SAĞLIK - 31 Ağustos 2024 Cumartesi 10:35

Bingöl’de 269 adet sismik izolatörün kullanıldığı 500 yataklı hastane yükseliyor

A
A
A

Bingöl’de geçtiğimiz yıl yapımına başlanan 500 yataklı devlet hastanesinin inşa süreci devam ediyor. Muhtemel depreme dirençli bir şekilde inşa edilen hastanenin zemininde bin 289 fore kazık, bodrumunda ise 269 adet sismik izolatör kullanıldı.

Bingöl’de 33 dönümlük bir alanda inşaatı devam eden 500 yataklı devlet hastanesi hızla yükseliyor. 7 kat yükseklikten oluşacak devlet hastanesinin zemininde, bin 289 adet fore kazık kullanıldı. Muhtemel depreme dirençli bir şekilde inşa edilecek olan hastanenin bodrumunda ise 269 adet sismik izolatör kullanıldı. İnşası devam eden hastane, mevcut 300 yataklı hastaneyle birleştirilerek 800 yatak kapasitesine çıkarılacak ve araştırma hastanesi statüsünde hizmet verecek.

Bingöl’de 269 adet sismik izolatörün kullanıldığı 500 yataklı hastane yükseliyor

“Herhangi bir deprem anında güvenli bir şekilde kullanılacak bir bina inşa ediliyor”

2026 yılında teslim edilmesi hedeflenen hastaneyle ilgili İHA’ya açıklamalarda bulunan İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Veysel Tosun, kentin en güvenli binasının inşa edildiğini söyledi.

Tosun, “İnşaatı devam etmekte olan 500 yataklı devlet hastanemizin alanındayız. Bu hastanemiz deprem bölgesi olan Bingöl’ümüzde en güvenli bina olarak inşa edilmekte. Bin 289 adet fore kazık sistemiyle güçlendirilmiş bir zemin üzerinde 269 adet sismik izolatörün bulunduğu, bunun yanında 60 adet damperli sistem dediğimiz sönümleyicilerin eşlik ettiği bir bina statüsünde. Herhangi bir deprem anında güvenli bir şekilde kullanılacak bir bina inşa ediliyor” dedi.

Bingöl’de 269 adet sismik izolatörün kullanıldığı 500 yataklı hastane yükseliyor

“3’üncü basamak hastanelerde yapılmış olan özellikli işlemler yapılabilecek”

Tosun, “Hastanemiz 500 yatak kapasitesinde olacak. Bunun 49 yatağı yoğun bakımlara ayrılmış olacak, bunun yanında 13 adet ameliyathanesi, 132 adet ise poliklinik olacak şekilde bir hastane olacak. Mevcut hastanemizle birlikte yeni hastaneyi de birleştirmek istiyoruz. 500 yatak burada, 300 yatak da diğer hastanede olacak. Hastanemizi 800 yataklı bir hastane kompleksine getirmek istiyoruz. 800 yataklı bir kompleks haline geldikten sonrasında hastanemize 3’üncü basamak hastane statüsü kazandırıp eğitim ve araştırma seviyesinde hizmet vermek istiyoruz. Bunun ne gibi artıları olacak? İlimizde artık 3’üncü basamak hastanelerde yapılmış olan özellikli işlemler yapılabilecek. İlgili hastanemizde nüfusa ve yatak kapasitesine bağlı olan yan dal branşlar gibi ilimizde şuan da bulunmayan branşların açılmasını, gelmesini, doktor atamalarının olması gibi faydası olacak. Bunun yanında diğer büyük hastanelerde yapılmış olan ameliyatların burada da yapılmasını amaçlıyoruz. Dileriz 2026’nın yaz aylarında binamızı teslim alır ve vatandaşlarımızın hizmetine sunarız" diye konuştu.

Muhammet Ali Çiftçi - Sinan Atan

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Yozgat Binlerce yıllık Roma Hamamı, ziyaretçilerini ağırlamaya devam ediyor Yozgat’ın Sarıkaya ilçesinde bulunan ve halk arasında ‘Kral Kızı Hamamı’ olarak da bilinen 2 bin yıllık Roma Hamamı yerli ve yabancı turistleri ağırlıyor. Roma İmparatorluğu döneminde, yaklaşık 2 bin yıl önce inşa edildiği değerlendirilen hamam, Anadolu’da antik çağlardan günümüze kadar işlevini koruyarak ulaşan nadir yapılar arasında yer alıyor. Termal su kaynağı üzerine kurulan yapı, hem mimarisi hem de sürekli akan sıcak suyuyla dikkat çekiyor. Sarıkaya Belediyesi’nde Roma Hamamı’nın Sorumlu Şefi olarak görev yapan Rasim Şahin günlük ortalama 50 ile 200 arası ziyaretçi geldiğini belirtti. Şahin, okul gezisi için öğrencileri sıklıkla ağırlayan Roma Hamamı’na en son gelen ziyaretçilerin Fransız turistler olduğunu söyledi. Şahin, "Bisiklet ile dünya turuna çıkan iki tane Fransız arkadaş geldi. Burayla alakalı fikirlerini beyan ettiler. Buraya gelen ziyaretçilerin yorumları güzel. Karşılama, ağırlama, çay kahve ikramımız, fotoğraf çekimi olsun gerekli ilgi alakayı gösteriyoruz. Roma Hamamı’nı ziyarete gelen vatandaşlarımız için ören yerini ziyaretleri bittikten sonra rahatça oturup kahve içebilecekleri bir alanı bize sunan Sarıkaya Belediye Başkanı Osman Gözan’ın katkılarıyla tahsis edilmiştir. Ayrıca hediyelik eşya bölümümüz de mevcut" dedi. Yıl boyunca yerli turistlerin yanı sıra yurt dışından da gelen ziyaretçileri ağırlayan Sarıkaya Roma Hamamı, Yozgat’ın kültürel mirasının en önemli simgelerinden biri olarak öne çıkıyor.
İstanbul Adalet Bakanı Yılmaz Tunç: "Türkiye olarak daima Filistinlilerin yanında olmaya, insan haklarını savunmaya, adaleti savunmaya devam edeceğiz" Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, "Son iki yıldan bu yanda da soykırım suçu işleyen bir örgüt var karşımızda. Maalesef barış anlaşmasının da gerekleri yerine getirilmedi. Biz Türkiye olarak daima Filistinlilerin yanında olmaya, insan haklarını savunmaya, adaleti savunmaya devam edeceğiz" dedi. İstanbul’da "Sinmiyoruz, susmuyoruz Filistin’i unutmuyoruz" sloganıyla yeni yılın ilk sabahında Galata Köprüsü’nde düzenlenen mitinge binlerce vatandaş akın etti. Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’da mitinge katılanlar arasında yerini aldı. Miting alanında konuşan Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, "Bugün İstanbul’dan tarihi bir çağrı yapıyoruz. Yılın ilk gününde Filistin’de, Gazze’de zulmün sona ermesi adına çok önemli bir buluşmayı İstanbullular gerçekleştiriyor. Galata Köprüsü’nün üstünde muhteşem bir kalabalık var. İnsan hakları çağrısı yapıyorlar adalet çağrısı yapıyorlar. Maalesef 7 Ekim 2023’den bu yana 70 bini aşkın Filistin’li şehit edildi. Bunun yüzde 50’den fazlası kadın ve çocuklardan oluşuyor. Dünyanın gözü önünde soykırım suçu işlendi. Soykırım suçunu işleyenlerle ilgili olarak uluslararası hukuk maalesef işletilemedi. Uluslararası adalet divanın aldığı tedbir kararları icra edilemedi. Uluslararası ceza mahkemesinde açılan soruşturma ilerletilemedi. Batılı ülkeler İsrail’e destek çıktılar. İnsan haklarının ve adaletin savunucusu olmadılar. Türkiye olarak Cumhurbaşkanımızın liderliğinde hep Filistin davasını savunduk. Bu son iki yılın problemi değil bu bir asrı aşan bir sorun. Dünyanın kanayan yarası. uluslararası hukukun, Birleşmiş Milletlerin bütün kararları bugüne kadar hep yok saydı. Uluslararası hukuka, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin kararlarına uymayan onları takmayan bir devlet var. Son iki yıldan bu yanda da soykırım suçu işleyen bir örgüt var karşımızda. Maalesef barış anlaşmasının da gerekleri yerine getirilmedi. Hala orada çocuk ve kadın katliamı devam ediyor. Biz Türkiye olarak daima Filistinlilerin yanında olmaya, insan haklarını savunmaya, adaleti savunmaya devam edeceğiz. Buz gibi bir hava var ama İstanbullular akın akın Galata’ya geldiler. Burada bir millet ittifakının olduğunu hep beraber görüyoruz. Milletimiz duyarlılığını gösterdi. Milli İrade platformu da öncelik etti. Herkes burada top yekun Filistin’le ilgili olarak insanlığın vicdanının sesi oldu" dedi.
Yozgat Saraykent Yılan Boynu Tepesi, keşfedilmeyi bekliyor Yozgat’ın Saraykent ilçesinde yer alan ve Tunç Çağı’ndan Roma dönemine kadar pek çok medeniyete ev sahipliği yapan Yılan Boynu Tepesi, hem arkeolojik zenginliği hem de doğal manzarasıyla dikkat çekiyor. Yozgat’ın doğusunda yer alan ve tarihi ipek yolu güzergahındaki stratejik konumuyla bilinen Saraykent ilçesi, önemli bir kültür mirasını taşıyor. İlçenin Mareşal Fevzi Çakmak Mahallesi sınırları içerisinde bulunan Yılan Boynu Tepesi, bölgenin binlerce yıllık tarihini yüzeyindeki kalıntılarla gösteriyor. İlçe merkezinin yaklaşık 50 metre kuzeyinde, doğal kayalık bir alan üzerinde yükselen Yılan Boynu Tepesi, yaklaşık 250 metre çapındaki yerleşim alanıyla ilgi çekiyor. Yüzey araştırmalarında elde edilen seramik buluntular; tepenin Erken ve Orta Tunç Çağı, Demir Çağı ve Roma dönemlerinde aktif bir yerleşim yeri olarak kullanıldığına işaret ediyor. Dik yamaçları ve stratejik konumuyla antik çağlarda bir savunma veya gözetleme noktası olarak kullanıldığı tahmin edilen bölge, doğa yürüyüşü ve kültür turizmi meraklıları için ideal bir durak noktası oluşturuyor. İlçe sakinlerinden Tahsin Doğan ilk yerleşim alanının Yılan Boynu Tepesi eteklerinin olduğunu söyledi. Doğan, "Eskiler tepe başlarında yaşıyordu, biliyorsunuz. Orada bir uygarlık yaşamış. Sonraki kuşaklar tepenin eteklerine geçmiş. İlk önce bizim ailelerimiz ve ağaların aileleri yerleşmiş. Mezarlardan, arazi tutmalardan belli. Kitap yazmıştım, orada bahsettim. O tepede Göcenler isimli bir aile kalmış. 1530’lu yıllarda Yılanlı Hüyük diye geçiyor. Osmanlı’da Kanuni dönemi sonrası ekinlik arazilere yerleşmişler" diyerek tarihi sürece değindi.