YEREL HABERLER - 20 Nisan 2012 Cuma 09:20

ÇİFTÇİLER MODERN TARIM VE HAYVANCILIK KONUSUNDA BİLGİLENDİRİLDİ

A
A
A
ÇİFTÇİLER MODERN TARIM VE HAYVANCILIK KONUSUNDA BİLGİLENDİRİLDİ

Türkiye Tarım Federasyonu Genel Başkan Yardımcısı Davut Atak, Bitlis`in Tatvan ilçesinde düzenlenen toplantıda çiftçilere modern tarım ve hayvancılık konusunda bilgiler vererek, doğru yatırım yapılması konusunda önerilerde bulundu.
Tatvan Ticaret ve Sanayi Odası`nın konferans salonunda çiftçilerle bir araya gelen Tarım Federasyonu Genel Başkan Yardımcısı Davut Atak, Bitlis ve ilçelerinde tarım ve hayvancılık üzerine yapmış olduğu incelemelerini çiftçilerle paylaştı. Bitlis`in Ahlat, Adilcevaz ve Tatvan ilçelerinin tarım ve hayvancılığa elverişli alanlar olduğuna dikkat çeken Atak, bu bölgenin tarım ve hayvancılığa elverişli olmasına karşın yanlış şekillerde ve bilinçsizce kullanıldığına dikkat çekti. Ağrı`da bir süre görev yaptığı için bölgenin genel itibariyle yapısını iyi bildiğini kaydeden Genel Başkan Yardımcısı Davut Atak, ``İsviçre ve Hollanda`da hayvancılık ne ise doğuda da hayvancılık odur. Arasında her hangi bir fark yoktur. Şartlar aynıdır. Tek fark hayvancılığı doğru ve bilinçli yapmaktan geçiyor`` dedi.
Doğuda her geçen gün küçükbaş hayvan sayısının düştüğüne de dikkat çeken Atak, ``Şu anda küçükbaş hayvan denildiğinde Konya Ovası akla geliyor. Ancak doğu illeri modern ve bilinçli olarak hayvancılığın yöntemlerini bilirse, iddia ediyorum Konya küçükbaş hayvancılık konusunda bu bölgeyle yarışamaz. Ancak vatandaşlarımız hayvan yetiştirmekten kaçıyor. Hayvancılığın giderek gelişeceği bölge Konya Ovası değil, doğudaki ovalardır. Genel şartlar itibariyle küçükbaş hayvancılık doğu illerinde daha çok atağa kalkar`` diye konuştu.
Çiftçilere veteriner ve ziraat mühendislerine güvenmeleri gerektiği söyleyen Türkiye Tarım Federasyonu Genel Başkan Yardımcısı Davut Atak, ``Veteriner ve ziraat mühendislerinden yapmış olduğumuz alandaki işlerle ilgili bilgiler almamız gerekiyor. Hayvancılığı tarımsal ve modern tekniklerle yapmamız gerekiyor. Bir hayvana ne kadar yem ne kadar su verilmesi gerekiyor. Bu konuları iyi bilirsek hayvancılıkta en üst seviyeler çıkacağımız gibi kar gelirimiz de haliyle artacaktır`` şeklinde konuştu.
Adilcevaz ve Tatvan`ın birinci sınıf topraklarının yanlış değerlendirildiğine de değinen Atak, ``Adilcevaz ve Tatvan gibi sahile sıfır mevkide bulunan iki ilçenin birinci sınıf topraklarına maalesef binalar yapılmış ve oralar işgal edilmiştir. Tatvan`ın sahil kesimlerinde çok verimli meyveler elde edilebilir. Ancak bunun yerine maalesef beton yapılar inşa edilerek oralar kapatılmıştı. Gerek hayvancılık, gerekse tarım ve çiftçilikle uğraşıyorsak artık her şeyi en iyi ve en ince ayrıntısına kadar bilmemiz gerekiyor`` dedi.
Düzenlenen bilgilendirme toplantısına Tatvan Gıda, Tarım ve Hayvancılık İlçe Müdürü Ali Kurban, Güroymak Esnaf Sanatkarlar Odası Başkanı Cemil İlk ve tarımla uğraşan vatandaşlar katıldı.
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Diyarbakır Çekimleri Diyarbakır’da yapılan ‘Fırtına Kız’ sinema filminin galası gerçekleşti Spor ve kadın mücadelesi temasıyla çekimleri Diyarbakır’da yapılan "Fırtına Kız" sinema filminin galası yapıldı. Ceylan Karavil Park AVM’nin kültür ve sanatı destekleyen çalışmaları devam ediyor. Bu kapsamda çekimleri Diyarbakır’da yapılan "Fırtına Kız" sinema filminin galası gerçekleşti. Vali Murat Zorluoğlu yaptığı konuşmada, sanatın, kültürel etkinliklerin şehirlerin tanıtımına çok büyük katkı sağladığını söyledi. Diyarbakır’da sinema filmi ve diziler anlamında şehrin tanıtımına katkı yapacak çekimlerin yapılmasını hep arzu ettiklerini belirten Vali Zorluoğlu, "Bu manada yolumuz Bilal Bey’le kesişti. Hikayesi Diyarbakır’da geçen, kahramanları Diyarbakırlı olan bir film çekimi gerçekleşti. Bugün de galası. Fırtına Kız, Türkiye’de sanırım 170 sinemada vizyona girdi. Özel, halkımızın beğeneceği bir hikaye. İyi bir film olduğuna inanıyoruz, seyredeceğiz" dedi. Vali Zorluoğlu, filmin beğeni kazanacak bir temada olduğunu söyleyerek, ’’Özellikle genç kızların fırsat eşitliği mesajını verecek, çalışarak, gayret ederek engelleri aşmaya çalışan kızlarımızın neticede başarıya ulaşacağı bir anlamda bize anlatan bir film. Emeği geçen başta Bilal Bey olmak üzere yönetmenimize, senaristimize, oyuncularımıza teşekkür ediyoruz. Diyarbakır’da bundan sonrada daha soluklu hem filmler hem diziler çekilmesini arzu ediyoruz. Diyarbakır çok kadim bir şehir. 12 bin 500 sene öncesine giden bir tarihi var. Bugün özelikle Suriçi’nde başınızı nereye çevirirseniz gözünüz tarihi bir yapıya denk geliyor. Bu tarihi mekanların, doğa güzellikleriyle halkımız tarafından Türkiye’de ve uluslararası alanda daha iyi anlatılması için en iyi araçlardan bir tanesi sinema filmleri ve diziler" diye konuştu. Filmin başrol oyunculardan Cihangir Ceyhan ise senaryoyu ilk okuduğunda işin yüzde yüz Diyarbakır olduğunu anladığını dile getirerek, "İnsanıyla, şivesiyle, atmosferiyle Diyarbakır olacağı için beni heyecanlandırdı. Bu heyecanın içinde Diyarbakır halkıyla beraber olmak, aynı zamanda valimizin de dediği gibi kız çocuklarıyla fırsat eşitliğiyle alakalı bir temayı barındıran bu işte bir babayı oynamak. Hatalarıyla yüz yüze gelip bunu çocuklarının kendi istedikleri ideallerine yarenlik eden bir babayı oynadım. Diyarbakır’da çekim sürecinde şunu gördüm. Diyarbakır insanının da atmosferinin de sinema ve diziler için çok uygun. İnsanlarının da hevesli ve yetenekli olduğunu gördük. Film zamanında tanışıp hala bizimle olan arkadaşlarımız var. Bizimle oynadılar, halkım içinden insanlar. Filmimizin içinde yöresel mekanları da görecekler" şeklinde konuştu. Ceylan Karavil AVM yatırımcılarından Abdulhalim Karavil de "Diyarbakır’ın tanımını anlamında önemli bir katkı sunacağına inanıyoruz. Ana sponsor olduk. Bu gibi tanıtımlarda üstümüze düşen ne varsa katkılarımızı sunacağız. Bu bir ahde vefadır. Biz de üstümüze düşeni yapmaya çalışıyoruz" ifadelerini kullandı. Galaya, Vali Murat Zorluoğlu, başrol oyunlarından Cihangir Ceyhan, yapımcı Bilal Kalyoncu, yönetmen Hasan Doğan, oyuncular ve çok sayıda davetli katıldı.
Ankara Avrupa Kış Spor Haftası başladı Gençlik ve Spor Bakanlığı ile Avrupa Birliği Başkanlığı tarafından düzenlenen Avrupa Kış Spor Haftası başladı. Gençlik ve Spor Bakanlığı ile Avrupa Birliği Başkanlığı iş birliğinde düzenlenen Avrupa Kış Spor Haftası başladı. Türkiye’deki etkinlikler, Herkes İçin Spor Federasyonu (HİS) koordinasyonunda, Avrupa ülkeleriyle eş zamanlı olarak 1-8 Şubat tarihleri arasında Türkiye genelinde 11 ilde gerçekleştirilecek. Avrupa Kış Spor Haftası kapsamında Ankara, İstanbul, Bursa, Erzurum, Kars, Hakkari, Gümüşhane, Samsun, Rize, Bolu ve Kahramanmaraş’ta düzenlenecek etkinliklerde, her yaştan bireye hitap eden kış sporları ve hareketli yaşamı destekleyen etkinlikler katılımcılarla buluşturulacak. Kerim Çomoğlu: "Kış aylarında da hareketliliğin sürdürülmesini hedefliyoruz" Kış aylarının genellikle hareketsizliğin arttığı bir dönem olarak algılandığını söyleyen Herkes İçin Spor Federasyonu Başkanı Kerim Çomoğlu, bu algıyı değiştirmek için sahada olduklarını belirterek, "Yaş, zaman ve mekan farkı gözetmeden vatandaşlarımızı sportif faaliyetlerle buluşturuyoruz. Türkiye genelinde 11 ilde düzenleyeceğimiz etkinliklerle, kış spor oyunları ve farklı fiziksel aktivitelere katılım imkanı sunacağız. Bu süreçte vatandaşlarımızın, belki de daha önce hiç deneyimlemedikleri bir spor branşıyla tanışmalarına ve yeni kazanımlar elde etmelerine katkı sağlayacağız" dedi. Bu yaklaşımın yalnızca bireysel kazanımlarla sınırlı olmadığını vurgulayan Çomoğlu, sporun toplumsal hareketlilik ve dayanışma açısından da önemli bir rol üstlendiğini belirterek, "Hareketli bir toplum, güçlü bir geleceğin temelidir. Bu anlayış doğrultusunda Gençlik ve Spor Bakanlığımızın bizlere sağladığı imkanları son derece kıymetli buluyor, desteklerinden dolayı Gençlik ve Spor Bakanımız Osman Aşkın Bak’a teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı.
İstanbul Prof. Dr. Tamer Şanlıdağ’dan kuş gribinde kritik uyarı Yakın Doğu Üniversitesi Rektörü ve tıbbi mikrobiyolog Prof. Dr. Tamer Şanlıdağ, kuş gribi vakalarının son yılların en yüksek seviyesine ulaştığına dikkat çekerek erken tanı, hızlı bildirim ve gelişmiş tanı kitlerinin pandemi hazırlığı ve ulusal sağlık güvenliği açısından stratejik bir öncelik haline geldiği uyarısında bulundu. Aynı zamanda tıbbi mikrobiyolog olan Yakın Doğu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Tamer Şanlıdağ, Avrupa genelinde kuş gribi vakalarında yaşanan hızlı artışın, hastalığın artık yalnızca dönemsel bir veterinerlik sorunu olmaktan çıktığını ve doğrudan halk sağlığı, gıda güvenliği ve biyogüvenlik boyutlarıyla ele alınması gereken çok yönlü bir tehdit haline geldiğini vurguladı. 2016’dan bu yana en yüksek vaka sayısına ulaşıldı EFSA ve ECDC tarafından yayımlanan son değerlendirme raporlarına dikkat çeken Prof. Dr. Şanlıdağ, yalnızca 2025 sonbaharında üç aylık süreçte 2 bin 896 yüksek patojeniteli kuş gribi vakasının raporlanmasının, Avrupa için 2016’dan bu yana kaydedilen en yüksek düzey olduğunu belirtti. Vakaların büyük bölümünün yabanıl kuşlarda görülmesinin, çevresel bulaş yoluyla kümes hayvanlarına geçiş riskini ciddi biçimde artırdığına işaret eden Şanlıdağ, 2025 sonbaharında bildirilen kümes hayvanı salgınlarının yaklaşık yüzde 80’inin doğrudan değil, dolaylı çevresel temas sonucu ortaya çıkmasının bu tabloyu açıkça ortaya koyduğunu söyledi. İnsan sağlığı açısından mevcut riskin genel toplum için düşük düzeyde olduğunu, ancak hayvan-insan arayüzünde somut bir bulaş riskinin devam ettiğini vurgulayan Prof. Dr. Şanlıdağ, "Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) verilerine göre, 2024 yılının başından itibaren özellikle Amerika kıtasından elde edilen bulgular incelendiğinde, toplam 71 Influenza A (H5) insan vakası analiz edilmiştir. Bu vakalarda enfekte hayvanlar ya da bulaşmış çevre ile temas öyküsü bulunması dikkat çekici. Henüz insandan insana bulaş tespit edilmese de erken tanı ve hızlı bildirim mekanizmalarının hazırlıklı olmak adına hayati önem taşıdığını açıkça ortaya koymaktadır" ifadelerini kullandı. Mesleki risk grupları için erken tanı hayati Prof. Dr. Şanlıdağ, Dünya Sağlık Örgütü’nün kuş popülasyonlarında virüs dolaşımının devam etmesi halinde insan maruziyetinin artabileceği ve özellikle hayvancılıkla uğraşanlar, çiftlik çalışanları, kuş avcılığı yapanlar, veterinerler ve laboratuvar personeli gibi mesleki risk gruplarında erken tespit, hızlı bildirim ve etkin tanı kapasitesinin hayati önem taşıdığına dikkat çektiğini de hatırlattı. DSÖ ve Avrupa referans laboratuvarlarının uyarılarına da değinen Prof. Dr. Şanlıdağ, aşılı kümes hayvanlarında dahi bazı bölgelerde vakaların görülmesinin, mevcut izleme ve tanı yaklaşımlarının tek başına yeterli olmadığını gösterdiğini belirterek, "Bu tablo, sahada uygulanabilir, hızlı ve aynı anda birden fazla alt tipi ayırt edebilen tanı sistemlerine duyulan ihtiyacı daha da artırmaktadır" ifadelerini kullandı. 2026 yılına ait resmi izlem verileri ile genom dizileme verileri arasındaki farkın, kuş gribi virüslerinin sessiz ve geniş ölçekli bir dolaşım potansiyeline sahip olduğunu ortaya koyduğunu kaydeden Prof. Dr. Şanlıdağ, "GISAID veri tabanına yüklenen on binlerce genom dizisi, resmi bildirimlerin sahadaki gerçek epidemiyolojik yükü tam olarak yansıtamadığını göstermektedir. Bu durum, bildirilmeyen veya geç bildirilen vakaların, yeni varyantların ortaya çıkma riskini artırabileceğine işaret etmektedir" dedi. Prof. Dr. Şanlıdağ, bu nedenle kuş gribiyle mücadelenin yalnızca pasif bildirim sistemlerine dayandırılamayacağını vurgulayarak, üniversiteler ve araştırma merkezleri bünyesinde hızlı, duyarlı ve çoklu alt tipleri aynı anda saptayabilen tanı kitlerinin geliştirilmesinin, artık yalnızca bilimsel bir hedef değil; pandemi hazırlığı, biyogüvenlik ve ulusal sağlık güvenliği açısından stratejik bir zorunluluk olduğunu sözlerine ekledi.
Bursa Pompacı kılığına girdi, el bombalı arabayı böyle yakaladı Bursa’da polis ekiplerinin şüphe üzerine durdurmak istediği otomobil kaçmaya çalıştı. Kısa süreli kovalamacanın ardından araç, benzin istasyonunda pompacı kılığına giren polisin dikkat çeken hamlesiyle durduruldu. Operasyona ilişkin olay anı görüntüleri de ortaya çıktı. Olay, Yıldırım ilçesi Sakarya Mahallesi 11 Eylül Bulvarı üzerinde meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, Yıldırım İlçe Emniyet Müdürlüğüne bağlı ekipler, 17 ADE 596 plakalı otomobilden şüphelendi. "Dur" ihtarına uymayan sürücü kaçmaya başladı. Kovalamaca sırasında şüpheli araç, 11 Eylül Bulvarı üzerinde bulunan bir benzin istasyonuna girdi. Bu sırada Yıldırım Suç Önleme ve Soruşturma Amirliği’nde görevli bir polis memuru, benzin istasyonundan temin ettiği pompacı kıyafetiyle dikkat çeken bir taktik uyguladı. Pompacı kılığına giren polis, istasyon karşısında aracın önünü keserek kaçışı engelledi. Destek ekiplerinin de müdahalesiyle otomobil kısa sürede kontrol altına alındı. Otomobilde bomba, silah çıktı, bomba imha uzmanları harekete geçti Araç içerisinde bulunan 3 şüpheli polis ekiplerince gözaltına alındı. Otomobilde yapılan aramalarda 1 adet savunma tipi el bombası ile 1 adet tabanca ele geçirildi. Olay yerine sevk edilen bomba imha ve olay yeri inceleme ekipleri, el bombasını kontrollü şekilde teslim aldı. Olay anına ait sıcak görüntüler ortaya çıktı Öte yandan, polisin pompacı kılığına girerek şüphelilerin önünü kestiği ve gözaltı anlarının yer aldığı görüntüler ortaya çıktı. Film sahnelerini aratmayan operasyon anları kameralara saniye saniye yansıdı.