak, milli sorumluluğun gereğidir. Türk yargısını hedef alan, devlet kurumlarını tartışmaya açan ve toplumsal güveni sarsmaya çalışan bu anlayışı reddediyoruz. Türkiye dedikoduyla değil hukukla, manipülasyonla değil devlet aklıyla yoluna devam edecektir. Şehit ve gazi aileleri olarak her zaman yerli ve milli Bakanımız Akın Gürlek’in yanındayız" dedi.
Adıyaman Sarp kayalıklar üzerine inşa edilen köy evleri, depremzedelere yuva oldu 6 Şubat depremlerinde Adıyaman’ın Tut ilçesine bağlı Kaşlıca Köyü Pamuklu mezrasında bulunan 76 evin 73’ü hasar aldı. Depremin ardından sarp kayalıklar üzerinde inşa edilen köy konutları depremzedeler için sıcak birer yuva oldu. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Pamuklu mezrasının hak sahiplerinin tamamının içinde bulunduğu 110 köy evini sarp kayalıklar üzerine inşaat etti. Tut ilçesinin en büyük köylerinden biri olan bin 500 nüfuslu, 500 haneli Kaşlıca Köyü’nün batısına inşa edilen 110 adet konut, hem Pamuklu mezrası sakinleri için hem de köyde evi yıkılan depremzedeler için yapıldı. Sarp kayalıklar üzerinde muhteşem doğa manzarasıyla görenlerde hayranlık uyandıran köy konutları depremzedeler için sıcak yuva oldu. Pamuklu mezranın neredeyse tamamının depremde yok olmasının ardından inşa edilen yeni yuvalarda yine eski günlerdeki gibi çocuk sesleri yükseliyor. Köy evleriyle ilgili bilgi veren Kaşlıca Köyü Muhtarı Hüseyin Atalay, "Burada 110 hanemiz mevcuttur. Köyün nüfusu bin 500, hane sayısı 500’dür. Çok ağır bir deprem geçirdik. Çok büyük yıkım olmasına rağmen 3 kaybımız oldu. Yaklaşık 76 haneli mezrada 3 hane kaldı, 73 hanemiz yıkıldı. Pamuklu mezrasını buraya aldık. Sonuçta orada toplu alanımız yoktu. Orayı da buraya aldık. Devletimize Allah zeval vermesin, devletimizin imkanlarıyla sağlıklı ve huzurlu evlere kavuştuk. Gerçekten evimiz, yerimiz çok güzel" diye konuştu.
İstanbul Engelli izciler çevreyi kirletenleri trampet ve darbuka çalarak protesto etti Hava sıcaklıklarının artmasıyla birlikte vatandaşların akınına uğrayan Büyükçekmece Sahili’nde baş gösteren çevre kirliliğine rağmen ilçe halkı farkındalık oluşturan önemli bir etkinliğe imza attı. Büyükçekmece Belediyesi’nin öncülüğünde gerçekleştirilen Büyükçekmece Sahili Temizleme Etkinliği’ne Büyükçekmece Belediye Başkan Vekili Hakan Çebi, belediye meclis üyeleri, belediye başkan yardımcıları, öğrenciler ve çevreye duyarlı vatandaşlar katıldı. Çevreyi kirletenleri trampet çalarak protesto ettiler Sıcaklıkların artmasıyla birlikte İstanbul’un en yoğun ilgi gören Büyükçekmece Sahili’nde vatandaşların çevreye bıraktığı atıklar Belediyeyi ve ilçe halkını harekete geçirdi. Özellikle hafta sonlarında oluşan çevre kirliliğine dikkat çekmek amacıyla düzenlenen etkinlikte, sahile bırakılan yiyecek atıkları gönüllüler tarafından tek tek toplandı. Büyükçekmece Sahili Zabıta Noktası’ndan başlayarak sahil hattı boyunca sürdürülen temizlik çalışmasında, özellikle hafta sonları artan ziyaretçi yoğunluğu nedeniyle kıyı şeridinde biriken plastik, cam ve çeşitli evsel atıklar temizlendi. Katılımcılar sahil boyunca yürüyerek çevreye bırakılan çöpleri toplarken hem doğal yaşamın korunmasına katkı sundu hem de çevre bilincinin artırılması adına örnek bir dayanışma sergiledi. Etkinliğe katılan Büyükçekmece Gökkuşağı Engelli İzci Kulübü üyeleri de, trampet ve darbuka çalarak çevreyi kirletenleri protesto etti. "Çevreyi korumak hepimizin ortak sorumluluğu" Etkinliğe katılan Büyükçekmece Belediye Başkan Vekili Hakan Çebi, emeği geçen herkese teşekkür ederek şöyle konuştu: ‘’Çevreyi korumak yalnızca belediyelerin değil, hepimizin ortak sorumluluğudur. Bugün burada ortaya koyduğumuz dayanışma ve çevre duyarlılığı bizlere umut veriyor. Büyükçekmece Belediyesi olarak geri dönüşüm, sıfır atık ve çevre projelerimizi kararlılıkla sürdürüyoruz."
İzmir Tarihi Elektrik Fabrikası, İzmir’in inovasyon ve teknoloji üssüne dönüşüyor Konak ilçesi Umurbey Mahallesi’nde, liman bölgesinin hemen arkasında konumlanan ve 10 bin 720 metrekarelik geniş bir alana yayılan İzmir Tarihi Elektrik Fabrikası, kentin geleceğine yön verecek vizyon projelerden biri olarak yeniden hayat bulmaya hazırlanıyor. İzmir Valiliği’ne tahsis edilen tarihi yapı, sahip olduğu endüstriyel mirası koruyarak, İzmir’in inovasyon, girişimcilik ve teknoloji ekosisteminin yeni merkezi haline getirilecek. İzmir Valiliğince gerçekleştirilecek restorasyon çalışmalarıyla yapının özgün mimari kimliği titizlikle korunacak; tarihi tuğla cepheler, geniş pencere aksları ve çelik taşıyıcı sistem aslına uygun biçimde yaşatılacak. Tarihi dokunun modern ihtiyaçlarla buluşacağı projede; açık ofis alanları, cam bölmeli toplantı odaları, ortak çalışma alanları, asma kat platformları ve çok amaçlı fonksiyonel bölümler yer alacak. Peyzaj, çevre düzenlemesi ve modern ışıklandırma uygulamalarıyla desteklenecek proje, bölgeye estetik ve dinamik bir kimlik de kazandıracak. İzmir’in üretken gücünü ve yenilikçi vizyonunu yansıtacak merkezde; yazılım geliştiricilerden yapay zekâ ve oyun teknolojileri alanında çalışan ekiplere, dijital tasarım stüdyolarından yenilikçi endüstrilere, teknoloji odaklı startup’lardan Ar-Ge ekiplerine kadar birçok paydaş aynı çatı altında buluşacak. Genç girişimciler, inovatif fikirlerini geliştirebilecekleri çağdaş çalışma alanlarına erişirken; iş birliklerini artıran, bilgi paylaşımını teşvik eden ve yeni nesil üretim kültürünü destekleyen dinamik bir ekosistem oluşacak. Proje ile geleceğin şekillendiği güçlü bir yaşam ve üretim alanı oluşturmayı hedeflediklerini belirten İzmir Valisi Dr. Süleyman Elban, "Kent belleğinde önemli bir yere sahip olan Tarihi Elektrik Fabrikasının yeniden işlevlendirilmesiyle birlikte, bir taraftan İzmir’in endüstriyel mirası korunurken diğer taraftan uzun yıllardır atıl durumda bulunan alan, yüksek katma değer üreten bir teknoloji merkezine dönüşecek." dedi. Vali Elban, bu önemli dönüşümün İzmir’in teknoloji ve inovasyon alanındaki yükselişine önemli katkılar sağlayacağını belirterek, "Tarihi Elektrik Fabrikası yalnızca restore edilen bir yapı değil; gençlerin ürettiği, girişimcilerin büyüdüğü, yenilikçi fikirlerin geliştiği ve geleceğin teknolojilerinin şekillendiği bir çekim merkezi olacak. İzmir’i teknoloji, yazılım ve yenilikçi endüstriler alanında bölgesel ölçekte güçlü bir merkez haline getirecek bu proje, kentimizin girişimcilik potansiyelini daha ileriye taşıyacak. Aynı zamanda yüksek katma değer üreten teknoloji odaklı yatırımların artmasına, nitelikli istihdamın güçlenmesine ve bölgesel ekonomik hareketliliğin desteklenmesine katkı sağlayacak. Üretim, inovasyon ve girişimcilik ekseninde oluşacak bu yeni ekosistem, yalnızca İzmir ekonomisine değil, ülkemizin kalkınma hedeflerine ve teknoloji odaklı büyüme vizyonuna da önemli katkılar sunacaktır." ifadelerini kullandı.