- 02 Nisan 2022 Cumartesi 09:45

Ukrayna’ya giden Ahıska Türkü, 2,5 ay sonra Ahlat’a dönebildi

A
A
A
Ukrayna’ya giden Ahıska Türkü, 2,5 ay sonra Ahlat’a dönebildi

Bitlis’in Ahlat ilçesinden Ukrayna’daki akrabalarının yanına giden Ahıska Türkü Mansur Baytaroğlu, başlayan savaş nedeniyle 2,5 ay sonra Türkiye’ye geri dönebildi.

Bitlis’in Ahlat ilçesinden Ukrayna’daki akrabalarının yanına giden Ahıska Türkü Mansur Baytaroğlu, başlayan savaş nedeniyle 2,5 ay sonra Türkiye’ye geri dönebildi.


2016 yılında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatıyla Ukrayna’dan getirilerek Ahlat’a yerleştirilen Ahıska Türklerinden olan 48 yaşındaki Mansur Baytaroğlu, oğluna kız istemek ve hasta olan kayınbabasını ziyaret etmek için 16 Ocak’ta Ukrayna’daki akrabalarının yanına gitti. Oradaki işlerini ve ziyaretlerini tamamladıktan sonra 20 Şubat’ta uçakla Türkiye’ye dönecekken yapılan koronavirüs testi pozitif çıkan Baytaroğlu, bir hafta karantinada kaldığı için uçak dönüş biletini 25 Şubat tarihine erteledi. Mansur Baytaroğlu, Ukrayna’dan dönmesine bir gün kala Rusya’nın Ukrayna’ya başlattığı savaş sonrası bir ay mahsur kaldığı Ukrayna’dan Türkiye’ye dönmek için çeşitli yollara başvurdu. Çifte vatandaş olduğu için Ukrayna’dan dönmelerine izin verilmeyen Mansur Baytaroğlu, Türkiye’ye dönmek için Romanya, Moldova ve Polonya sınırlarına da gitse bile başarılı olamadı. Baytaroğlu, Ukrayna’nın Chernivtsi şehrindeki camide 25 gün kaldıktan sonra Türk makamlarının araya girmesiyle çıkarılan geçici pasaportla ve Türkiye’den gönderilen otobüslerle geri dönebildi. 29 Mart’ta Türkiye’ye dönen Baytaroğlu, yaşadığı zorlu süreci gazetecilere anlattı.


Savaşın başlamasıyla birlikte çok kötü günler geçirdiğini ve ailesine kavuşamayacağını düşündüğünü söyleyen Baytaroğlu, “2016 yılında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatıyla Bitlis’in Ahlat ilçesine yerleştik. Ben 16 Ocak’ta Ukrayna’ya gittim. Hem hayırlı işlerimiz vardı hem de kayınbabam rahatsızdı. Harkov şehrinin bir köyüne gittim. Orada bizim Ahıskalılar yaşıyorlar. Orada Volkivka köyünde kalıyordum. 20 Şubat tarihine dönüş için bilet almıştım. 20 Şubat’ta Harkov havalimanına gittik ve koronavirüs testi verdik. Test verdim pozitif çıktı ve beni bırakmadılar. Büyük oğlumu gönderdim kendim kaldım ve köyüme geri döndüm. Köyde birkaç gün kaldım o ara kayınbabam rahatsızdı ve hayatını kaybetti. Bende biletimi 25 Şubat’a ertelemiştim ve 24’ünde savaş çıktı dönemedim. 1 Mart’ta yola çıktım. Küçük oğlumla Türkiye’ye dönelim istedik. Çünkü savaş başladıktan sonra tüm insanlar kaçmaya başladı. Çok büyük savaş başladı, Harkov’un havalimanını vurdular. Bütün havalimanlarını vurdular. Ben havalimanını aradım dediler artık havalimanı yoktur gidemezsin. O arada ben Ahlat’taki arkadaşlarımı aradım. Serdar Hacıyusufoğlu’nu aradım benim hem patronum hem de arkadaşımdır. Daha sonra Ahlat Belediye Başkanımız Mümtaz Çoban araya girdi ve girişimlerde bulundu. Beni daha sonra Türkiye’den aradılar ve nerede kaldığımı sordular. Ben çifte vatandaşım hem Türk hem de Ukrayna vatandaşıyım. Çifte vatandaş olduğumuz için de bizi serbest bırakmadılar. Sonra bize dediler Romanya, Polonya ve Moldova sınırından bırakıyorlar. Chernivtsi şehrine gittik. Oraya Türkiye otobüsler gönderiyordu. 4 otobüs Ahıskalılar olarak yola çıktık. Romanya sınıra gittik ve orada çifte vatandaş olanları bırakmıyorlar. Ondan sonra biz orada indik ve konsolosluğu aradık. Daha sonra 45 kişiyi geri çevirdiler. Chernivtsi şehrine gittik. Orada cami vardı. Türkiye’den giden bir hoca orada cami açmış. Hem medrese vardı hem cami. Birinde bayanlar ve çocuklar kalıyordu biz de orada 25 gün kaldık. Teşekkür ederiz Türkiye Cumhuriyetine, oraya AFAD ve Kızılay geldi. Battaniyeler getirdiler, yemek verdiler. Çünkü fazlaydık ve caminin içinde kalıyorduk. Abdest alırken bile sıra bekliyorduk. 25 günde ancak 2 defa banyo yaptım. Daha sonra konsolosluktan bize yardım ettiler ve biz geçici pasaportla geçiş yaparak otobüsle Türkiye’ye geldik. Allah razı olsun Cumhurbaşkanımızdan, tüm Türkiye’den ve yardımcı olanlardan. Ben şu an Ahlat’tayım. Allah’a şükürler olsun geldim evime kavuştum, aileme kavuştum” dedi.



“30 gün boyunca ağladık”


Mansur Baytaroğlu’nun annesi Adalet Baytaroğlu da, oğluna kavuşmanın sevincini gözyaşları içinde anlattı. Baytaroğlu, “Benim oğlum gitti Ukrayna’ya, orada hayır işi vardı o da olmadı. O arada kayınbabası da çok hastaydı. O da hayatını kaybetti, Allah rahmet etsin. 30 gün boyunca ağladık, nasıl gelecek diye? Gece gündüz ağladım Allah’ıma şükürler olsun. Vatanımızın büyüklerinden Allah razı olsun, yardım ettiler ve geldi. Vatanımız hiç zeval görmesin, Türkiye’de hiç savaş çıkmasın. Dünyamız sağ selamet olsun. Bütün dostlarımız şad olsun. Vatanımızın her vakit bayrağı parlasın” diye konuştu.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Muğla Muğla’da 19 Mayıs coşkusu Büyükşehir etkinlikleriyle yaşanacak Muğla Büyükşehir Belediyesi, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramını kentin dört bir yanında düzenleyeceği etkinliklerle kutlayacak. Spor, müzik ve gençlik buluşmalarını bir araya getiren Muğla Büyükşehir Belediyesi etkinlikleri kapsamında doğa yürüyüşünden bisiklet turuna, konserlerden kortej yürüyüşüne kadar birçok etkinlik vatandaşlarla buluşacak. 19 Mayıs etkinlikleri kapsamında ilk olarak 16 Mayıs Cumartesi günü Menteşe Kötekli Yoğurtçu Parkı toplanma alanında ‘19 Mayıs Doğa Yürüyüşü’ gerçekleştirilecek. Doğayla iç içe düzenlenecek yürüyüşte gençler ve vatandaşlar bayram coşkusunu birlikte yaşayacak. Kutlamalar 18 Mayıs Pazartesi günü ise bisiklet turuyla devam edecek. Cumhuriyet Meydanından başlayacak ‘919 Bisiklet ile 19 KM Bisiklet Turu’nda katılımcılar, 19 Mayıs ruhunu pedal çevirerek yaşatacak. Gençlik Meclisinden kokteyl ve kortej yürüyüşü Muğla Büyükşehir Belediyesi Gençlik Meclisi tarafından düzenlenecek kokteyl programı ve kortej yürüyüşü de kutlamalara renk katacak. Gençlerin yoğun katılımıyla gerçekleşecek etkinliklerde 19 Mayıs’ın birlik ve dayanışma ruhu kent sokaklarına taşınacak. 19 Mayıs akşamı ilçelerde konserler düzenlenecek Bayram coşkusu konser etkinlikleriyle Muğla’nın farklı ilçelerine yayılacak. Muğla Büyükşehir Belediyesi Kent Orkestrası, 19 Mayıs günü Kavaklıdere ve Seydikemer ilçelerinde sahne alacak. Menteşe Cumhuriyet Meydanında ise sevilen müzik grubu Mary Jane, gençlerle buluşacak. Konser programlarıyla vatandaşlar 19 Mayıs akşamında müzik dolu bir bayram yaşayacak. Başkan Aras: "Fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür’ bir gençliğin yetişmesi için var gücümüzle çalışıyoruz" 19 Mayıs Atatürk’ün Anma, Gençlik ve Spor Bayramı kapsamında mesaj yayımlayan Kıyı Ege Belediyeler Birliği ve Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, mesajında şu ifadelere yer verdi, "19 Mayıs 1919, bir milletin geleceğinin değiştiği gündür. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Samsun’a çıkışı; işgal altındaki bir ülkenin yeniden ayağa kalkma iradesini, bağımsızlık kararlılığını ve millet egemenliğine dayanan bir Cumhuriyet idealini büyüten tarihi bir adımdır. O günlerde kutsal vatan topraklarımız düşman askerinin postalları altında ezilirken, içeride kurtuluşu başka bir ülkenin himayesine girmekte görenler vardı. Büyük savaşlardan çıkan Anadolu yorgun, yoksul ve umutsuzdu. Ancak Gazi Mustafa Kemal Atatürk, bütün bu karanlığa rağmen ‘milletin azim ve kararlılığı’na güvenerek yola çıktı. "Umutsuz durumlar yoktur, umutsuz insanlar vardır. Ben hiçbir zaman umudumu yitirmedim" diyerek bir milletin yeniden ayağa kalkışına öncülük etti ve bütün Anadolu’yu saracak istiklal ateşini yaktı. Bu nedenle 19 Mayıs; karamsarlığa karşı umudun, teslimiyete karşı direnişin, karanlığa karşı aydınlığın ve esarete karşı özgürlüğün tarihidir. 19 Mayıs’ta ufka açılan Bandırma Vapuru yalnızca Samsun’a gitmiyordu; laik, demokratik ve çağdaş bir Türkiye’nin geleceğine doğru ilerliyordu. Aradan geçen 107 yılda, o yürüyüşün sorumluluğunu taşımaya devam ediyoruz. Cumhuriyetimize, demokrasiye, özgürlüğe ve bağımsızlığımıza sahip çıkmak hepimizin ortak görevidir. Ulu Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün, ‘doğum günüm’ dediği bu tarihi günü Cumhuriyetin ışığını taşıyacak gençlere armağan etti. Bugün bizlere düşen sorumluluk da Atamızın Cumhuriyeti emanet ettiği gençlerin umutlarını büyütecek; özgürce düşünebildiği, bilimle, sanatla, sporla ve kültürle kendini geliştirebildiği bir ülke ve kent yaşamını kurabilmektir. Biz de bu sorumlulukla gençleri yalnızca yarının değil, bugünün de öznesi olarak görüyor; "Fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür" bir gençliğin yetişmesi için var gücümüzle çalışıyoruz. Bu duygu ve düşüncelerle; başta Cumhuriyetimizin kurucusu Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere bağımsızlık mücadelemizin tüm kahramanlarını saygı, minnet ve rahmetle anıyor; gençlerimizin ve hemşehrilerimizin 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nı kutluyorum"
Mersin Mersin’deki vahşette ölü sayısı 6’ya yükseldi Mersin’de bir şahsın eski eşini öldürdükten sonra farklı noktalarda gerçekleştirdiği silahlı saldırılarda ölenlerin sayısı 6’ya yükseldi. Saldırıdan yaralı kurtulan lokanta çalışanı Mehmet Han Topal, "Telefon falan çıkaracak sanıyorduk, birden tabancayı çıkardı, çat ağzına verdi. Ben yere eğiliyordum, sıktı bana" dedi. Mersin’de bir şahsın eski eşini öldürdükten sonra farklı noktalarda gerçekleştirdiği silahlı saldırılarda bilanço ağırlaştı. Edinilen bilgiye göre, Metin Ö. (37), Çamlıyayla ilçesi Darıpınarı Mahallesi’nde eski eşi Arzu Özden’i (32) silahla vurarak öldürdü. Olayın ardından kaçan Metin Ö., daha sonra 01 B 9171 plakalı otomobille Tarsus ilçesine bağlı Kadelli Dörtler Mahallesi’nde Sabri Pan’a ait lokantaya gelerek silahla ateş açtı. Saldırıda işletme sahibi Sabri Pan kaldırıldığı hastanede, iş yerinde çalışan Ahmet Ercan Can ise olay yerinde yaşamını yitirdi. Araçla kaçmaya devam eden saldırgan, Kaburgediği Mahallesi’nde hayvan otlatan gençlerden Yusuf Oktay’ı, ardından Yeniköy Mahallesi’ndeki akaryakıt istasyonunda tır şoförü Abdullah Koca’yı da silahla vurarak öldürdü. İstasyonda şüphelinin vurduğu pompacı Gökay Sefiloğlu’nun da hayatını kaybettiği ortaya çıktı. Şüphelinin saldırıları sırasında güzergah üzerindeki 8 kişiyi de yaraladığı öğrenildi. Yaralılar, ambulanslarla Tarsus Devlet Hastanesi başta olmak üzere çevredeki hastanelere kaldırılarak tedavi altına alındı. Aracı bulundu, şüpheliyi arama çalışmaları sürüyor 6 kişinin öldüğü, 8 kişinin de yaralandığı vahşetin ardından şüphelinin yakalanması için bölgeye çok sayıda jandarma ekibi sevk edildi. Kaçan şüpheliyi yakalamak için helikopter destekli çalışmalar sürerken, zanlının kaçtığı 01 B 9171 plakalı otomobile Karakütük Mahallesi kırsalında ulaşıldı. Ormanlık alana kaçtığı değerlendirilen şüphelinin yakalanması için operasyonun devam ettiği öğrenildi. "Telefon falan çıkaracak sanıyorduk, tabancayı çıkardı" Lokantada çalışan ve saldırıdan yaralı kurtulan Mehmet Han Topal ise, yaşanan korku dolu anları anlattı. Topal, "Dükkanda çalışıyorduk, paket servisimiz vardı, onu hazırlıyordum. Metin ağabey geldi, dükkana giriş yaptı. Ben de dedim ’Hısım hoş geldin’. Hiç ses, tepki vermedi. Sabri ağabey de işte normal terazinin orada sucuk mu, et mi ne de tartıyordu. Biz de telefon falan çıkaracak sanıyorduk, birden tabancayı çıkardı, çat ağzına verdi. Ben yere eğiliyordum, sıktı bana. Kulağımın buradan geçti zaten. Ondan sonra Sabri ağabeye sıktı, boynuna sıkmış. Sonra geldi bir tane de tezgahın üstünden bana sıktı. Kalçama geldi. İçeriye gitmiş, Ahmet’e sıkmış çocuğun kafasına. Ondan sonra ben can havliyle dışarıya attım kendimi, arkadaşlara haber verdim. Ondan sonra kaçmış gitmiş" dedi. Öte yandan, cenazelerin tamamı Tarsus Devlet Hastanesi morguna getirildi.