KÜLTÜR SANAT - 18 Mart 2025 Salı 10:40

Yedi asırlık tarifi ile Osmanlı şerbeti

A
A
A
Yedi asırlık tarifi ile Osmanlı şerbeti

Osmanlı Devletinin kurulduğu topraklar olan Bilecik’te 700 yıllık tarifiyle aynı şekilde yapılan Osmanlı şerbeti damaklarda güzel bir lezzet bırakırken, şerbet marka tescili yolunda.


Osmanlı Devletinin kurulduğu topraklar olan Bilecik’te günümüzden 7 asır öncesinden akademik ve tarihi araştırmaları neticesinde hazırlanan reçeteler ile Osmanlı şerbetini tescillenme çalışmalarında sona gelindi. Osmanlı Döneminde ramazan ayında vazgeçilmez içeceği olan şerbetin içinde narçiçeği başta olmak üzere tarçın, zencefil, kızılcık şerbeti, meyve kuruları gibi içerisinde kırka yakın baharat ve organik aromalar ile tamamen el emeği ile katkı maddesi kullanılmadan asırlık tarifine uygun olarak Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi Gıda Bölümü uzmanları ve öğrencileri ile yarım gün uğraşılarak yapılıyor.



"İftar sonrasında vücudun ihtiyaç duyduğu şekeri ve diğer antioksidan özellikte ki maddelerin bilişenleri için önemli ve tüketimi çok yaygındı"


Şeyh Edebali Üniversitesi Meslek Yüksek Okulu Gıda İşletme Bölümü öğretim görevlisi Mesut Kaplan, Osmanlı Devletinin kurulduğu topraklar olan Bilecik’te Osmanlı şerbetinin 700 yıllık tarifiyle aynı şekilde yapıldığını söyledi. Kaplan, "Şerbet tüketimi genelde Osmanlı döneminde hemen hemen her gün günlük şuanda olduğu gibi içilebilen çay gibi, gazlı ve ya gazsız içecekler olduğu gibi şerbet tüketimi çok yoğundu. Ancak özellikle ramazan aylarında çeşitli şerbetlerin tüketimi en fazla miktardaydı. İftar sonrasında vücudun ihtiyaç duyduğu şekeri ve diğer antioksidan özellikte ki maddelerin bilişenleri için önemli ve tüketimi çok yaygındı. Günümüzde sadece Ramazanlarda içiliyormuş gibi olsa da bütün gün her gün içilebilen şerbet özelliğinde, şerbet tüketimi nasıldı kısaca ondan bahsedeyim. Eskiden yemek kültürü günümüzde ki gibi değildi. Sabah erken saatler de kahvaltı yapılıyordu. İyi bir sağlam kahvaltı yapılıyordu. Birde gün batımında yapılıyordu. Öğle yemeğinde genelde yemek yoktu ikindi vakti şerbetlerle ve meyve kurularıyla idare ediliyordu vücudun ihtiyaç duyduğu enerjiyi bu şekilde sağlanıyordu ve insanlar daha sağlıklı besleniyordu. O yüzden şerbet her zaman içi yaşam felsefesi, bir yaşam kültürümüzde önemli bir yer almıştı" dedi.



"Ertuğrul Gazi’den itibaren Osmanlı Devleti’nin kuruluşundan bu yana bu şerbet içiliyor"


Kaplan açıklamasının devamında, "Şerbet kültürü Osmanlı Devletinde kuruluştan, itibaren hep devam ediyordu özellikle saray mutfağında atalarına bağlılıktan dolayı Osmanlı saray mutfağında kuruluştan beri Ertuğrul Gazi ve Osman Gazi zamanında beri devam ediyordu. Ama daha da geliştirmişti biz bu geleneği devam ettirmeye çalışıyoruz. Bu ürünün tescilini alıyoruz. Hem coğrafi işaret tescili hem de geleneksel ad konusunda çalışıyoruz hem de bu kültürün devam ettirmesi konusunda çalışmalarımız devam ediyor" dedi.



"Osmanlı şerbetinin geleneksel ad tescilinin başvurumuzu yaptık"


Şeyh Edebali Üniversitesi Meslek Yüksek Okulu Gıda İşletme Bölümü öğretim görevlisi Mesut Kaplan son olarak, "Biz de Osmanlıdan miras kalan Osmanlı şerbetinin geleneksel ad tescilinin başvurumuzu yaptık ve bununla ilgili çalışmalarımıza devam ediyoruz" dedi.


Öte yandan, Mesut Kaplan’a şerbet yapımında Gıda Kalite Kontrol Analizi Bölümü 1’nci sınıf öğrencileri Çağla Kılıç ve Reyhan Nur Demir eşlik etti.



Yedi asırlık tarifi ile Osmanlı şerbeti

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Aksaray Tır refüje devrildi, yardım etmek için duran araca başka araç çarptı: 6 yaralı Aksaray’da sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybettiği hayvan yemi yüklü tır refüje devrildi. Kazayı görerek yardım etmek için yolda duran otomobile ise başka bir araç çarptı. Her iki kazada toplam 6 kişi yaralandı. Kaza, Aksaray - Konya Karayolu 18. kilometresinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, Aksaray’dan Konya istikametine seyreden Mustafa C. (52) idaresindeki 42 AKK 368 plakalı Mercedes marka hayvan yemi yüklü tır, sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu kontrolden çıkarak refüje devrildi. Aynı istikamette seyreden ve Bingöl’den Manisa’ya giden Mehmet Bingöl (53) yönetimindeki 06 FRZ 429 plakalı Citroen marka araç sürücüsü, kazayı görünce yardım etmek amacıyla dörtlü flaşörlerini yakarak yolun sağına park etti. Araçtan inmek istediği sırada, yine aynı istikamette seyreden Gökhan T. (38) idaresindeki 68 AAY 367 plakalı Toyota marka otomobil, duran aracı fark etmeyerek arkadan çarptı. İlk kazada tır sürücüsü Mustafa C. yaralanırken, meydana gelen ikinci kazada da arkadan çarpan Toyota marka araç sürücüsü Gökhan T. ve araçta yolcu olarak bulunan Halil İbrahim T., Perihan T., Elif T. Abdullah T. olmak üzere toplam 6 kişi yaralandı. Kaza ihbarı üzerine adrese çok sayıda ambulans, jandarma ve polis ekibi sevk edildi. Kısa sürede olay yerine gelen sağlık ekipleri yaralıları ambulanslarla Aksaray Eğitim ve Araştırma Hastanesi Acil Servisine kaldırdı. Burada tedavi altına alınan yaralıların sağlık durumlarının iyi olduğu öğrenilirken polis ve jandarma ekipleri kazayla ilgili inceleme başlattı. Kazayı anlatan Citroen marka araç sürücüsü Mehmet Bingöl, "Ben bu yoldan geliyordum. Buraya gelince baktım araç devrilmiş. Onu görünce dörtlülerimi yakıp durdum. Arkadan gelen araç hızla gelip bana vurdu. Vurmanın etkisiyle buradan ters istikamete döndüm. Yardım etmek için durdum" dedi.