KÜLTÜR SANAT - 21 Nisan 2026 Salı 12:00

Osmaneli’nin tarihi yapısı restorasyon bekliyor

A
A
A
Osmaneli’nin tarihi yapısı restorasyon bekliyor

Bilecik’in 18 medeniyete ev sahipliği yapmış Osmaneli ilçesinde yapım tarihi bilinmeyen ve 1874 yılında çıkan yangından sonra yeniden inşa edilen Aya Yorgi Kilisesi restorasyon bekliyor.


Döneminde Gemlik Metropolitliğine bağlı Rum Ortodoks Kilisesi olan Hagios Georgios (Aya Yorgi) Üç nefli, haç planlı ve kubbeli bir bazilika olan yapısı, 1874 yılında çıkan yangından sonra Lefke’yi imara gelen Macar mühendis tarafından 1876-1878 yıllarında inşa edildi.



Aradan 9 yıl geçti


Aya Yorgi Kilisesi 2017 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığı, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü ile Osmaneli Belediyesi işbirliğinde, kültür merkezi ve müze olarak restore edileceği duyurulmuştu. 13 Ekim 2017 tarihinde ihaleye çıkacak olan kilisenin, Bursa Rölöve ve Anıtlar Bölge Müdürlüğü tarafından yapılacak olan restorasyonun maliyetinin tamamı Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından karşılanacağı söylenmişti. Dönemin Belediye Başkanı Münür Şahin, "Mülkiyeti belediyemize ait olan Aya Yorgi Kilisesi, kültür merkezi ve müze olarak Kültür ve Turizm Bakanlığı’na restore ettiriyoruz. 13 Ekim 2017 tarihinde ihalesi yapılacak yatırımın tamamlanma suresi 365 gün olacak" demişti.



"Çıkan yangından Aya Yorgi Kilisesi dâhil Osmaneli’nin yüzde 80’i yanarak kül oluyor"


Kilise hakkında bilgi veren Osmaneli Belediyesi çalışanı İlayda Özkök, "Eskiden burada Rumlar ve Türkler beraber yaşıyorlardı. Şu anda bulunduğumuz bölge aslında eskiden beri günümüze kadar hep tapınaklar bölgesi olarak kullanılmış. Osmaneli yani eski adıyla ’Lefke’ tam 18 tane medeniyete ev sahipliği yaptığını biliyoruz. Biz buranın Rumlar, Türkler, Bizans İmparatorluğu ve birçok medeniyet burada yaşamlarını sürdürmüş ve buradan göç etmişler. Bununla birlikte aslında şu an burada görmüş olduğunuz kilise, ahşap kilise vardı ama Osmaneli’nde çok büyük bir yangın çıktı. Bu yangının bu kadar büyük olmasının nedeni bizim eski evlerimiz, eski konaklarımız ’Atıl atma’ denilen bir sistemle yapılıyordu. 5-6 santimetre büyüklüğündeki çiviler birbirlerine dövülerek yapılıyordu ki deprem anında tekrardan çıkıp yerine oturabilsin diye. Bununla beraber bir tane evde, konağımızda çıkan yangın erken müdahale edilemediği için çiviler orman yangınlarındaki kozalaklar gibi genleşerek diğer evlere sıçrıyor ve yaklaşık Osmaneli’nin yüzde 80’i yanarak kül oluyor. Bu yanan yapılara burada bulunan eski ahşap kilise de dahil" dedi.



"Görmüş olduğumuz kilise 18. yüzyılın başlarında yapılmış, günümüze kadar uzanan bir kilise"


İlayda Özkök, açıklamasının devamında, yangın sonrasında Bursa valisinin buraya bir tane Macar mühendis gönderdiğini anlatarak, "Macar mühendis şehri tekrardan restore etmiş. Camikebir ve Cami Cedit bizim Osmaneli’mizin en eski iki tane mahallesi. Aynı zamanda kilisemizin bulunduğu mahalle de Camikebir Mahallesi. Bu mahalleleri gelen Macar mühendis restore ediyor ve şehrin planlamasını aslında kendi örf ve adetlerini katarak yapıyor. Görmüş olduğumuz kilise 18. yüzyılın başlarında yapılmış, günümüze kadar uzanan bir kilise. Aslında arkamda görmüş olduğunuz alan kilisemizin ana giriş yeri. Kiliseye Rum halkı buradan giriş yapıyor. İki tane çan kulesinden oluşuyor. Görmüş olduğumuz kuleler aslında çan kulesi ve yerel halk ibadetini şu anda bizim durduğumuz yerde tamamlıyorlar" dedi.



"Rumlar ve Türkler kimse kimseye karışmadan burada ibadetlerini gerçekleştirmiş"


İlayda Özkök, kilisenin Marmara Bölgesi’nde bulunan en büyük kiliselerden bir tanesi olduğunu söyleyerek, "İlçenin nüfusuna, Rum halkının da nüfusuna bakarsak en büyük kilise aslında şu anda bizim olduğumuz Aya Yorgi Kilisesi. Burada Rumlar ve Türkler çok güzel bir şekilde yaşamlarını sürdürmüşler, kimse kimseye karışmadan burada ibadetlerini gerçekleştirmiş. En bilinen en önemli eserlerimizden bir tanesi Rüstem Paşa Ulu Camii. Müslüman halkımız da orada ibadetlerini gerçekleştirmiş. Aslında 18. yüzyılın başlarında burada çok kardeşçe yaşamışlar. Rum halkı şu anda dediğim gibi bulunduğumuz yerde ibadetlerini gerçekleştiriyordu. Burası da aslında bir Rum Ortodoks kilisesi. Şuraya baktığımızda aslında çiniden mozaikler olduğu bilinmekte, eski bulduğumuz yazışmalarda. Ama Kurtuluş Savaşı’nın başlamasıyla beraber buradaki Rum halkı göçünce kilise bakımsız bir yer haline geliyor ve Osmaneli’nin ileri gelen zengin ailesine burayı satıyorlar ki yerel halk buraya sahip çıksın, ayakta tutabilsin diye. Zamanın çeteleri burayı yağmalıyorlar. Kurtuluş Savaşı’nın başlamasıyla beraber azınlık çeteler tarafından burası yağmalanıyor. Şunu da belirtmek isterim ki Osmaneli halkı asla buraya zarar vermiyor. O yüzden ileri gelenler burayı satın alıyor ki bizim kültürümüz hala burada ayakta durabilsin, geleceğimize bir yatırım olarak kalabilsin diye ileri gelen halk burayı satın alıyor" dedi.



"2000’li yılların başlarında tekrardan burası devlet hazinesine kazandırılıyor"


İlayda Özkök, son olarak, "Kilise Kurtuluş Savaşı sırasında halk da buradan göçüp gidince aslında bakımsız bir yer haline geliyor. 2000’li yılların başlarında tekrardan burası devlet hazinesine kazandırılıyor. Kilise gerçekten çok büyük bir önem arz ediyor. Yazın, sonbaharda, ilkbaharda, kışın demeden birçok turist bu güzel zenginliklerimizi görmeye geliyor. Bizim açımızdan da çok güzel bir şey oluyor, yöremizi halka duyurmak, topluma katmak, Osmaneli’ne insanlara duyurmakta çok mutlu oluyoruz. Bu yönde de aslında başkanımız Bekir Torun’un çok güzel çalışmaları var, turizmde öne çıkmak için yaptığı güzel adımlar var" dedi.



Osmaneli’nin tarihi yapısı restorasyon bekliyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Malatya Ölmeztoprak’tan mahalle mahalle temas AK Parti Malatya Milletvekili İnanç Siraç Kara Ölmeztoprak, Yeşilyurt ve Battalgazi’de gerçekleştirdiği mahalle ziyaretlerinde kadınlarla buluştu, esnafla görüştü, hane ve taziye ziyaretleri yaptı. Ölmeztoprak, vatandaşların taleplerini dinleyerek yürütülen çalışmalara ilişkin değerlendirmelerde bulundu. AK Parti Malatya Milletvekili İnanç Siraç Kara Ölmeztoprak, Yeşilyurt ve Battalgazi ilçelerinde bir dizi ziyaret gerçekleştirdi. Mahalle buluşmalarından esnaf ziyaretlerine, hane ve taziye ziyaretlerinden istişare toplantılarına kadar uzanan programlarda Ölmeztoprak, vatandaşlarla birebir temas kurarak talep ve beklentileri yerinde dinledi. Yeşilyurt ilçesine bağlı Fatih Elemendik Mahallesi’nde kadınlarla bir araya gelen Ölmeztoprak, samimi bir ortamda gerçekleştirilen buluşmada mahalle sakinleriyle sohbet etti. "Biz bizeyiz diyebileceğimiz bu ortamda aynı sofranın bereketini paylaşan büyük bir ailenin fertleri olduğumuzu bir kez daha hissettik" ifadelerini kullanan Ölmeztoprak, Kadınların ortaya koyduğu emek, fedakârlık ve güçlü duruşun toplumun temel dayanaklarından biri olduğunu belirtti. Toplantıda ulaşım, altyapı, doğalgaz ve günlük yaşamı doğrudan etkileyen hizmetlere ilişkin talepleri dinleyen Ölmeztoprak, bu başlıkların değerlendirildiğini ve sahadaki çalışmaların sürdüğünü ifade etti. Çilesiz Mahallesi’nde esnaf ziyareti Ölmeztoprak, Yeşilyurt Çilesiz Mahallesi’nde esnaf ziyareti gerçekleştirdi. Malatya’nın ticari hayatının güçlendirilmesine yönelik çalışmaların devam ettiğini belirten Ölmeztoprak, esnafın talep ve önerilerini dinledi. Ölmeztoprak, "Aynı zorluklara göğüs geren bir anlayışla esnafımızın yanında durmayı bir sorumluluk olarak görüyoruz" dedi. Hane ve taziye ziyaretleri Yeşilyurt Hoca Ahmet Yesevi Mahallesi’nde Mahalle Muhtarı Orhan Ünalır’ın evine misafir olan Ölmeztoprak, Ünalır’ın eşi Nimet Ünalır’ın umre ibadetinden dönüşü dolayısıyla hayırlı olsun dileklerini iletti. Ziyarette dualara eşlik eden Ölmeztoprak, yapılan ibadetlerin kabul olması temennisinde bulundu. Ölmeztoprak, Battalgazi ilçesinde de taziye ziyaretlerinde bulundu. Yeşilyurt Mahmutlu Mahalle Muhtarı Yaşar Ekici’nin eniştesi Mehmet Bozdemir’in vefatı dolayısıyla aileye başsağlığı dileklerini iletti. Beydağı Mahallesi’nde ise vefat eden Engin Tuncay’ın ailesini ziyaret eden Ölmeztoprak, taziyelerini iletti. Gerçekleştirdiği ziyaretler boyunca vatandaşlarla doğrudan temas kuran Ölmeztoprak, mahallelerde iletilen taleplerin takipçisi olacağını belirtti.
Ankara Bisikletçi Kobal’ın hayatını kaybettiği kazayla ilgili davada karar açıklandı Ankara’da 27 Ağustos 2025’te aracıyla bisiklet sürücüsü Berkan Kobal’a çarparak ölümüne neden olduğu iddiasıyla yargılanan sanık Ahmet İhsan Cihan, "taksirle ölüme neden olmak" suçundan 4 yıl 2 ay hapis cezasına çarptırıldı. Ankara 62. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya, tutuksuz sanık Ahmet İhsan Cihan, hayatını kaybeden Kobal’ın ailesi ve yakınları ile taraf avukatları katıldı. Mahkeme hakimi, bilirkişi raporunun celse arasında dava dosyasına geldiğini söyleyerek, tutuksuz sanık Cihan’a söz verdi. Cihan, bilirkişi raporundaki aleyhe hususları kabul etmediğini ifade ederek, mahkemeden beraat talebinde bulundu. Dosyaya kaza esnasındaki araç içi kamera kaydını sunan müşteki avukatı, sanığın gereğinden fazla hızlı olduğunu belirterek, sanık Cihan’ın en ağır şekilde cezalandırılmasını talep etti. Beyanların ardından esas hakkında mütalaasını açıklayan Cumhuriyet savcısı, mahkemeden, sanığın "bilinçli taksirle ölüme sebep olma" suçundan cezalandırılmasını talep etti Esasa ilişkin mütalaaya karşın söz alan Cihan, savcının mütalaasını kabul etmediğini belirterek, "Yolda ıslaklık vardı, ben suya girerek hakimiyeti kaybettim. Ayrıca kaza esnasında elimde telefonum yoktu. Beraatımı talep ediyorum" iddialarında bulundu. Beyanların ardından kararını açıklayan hakim, sanık Ahmet İhsan Cihan’ın "taksirle ölüme neden olmak" suçundan 4 yıl 2 ay hapisle cezalandırılmasına ve ehliyetinin 1 yıl süreyle alınmasına karar verdi. Duruşma sonrası açıklamalarda bulunan aile avukatı Deniz Altaylı, "Cevat Berkan Kobal, geçtiğimiz yaz sonu bir trafik cinayetine kurban gitti. Esasında biz geçtiğimiz yazdan beri Anadolu Bulvarı üzerinde inanılmaz büyük bir süratle ilerleyip Berkan Bey’in canına mal olan sürücünün alabileceği en yüksek cezayı alabilmesi için aileleriyle birlikte bir mücadele yürüttük. Bugün karar açıklandı. Biz sanığın bilinçli taksir yönünden cezalandırılmasını beklerken mahkeme taksirden hüküm kurdu. Bu şu anlama geliyor. Alabileceği gerekli, alması gereken ceza mahkeme tarafından sanığa verilmedi. Bu bizim için aslında belli şeylerinde başlangıcı, mücadelemiz sürecek. İstinaf başvurusunda bulunacağız bu konuyla ilgili ve takdir edilen cezanın arttırılması ve sanığın cezaevinde geçireceği sürenin mümkün olan en yüksek hadde çekilmesi için elimizden gelen bütün mücadeleyi vereceğimizi söylüyoruz. Bunun diğer bisiklet sürücüleri ve trafikteki araç dışı diğer özneler açısından emsal teşkil etmesi yönünde bir beklentimiz ve mücadelemiz bulunmaktadır" ifadelerinde bulundu.
Balıkesir Erdek’te bıçaklı saldırı davasında sanığa 20 yıl hapis Balıkesir’de 2 yıl önce Kurban Bayramı’nda meydana gelen bıçaklı saldırıya ilişkin davada karar çıktı. Sanık Süleyman Demir (31), Bandırma 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yeniden görülen davada 20 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Erdek ilçesi Çuğra bölgesinde gece saatlerinde yaşanan olayda Süleyman Demir’in Hazal Atmaca’ya (38) bıçakla saldırarak ağır yaraladığı, boğazını kesmeye teşebbüs ettiği belirlendi. Ağır yaralanan Atmaca’nın 30 gün komada kaldığı ve çok sayıda ameliyat geçirdiği öğrenildi. Daha önce görülen davada sanık hakkında "kadını öldürmeye teşebbüs" suçundan müebbet hapis cezası verildiği, ancak kararın İstinaf Mahkemesi tarafından eksiklikler gerekçesiyle bozulması üzerine yargılamanın yeniden yapıldığı bildirildi. Son duruşmada sanık avukatı, olayın yaralama kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini savunarak tahliye talebinde bulundu. SEGBİS aracılığıyla duruşmaya katılan sanık ise öldürme kastı olmadığını, olayın bir anlık geliştiğini öne sürdü. Mağdur avukatı Betül Agen Eraslan, saldırının niteliğinin açık olduğunu belirterek önceki müebbet kararında direnilmesini talep etti. Cumhuriyet savcısı da mütalaasında sanığın müebbet hapisle cezalandırılmasını istedi. Mahkeme heyeti, yapılan yargılama sonucunda sanık Süleyman Demir’i 20 yıl hapis cezasına çarptırdı. Kararın ardından Av. Betül Agen Eraslan, dosyayı İstinaf Mahkemesi’ne taşıyacaklarını açıkladı.
İstanbul Vodafone Busıness Tech Connect İstanbul’da iş dünyasının dijital geleceği konuşuldu Vodafone Business, iş dünyasının liderlerini ve teknoloji ekosistemini Tech Connect İstanbul etkinliğinde bir araya getirdi. 21 Nisan’da İstanbul’da düzenlenen etkinlikte, 5G başta olmak üzere yapay zekâ, bulut, IoT ve siber güvenlik teknolojilerinin iş dünyasına etkisi çok boyutlu olarak ele alındı. 14 Ocak’ta Ankara’da kamu ve özel sektör temsilcilerini 5G odağında bir araya getiren Tech Connect buluşmasının ardından, İstanbul etkinliği de Türkiye’nin önde gelen şirketlerinin yöneticileri, teknoloji liderleri ve sektör temsilcilerinin yoğun katılımıyla gerçekleşti. İş dünyasının liderlerini Tech Connect İstanbul’da buluşturan Vodafone Business, 5G ve yeni nesil teknolojilerin sunduğu dönüşüm fırsatlarını gündeme taşıdı. Etkinlikte dijital dayanıklılık ve güçlü altyapı, yapay zekâ ve veri güvenliği, bulut, IoT ve 5G teknolojilerinin dönüşüme olan etkisi ve uygulama alanları tartışıldı. Etkinlikte konuşma yapan Vodafone Türkiye CEO’su Engin Aksoy, "5G ile birlikte daha yüksek hız, daha düşük gecikme ve daha güçlü bir bağlantı dönemi başladı. Biz de iş ortaklarımızın teknolojik dayanıklılığını artırmayı en önemli sorumluluğumuz olarak görüyoruz. Teknolojiyi sadece sunmuyor, müşterilerimize nasıl kullanacakları konusunda da rehberlik ediyoruz" dedi. "Dijital dayanıklılık iş sürekliliğinin temel şartı oldu" Engin Aksoy, "Bugünün iş dünyasında hayat dijital bir nabızla atıyor; bağlantı ile hızlanan, gözle görülmeyen algoritmalarla yönetilen sistemlerimiz beklentiyi yeniden tanımlıyor. Operatör olarak, bu yolculukta en başından beri merkezi bir rol oynamış ve oynamaya devam eden bir kurumuz. Bugün Avrupa ve Afrika’nın en büyük teknoloji şirketlerinden biriyiz; 330 milyondan fazla bireysel müşteriye ve 4,7 milyon işletmeye hizmet sunuyor, dünya genelinde 220 milyondan fazla cihazı birbirine bağlıyoruz. Teknoloji kabiliyetlerimiz ve değerlere dayalı iş yapış biçimimizle yapay zekâ ve hiper bağlantılı sistemlerin hayatımızın giderek daha büyük bir parçası hale geldiği, ‘veri egemenliği’ ve ‘veri özerkliği’ kavramlarının daha fazla önem kazandığı ‘dijital dayanıklılık’ çağına da en hazır kurumlardan biriyiz" dedi. "İş süreçlerine nasıl entegre edecekleri konusunda da rehberlik ediyoruz" Dijital dayanıklığın önemine vurgu yapan Aksoy, "Dijital dayanıklılık artık kurumların iş sürekliliğinin temel şartı, bizim için de ‘teknik bir başlık’ değil; iş modelimizin merkezindeki stratejik bir alan. İşletmelerin dijital dayanıklılığını artırmak için risk, iş sürekliliği, teknoloji dayanıklılığı, kriz yönetimi ve iç kontrol fonksiyonlarını entegre bir şekilde yönetiyoruz. İş ortaklarımıza sadece teknoloji sunmuyor; hangi teknolojiyi nasıl kullanacakları, iş süreçlerine nasıl entegre edecekleri konusunda da rehberlik ediyoruz. Vodafone Business olarak; iş ortaklarımızla birlikte düşünen, birlikte tasarlayan, birlikte uygulayan ve birlikte büyüyen bir yol arkadaşı olmayı önemsiyoruz. Önümüzdeki dönemde de bu güçlü ekosistemi daha da büyüterek, Türkiye’nin dijital dönüşümünde birlikte daha büyük başarılara imza atacağımıza yürekten inanıyoruz" ifadelerini kullandı. "Dijital rönesans iş dünyasını yeniden tanımlayacak" Etkinlikte konuşma yapan Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Özlem Kestioğlu, "Yapay zekâ, veri ve bağlantının kesişiminde yeni bir ‘dijital rönesans’ dönemine giriyoruz. Bu dönemde şirketler yalnızca teknolojiyi kullanan değil, teknolojiyi iş modelinin merkezine alan yapılara dönüşüyor. 2045’e doğru ilerlerken, iş dünyası sadece dönüşmeyecek, ‘dijital rönesans’ ile yeniden tanımlanacak. Çünkü bu dönem; teknolojinin iş modellerini dönüştürdüğü değil, işin kendisini yeniden yazdığı bir dönem olacak. Bugün dayanıklılık artık sadece ayakta kalabilmek değil; belirsizlik içinde yön bulabilmek ve bu belirsizliği avantaja çevirebilmek anlamına geliyor. Dayanıklılığı da güçlü bir dijital çekirdek, güvenliğin yeniden tasarlanması, değer üreten yapay zekâ ve adaptif insan kaynağı ile sağlayabiliriz. Tech Connect İstanbul da bu dönüşümü anlamak, gerçek iş senaryolarını deneyimlemek ve liderlere yeni bir perspektif sunmak açısından önemli bir buluşma noktası" dedi. Deneyim alanları ve vizyon oturumları öne çıktı Tech Connect İstanbul; ana sahne oturumlarının yanı sıra, siber güvenlik odağında gerçekleştirilen özel oturumlar ve deneyim alanları ile kapsamlı bir içerik sundu. Tech Connect İstanbul kapsamında; akıllı üretimden otonom sistemlere, bağlantılı cihazlardan veri odaklı perakende senaryolarına kadar geniş bir teknoloji ekosistemi katılımcılarla buluştu. Bu sayede gerçek iş senaryolarındaki uygulamaları interaktif olarak sergilenerek katılımcılara birebir deneyim fırsatı sunuldu. Bu alanlar, teorik bilgiyi pratiğe dönüştüren yapısıyla etkinliğin öne çıkan bölümleri arasında yer aldı. Etkinlikte iş dünyası liderleri, teknoloji sağlayıcıları ve sektör uzmanları; dijital dönüşüm, yeni nesil iş modelleri ve teknoloji yatırımlarının geleceği üzerine görüşlerini paylaşırken, katılımcılar Vodafone Business çözümlerini birebir deneyimleme fırsatı buldu.