GÜNDEM - 03 Ekim 2025 Cuma 17:23

Türkiye çelik üretiminde Avrupa’da birincisi, dünya 7’incisi

A
A
A
Türkiye çelik üretiminde Avrupa’da birincisi, dünya 7’incisi

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, çelik üretiminde bu yıl itibarıyla Avrupa’da birincisi dünyada ise 7’inci büyük üretici olduğunu söyleyerek, "İhracatta yakaladığımız başarıyı, bu yıl da güçlü bir ivmeyle sürdürüyoruz" dedi.


Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Bilecik’in Osmaneli ilçesinde bir çelik fabrikasının katılmak üzere kentte geldi. Bakan Kacır burada yaptığı konuşmada, "Bir medeniyetin doğuşunun sembol şehri Bilecik, köklü tarihi ile gönlümüzde ayrı bir yere sahip. İstiklal ve istikbal yolculuğumuzun filizlendiği, ecdat yadigarımız Bilecik’te 150 milyon avroluk yatırımla hayata geçirilen bu tesisisin Bilecik’e, bölgemize, ülkemize hayırlı uğurlu olmasını temenni ediyorum. Türkiye olarak son 23 yılda yatırımda, istihdamda, üretimde, ihracat ve kalkınmada büyük hamleler gerçekleştirdik. Siyasi ve ekonomik istikrar ile beraber hemen her alanda tarihi kazanımlar elde ettik. Türkiye gibi kıymetli bir cevheri, adeta bir nakış misali titizlikle işleyerek asırlık başarı hikayelerine imza attık. 23 yıl önce 36 milyar dolar olan yıllık ürün ihracatımız; gelişmiş sanayi altyapımız, esnek üretim kabiliyetimiz ve lojistik avantajlarımızla 270 milyar dolara çıktı. Milli gelirimiz 1,5 trilyon dolara, kişi başı gelirimiz ise 17 bin dolar yaklaştı. Şoklara karşı dirençli ve istikrarlı büyüyen ekonomimizle, sürekli güncellediğimiz programlarımız ve üretim kabiliyetlerimizle küresel tedarik zincirlerinin kalbindeyiz. Bu zincirin sürdürülebilirliğini sağlamak, kritik halkaları sürekli olarak beslemek bizim önceliğimizdir. İnşaat, otomotiv, makine, beyaz eşya, enerji ve savunma gibi kritik sektörlerde üretimde sürekliliğin, tedarikte güvenliğin teminatı çelik sektörümüz; yüksek katma değer, nitelikli istihdam ve ihracata yaptığı katkıyla ’Güçlü sanayi, güçlü Türkiye’ vizyonumuzun belkemiğidir. Sanayi de son 23 yılda yakaladığımız büyük hamleyle uyumlu şekilde sektörümüz; kurulu kapasitesini büyüten, üretim hacmini artıran ve ürün kalitesini dünya standartlarının üzerine taşıyan performansıyla, küresel pazarlarda söz sahibi bir konuma erişti" dedi.



"Çelik üretiminde bu yıl itibarıyla Avrupa’da birinci dünyada 7’inci büyük üreticiyiz"


Bakan Kacır konuşmasının devamında, "İhracatta yakaladığımız başarıyı, bu yıl da güçlü bir ivmeyle sürdürüyoruz. Sektörümüz, yılın ilk dokuz ayında 12,5 milyar dolarlık ihracata ulaştı. Ülkemizin en fazla ihracat yapan ilk beş sektörü arasındaki yerini pekiştirdi. Elbette bizim için üretim ve ihracat rakamları kadar, uzun vadeli rekabet gücümüzün anahtarı olan ürün gamının sürekli genişlemesi de hayati öneme sahip. Bugün, sıcak haddelenmiş vasıflı çeliklerden soğuk işlenmiş ve galvanizli saclara, yüzeyi işlenmiş ve kaplanmış parçalara uzanan, farklı sahalarda ihtiyaç duyulan özel çelik bileşenlerini yerli ve millî imkânlarla üretebilen bir Türk çelik sanayi var. Bu ivme, nitelikli insan kaynağımızın emeği, üretim gücümüz ve yerli-millî irademiz sayesinde, daha da güçlenecek. Çelik sektörü başta olmak üzere, metal sanayimizin tüm kollarının rekabetçiliğini ve verimliliğini artıracak adımları atmakta kararlıyız. Sektörümüzü doğrudan ya da dolaylı etkileyebilecek küresel trendleri ve gelişmeleri yakından takip ediyoruz. Sürdürülebilirlik, süreklilik, dijital dönüşüm ve yeşil üretim, enerji maliyetleri, verimlilik gibi hususların çelik sektöründe uzun vadeli başarının belirleyicisi olacağını biliyoruz. Temiz üretimin ön plana çıkmasıyla beraber, sizlerin de yakından deneyimlediği üzere, iklim değişikliği ile mücadele politikaları tüm ülkelerde hız kazanıyor. İklim değişikliğinin sanayi ve teknoloji politikalarıyla bağlantısı giderek güçleniyor. Özellikle de en büyük ticaret ortağımız Avrupa Birliğinin Sınırda Karbon Düzenleme mekanizmasıyla birlikte demir-çelik, çimento gibi sera gazı salınımı yoğun sektörlerde oyunun kuralları adeta yeniden yazılıyor" dedi.



"Bizler bu ülkenin büyümesine, kalkınmasına omuz veren, yükümüzü paylaşan her bir yatırımın yanında olmaya devam edeceğiz"


Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır,, hazırladıkları Demir Çelik Sektörü Düşük Karbonlu Yol Haritası’yla sektörde mevcut tesislerin modernizasyonu, yeni kapasitelerin yenilenebilir enerji ile entegrasyonu ve atık ısı geri kazanımı gibi çözümlerle karbonsuzlaştırılması için 2053 yılına kadar 31 milyar dolardan fazla yatırım ihtiyacı öngördüklerini söyledi. Bakan Kacır, "Mevcut tablo yeşil dönüşüm yatırımlarının gerçekleştirilmesini, sürdürülebilir, verimli ve çevreci bir üretim altyapısı kurmanın sektörümüzün geleceği için olmazsa olmaz olduğunu ortaya koyuyor. Biz bu süreci bir risk alanı olarak değil, yeni bir fırsat penceresi olarak görüyor; düzenleyici çerçevemizi ve destek mekanizmalarımızı güncelleyerek üreticimizi yeni dönemin standartlarına süratle hazırlıyoruz. Elbette burada kilit unsur sanayicilerimizin yatırım ihtiyacını adresleyen finansmana erişimidir. Yatırım teşviklerimizi daha etkin mekanizmalarla ikiz dönüşüme yönlendirmeyi hedeflediğimiz Yeşil Dönüşüm ve Dijital Dönüşüm Destek Programlarımızı süratle hayata geçirdik. Program doğrultusunda, işletmelerimizin ikiz dönüşümde ihtiyaçlarını adresleyecek yol haritalarını sunmalarını bekliyoruz. Sunulan yol haritalarıyla uyumlu yatırımlara, ileri düzeyde destekler sağlıyoruz. Türk sanayisi ile uluslararası finans kuruluşlarının net sıfır emisyon hedefine yönelik çabalarını birleştiren ve bu kuruluşların finansal kaynakları, uzmanlığı ve bilgi birikiminden istifade eden çalışma modellerini hayata geçirmeye yönelik önemli çalışmalar yaptık" dedi.



"Türk sanayini ülkemizin dört bir yanında daha ileriye taşıyacağız"


Bakan Kacır, Dünya Bankası iş birliği ile yürüttükleri ’Türkiye Yeşil Sanayi Projesi’, ’Türkiye Organize Sanayi Bölgeleri Projesi’ ve ’Sosyal Kapsayıcı Yeşil Geçiş Projesi’ ile 1 milyar doların üzerinde finansmanı sanayicilerimize, KOBİ’lerimize ve yeşil teknoloji girişimlerimize kazandırdıklarını söyleyerek, sözlerine şöyle devam etti;


"Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası iş birliğiyle hayata geçirdiğimiz Türkiye Sanayi Karbonsuzlaştırma Yatırım Platformuyla, sanayimizin yeşil dönüşüm yatırımlarına 2030’a kadar 5 milyar avroluk uluslararası finansman sağlamak üzere adım attık. Yeni yatırımların önünü açacak yatırımcı dostu programlarımız ve desteklerimizle Türk sanayini ülkemizin dört bir yanında daha ileriye taşıyacağız. Bizler bu ülkenin büyümesine, kalkınmasına omuz veren, yükümüzü paylaşan her bir yatırımın yanında olmaya devam edeceğiz. Bu kıymetli tesis gibi; milletimize iş olacak, evlerine aş olacak, ülkemize güç katacak yatırımların arkasında durmayı sürdüreceğiz. Yatırım teşviklerimizle, planlı sanayi alanlarıyla, KOBİ’lerimize sağladığımız imkânlarla ve bölgesel kalkınma projelerimizle Bilecik’in kalkınmasına hız kazandırmaya devam edeceğiz."



"SGK işveren payının yarısını 2 yıl boyunca bakanlığımız karşılayacak"


Kacır konuşmasının devamında, "Bakınız, Bilecik’te sanayinin çarklarının hızla dönmesi adına Bilecik 3 OSB ve Gölpazarı Gıda OSB’yi kurduk. Yeni kurulan bölgelerimiz ve mevcut OSB’lerimizin genişleme çalışmalarıyla toplam OSB alanımızı bin 230 hektardan 2 bin 411 hektara yükselttik. Şehrimizde gerçekleşecek yatırımlar için 690 teşvik belgesi düzenledik. 147 milyar lira sabit yatırımın ve 25 bin 700’ün üzerinde istihdamın önünü açtık. Cumhurbaşkanımızın kararıyla yürürlüğe giren yeni teşvik sistemi doğrultusunda, ilimizde gerçekleştirilen yatırımları güçlü şekilde desteklemeye devam ediyoruz. İlimizde yapılacak öncelikli yatırımlarda istihdam edilecek çalışanların SGK İşveren Payının yarısını 2 yıl boyunca Bakanlığımız karşılayacak. Yatırımın Organize Sanayi Bölgelerimizde gerçekleşmesi durumunda ise bu süre 4 yıla çıkacak. Bilecik’te yapılacak yatırımlarda kullanılacak krediler için finansman desteğini 24 milyon liraya çıkardık. Yatırım kredilerinde 10,13 puan faiz/kar payı desteği sunuyoruz. Yatırımın niteliğine göre yüzde 30’a varan yatırıma katkı oranı ile vergi indirimi sağlıyoruz. Yatırım makinelerinde KDV istisnası ve gümrük vergisi muafiyeti uyguluyoruz" dedi.



"Bölgesel gelişme ulusal stratejimizde Bilecik’te katma değerli gıda ürünleri imalatını öncelikli sektör olarak belirledik"


Bakan Kacır son olarak, "Yeni teşvik sisteminin temel unsurları arasında yer alan Yerel Kalkınma Hamlesi Teşvik Programı ile atıl kaynakların kullanılması, yerel ihtiyaçların karşılanması, bölgelerin yetkinlik ve teknoloji üretim düzeyinin geliştirilmesi için adım attık. Program kapsamında; Bilecik’te gerçekleştirilecek; Şerbetçiotu ve diğer tıbbi aromatik bitkilerden katma değeri yüksek ürünler üretimi, cam elyaf üretimi, teknik (ileri) seramik ürünleri üretimi ile keçi yetiştirme ve keçi ürünleri işleme tesisi yatırımları için nitelikli destekler sunuyoruz. Bu yatırımlarda 240 milyon liraya kadar finansman desteği sağlıyoruz. Bölgelerimizde güçlü bir zemin üzerinde yükselttiğimiz bu kazanımları daha ileriye taşımak amacıyla yeni stratejiler belirliyor, şehirlerimizi topyekûn kalkındıracak hamleleri tek tek gerçekleştiriyoruz. Bölgesel gelişme ulusal stratejimizde Bilecik’te katma değerli gıda ürünleri imalatını öncelikli sektör olarak belirledik. Stratejimiz ile önümüzdeki dönemde Bilecik’te yeni yatırımları inşallah devreye alacağız. Türkiye için taş üstüne taş koyan tüm yatırımcılarımızın, emeğin, gayretin, alın ve akıl terinin önünü açmaya bu ülkenin büyümesine, kalkınmasına omuz veren, yükümüzü paylaşan her bir yatırımı tüm imkanlarımızla desteklemeye devam edeceğiz. Bölgesel Gelişme Ulusal Stratejimizde Bilecik’te katma değerli gıda ürünleri imalatını öncelikli sektör olarak belirledik. Stratejimiz ile önümüzdeki dönemde Bilecik’te yeni yatırımları inşallah devreye alacağız. Türkiye için taş üstüne taş koyan tüm yatırımcılarımızın, emeğin, gayretin, alın ve akıl terinin önünü açmaya; bu ülkenin büyümesine, kalkınmasına omuz veren, yükümüzü paylaşan her bir yatırımı tüm imkânlarımızla desteklemeye devam edeceğiz. Ülkemiz sanayini yatırım, istihdam, üretim, icat ve ihracat rotasında rekabetçi ve sürdürülebilir bir temelde daha da güçlendirmek için çalışmayı sürdüreceğiz" ifadelerine yer verdi.



Türkiye çelik üretiminde Avrupa’da birincisi, dünya 7’incisi

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Bakan Uraloğlu: "Biletli yolcu taşımacılığı yapan otobüs firmalarının turizm amaçlı yetkilendirilmiş araçlarını ek seferlerde kullanmalarına imkan tanıdık" Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Ramazan Bayramı’nda artması beklenen yolcu yoğunluğuna karşı şehirler arası otobüs firmalarının turizm taşımacılığı için yetkilendirilmiş araçlarını da seferlerde kullanabileceğini açıkladı. Bakan Uraloğlu, Ramazan Bayramı tatili sebebiyle şehirler arası otobüs taşımacılığına yönelik uygulanacak düzenlemeyi duyurdu. Bayram dönemlerinde yolcu talebinin olağan sefer kapasitesinin çok üzerine çıktığını hatırlatan Uraloğlu, vatandaşların mağdur olmaması için ek sefer imkanının genişletildiğini söyledi. "Bayramda yoğunluk olacağını öngörüyoruz" Uraloğlu, bayram tatilinde şehirler arası yolcu taşımacılığında ciddi bir yoğunluk yaşanmasını beklediklerini belirterek, "Bayramda yoğunluk olacağını öngörüyoruz. Mevcut tarifeli seferlerin bu talebi karşılayabilmesi için biletli yolcu taşımacılığı yapan otobüs firmalarının turizm amaçlı yetkilendirilmiş araçlarını ek seferlerde kullanabilmelerine imkan tanıdık" diye konuştu. "Firmalar, araçlarla gerçekleştirecekleri ek seferlerini 29 Mart gün sonuna kadar sürdürebilecek" Ek Seferler, 29 Mart gün sonuna kadar sürdürülebileceğini ifade eden Uraloğlu, "Biletli yolcu taşımacılığı yapan B1 ve D1 yetki belgesi sahibi firmalar; tarifeli hatlar dışına çıkmama, ücret tarifelerine uyma ve yapılan taşımadaki tüm sorumluluğu üstlenme şartıyla, ayrıca Ulaştırma Elektronik Takip ve Denetim Sistemi’ne (U-ETDS) bildirimde bulunmaları kaydıyla, B2 ve D2 yetki belgesi sahiplerinin 25 ve üzeri koltuk kapasitesine sahip taşıtlarını da kullanarak ek sefer yapabilecek. Firmalar, bu araçlarla gerçekleştirecekleri ek seferlerini 29 Mart gün sonuna kadar sürdürebilecek" dedi.
Antalya Manavgat Belediyesi’nden kırsal mahallelerde bayram öncesi ücretsiz kuaför hizmeti Manavgat Belediyesi, Ramazan Bayramı öncesinde kırsal mahallelerde yaşayan vatandaşlara yönelik ücretsiz kuaför hizmeti sundu. Sosyal belediyecilik anlayışıyla çalışmalarını sürdüren Manavgat Belediyesi, bayram öncesi vatandaşların kişisel bakım ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla harekete geçti. Bu kapsamda oluşturulan dört ayrı ekip, ilçeye bağlı kırsal mahalleleri ziyaret ederek özellikle yaşlılar ve çocuklara ücretsiz saç kesimi hizmeti verdi. Kuaför ekipleri vatandaşlarla birebir ilgilenerek bayrama daha bakımlı ve mutlu girmelerine katkı sağladı. Gün boyu süren kuaför hizmetinden çok sayıda vatandaş faydalandı. Gerçekleştirilen ziyaretlere Manavgat Belediye Başkan Vekili Av. Mehmet Çiçek de katıldı. Vatandaşlarla bir araya gelen Çiçek, mahalle sakinleriyle sohbet ederek, "Manavgat Belediyesi olarak özellikle kırsal mahallelerimizde yaşayan vatandaşlarımızın bayrama daha mutlu girmeleri için bu hizmeti hayata geçirdik. Büyüklerimizin hayır dualarını almak, çocuklarımızın yüzündeki tebessüme vesile olmak bizim için en büyük mutluluk. Sosyal belediyecilik anlayışıyla her zaman vatandaşlarımızın yanındayız" ifadelerini kullandı. Manavgat Belediyesi, Ramazan ayı boyunca ilçenin farklı mahallelerinde vatandaşlarla bir araya gelmeye ve sosyal belediyecilik anlayışıyla çalışmalarını sürdürmeye devam ediyor.
Giresun Değirmen taşının dilinden anlayan son usta Giresun’un Espiye ilçesine bağlı Soğukpınar beldesinde yaşayan 61 yaşındaki Bayram Karaman, bölgede değirmen taşı yapan son usta olarak mesleğini sürdürmeye çalışıyor. Bir dönem altın çağını yaşayan taş ustalığının bugün yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu belirten Karaman, çırak bulamadığı için mesleğin kendisiyle birlikte bitebileceğini ifade etti. Giresun’un Espiye ilçesine bağlı Soğukpınar beldesinde yaşayan 61 yaşındaki Bayram Karaman, babasından ve atalarından öğrendiği taş ustalığını yıllardır sürdürüyor. Bölgede değirmen taşı yapan son usta olarak bilinen Karaman, gurbete gitmeden yıllarca emeğiyle "ekmeğini taştan çıkaran" ustalardan biri olarak dikkat çekiyor. Taş ustalığının geçmişte bölgede oldukça yaygın bir meslek olduğunu belirten Karaman, bugün ise bu işi yapan kimsenin kalmadığını söyledi. Mesleğin yok olma noktasına geldiğini dile getiren Karaman, "Dışarıda bir gurbet hayatım olmadı. Bu taş işçiliği babadan, atadan kalma bir meslek. Biz de devralıp devam ettirdik. Ama artık bu taş işçiliği bitme noktasına geldi. Halkın hala buna ihtiyacı var ama bu işi yapan kimse kalmadı" dedi. "Taş ne hızlı, ne yavaş, sadece sabırla işlenmeli" Mesleğin en önemli özelliğinin sabır olduğunu vurgulayan Karaman, değirmen taşının işlenmesinin büyük bir ustalık istediğini belirterek, "Bu işin en büyük inceliği sabırdır. Taşa hızlı vurursan kırılır, çok yavaş vurursan iş ilerlemez. Onun için sabırla, yavaş yavaş çalışmak gerekir. Taşın dili vardır, onu dinlemek gerekir. Değirmen taşı da her taştan yapılmaz. Taş tek parça ve çatlak olmaması gerekir. Taşın yiv dediğimiz çatlağı olmayacak, tek parça olacak. Suya dayanıklı olacak. Bizim yöredeki taşlar bu özellikleri taşıdığı için çok tercih edilir. Yapıldıktan sonra da değirmen çalıştıkça taş yavaş yavaş aşınarak görevini tamamlar. Eskiden değirmenler çok işlek olduğu için en fazla 20 yıl dayanırken, şimdi çok çalışmadığı için 50-100 yıl da dayanabilir" diye konuştu. Mesleğin en büyük sorunu, çırak yetişmemesi Bugün ise mesleğin en büyük sorununun çırak bulamamak olduğunu belirten Karaman, gençlerin bu işe ilgi göstermediğini belirterek, "Bugünkü gençlik bu işe pek önem vermiyor. Parasıyla da olsa bir çırak bulamıyorum. Hatta kendi çocuklarımdan bile bu işi öğrenmek isteyen olmadı. Benden sonra ne olur ben de bilmiyorum. Belki birileri görür, merak eder de devam ettirir diye umut ediyorum" ifadelerini kullandı. Bölgede değirmen taşı yapan tek usta olduğunu söyleyen Karaman, mesleğin kendisiyle birlikte yok olmasından endişe ettiğini sözlerine ekledi.
Ankara Uzmanından uyarı: "Her adet ağrısı normal değildir; ağrı kesicilere rağmen geçmiyorsa endometriozis mutlaka akla gelmelidir" Kadın Hastalıkları ve Doğum uzmanı Prof. Dr. Nafiye Yılmaz, "Her adet ağrısı normal değildir; özellikle şiddetliyse, yaşam kalitesini bozuyorsa ve ağrı kesicilere rağmen geçmiyorsa endometriozis mutlaka akla gelmelidir" dedi. Güven Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Prof. Dr. Nafiye Yılmaz, Endometriozis Farkındalık Ayı kapsamında yaptığı açıklamada, endometriozisin yalnızca adet sancısıyla sınırlı bir tablo olmadığını; ağrı, inflamasyon, yapışıklıklar ve doğurganlıkla ilgili sorunlara kadar uzanabilen çok yönlü bir hastalık olduğunu vurguladı. Yılmaz, endometriozisi, rahim iç dokusunun olması gereken yerin dışında; rahmin dış yüzeyinde, tüplerde, yumurtalıklarda, karın zarında, bağırsak veya mesane gibi organların üzerinde yerleşmesiyle ortaya çıkan kronik bir hastalık olarak tanımladı. Bu dokuların her adet döngüsünde hormonal olarak etkilenmeye devam ettiğini belirten Yılmaz, karın içinde gerçekleşen bu sürecin inflamasyona, yapışıklıklara ve yoğun ağrıya yol açtığını ifade etti. "Her adet ağrısı normal değildir" Endometriozisin en sık gözden kaçan yönlerinden birinin, ağrının normal adet sancısı sanılması olduğunu belirten Prof. Dr. Yılmaz, özellikle genç yaşlarda başlayan ve yıllar içinde artan şiddetli adet ağrılarının önemsenmesi gerektiğini söyledi. Yılmaz, "Her adet ağrısı normal değildir. Kişiyi yatağa düşüren, günlük yaşamını aksatan, iş gücü kaybına yol açan, ağrı kesicilere rağmen geçmeyen ağrılar varsa bunun altında endometriozis olabilir" diye konuştu. Erken tanı çevre dokuları korur Hastalığın ilerleyici bir karakter taşıdığına dikkat çeken Yılmaz, erken tanının çevre dokuların korunması açısından büyük önem taşıdığını vurguladı. Endometriozisin tanısında 3 ile 10 yıl arasında gecikmeler yaşanabildiğini ifade eden Yılmaz, bunun en önemli nedenlerinden birinin hastalığın farklı formlarda ortaya çıkabilmesi olduğunu belirtti. Noktasal odaklar, yumurtalıkta oluşan ve halk arasında ‘çikolata kisti’ olarak bilinen kistler ya da daha derin yerleşimli nodüller nedeniyle bazı hastalarda tanının daha erken, bazılarında ise daha geç konabildiğini söyledi. Kadınların doğurganlığını da etkiliyor Yılmaz, endometriozisin yalnızca ağrıya neden olmadığını, aynı zamanda kadınların doğurganlığını da etkileyebildiğini kaydetti. Tüplerde yapışıklık ve tıkanıklıklara yol açabileceğini, yumurtalık rezervi ile yumurta kalitesini olumsuz etkileyebileceğini, rahim iç ortamını bozarak gebelik sürecini zorlaştırabileceğini anlatan Yılmaz, "Bu hastalık infertiliteye yol açabilir; ancak bu, her endometriozisi olan kadının kısırlık yaşayacağı anlamına gelmez. Hastalığın şiddeti, yerleşim yeri ve dokulara verdiği hasar burada belirleyicidir" şeklinde konuştu. İlişki sırasında derin ağrı, yoğun adet kanamaları, bağırsak ve mesane şikayetleri, bel ve bacağa vuran ağrılar gibi belirtilerin de endometriozise işaret edebileceğini söyleyen Prof. Dr. Yılmaz, hastalığın bazı olgularda karın dışındaki alanlarda da görülebildiğini aktardı. Göğüs kafesi, sezaryen kesi hattı ya da daha önce yapılan ameliyat giriş yerlerinde bile endometriozis odaklarına rastlanabildiğini vurguladı. Öncelik ağrı mı doğurganlığın korunması mı? Tanı sürecinde en önemli unsurlardan birinin ayrıntılı hasta öyküsü olduğunu vurgulayan Yılmaz, muayene, ultrason, MR ve bazı kan testlerinden yararlanılsa da hiçbir tek yöntemin tek başına yeterli olmadığını belirtti. Özellikle hastanın şikayetlerinin döngüsel yapısı, yani adet dönemleriyle ilişkili artış göstermesi, tanıya giden yolda önemli ipuçları sunuyor. Tedavinin ise hastaya özel planlandığını söyleyen Yılmaz, burada temel sorunun hastanın önceliğinin ağrı mı yoksa doğurganlık mı olduğunun iyi değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. İlaç tedavilerinin adet döngüsünü baskılayarak alevlenmeleri azaltabildiğini; yanıt alınamayan veya ileri evre hastalarda cerrahi seçeneklerin gündeme gelebildiğini ifade etti. Cerrahi planlanan ve ileride çocuk sahibi olmayı düşünen hastalarda ise doğurganlığın korunmasına yönelik bilgilendirmenin mutlaka yapılması gerektiğini vurgulayan Yılmaz, yumurta ya da embriyo dondurma seçeneklerinin de bu süreçte değerlendirildiğini aktardı. Endometriozis tedavisinde multidisipliner yaklaşımın önemine de dikkat çeken Yılmaz, kadın hastalıkları ve doğum uzmanlarının yanı sıra radyoloji, gastroenteroloji, genel cerrahi, üroloji ve gerektiğinde fizik tedavi uzmanlarının birlikte çalışmasının tedavi başarısını artırdığını belirtti.
Zonguldak BEUN’da Geleceğin Hekimleri Kariyer Günleri’nde buluştu Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi (BEUN) ev sahipliğinde, Bülent Ecevit Tıp Öğrencileri Birliği tarafından düzenlenen Türk Tıp Öğrencileri Birliği (TurkMSIC) 11. Tıpta Kariyer Günleri, iki gün süren bilimsel ve mesleki paylaşımların ardından sona erdi. Sezai Karakoç Kültür Merkezinde düzenlenen etkinliğin açılış programına BEUN Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Servet Karasu, Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hande Aydemir ve Bülent Ecevit Tıp Öğrencileri Birliği Topluluk Danışmanı Prof. Dr. Suat Hayri Uğurbaş, akademik ve idari personel ile tıp fakültesi öğrencileri katıldı. Türkiye genelindeki tüm tıp fakültesi öğrencilerine açık olarak düzenlenen etkinlikte; Cerrahi Bilimler, Dahili Bilimler ve Temel Bilimler başta olmak üzere pek çok farklı alanda kariyer planlamasına yönelik oturumlar gerçekleştirildi. Alanında uzman akademisyenlerin deneyimlerini paylaştığı programda tıp fakültesi öğrencileri, oturum aralarında akademisyenlerle birebir görüşme fırsatı bularak mesleki gelişimleri hakkında önemli bilgiler edindi. Etkinliğin ilk gününde; BEUN Genel Cerrahi Ana Bilim Dalından Prof. Dr. Güldeniz Karadeniz Çakmak, BEUN İmmünoloji Ana Bilim Dalından Doç. Dr. İshak Özel Tekin, Karabük Üniversitesi Pediatrik Gastroenteroloji Ana Bilim Dalından Prof. Dr. Eylem Sevinç, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Anatomi Ana Bilim Dalından Prof. Dr. Ferruh Yücel ile Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Ana Bilim Dalından Prof. Dr. Kemal Uğurlu, mesleki tecrübelerini paylaşarak kariyer yolculuklarını anlattı ve öğrencilerin sorularını yanıtladı. Program kapsamında ayrıca 14 Mart Tıp Bayramı dolayısıyla aynı gün bir Tıp Balosu düzenlendi. Etkinliğin ikinci gününde ise Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Adli Tıp Ana Bilim Dalından Prof. Dr. Kenan Karbeyaz, BEUN Anesteziyoloji ve Reanimasyon Ana Bilim Dalından Prof. Dr. Hilal Ayoğlu ile Pediatrik Kardiyoloji Ana Bilim Dalından Prof. Dr. Haşim Hüsrevşahi’nin katılımıyla gerçekleştirilen oturumlarda tıp öğrencileri, alanında uzman akademisyenlerle bir araya gelerek kariyer planlamalarına yönelik önemli bilgiler edindi. Programda ayrıca akran eğitimleri de gerçekleştirildi. Kapanış oturumunda Bülent Ecevit Tıp Öğrencileri Birliği, Ulusal Tıp Eğitimi Takımı ve 11. Tıpta Kariyer Günleri Proje Takımı tarafından etkinliğe verdikleri desteklerden dolayı başta BEUN Rektörü Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer olmak üzere emeği geçen tüm kişi ve kurumlara teşekkür edildi. TurkMSIC 11. Tıpta Kariyer Günleri hakkında değerlendirmelerde bulunan Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer, tıp öğrencilerinin mesleki gelişimlerine katkı sağlayan bu tür organizasyonların büyük önem taşıdığını belirterek şu sözleri dile getirdi: "Üniversitemiz ev sahipliğinde gerçekleştirilen TurkMSIC 11. Tıpta Kariyer Günleri gibi nitelikli programlar, genç hekim adaylarımızın mesleki ufuklarını genişletmeleri ve kariyer planlamalarını daha bilinçli bir şekilde yapmaları açısından son derece kıymetlidir. Alanında uzman akademisyenlerimizin bilgi ve tecrübelerini öğrencilerimizle paylaşmaları, geleceğin hekimlerinin meslek hayatlarına daha güçlü ve donanımlı bir şekilde hazırlanmalarına önemli katkı sağlamaktadır. Bu anlamlı etkinliğin düzenlenmesinde büyük emek ve gayret gösteren Bülent Ecevit Tıp Öğrencileri Birliği başta olmak üzere organizasyonda görev alan tüm öğrencilerimizi gönülden tebrik ediyorum. Üniversitemizin bilimsel, akademik ve sosyal yaşamına değer katan bu tür çalışmalar, öğrencilerimizin yalnızca akademik açıdan değil, aynı zamanda mesleki vizyon ve sorumluluk bilinci açısından da gelişimlerine önemli katkılar sunmaktadır. Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi olarak öğrencilerimizin bilimsel üretim, akademik gelişim ve mesleki kariyer yolculuklarında her zaman yanlarında olmaya devam edeceğiz. Bu vesileyle etkinliğe katkı sunan tüm akademisyenlerimize teşekkür ediyor, tıp fakültesi öğrencilerimize eğitim hayatlarında ve meslek yaşamlarında üstün başarılar diliyorum." Bilimsel paylaşımın ve mesleki deneyim aktarımının ön plana çıktığı TurkMSIC 11. Tıpta Kariyer Günleri, iki gün boyunca gerçekleştirilen oturumlar ve kapanış programının ardından sona erdi.