POLİTİKA - 26 Nisan 2022 Salı 15:10

Doç. Dr. Adem Palabıyık’tan ‘Gezi olayları ve Kavala davası’ açıklaması

A
A
A
Doç. Dr. Adem Palabıyık’tan ‘Gezi olayları ve Kavala davası’ açıklaması

Sosyolog Doç.

Sosyolog Doç. Dr. Adem Palabıyık, Gezi olaylarının sıradan bir vaka olmadığını, iddianameye bakılınca ciddi bir örgüt ağının olduğunu belirterek, “Muhalefetin Kavala feveranı, 15 Temmuz darbe girişimi ve Gezi olaylarını selamlamadır. Tedbirli olunmalı” dedi.


Doç. Dr. Adem Palabıyık, Osman Kavala ve Gezi olaylarına ilişkin İHA’ya yaptığı açıklamada, Gezi olaylarına dair değerlendirme yapılırken muhakkak iddianame okunmasını ve değerlendirmelerin buna göre yapılması gerektiğini ifade etti. Palabıyık, “Osman Kavala, Gezi iddianamesinde oldukça önemli bir yerde duruyor. Çünkü CANVAS isimli bir yapılanmanın önemli bir parçası olarak Türkiye’de faaliyet gösteren alan içinde yer alıyor. CANVAS denilen yapı ise özellikle Soros tarafından desteklenen bir niteliğe sahip ve birçok ülkede farklı isimlerde faaliyet gösteriyor. CANVAS’ın açılımı ‘Uygulamalı Şiddet İçermeyen Eylem ve Stratefler Merkezi’dir. Bu merkez Gürcistan’da YETER, Ukrayna’da ZAMANI, Kırgızistan’da BİRLİKTE, İran’da OGGİ, Rusya’da OBORONA ismiyle yer alıyor. Ve bu ülkelerde meydana gelen halk ayaklanmalarında etkin bir rol oynuyor. Mesela Gürcistan’daki turuncu devrimini önemli bir parçası olarak rol aldılar, ayrıca Ukrayna ve Kırgızistan’da ciddi anlamda örgütlendiler. Türkiye’de ise OCOOPYTURKEY etiketi ile Taksim Dayanışması adı altında örgütlendiler. Fakat bu örgütlenme Wall Street süreci ile başladı. ABD’de de etkili olmaya çalıştılar ama izin verilmedi. 2012 yılından itibaren özellikle OccopyTurkey sayfası kullanıma açıldı ve yoğun biçimde işlevsel hale getirildi. Taksim Platformu oluşturuldu. Mesela ABD’de Wall Street eylemi ile birlikte Ayaklan İstanbul etiketi yine CANNAS isimli yapıların Türkiye kolu olan Gezi Direnişi etiketi ile güncellenmeye başlandı. Mesela Mısır devriminden sonra Sisi’yi destekleyen bir kesim yine CANVAS’a bağlı yapılar tarafından inşa edildi. Hatta 2012 yılında bazı isimler uzun süre Mısır’da bulundu, bu isimler arasında Osman Kavala da vardı. Osman Kavala o dönemde bazı isimler ile çok yakın çalıştı ve bu isimler CANNAS denilen yapının bileşenleriydi. Ivan Maroviç, Slobodan Djinovic, Jelena Djinovic, Breza Race ve bazı isimler özellikle araştırılmalıdır. Bu isimlerin uçak kayıtlarına bakıldığında CANVAS’ın aktif olduğu ülkeler ile Türkiye arasında mekik dokudukları görülmüştür” dedi.



“Bu yapılar şiddetsiz ayaklanmayı teşvik eder, Gezi de öyle oldu”


Açıklamalarına bu yapıların özellikleri ile devam eden Sosyolog Palabıyık, şunları ifade etti:


“CANNAS gibi yapılar şiddete başvurmayı istemez çünkü yumuşak geçiş içeren bir devrimden yanadır. Mesela Gezi’de, halk konuşmaları, muhalefet destek mektupları, imzalı basın açıklamaları, kitlesel imza kampanyaları, sloganlar, pankartlar, el ilanları, alaycı ödüller, grup lobileri, semboller ve renkler (siyahlı kadın, vb.), ibadet ve tapınma (mesela İftar yemeği düzenlenmişti), soyunmak, tiyatro gösterisi (M. A. Alabora oyun sergilemişti), gece nöbetleri, sahte cenazeler, sahte matemler, sessizlik, duran adam gibi yaklaşık 200 adımdan bahsedilebilir ve bunlar CANVAS tarafından bizzat öneriliyor. Gezi’de, yani OccopyTurkey veya Taksim Platformu’nda hepsini gördük. Açık Toplum Vakfı ile de Osman Kavala aracılığı ile Türkiye’ye ciddi para aktarımı yapıldı ve Gezi olayları maddi olarak finanse edildi. Gezi’ye katılanların günlük ihtiyaçları Açık Toplum Vakfı tarafından, yani Osman Kavala tarafından karşılanıyordu”.


“Davutoğlu ve Babacan’da, Kavala’ya dava açanlar arasında yer alıyor, hatırlanmalı”


Osman Kavala’nın özellikle bazı isimlerle görüşmeler yaptığını sözlerine ekleyen Palabıyık, “Unutulmamalıdır ki Osman Kavala o süreçte M. A Alabora ve Can Dündar gibi isimlerle sık sık telefonda görüşmüştür. Bunlar tesadüf değildir. Ayrıca Kavala’nın, Soros destekli yapılarla koordinasyon içinde olduğu da çeşitli ülkelere yaptığı ziyaretlerden de anlaşılmaktadır. Kavala, 15 dakikalık Gezi olaylarına dair video hazırlatmış, kendisi de bu videoda konuşmuş ve videoyu bir yönetmene ileterek Erivan’daki film festivalinde gösterime girmesi için maddi destek sağlayacağını ifade etmiştir. Yine çeşitli konuları görüşmek için M. A. Alabora’yı da ülke dışına davet etmiş ve her türlü giderleri Kavala karşılamıştır. Kavala bununla kalmamış. O dönem bazı öğrencilere de destek olmuştur fakat görüştüğü öğrencilerin telefonlarında Halk Kurtuluş Cephesi ve Öcalan’ın fotoğrafları çıkmıştır. Şimdi sormak lazım, o dönem, AK Parti hükümetinde yer alan Ahmet Davutoğlu ve Ali Babacan için Gezi eylemleri kabul edilebilir değildi de şimdi mi kabul edilebilir oldu? Yahut Kavala şimdi mi masum hale geldi? Kavala’nın, Gezi’deki rolü bu kadar iyi bilinmesine rağmen hala nelere itiraz edilir, anlaşılır gibi değildir. Sosyologlar, toplumları nelerin harekete geçirdiğini iyi analiz eder, bu analiz sürecinde de terörize edilen olayları ayırır. Gezi olayları tamamen terörize olmuş bir organizasyondu” şeklinde konuştu.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Sivas Anne kedinin ölen yavrusunun yaşaması için verdiği çaba duygulandırdı Sivas’ta anne kedinin ölen yavrusu için verdiği mücadele cep telefonu kamerasına yansıdı. Kedinin şefkati ve yaşadığı üzüntü yürekleri burktu. Sivas’ta kedilere olan sevgisi ve yardımseverliği ile tanınan Uğur Zontul, yaşadığı ilginç bir olayı kayıt altına aldı. Yavruyken beslediği ve büyüyerek anne olan kedinin yavrusu ağzında yanına geldiğini gören Zontul, yavru kediyi avucuna aldı. Yeni doğan ve hayatını kaybeden yavruyu hayata döndürmeye çalışan Zontul, tüm çabalarına rağmen başarılı olamadı. Yavru kediyi tekrar annesinin yanına bırakan Zontul, anne şefkatini kayıt altına aldı. Cep telefonu kamerasına yansıyan görüntüler, izleyenleri duygulandırdı. Anne kedinin, ölen yavrusunu ağzında, yavruyken kendisini besleyen Zortul’a getirmesi ile düşündürdü. "İnsanlar bebeğini çöpe atarken o anne kedi, yavrusu için saatlerce uğraştı" Uğur Zontul insanların anne kedinin şefkatini örnek almaları gerektiğini vurgulayarak, "Olayın yaşandığı gün mahallede her zaman olduğu gibi kedilere yemek veriyordum. Benim büyüttüğüm anne kedi ölen yavrusunu alıp yanıma geldi. Yavruyu önce kucağıma aldım ısınması için masaj yaptım, nefes verdim, dirilmedi. Daha sonra ölen yavruyu yanımda bulunan koltuğun üzerine bıraktım. Anne kedi, yavrusunun başına geçerek yalamaya, koklamaya başladı. O an annenin yavrusuna olan şefkati beni çok duygulandırdı, o şekilde görünce ben de ağladım. Videoda da olduğu gibi annenin o halini görünce konuşamadım tüylerim diken diken oldu, olayın etkisinden hala çıkamadım. Anne kedinin o halde yavrusuna olan çabası bana insanlığı, bir annenin merhametini öğretti. İnsanlar bebeğini çöpe atarken o anne kedi yavrusunun dirilmesi için saatlerce uğraştı. Yavrusu koltuğun üzerindeyken öptü, yaladı, nefes alsın diye yanına yatıp memesini ağzına vermeye çalıştı. Dünyada o an en çok istediğim şey o yavrunun tekrar dirilmesiydi. Annenin yavrusuna olan şefkatini görünce bir iki saat daha bekledim daha sonra yavruyu belirlediğim bir yere götürerek gömdüm. Annenin psikolojisi hala bozuk, yemek yemiyor. Eskiden beslemeye gittiğimde bir kutu ciğeri tek başına yerdi ama şimdi çok az yemek yiyor. Normalde kaldıkları ahşap bir ev vardı yavrusu öldükten sonra artık dışarıda kalmaya başladı. Aslında insanların bu görüntülere basit bir durum gibi bakmaması gerekiyor. Çok büyük bir merhamet örneği. İnsanlar bu hayvanın yaptığını yapamıyor yaşayan çocuğunu sokağa atan insanlar var, hakkını kumarda yiyenler var. O hayvan bize insanlığı öğretiyor" dedi. "Anne kedinin merhametinden herkes örnek almalı" Uğur Zontul’a kendi aralarında ’kedilerin babası’ diye hitap ettiklerini söyleyen esnaf İbrahim Kozan, "Uğur abi çarşımızın güzel esnaflarından birisidir. Her sabah ilk yaptığı işi oturduğu evden buraya gelene kadar yolda karşılaşmış olduğu bütün kedi, köpekleri beslemek artık onun görevi haline geldi. Gelirinin nerdeyse tamamını sokakta yaşayan sahipsiz hayvanlara ayırıyor. Çarşı esnafımız kendisini ’kedilerin babası’ olarak tanımlar. Günümüzde insanların birbirine merhamet etmeyi unuttuğu bir dönemde kedi ve köpeklere gösterdiği merhameti insanlara daha fazla gösteren bir abimiz. Videoyu ben de izledim çok üzücü, hüzünlü bir durumdu anne şefkatini o videoda gördüm ben de. Herkesin o şekilde merhamete sahip olmasını, görüntülerden örnek almasını istiyorum. Uğur abi gibi insanların artmasını, çoğalmasını diliyorum" dedi.
Van İnci kefalinin göç yolculuğunu görmeye gelenler eli boş ayrıldı Dünyada sadece Van Gölü’nde yaşayan ve her yıl üremek için mayıs ile temmuz ayları arasında tatlı su ağızlarına göç eden inci kefalinin (Van balığı) yolculuğu su debisinin yüksek ve havanın soğuk olmasından dolayı başlamayınca balıkları izlemeye gelenler eli boş döndü. Van Gölü’nün tuzlu ve sodalı suyunda yaşayan inci kefalinin, her yıl olduğu gibi bu yıl da tatlı su ağızlarına doğru başladı. Suyun akışının tersine doğru yüzdüğü ve önüne çıkan engeli uçarak aştığı için ’uçan balık’ olarak da adlandırılan inci kefali, üremek için başlattığı yolculuğunu Van Gölü’ne akan tüm tatlı sularda gerçekleştiriyor. Van Gölü’nün tuzlu ve sodalı sularında yumurtlayamayan inci kefalleri, akarsu sıcaklığı 13 santigrat dereceye ulaştığında tatlı su kaynaklarına doğru göç etmeye başlıyor. Göç yolunda suyun akışına ters yüzen balıklar, şelaleler ve bentlerle karşılaşıyor. Bu engelleri aşmak için suyun yüzeyine doğru metrelerce zıplayıp tatlı su yataklarına ulaşan balıklar yumurtalarını bıraktıktan sonra hayatta kalan yetişkin balıklar tekrar Van Gölü’ne geri dönüyor. Her yıl olduğu gibi bu yılda gerek yurt içinden gerek yurt dışından bu göç yolculuğunu izlemeye uçan balıkları görmeye gelen binlerce turist oluyor. Bu yıl hava şartlarından ve su sıcaklığından dolayı, balıkların göçü geciktiği için bu göçü izlemeye gelenler uçan balıkları göremediler sadece hatıra fotoğrafı çekip hüzünlü bir şekilde dönmek zorunda kaldılar. Göç yolculuğunu izlemeye gelen bazı vatandaşlar ise göç yolculuğu başlamadan bilgi veren sosyal medya kullanıcılarına ve yanlış haber yapanlara tepki gösterdiler. Balıkesir’den gelen Mahir Çağlayan, "Balıkesir’in Bandırma ilçesinden geliyoruz. Balık bendini, uçan balıkları görmeye geldik. Yalnız mevsim durumundan dolayı bu sene havaların soğuk geçmesinden ötürü uçan balıkların gelmesi zaman alacak gibi gözüküyor. İnşallah bir dahaki sefere buraya geldiğimizde bu balıkları da göreceğiz. Coğrafyamız çok zengin bir coğrafya, kültürel zenginlikleri olan bir coğrafya, herkesi burayı görmeyi tavsiye ediyorum, teşekkür ederim" dedi. Akdeniz bölgesinden gelen Önder ise "Akdeniz bölgesinden geldik, sıcak yerlerden soğuk yerlere seyahat ettik. Oğlumla birlikte motorla geliyoruz. Balık bendini uçan balıkları görmeye gelmiştik. Bu mevsimlerde olacağını söylemişlerdi. Lakin havaların soğuk olmasından kaynaklı balıkların şu an göç yolculuğunu göremedik. Bu sene nasip olmadı. İnşallah seneye yine gelir, inşallah yine görürüz" dedi.
Şanlıurfa Jandarma sınırda çocuklarla birlikte uçurtma uçurdu Şanlıurfa’nın Ceylanpınar ilçesinde düzenlenen uçurtma şenliğinde çocuklar jandarma ekipleriyle birlikte gökyüzünü uçurtmalarla rengarenk donattı. Suriye sınırında yer alan Ceylanpınar ilçesindeki Kepez tepesinde uçurtma şenliği düzenlendi. Tepede bir araya gelen aileler gökyüzünü uçurtmalarla donattı. Ailelere eşlik eden jandarma ekipleri de çocuklarla birlikte uçurtma uçurarak heyecanlarına ortak oldu. İlçedeki sivil toplum kuruluşlarının iş birliğiyle organize edilen şenlikte uçurtması olmayan çocuklara uçurtma hediye edildi. Rengarenk uçurtmaların gökyüzünü kapladığı etkinlikte, hem çocuklar hem de yetişkinler keyifli anlar yaşadı. Çocukların mutluluğu gözlerinden okundu Şenlikler boyunca akranlarıyla birlikte uçurtma uçurmanın heyecanını yaşayan çocukların mutluluğu görülmeye değerdi. Cep telefonları ve kameralarla o anları kaydeden aileler, bu tür sosyal etkinliklerin ilçedeki birlik ve beraberlik duygusunu pekiştirdiğini ifade etti. Etkinliğe katılan vatandaşlar, organizasyonda emeği geçen sivil toplum kuruluşlarına teşekkür ederek, festivalin önümüzdeki yıllarda da büyüyerek devam etmesini istediklerini dile getirdi. Şenlik, çocuklara yönelik çeşitli ikramlar ve müzikli eğlencelerin ardından sona erdi. Ailesiyle birlikte şenliklere katılan Zümrüt Mintaş, "Güzel bir festival oldu. Bizim için bir sosyal etkinlik oldu. Geldik çocuklarla beraber vakit geçirdik. İlçenin bu etkinliğe ihtiyacı olduğunu düşünüyorduk. Tam yerinde bir etkinlik oldu. Güzel vakit geçirdik. Uçurtma uçurduk ailece zaman geçirdik. Çok eğlendik" dedi. Çocuklarıyla birlikte şenliklere katılan Ömer Yılmaz ise "Bu çok güzel bir etkinlik. Çocuklar eğlendi, biz de mutlu olduk. Hafta sonu çocukları böyle bir yere çıkartmak lazımdı" dedi. Uçurtma şenliğinde çok eğlendiğini söyleyen Zelal Avşin Akın isimli kız çocuğu ise "Uçurtma şenliğine geldik. Çok eğlendik. Bize uçurtma verdiler" dedi.