ASAYİŞ - 08 Haziran 2024 Cumartesi 11:45

Sınav saatinde bir inşaatta 100 işçi aynı ayda çalışırken, zabıtaya güçlük çıkardılar

A
A
A
Sınav saatinde bir inşaatta 100 işçi aynı ayda çalışırken, zabıtaya güçlük çıkardılar

Türkiye genelinde olduğu gibi Bilecik’te de Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) sorunsuz bir şekilde başlarken, sınav saatinde ses çıkaran inşaat işçilerine zabıtalara güçlük çıkardılar.


Kentte YKS sınavı çok sayıda sınav merkezinde problemsiz bir şekilde başlarken, sınava girecek adaylar sabahın erken saatlerinde aileleri birlikte sınava gireceklerin okulların yolunu tuttu. Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi yerleşkesinde binlerce aile çocukları sınava getirirken, araç yoğunluğu adeta gözlerden kaçmadı. Yerleşke içinde yapılan Kredi Yurtlar Kurumu’na ait yurt binası yaklaşık 100 inşaat işçisine Bilecik Belediyesine ait Zabıta Müdürlüğü ekiplerince anında müdahale edildi.



"Biz çalışırız dediler"


İnşaat işçileri zabıta ekiplerine "Sınav bizi ilgilendirmez biz çalışacağız" demeleri üzerine hemen olay yerine polis ekipleri çağrıldı. Polisin gelmesinin ardından inşaat işleri çalışmalarına sınav sürecinde ara vermek zorunda kaldılar. İnşaat yapan taşeron firmaya tutanak tutarken, Çevre ve Şehirlik İl Müdürlüğü ekiplerince cezai işlem uygulanacağı öğrenildi.


Ekipler binlerce öğrencinin hayatını etkileyecek olan bu önemli sınavda vatandaşların biraz daha duyarlı olmasını gerektiğini söylediler.



Sınav saatinde bir inşaatta 100 işçi aynı ayda çalışırken, zabıtaya güçlük çıkardılar

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Konya Türkiye’de bir ilk: Dayanıklılığın beyindeki izleri araştırılacak Necmettin Erbakan Üniversitesi’nde (NEÜ) yürütülen, psikologlar, sosyologlar ve bilgisayar mühendislerinin bir araya geldiği "Bireysel ve Kolektif Dayanıklılığın Nörofizyolojik Belirteçleri" isimli projede, dayanıklılığın bireysel ve kolektif etkileri incelenirken beyindeki elektriksel haritası da çıkarılacak. NEÜ Travma Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Doç. Dr. Seher Akdeniz, "Projeyle özellikle psikolojik dayanıklılığı ve toplumsal dayanıklılığı artırıcı çalışmalarda nelerin iyi geldiğini, kişilere bunları belirlemek ve bunları toplumsal fayda yönünde çeşitli programlara dönüştürmeyi hedefliyoruz" dedi. Türkiye’de bir ilk olma özelliği taşıdığı belirtilen "Bireysel ve Kolektif Dayanıklılığın Nörofizyolojik Belirteçleri" projesinde, bireylerin travma sonrası dayanıklılık süreçleri verilerle analiz edilecek. Çalışmayla toplumsal ve toplum dayanıklılığın insan psikolojisi üzerindeki etkileri de değerlendirilecek. Farklı akademisyenlerin yer aldığı projede elde edilecek verilerin, psikoloji alanındaki bilimsel çalışmalara katkı sağlaması hedefleniyor. "İlk kez nörolojik düzeyde araştırmaya odaklandık" Psikolojik dayanıklılığın, bireyin zorlu yaşam olayları, stres, travma karşısında sergilediği toparlanma gücü ve esneklik kapasitesini ifade ettiğini belirten NEÜ Travma Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Doç. Dr. Seher Akdeniz, "Literatürde genellikle özbilirim ölçekleriyle ölçülür. Biz buna ek olarak burada somut biyobelirteçlerle de desteklemeyi hedefliyoruz. Özellikle travma sonrası gelişim dediğimiz, bireyin zorluklardan nasıl daha da güçlenerek çıktığını disiplinler arası düzeyde anlamaya odaklandık. Bununla birlikte insan sosyal bir varlık. Kriz anlarında ortak kader duygusu ile birleşiyor ve ait olduğu grubun ve toplumun güçlü olduğuna inanan birey, kendi içinde de daha büyük bir güç bulabiliyor. Biz de bu araştırmada toplumsal dayanıklılık, beynimizde strese karşı koruyucu bir zırh oluşturuyor mu, bildiğimiz kadarıyla bunu ilk kez nörolojik düzeyde araştırmaya odaklandık. Bu araştırmada veriler binlerce kişiden toplandı ve burada belli algoritmalara göre seçilen kişileri belirledik. Psikolojik dayanıklılık, toplumsal dayanıklılık, empati, duygu düzenleme, pek çok ölçek uyguladık. Stresle başa çıkma şekilleri gibi bu ölçeklerde de bizim hedeflediğimiz belirli algoritmalara uyan kişileri bu sefer nörofizyolojik ölçümler için EEG ve göz takip cihazı ölçümleri için buraya davet edip deneylerimizi burada yapıyoruz. Buradaki hedefimiz özellikle psikolojik dayanıklılığı ve toplumsal dayanıklılığı artırıcı çalışmalarda nelerin iyi geldiğini kişilere bunları belirlemek ve bunları toplumsal fayda yönünde çeşitli programlara dönüştürmeyi hedefliyoruz" dedi. "Katılımcılarımızdan hem EEG kaydı hem göz izleme takibinden elde ettiğimiz görüntüleri alıyoruz" NEÜ Bilgisayar Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi ve TRAUM Müdürü Yardımcısı Doktor Öğretim Üyesi Ayşe Merve Acılar ise, "Bu deney çerçevesinde biz katılımcılarımızdan hem EEG kaydı hem göz izleme takibinden elde ettiğimiz görüntüleri alıyoruz. Akabinde bu kayıtlar bize gelen ham kayıtlar oluyor. EEG kayıtlarını sinyal işleme yöntemleriyle temizliyoruz. Göz işlemeden gelen göz takip cihazından gelen kayıtları da işaretleyerek uygun çerçeveleri alıyoruz. Amacımız, burada makine öğrenmesi yöntemleri için bir veri seti oluşturmak ve makine öğrenmesi yöntemleri kullanarak bireyin dayanıklılığına özgü biyobelirteçleri bulmak. Bu biyobelirteçleri de kullanarak ileride psikoloji alanında geliştirebilecek programlarda, karar destek sistemi olarak kullanılabilecek yapay zeka destekli uygulamalar geliştirmek. Yapay zeka çok geniş bir kavram, biz algoritmik kısmıyla ilgileniyoruz. Makine öğrenmesi algoritmaları diyoruz. Burada veriden öğrenen algoritmalardan bahsediyoruz. Klasik istatistik yöntemlerinin temelinde elde edilen algoritmalar bunlar ama bir tık daha derine inerek görünmeyeni keşfetme yönünde gelişen teknoloji ile birlikte bize sunulan avantajlardan faydalanıyoruz bu algoritmaların" diye konuştu.
Aydın Aydın Valisi Varol’un 19 Mayıs mesajı Aydın Valisi Dr. Osman Varol, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı dolayısıyla yayımladığı mesajında, 19 Mayıs ruhunun milletin bağımsızlık iradesinin en güçlü simgelerinden biri olduğunu belirtti. Aydın Valisi Dr. Osman Varol mesajında, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün 19 Mayıs 1919’da Samsun’da başlattığı bağımsızlık mücadelesinin milletin ortak iradesiyle zafere ulaştığını ifade ederek, "Bugün, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün 19 Mayıs 1919’da Samsun’da ‘Ya İstiklal, Ya Ölüm’ inancıyla yaktığı bağımsızlık meşalesinin vatanımızın her bir köşesinde yankılanmasının ve Millî Mücadelemizin 107. yıl dönümüne ulaşmış olmanın haklı gururunu ve büyük heyecanını hep birlikte yaşıyoruz" dedi. 19 Mayıs’ın yalnızca geçmişte kazanılmış bir zafer olmadığını, aynı zamanda geleceğe ışık tutan bir rehber olduğunu vurgulayan Varol, "19 Mayıs’ın taşıdığı bu şuur; gencinden yaşlısına, kadınından erkeğine milletimizin tüm fertlerinin sarsılmaz bir inançla kenetlenmesinin sembolüdür" ifadelerini kullandı. Cumhuriyetin korunması ve geleceğe taşınması noktasında gençlere büyük görev düştüğünü belirten Varol, gençlerin Türkiye’nin en büyük güvencesi olduğunu kaydetti. Varol mesajında, "Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘Bütün ümidim gençliktedir’ sözleriyle işaret ettiği sizler; Cumhuriyetimizin teminatı, yarınlarımızın en büyük güvencesisiniz. Tarihinden aldığı güçle geleceğe yürüyen Türkiye Cumhuriyeti’nin her alanda yükselmesi; sizlerin azmi, kararlılığı ve üretkenliğiyle mümkün olacaktır" sözlerine yer verdi. Vali Varol, mesajının sonunda başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere tüm şehit ve gazileri rahmet, minnet ve şükranla andığını belirterek, tüm vatandaşların 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nı kutladı.
Tokat Sel ve soğuk arasında kalan gezgin arıcı: "Ne gidebiliyoruz, ne kalabiliyoruz" Tokat’ın Erbaa ilçesinde sel ve taşkın tehdidi altında kalan gezgin arıcılar, yükselen Kelkit Irmağı ile kar nedeniyle çıkamadıkları yaylalar arasında mahsur kaldı. Erbaa ilçesine bağlı Kızılçubuk köyünde etkili olan sel felaketi ve olumsuz hava şartları, bölgede gezgin arıcılık yapan üreticileri zor durumda bıraktı. Kelkit Irmağı’nda yükselen su seviyesi ile Sivas yaylalarında etkili olan kar yağışı arasında kalan arıcılar, ne mevcut bölgelerden ayrılabildi ne de bal üretimi için yaylalara çıkabildi. Ne yaylaya çıkabiliyoruz, ne de bulunduğumuz yerden ayrılabiliyoruz Yaklaşık 15 yıldır bölgede gezgin arıcılık yaptığını belirten Ordulu arıcı Fatih Çelebi, bu yıl mevsim şartlarının üretimi olumsuz etkilediğini söyledi. Flora bölgesinde bal üretimi için hazırlık yaptıklarını ifade eden Çelebi, "Erbaa’dan Sivas yaylalarına gitmeyi planlıyorduk ancak orada da kar yağışı ve eksi derecelerde soğuk hava etkili oluyor. Burada ise sel riski var. Ne yaylaya çıkabiliyoruz ne de bulunduğumuz yerden ayrılabiliyoruz" dedi. Arkadaşımızın 500 kovanı taşkın nedeniyle kayboldu Son günlerde etkili olan yağışlar ve barajlardan bırakılan sular nedeniyle Kelkit Irmağı’nın debisinin hızla yükseldiğini belirten Çelebi, Kızılçubuk Köyü yakınlarında bulunan başka bir arıcının büyük zarar gördüğünü söyledi. Çelebi, "Köyün yaklaşık 500-600 metre ilerisinde bulunan bir arkadaşımızın yüzlerce arı kovanı sel sularına kapıldı. Su bir anda yükseldi. Yaklaşık 500-600 kovan kayboldu. Müdahale etmeye fırsat olmadı" diye konuştu. En büyük tesellimiz can kaybının yaşanmaması Kendilerinin de geçmiş yıllarda aynı bölgede konakladığını ifade eden Çelebi, bu yıl farklı bir noktaya yerleşmelerinin muhtemel bir faciayı önlediğini belirtti. Çelebi, "Geçen yıllarda bizim bulunduğumuz yerde bu kez arkadaşımız vardı. Bugün aynı durumda biz de olabilirdik. En büyük tesellimiz can kaybının yaşanmaması" ifadelerini kullandı. Suyun daha da yükseleceği söyleniyor Bölgede bazı köylerin tedbir amacıyla tahliye edildiğini aktaran Çelebi, hayvanların güvenli alanlara taşındığını ve devlet ekiplerinin bölgede yoğun çalışma yürüttüğünü söyledi. Çelebi, "Devletin bütün kurumları sahada görev yapıyor. İnsanların daha fazla zarar görmemesi için herkes seferber olmuş durumda. Biz de arılarımızla birlikte hazır bekliyoruz. Suyun daha da yükseleceği söyleniyor. Tedirginiz ama umut kesmiyoruz" dedi.
İstanbul II. Geleneksel SATMER Kültür Sanat Festivali düzenlendi İstanbul Gelişim Üniversitesi Sanat ve Tasarım Uygulama ve Araştırma Merkezi (SATMER) tarafından düzenlenen II. Geleneksel SATMER Kültür Sanat Festivali, sanatın farklı disiplinlerini bir araya getirdi. Üç gün süren festivale akademisyenler, öğrenciler, sanatçılar ve sanatseverler katıldı. İstanbul Gelişim Üniversitesi (İGÜ), kültürel mirasın korunması ve sanatsal üretimin teşvik edilmesine yönelik çalışmalarını sürdürüyor. Bu kapsamda İstanbul Gelişim Üniversitesi Sanat ve Tasarım Uygulama ve Araştırma Merkezi (SATMER) tarafından düzenlenen II. Geleneksel SATMER Kültür Sanat Festivali gerçekleştirildi. Üç gün süren festival kapsamında sanatın farklı disiplinleri bir araya geldi. Festivalin açılış programına; İstanbul Vali Yardımcısı Mustafa Asım Alkan, Avcılar Kaymakamı Orhan Burhan, İstanbul Gelişim Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Bahri Şahin, Avcılar İlçe Milli Eğitim Müdürü Özcan Şahin, İGÜ Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Şükran Güzin Ilıcak Aydınalp’in yanı sıra akademisyenler, öğrenciler, sanatçılar ve sanatseverler katıldı. Vali Yardımcısı Alkan’dan İGÜ ve SATMER değerlendirmesi İstanbul Vali Yardımcısı Mustafa Asım Alkan ise üniversitelerinin uluslararası sıralamalardaki başarısına ve yüksek yabancı öğrenci kapasitesine dikkat çekerek üniversitenin küresel ölçekte önemli bir eğitim markası haline geldiğini belirtti. SATMER Kültür Sanat Festivali’nin kapsamı ve çok yönlü yapısıyla kültürel gelişime önemli katkılar sunduğunu ifade etti. Rektör Prof. Dr. Bahri Şahin: "SATMER, üniversitemizin kültürel vizyonuna güç katıyor" Açılış programında konuşan İstanbul Gelişim Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Bahri Şahin ise SATMER’in kuruluşundan itibaren kısa sürede gerçekleştirdiği çalışmaların üniversite adına önemli bir akademik ve kültürel kazanım olduğunu ifade etti. Sanat ve tasarım alanındaki üretim odaklı faaliyetlerin üniversitelerinin gelişim vizyonuna önemli katkılar sunduğunu belirten Şahin, üniversitenin bilimsel üretimin yanı sıra kültür ve sanat alanındaki etkinliklerle de toplumsal katkı sağlamaya devam ettiğini vurguladı. "SATMER kısa sürede ulusal ve uluslararası çalışmalara imza attı" Festivalin açılış konuşmasını gerçekleştiren SATMER Müdürü ve Düzenleme Kurulu Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Mustafa Günay, SATMER’in 2024 yılında İstanbul Gelişim Üniversitesi bünyesinde Türkiye’de bir ilk olarak kurulduğunu belirtti. Günay, merkezin kısa sürede ulusal ve uluslararası düzeyde sergiler, bilimsel yayınlar, patent çalışmaları, konserler, workshoplar ve sanatsal projeler gerçekleştirdiğini ifade etti. "Festivali uluslararası ölçekte bir marka haline getirmeyi hedefliyoruz" Konuşmasında festivalin yalnızca bir kültür sanat etkinliği olmadığını vurgulayan Mustafa Günay, geleneksel sanatlar ile çağdaş sanat disiplinlerini bir araya getiren festivalin; sürdürülebilirlik, geri dönüşüm bilinci, kültürlerarası etkileşim ve yenilikçi düşünce gibi çağın önemli kavramlarını sanat aracılığıyla görünür kıldığını belirtti. Festivalin uzun vadede uluslararası ölçekte marka bir organizasyona dönüştürülmesinin hedeflendiğini ifade eden Günay, sanatın toplumsal dönüşümdeki güçlü etkisine dikkat çekti. Workshoplardan performanslara sanat dolu üç gün Konuşmaların ardından İstanbul Vali Yardımcısı Mustafa Asım Alkan ve İstanbul Gelişim Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Bahri Şahin’e özel hazırlanan sanat eserleri takdim edildi. Festival kapsamında yer alan sanatçılara plaketleri sunulurken açılış kurdelesinin kesilmesiyle festival resmi olarak başladı. Açılış töreninin ardından protokol heyeti festival alanlarını gezerek sanatçılarla bir araya geldi. Karikatürden kaligrafiye, ebrudan epoksi tasarıma, değerli taş işlemeciliğinden tekstil sanatlarına kadar 20 uygulamalı, 5 performans olmak üzere 25 farklı sanat disiplinini bir araya getiren festival katılımcılar tarafından yoğun ilgi gördü. Üç gün boyunca devam eden festival kapsamında konserler, söyleşiler, tiyatro gösterileri, pandomim performansları ve canlı sanat etkinlikleri düzenlendi. Üniversitenin öğrencileri ve akademisyenlerinin yanı sıra üniversite dışından katılan çok sayıda sanatseverin ilgisiyle tamamlanan festival, sanat dolu atmosferiyle dikkat çekti.