POLİTİKA - 14 Temmuz 2022 Perşembe 09:36

Sosyolog Palabıyık: “FETÖ ve PKK birbirini besleyen iki terör örgütüdür”

A
A
A
Sosyolog Palabıyık: “FETÖ ve PKK birbirini besleyen iki terör örgütüdür”

Sosyolog Doç.

Sosyolog Doç. Dr. Adem Palabıyık, 15 Temmuz hain darbe girişimi sürecinde, özellikle birlikte hareket eden FETÖ ve PKK’nın çıkarlarının ortak olduğunu belirterek, “15 Temmuz darbe girişimi başarılı olsaydı güney sınırımızda PKK terör devleti kurulacaktı” dedi.


Doç. Dr. Adem Palabıyık, 15 Temmuz 2016 tarihinin ülkemiz için milat olduğunu ve hiçbir ülkenin böylesi bir direnişi göstermediğini ifade etti. Palabıyık, “FETÖ’nün 15 Temmuz 2016’da gerçekleştirmeye çalıştığı hain darbe girişimi tek ortak üzerinden planlanmamıştı. Aksine bu hain darbe girişiminin birden fazla ortağı vardı ve bunlardan biri de PKK’ydı. Neticede ikisi de terör örgütüydü ve FETÖ, güney sınırları PKK’ya teslim edecekti. Bunun birden fazla işareti söz konusuydu. Mesela Van il merkezinde bir süre eğitim veren FETÖ yurdu bir gece PKK destekçileri tarafından molotof saldırısına uğradı. İlk önceleri bunun sebebini FETÖ yine dini kullanarak açıkladı ama yıllar sonra o saldırıyı yapanların FETÖ ile anlaşmalı isimler olduğu ve saldırı emrini FETÖ üyelerinden birinin verdiği ortaya çıktı. FETÖ ve PKK birbirini besleyen iki terör örgütüdür. Birbirlerine olan yakınlıkları karşıtlık gibi gösterilir çünkü birbirlerine muhtaçtırlar. Biri kendi varlığını meşru göstermek için diğerine ihtiyaç duyar. Aslında terörün sosyolojisi de böyledir. Bütün terör örgütleri, birbirlerinin varlığı ile ayakta kalabilirler. Özellikle Suriye’deki olaylar ve bölünmeler en önemli örnekler olarak kabul edilebilir. PYD kendi varlığını DEAŞ üzerinden inşa etmişken, DEAŞ da kendi varlığını PYD üzerinden inşa etti. Aslında DEAŞ, Kürtleri İslam’dan uzaklaştırmak için kurulan bir tuzaktı ve PYD’de de buna ortak oldu ama her iki örgüt, işbirliği sürecinde birbirlerini göstermelik olarak yok etme çabasına giriştiler. 15 Temmuz sürecinde de yine iki terör örgütünün karşılıklı dayanışmasını gördük. Çünkü PYD, saldırı için sınırda bekliyordu ve şehirlerde iç karışıklıklar çıkartılacaktı. Eğer 15 Temmuz hain darbe girişimi başarılı olsaydı, ülkemizin güneyinde ve doğusunda ikili terör devleti kurulacaktı” dedi.



“Diyarbakır veya Van, başkent ilan edilecekti”


“Diyarbakır veya Van başkent ilan edilecekti” diyen Sosyolog Palabıyık, “15 Temmuz hain darbe girişiminin başarılı olmasından sonra Diyarbakır veya Van’ın başkent ilan edilmesi söz konusuydu. Elbette bununla da kalınmayacaktı çünkü özerk yönetimlerin kurulması da planlanmıştı. Bu süreç oldukça kanlı bir şekilde gerçekleşecekti. PKK, bütün muhalifleri ortadan kaldıracak ve özerk yönetimler için üst düzey yöneticiler ülke sınırlarına giriş yapacaktı. Cemil Bayık, Duran Kalkan gibi teröristler, üst yönetici konumunda bulunacak ve kurulacak özerk meclislerde söz sahibi olacaklardı. PKK’nın istediği, Çin, Kamboçya, Vietnam gibi ülkelerde bir dönem uygulanan komünist yönetim sistemini uygulamaktı. PKK, ancak bu şekilde halkı kontrol edebilirdi. Doğu bölgesi yönetimi için Van, güney bölgesi yönetimi için ise Diyarbakır başkent yapılacaktı. YPG gibi örgütlerle yapılan ittifaklar, İran’ı da kapsayacaktı. 15 Temmuz hain darbe girişiminin başarılı olması geçmişten beri PKK’nın dile getirdiği dört parçalı sözde Kürdistan’ın başlangıcı olacaktı. Böylelikle ABD’nin en başından beri desteklediği sözde Kürdistan hayali gerçekleşecekti. PKK, özellikle Avrupa’daki tüm yöneticilerini buralara yerleştirecekti ve PKK’nın Avrupa yapılanması her iki bölgede söz sahibi olacaktı. Bölgedeki medreseler kapatılacak, medrese alimleri öldürülecek veya topraklarını terk etmeye zorlanacaktı. Böylece en başından beri mücadele verdikleri İslam dinine karşı ciddi tahribatlar oluşturulacaktı. Yani 15 Temmuz süreci, bu milletin sadece FETÖ’ye değil PKK’ya da meydan okuduğu derin bir anlama sahipti ve Kürt halkı; devletine, dinine ve liderine sahip çıkarak bütün süreci bertaraf etti" diye konuştu.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Antalya Denizde can pazarı: Herkes seferber oldu ancak hastanede hayatını kaybetti Antalya’nın Alanya ilçesinde serinlemek için denize giren bir vatandaş, bir süre sonra gözden kayboldu. Cankurtaranların müdahale ettiği olayda denizden çıkartılan ve sağlık ekipleri tarafnıdan sahilde ilk tedavisi yapılan tatilci hastanede hayatını kaybetti. Boğulma tehlikesi geçiren tatilciye yardım etmek için denize giren bir vatandaş ta yine cankurtaranlar tarafından kurtarıldı. Olay, saat 11.00 sıralarında Alanya ilçesi İncekum Halk Plajı’nda meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, yaklaşık 40 yaşlarında olduğu değerlendirilen ve kimliği henüz öğrenilemeyen bir vatandaş serinlemek için denize girdi. Bir süre sonra denizde açıldığı belirtilen vatandaş gözden kayboldu. Durumu fark eden çevredeki vatandaşlar, 112 Acil Çağrı Merkezi’ne ihbarda bulundu. İhbar üzerine harekete geçen bölgede görevli cankurtaranlar, vatandaşı sudan çıkararak kıyıya getirdi. Olay yerine gelen sağlık ekipleri tarafından şahsa kalp masajı yapıldı. Daha sonra ambulansa alınan vatandaşa, hastaneye sevki sırasında da müdahalenin sürdüğü öğrenildi. Hastaneye kaldırılan şahıs, doktorların yaptığı tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetti. Olayla ilgili soruşturma başlatıldı. Denizde boğulma tehllikesi geçin biri olduğunu duyup kurtarmak için denize giren bir vatanadaş ta yine cankurtaranlar tarafından sağ salim kıyıya çıkartıldı. "Vatandaşları denize girmemeleri konusunda uyarmıştık" Vatandaşı denizden çıkaran cankurtaran Ahmet Payalıoğlu, "Burada vatandaşların bağırışlarını duyunca hepimiz yardıma koştuk ve vatandaşı denizden çıkardık. Aynı anda 3-5 kişi boğulma tehlikesi geçirdi. Daha sonra vatandaşa kıyıda solunum cihazı takılarak suni teneffüs yapıldı. Diğer boğulma tehlikesi geçiren vatandaşların durumu iyiydi ancak bir kişinin durumu ağırdı. Solunum cihazıyla hastaneye götürüldü, daha sonra da hayatını kaybettiğini öğrendik. Vatandaşları denize girmemeleri konusunda uyarmıştık. ‘Tamam’ dediler ancak biz ayrıldıktan sonra tekrar denize girmişler ve akıntıya kapılmışlar. Biz vatandaşlara denize girmemeleri gerektiğini söylüyoruz ama bazen bizi dinlemiyor, hatta tepki gösteriyorlar" dedi.