KÜLTÜR SANAT - 06 Haziran 2022 Pazartesi 10:15

Köy öğrencileri, köy öğrencilerine gitarla konserler veriyor

A
A
A
Köy öğrencileri, köy öğrencilerine gitarla konserler veriyor

Bitlis’in Mutki ilçesine bağlı İkizler Köyü Cumhuriyet Yatılı Bölge Ortaokulunda okuyan 8 kız öğrenci aldıkları gitar kursu ile çevre köy okullarında mini konserler veriyor.

Bitlis’in Mutki ilçesine bağlı İkizler Köyü Cumhuriyet Yatılı Bölge Ortaokulunda okuyan 8 kız öğrenci aldıkları gitar kursu ile çevre köy okullarında mini konserler veriyor.


İkizler Köyü Cumhuriyet Yatılı Bölge Ortaokulu müzik öğretmeni Adem Kaya eşliğinde konserler veren öğrenciler renk renk gitarları ile köy köy okul okul gezip arkadaşlarıyla eğlenceli anlar yaşıyorlar. Mutki Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğü bünyesinde açılan kursa katılan 8 kız öğrenci müzik öğretmenlerinin de desteği ile yaklaşık 10 parça çalabiliyorlar. Bitlis merkeze yaklaşık 60 kilometre uzaklıkta bulunan İkizler köyündeki Cumhuriyet Yatılı Bölge Ortaokulunda Müzik öğretmeni Adem Kaya, öğrencilerine bir enstrüman çalmaları konusunda araştırma yaptı. 3 aylık bir eğitimin ardından öğrencilerine slow, eski Türk film müziklerinden oluşan bir repertuar yaptı. Kısa sürede çalmaya başlayan öğrencilerinin sahne heyecanlarını da yenmeleri için çevre köylerde mini konser verme fikrini üretti. Okuldan arta kalan zamanlarda imkanları elverdiğince çevre köylere giden ekip mini konserler verdi. Bunu duyan diğer köylerdeki öğretmenler de telefonla ulaşarak etkinlik talebinde bulundular. Son olarak İkizler ve Göztepe köy okullarına giden ekip, burada sevinçle karşılandı. Önce Göztepe Köyünde okul bahçesinde daha sonra ise İkizler köyünde sınıf içinde minik öğrencilere mini konserler verildi.


Konserin ardından ise müzik öğretmenleri Adem Kaya ve Vehbi Koç tarafından müzik dinletisi sunuldu. Müzik öğretmeni Adem Kaya, yaptığı açıklamada, öğrencilerinin bu şekilde hem sosyalleştiğini hem de sahne heyecanlarını yendiklerini ifade ederek şunları söyledi. “Sene başında halk eğitim merkezi bünyesinde gitar derslerine başlamıştık. İkinci dönemde onlarla birlikte belli bir repertuar oluşturduk. Bununla birlikte hem öğrencilerimin sosyalleşmesi hem de sahne heyecanlarının üzerinden atmaları için onlarla böyle bir plan yaptık. Daha sonra köy köy gezmeye başladık. Sağ olsunlar köy öğretmenlerimiz bizleri en iyi şekilde ağırladılar. İlkokullara gittik okullarda sınıflarda dinletiler yaptık mini konserler düzenlendik. Çok keyifliydi bizim için aynı şekilde öğrencilerimizde eğlendiler. Ayrıca da sahne heyecanlarını üzerlerinden atmış oldular. Belli bir repertuar oluşturduk. Türk filmleri müzikleri, slow ve hareketli şarkılardan oluşan bir liste hazırladık. Ayrıca hoşuma giden hangi müzikler varsa onu kendi repertuarımıza ekledik” diye konuştu.


Köy okullarında konserler vermek için yaklaşık 2 ay önce bir karar aldıklarını ve bu fikirlerini de okul müdürü ile paylaştıklarını belirten Kaya, “Öğrencilerimle yapmış olduğumuz hu etkinliği diğer okullara taşıma fikrini okul müdürümüzle paylaştık bu kararımızı ve okulumuzun aracı ile köy köy gezmeye başladık. Şuana kadar bölgede bulunan 7 okula gittik ve gitmeye de devam edeceğiz. Gittiğimiz okullardan da çevre okullardan da numaramıza ulaşıp arıyorlar. Öğrencilerin bu mini konserden faydalanması için. Bizde imkanlarımız dahilinde gitmeye çalışıyoruz. Onlarda çok eğlenceli vakitler geçiriyoruz. Ben açıkçası bu kadar heyecan olacağını beklemiyordum ama gittiğimizde beklentimizin bayağı bir üstündeydi bizleri çok hoş karşıladılar. Öte yandan çocuklarımızın bu şekilde yeteneklerini keşfetmiş oldum. Eğer isterlerse ileride güzel sanatlar ve müzik bölümlerini veya farklı alanlarda kendilerini değerlendirebilirler” şeklinde konuştu.


Müzik öğretmeni Kaya, son olarak ise “Okulumuza 10 bin okul projesi çerçevesinde müzik enstrümanları geldi. Öğrencilerimde bunlardan iyi bir şekilde faydalandılar. Ayrıca bizlere yardımlarını esirgemeyen İl Milli Eğitim Müdürüm, İlçe Milli Eğitim Müdürüm ve Okul Müdürüme de çok teşekkür etmek istiyorum” dedi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Diyarbakır Geri dönüşümlü ambalajlar tercih edilerek su, ağaç ve enerji tasarrufu sağlanıyor Diyarbakırlı iş adamı Volkan Beşenk, ambalaj sektöründe geri dönüşümlü ambalaj üreterek su, ağaç ve enerji tasarrufu sağlanmasına vesile oluyor. Dünyanın birçok ülkesine doğa dostu ürünler ile hitap eden Worldpack ambalaj firması, Türkiye’de de farkındalık oluşturmaya devam ediyor. Doğada çözülebilen geri dönüşümlü ürünler ile Türkiye piyasasında kısa sürede doğa dostu ürünleriyle farkındalık oluşturdu. Worldpack Ambalaj Yönetim Kurulu Başkanı Volkan Beşenk, 2010 yılında ambalaj üreterek başladıklarını, daha sonra odak noktalarını gıda ambalajlarına yönelttiklerini söyledi. Gıdayla temas edebilen ambalajlar üretmeye başladıklarını belirten Beşenk, üretimlerinin şu anda bu alanda devam ettiğini ifade etti. Ayrıca ham madde imalatını da yaptıklarını aktaran Beşenk, "Yurt dışında fabrikalarla anlaşmamız mevcut. Ürettiğimiz ambalajlar yüzde 100 selülozdan imal edilmekte. Bu vesile ile direkt gıda ile temas edebilme özelliğine sahip. Ürünlerimiz tek kullanımlık. Kullanım yapıldıktan sonra geri dönüştürülüp gıda harici farklı sektörlerde kullanılabiliyor. Örneğin tekstil, taşıma çantaları, elektronik eşya kutuları gibi ürünlerde geri dönüştürülmüş şekilde kullanılabiliyor" dedi. Ürünlerin, doğada birebir çözülebilen ürünler olduğunu kaydeden Beşenk, "Türkiye’de geri dönüşüm fabrikaları kuruldu. Ürünün niteliği değiştirilerek farklı sektörlerde kullanılabiliyor. Aynı üründen böylece daha fazla katma değer oluşturabiliyoruz. Geri dönüşüm yapan insanların çevre duyarlılığı biraz daha fazla oluyor. Ürünlerimiz ormanlardan elde edilen selülozla elde ediliyor. Geri dönüşüm yaptığınız zaman bu ormanlara dokunmuyorsunuz. Su, ağaç, enerji tasarrufları sağlıyorsunuz. Halkımızın ambalaj konusunda biraz daha bilinçlenmesini istiyorum" diye konuştu.
Kayseri Hipertansiyonda gizli belirtiler önemli Acıbadem Kayseri Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Ergün Seyfeli, hipertansiyonun gizli seyreden bir hastalık olduğunu söyleyerek, "Hipertansiyon; hastalığın önemli bir kısmı sessiz seyretse de hastalar baş ağrısı, nefes darlığı, çarpıntı, çabuk yorulma gibi şikayetlerle karşımıza çıkıyor" dedi. Dünyada 1 milyar üzerinde insanın hipertansiyon hastası olduğunu söyleyen Prof. Dr. Ergün Seyfeli, "Hipertansiyon dünyada en sık rastlanan kardiyovasküler risk faktörlerinden birisidir. Dünyada yaklaşık 1 milyar üzerinde hipertansiyon hastası bulunmaktadır. Ülkemizde de yaklaşık olarak 15 ila 20 milyon arasında hipertansiyon hastası olduğunu varsaymaktayız. Genelde erişkin nüfusun yaklaşık üçte birinde yani her 10 kişiden 3 tanesinde hipertansiyona rastlamaktayız. Hipertansiyon, kanın damar duvarındaki yaptığı basınç olarak tariflenir ve 120’ye 80’in altında kabul edilir. 140/90’ın üzerindeki kan basıncı değerleri ise hipertansiyon olarak kabul edilir. 120 ile 140 milimetre civarı arasındaki kan basıncı değerleri ise artmış kan basıncı olarak kabul edilir. Aslında bunu hipertansiyona aday hastalar olarak da kabul edebiliriz. Hipertansiyon, aslında kolay teşhis konulmasına rağmen maalesef hastalarımızın yaklaşık yarısı hipertansiyon hastası olduğunun farkında bile değil. Bunda en önemli sebeplerden bir tanesi hastalığın sessiz seyretmesi ve kendine özgü bir şikayetinin olmamasıdır. Fakat hastaların önemli bir kısmında hipertansiyon baş ağrısı, nefes darlığı, çarpıntı, çabuk yorulma gibi şikayetlerle karşımıza çıkmaktadır. Özellikle hipertansiyon hastalarının %30’unda baş ağrısı bulunmaktadır. Bu baş ağrısı genelde enseden başlayarak başın tepe üstüne kadar ilerleyen baskı tarzında ağrılar şeklinde görülmektedir. Bazen tansiyon ani-hızlı yükseldiğinde ya da stres kökenli olduğunda bu baş ağrısına bulantı, kusma gibi şikayetler de eşlik etmektedir" dedi. Prof. Dr. Seyfeli, tansiyonun düzenli olarak kontrol edilmesi ve doğru şekilde ölçülmesi gerektiğini söyleyerek, "Tansiyonumuza genelde 18 yaşından sonra 2 yılda bir, 40 yaşından sonra da yılda bir kez mutlaka bakmamız gerekiyor. Şayet ailesinde genetik olarak tansiyon hastası olan vatandaşlarımız varsa bunların da yine de 18 ile 40 yaş arasında da yılda bir kez de olsa mutlaka kan basıncını ölçtürmesi gerekmektedir. Tansiyon ölçümünde birçok hata yapılmaktadır. Burada dikkat edilmesi gerekenler, tansiyonu ölçülecek kişinin 20 dakika veya yarım saat öncesinden yemek yememiş olması, çay, kahve, sigara, alkol tüketmemiş olmaması gerekmektedir. Hastanın efor sonrası mutlaka dinlenmesi gerekiyor. Hastanın oturur vaziyette sırtını bir yere yaslaması ve kolundaki sıkı giysilerin çıkarılması gerekiyor. Kol kalp hizasında olmalı ve mutlaka elimizle ya da herhangi bir aparatla kolun desteklenmesi gerekiyor. Yine tansiyon ölçerken manşonun dirsek seviyesinden 2-3 santim yukarıda bağlanması gerekiyor ve stetoskopun yani kulaklığın buradaki atardamara denk gelmesi gerekiyor ki doğru ve düzgün bir tansiyon ölçelim. Yine tansiyon ölçerken ayak ayak üstüne atılması, tansiyon ölçerken konuşulması maalesef tansiyonun yanlış ölçülmesine neden olabilir" ifadelerini kullandı. Hipertansiyon için şikayetlerin beklenmemesi gerektiğini söyleyen Seyfeli, "Tansiyon kronik bir hastalık ve gerçekten toplumda çok sık görülen ve sessiz seyrettiği için de ancak hastalar bize hipertansiyona bağlı problemlerle gelmekte. Bunlar hangi problemler diye baktığımızda ise; özellikle kalp krizi, kalp yetmezliği ya da aort damarında anevrizma dediğimiz genişlemelerin neticesinde oluşan yırtılmalarla karşımıza geliyor. Özellikle bu hastalar sadece kalp ve damar hastalıkları değil felçle, görme bozuklukları ve böbrek yetmezliği ve diyalizle de karşımıza çıkmaktadır. Dolayısıyla hipertansif hastaların bu tür komplikasyonlarla karşılaşmadan önce mutlaka tansiyonlarını kontrol ettirmeleri ve etkin tedaviyle hedefte tutulması gerekiyor. Tansiyon hastalarında hedef 120’ye 80’in altında tutulmasıdır, bunun üstündeki her 10 milimetre civalık artışın hipertansiyona bağlı komplikasyonları arttırdığını söyleyebiliriz. Bu hastaların mutlaka yıllık kontrollerini yaptırmaları ve illa şikayet olmasını beklememeleri gerekiyor. Özellikle dijital tansiyon aletleri son derece yaygın, kendi kendimize tansiyonumuzu kolayca ölçebiliriz. Eğer tansiyonumuz 140/90 ve üzerinde seyrederse mutlaka bir sağlık kuruluşuna, bir kardiyoloji uzmanına görünmelerinde fayda vardır" dedi.