POLİTİKA - 01 Haziran 2022 Çarşamba 12:45

Sosyolog Doç. Dr. Adem Palabıyık: “Gezi kalkışması amacına ulaşsaydı, bugünün Ukrayna’sı biz olacaktık”

A
A
A
Sosyolog Doç. Dr. Adem Palabıyık: “Gezi kalkışması amacına ulaşsaydı, bugünün Ukrayna’sı biz olacaktık”

Sosyolog Doç.

Sosyolog Doç. Dr. Adem Palabıyık, 2013 yılında organize olarak gerçekleştirilen Gezi Parkı olaylarının bir siyasal kaos planı olduğunu belirterek, “Gezi kalkışması amacına ulaşsaydı, bugünün Ukrayna’sı biz olacaktık” dedi.


Doç. Dr. Adem Palabıyık, Gezi olaylarına dair İHA’ya açıklamalarda bulundu. Palabıyık, 2013 yılında meydana gelen Gezi kalkışmasının savaş öncesi Ukrayna’daki süreç ile yakından ilişkili olduğunu ve eğer Ukrayna’da savaş öncesi meydana gelen sürecin benzeri Türkiye’de yaşansaydı, bugünün Ukrayna’sı ile ortak bir kader yaşanmış olabileceğini söyledi. Palabıyık, “Gezi olayları masum bir kalkışma değildi, çünkü Gezi kalkışması özellikle başka devletler tarafından ciddi anlamda desteklendi ve fonlandı. Birçok anarşist hareketin buluşma noktası olan Gezi Parkı’nın asıl amacı, iktidarı tamamen Batı ve ABD’ye teslim olmuş kukla bir yönetime teslim etmekti. ABD yanlısı bir iktidarın, ülkemizin beka sorunu ile uzaktan yakından ilişkisi olmayacaktı. Suriye’nin kuzeyine operasyonlar yapılmayacaktı, askeri vesayet devam edecekti, Diyarbakır annelerinin evlat nöbetine son verilecekti ve PKK’nın etkisi özellikle bölgede daha fazla hissedilir hale gelecekti. Sadece bunlar da değil, AB’nin teröre verdiği destek artacak, böylelikle iç çatışmalara zemin hazırlanacaktı. Dış politikada özellikle Doğu bloğu karşıtı bir siyasal tercih izlenecek ve ABD’nin mandası olma yolunda ön kabul gerçekleşecekti. Böylelikle Rusya, İran ve birçok ABD karşıtı devlet ile ülkemiz karşı karşıya getirilecek ve Türkiye, topyekûn bir savaşı içine dahil edilecekti. Gezi kalkışmasının asıl amacı, Menderes ve Özal zincirini koparmak ve Erdoğan’ın karizmasının siyasal hayatı ile birlikte sonunu getirmekti. Böylelikle II. Abdülhamit döneminde olduğu gibi lidersiz bir toplumu yönetmek ve bölmek kolaylaşacaktı. Şurası açıktır ki Gezi kalkışması amacına ulaşsaydı, bugünün Ukrayna’sı biz olacaktık” dedi.



“Gezi kalkışması, 15 Temmuz’un erken fragmanıydı, tüm FETÖ bileşenleri destek verdi”


Gezi olayları ile FETÖ sürecinin yakından ilişkili olduğunu belirten Sosyolog Palabıyık, şöyle devam etti:


“Unutulmamadır ki Gezi kalkışması aynı zamanda 15 Temmuz alçak darbe girişiminin ön fragmanıydı. Tüm FETÖ bileşenleri Gezi kalkışmasına destek verdi. Gezi kalkışması ile bir nabız ölçümü yapıldı ve FETÖ ile bileşenleri, sonraki sürecin neler olabileceğine dair senaryoları Gezi kalkışması üzerinden geliştirdi. Gezi olaylarının yaşandığı günlerde özellikle uluslararası medyanın yayın iştahı hiçbir zaman sona ermedi ve ülkemizi uluslararası arenada güçsüz göstermenin bir yolu olarak kabul gördü. Aynı medya, ülkemizin birçok konuda orantısız güç kullandığını öne sürdü ve Gezi kalkışmasını meşru lanse etmenin yollarını aradı. Yine aynı medya 15 Temmuz gecesi yaşananları neredeyse örtbas etmeyi tercih etti. ABD, ‘şu an Türkiye’de bir girişim yaşanıyor’ ifadesiyle süreci önemsizleştirmeye çalıştı. Çünkü Gezi kalkışması özellikle ABD ve medyası tarafından destekleniyordu. Gezi kalkışması amacına ulaşmış olaydı, 15 Temmuz hain darbe girişimine hiçbir karşılık verilmeyebilirdi.”



“60 darbesi, 27 Şubat, 17-25 Aralık kumpası ve 15 Temmuz neyse, Gezi kalkışması da oydu”


Gezi olaylarının bir sınıf iddiasının olmadığını ve kaos zincirinin devamı olduğunu dile getiren Sosyolog Palabıyık, “Gezi kalkışması sınıflı bir hareket değildi, ayrıca bir toplumsal hareket olarak algılanamazdı. Çünkü Gezi kalkışması, birbirini benimsemeyen ideolojilerin bir arada yer aldığı kalkışmaydı ve meselenin bir toplumsal hareket değil, organize edilmiş bir anarşist hareket olduğu açıktı. Taksim Dayanış Platformu altında ciddi bir örgütlenme gerçekleşti ve bu platform, Soros’çu isim Osman Kavala tarafından fonlanıyordu. Soros’un Ukrayna ve bazı ülkelerde yaptıklarının benzeri Gezi kalkışmasında denenmişti. Halbuki, sosyolojide toplumsal hareketlerin lideri, amacı, ideolojisi ve süreci vardır ama Gezi olaylarında hiçbiri yoktu. 60 darbesi, 27 Şubat, 17-25 Aralık kumpası ve 15 Temmuz neyse, Gezi kalkışması da oydu. Çünkü Gezi kalkışması seçilmiş bir liderin kabul görmediğinin meşru yollarını arama uğraşıydı ve başarı imkânı yoktu. Çünkü Erdoğan, rasyonel ve karizmatik bir siyasal aktördü, gücünü halktan ve Anayasa’dan alıyordu ve Gezi kalkışması, sahip olduğu anarşik tutumla, kanunların hiçe sayılmasından yanaydı. Cumhurbaşkanımızın karizmatik liderliği sayesinde Gezi kalkışması başarılı olamadı ve hem AB ülkeleri hem de ABD, bu süreçten istediğini elde edemedi. Ama bu ülkeler vazgeçmediler ve 15 Temmuz gecesi hain FETÖ darbe girişimini gerçekleştirmeye çalıştılar. İşin ilginç yanı ise Gezi kalkışmasında bir araya gelen sosyal ve siyasal kesimler 15 Temmuz hain darbe kalkışmasının, iktidarın bir oyunu olduğu noktasında söz birliği yaptılar. Bu da Gezi kalkışması ile FETÖ darbe girişiminin aynı doğrultuda ilerlediğini ispatladı” şeklinde konuştu.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bursa Nilüfer’de Engelliler Haftası ’Bizim Ev’in yıl sonu gösterisiyle tamamlandı Nilüfer Belediyesi tarafından Engelliler Haftası kapsamında hafta boyunca süren etkinlikler, Bizim Ev Engelliler Sosyal Yaşam Destek Merkezi katılımcılarının hazırladığı "sıra gecesi" konseptli yıl sonu gösterisiyle tamamlandı. Nilüfer Belediyesi’nin Engelliler Haftası dolayısıyla düzenlendiği farkındalık etkinlikleri renkli bir kapanışa sahne oldu. Bizim Ev Engelliler Sosyal Yaşam Destek Merkezi katılımcıları, Nazım Hikmet Kültürevi’nde düzenlenen yıl sonu gösterisinde bir yıl boyunca müzik ve halk dansları atölyelerinde yaptıkları çalışmaların meyvelerini sahneye taşıdı. Programa; Nilüfer Belediye Başkan Yardımcısı Bukle Erman, Nilüfer Kent Konseyi Engelli Meclisi ile sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri, çok sayıda engelli birey ve aileleri katıldı. Etkinliğin açılışında konuşan Nilüfer Belediye Başkan Yardımcısı Bukle Erman, engellerin sanat ve sporla aşılabileceğini vurgulayarak, "Hafta boyunca birçok güzel etkinliğe ev sahipliği yaptık. Gördüğümüz tablo bize şunu bir kez daha ispatladı; fırsat verildiğinde, sanat veya spor fark etmeksizin tüm engelleri aşabiliyor ve birçok alanda başarılı olabiliyoruz. Önemli olan bir arada yaşama kültürünü edinmek ve bu farkındalığı hep birlikte oluşturabilmektir" ifadelerini kullandı. Erman, etkinliğe emek veren Bizim Ev eğitmenlerine ve çalışanlarına da teşekkür etti. Konuşmaların ardından sıra gecesi konseptiyle hazırlanan gösterilere geçildi. Sahneye ilk olarak Bizim Ev Halk Dansları ekibi çıktı. Yöresel oyunlardaki performanslarıyla dikkat çeken ekip, izleyicilerden büyük alkış aldı. Halk danlarının ardından sahne alan Bizim Ev Korosu, geceye türkülerle renk kattı. Koro ve solo olarak "Urfa’nı Etrafı", "Eşarbını Yan Bağlama" ve "Ürgüp’ün Bacaları" gibi sevilen eserleri seslendiren ekibe, salondaki izleyiciler de he bir ağızdan eşlik etti. Gecenin sonunda katılımcılara sıra gecesinde hazırlanan çiğ köfte ikram edildi.