ÇEVRE - 22 Mart 2023 Çarşamba 10:21

Doç. Dr. Avşar: "Depremle birlikte yeraltı su kaynakları yer değiştirebilir"

A
A
A
Doç. Dr. Avşar: "Depremle birlikte yeraltı su kaynakları yer değiştirebilir"

Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi Afet Acil Durum Yönetimi Anabilim Dalı Başkanı Çevre Uzmanı Doç.

Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi Afet Acil Durum Yönetimi Anabilim Dalı Başkanı Çevre Uzmanı Doç. Dr. Edip Avşar, yaşanan son depremlerin yeraltı su kaynaklarının yer değiştirmesi başta olmak üzere kurumasına, su seviyesinin azalmasına ya da çoğalmasına neden olabileceğini söyledi.


Son yıllarda yaşanan iklim krizinin ardından gelen kuraklık ve doğal afetler, Türkiye’de su krizinin büyüme ihtimalini artırdı. Uzmanlar, yaz aylarında ciddi su sıkıntısı yaşanabileceğine dikkat çekerken, bu konuda bir uyarıda Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi Afet Acil Durum Yönetimi Anabilim Dalı Başkanı Çevre Uzmanı ve aynı zamanda Anadolu Su Altı Araştırma ve Sporları Derneği (ASAD) üyesi Doç. Dr. Edip Avşar’dan geldi. Kahramanmaraş merkezli yaşanan ve birçok ilimizi etkileyen depremlere ilişkin açıklamalarda bulunan Doç. Dr. Edip Avşar, depremlerin yeraltı su kaynaklarına etkisine dikkat çekti.



“Yer değiştirebilir, kuruyabilir, seviyesinde azalma ya da çoğalma olabilir”


Depremler sonrası oluşan kırık ve çatlakların yer altındaki dinamik durumu etkilediğine dikkat çeken Avşar, “Bunun sonucunda yeraltı suyu seviyelerinde de değişimler olabildiği gibi bazı su kaynakları kururken bazen yeni su kaynakları da oluşabiliyor” dedi.


Depremlerin diğer bir etkisinin de yeraltı su kalitesi üzerinde olduğuna vurgu yapan Avşar, “Sarsıntının en azından hissedilecek kadar güçlü olduğu durumlarda su kalitesi de depremlerden etkilenebilir. Özellikle çalkalama hareketi, kuyuya su sağlayan kayalardaki gözeneklerden ve çatlaklardan gevşek tortuları çıkaracağından kuyu suyu bulanıklaşabilir. Bu geçici bir durum olup saatler ya da günler mertebesinde etkileri geçer. Ancak şiddetli depremler kanalizasyon hatlarına, gaz hatlarına veya tehlikeli maddeler içeren herhangi bir altyapıya zarar vererek suya daha spesifik kirleticilerin girmesine ve su kalitesi üzerinde daha ciddi etkiler meydana gelmesine de neden olabilir. Bu nedenle kaynak ve kuyu sularının depremlerden önce ve sonra örneklenmesi analiz edilmesi bu tarz değişimlerin tespit edilebilmesi ve önlem alınabilmesi için son derece önemlidir. Bunlar dışında depremler yüzey altı geçirgenliği artırabilir ve farklı kimyasal yapıdaki su içeren akiferleri birbirine bağlayabilir. Ancak bu tarz olayların su kalitesi üzerindeki etkisi oldukça düşük olduğundan tespiti zor ve halk sağlığına tehlike oluşturma ihtimali de düşüktür. Deprem sonrası oluşan kırık ve çatlaklar yer altındaki dinamik durumu etkiliyor. Bunun sonucunda yeraltı suyu seviyelerinde de değişimler olabildiği gibi bazı su kaynakları kururken bazen yeni su kaynakları da oluşabiliyor. Mesela Lice’de 6 Şubat Maraş depremi sonrası obruk oluşumu oradaki dere yatağını kurutmuştu. Bazı bölgelerimizden de su seviyelerinin azaldığı ya da çoğaldığı yönünde haberler duyuyoruz. 2017’de Ege Denizindeki 6,5 büyüklüğündeki deprem sonrasında Muğla’nın Bodrum ilçesinde yer alan ve sadece kış aylarında akan Kavak Deresinde de su akışı başlamıştı. Su kalitesindeki değişimler Dünyada depremlerin önceden tahmin edilmesi amacıyla da izlenmektedir. Özellikle jeotermal alanlarda su kalitesi değişimleri ve gaz çıkışları kontrol altında tutulmaktadır. Yeraltı sularının düzenli olarak gözlemlenmesi ve analizi depremlerin tahmini ve erken uyarı açısından önem taşıyabilmektedir. Nitekim 17 Ağustos 1999 Gölcük, 12 Kasım 1999 Düzce ve 19 Mayıs 2011 Simav depremlerinde de bu bölgelere yakın birçok jeotermal alanda yer alan sıcak su kaynaklarında fiziko-kimyasal değişiklikler gözlenmiştir” şeklinde konuştu.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Ankara’da söndürülemeyen ağaç bir daireyi kullanılamaz hale getirdi Ankara’nın Keçiören ilçesinde akşam saatlerinde bir ağaçta çıkan yangın söndürülemeyince, gece saatlerinde tekrar yanarak bir daireye kullanılamaz hale getirdi. Olay, Keçiören ilçesi Adnan Menderes Mahallesi 1055’inci Sokak’ta meydana geldi. İddialara göre, saat 16.00 sıralarında henüz belirlenemeyen bir nedenden dolayı bir binanın bahçesinde bulunan ağaçta yangın çıktı. Yangını gören apartman sakinlerinin ihbarı üzerine olay yerine itfaiye ekipleri sevk edildi. İtfaiye ekiplerinin kontrolünün ardından bir tehlike olmadığı söylendi. Akşam saat 20.00 sularında ağacın tekrar alev alması üzerine bina sakinleri tekrar durumu itfaiye ekiplerine bildirdi. Ekiplerin müdahalesi ile yangın söndürüldü. Gece saat 00.50 sularında ağaç tekrar alev aldı. Alev alan ağaçtan yangın binada bulunan bir daireye sıçradı. Yangını fark eden bina sakinleri tekrar durumu itfaiye, polis ve sağlık ekiplerine bildirdi. Ekiplerin müdahalesi sonucu yangın söndürüldü. Olayda kimse yaralanmazken, bir daire kullanılamaz hale geldi. Yangına ilişkin olay anını aktaran bina sakini Abdullah Çağatay, şunları söyledi: "Bire on kala koku duyduk. Hanım koku geliyor dedi ağaçtan. Pencereden baktığımda ağaç yanmaya başlamıştı. Direkt üst kattaki komşumun camının önü yanmaya başladı ağaçtan, sonra cam patladı, alevler evin içine girdi. Hemen komşumu aradım, onları uyandırdım beş kişilik bir aile vardı. 112’yi aradık. İtfaiye geldi, polis, ambulans geldi müdahale ettiler. Ama bu olay Ankara Büyükşehir Belediyesi itfaiyesinin ihmaliyle gerçekleşti. Saat dörtte bu ağaç yanmaya başladı için, için, köz şeklinde. Bir komşumuz aradı gelmediler. Saat beşte ben aradım. İkinci aramamızda itfaiye geldi. İtfaiye geldiğinde köz sönmüştü ama inceden duman çıkıyordu tekrar. İtfaiye ateş görmediğim için su tutmuyorum dedi gelen itfaiye ekibi. Ben de buna istinaden bak vebali size olur. Aracınızın plakasının resmini çekiyorum, bir şey olursa sorumluluk sizde dedim. Bu ağaca su tutun dedik. Ağaca su tutmadılar. Akabinde saat yedi civarında tekrar ağaçtan ateş çıkmaya başladı dumanla birlikte. Tekrar aradım. İtfaiye gelmedi bu sefer. Saat sekizde ağaç bir daha tutuşmaya başlayınca, inceden, alt kattaki komşunun torunu aradı. Bu sefer aynı ekip bir daha geldi. Saat sekizde geldiler. Yine su tutmayacaklardı arkadaş bu sefer sizi videoya çekiyorum. Yine burada bir yangın çıkarsa sorumluluk sizdedir konuşunca, ağır konuşunca bu sefer de yalandan bir alttan su tuttular. Hiçbir şey yapmadan tekrar gittiler. Geride saat sekizdeki olaydan sonra da bire on kala yangın gerçekleşti. Yani bu olay göz göre göre geldi." "İhmalkarlık var burada" İtfaiyeden şikayetçi olacaklarını belirten Çağatay, "Yani gündüz dörtte-beşte iki kere arayınca itfaiye geldi. Yedide, sekizde yine iki kere arayınca itfaiye geldi. Yani bununla ilgili bu itfaiyenin neye istinaden iki kere aramak gerekiyor? Yani tek aramada gelmiyorlar veya gelen ekipler neden müdahale etmiyor? Yani illa bir ağaç için için köz köz yanıyor diyoruz. Alev görmem lazım su sıkmam için diyor. Yani böyle bir şey olmaz yani. İhmalkarlık var burada. İtfaiyeden hem şikayetçi olacağız, adli mercilere. Sonuna kadar bu şeyin arkasındayız biz" dedi. Yangında evi kullanılamaz hale gelen İlhami Aydın ise, "Bugün saat beş gibi bir yangın oldu. Ağaç yandı bizim binanın önündeki. İtfaiye iki kere aranıyor, ikincisinde geliyor. İkincisinde geldiğinde de işte geliyor işte fazla bir şey yok. Bizim komşu söylüyor bunu. Yani suyu sıktıramıyor. Suyu sıkmadan gidiyorlar. Yani bir yangın oluyor, yangın söner. Söndükten sonra da bir soğutma işlemi olur bu işin. Sen bu soğutma işlemini yapmadan gidiyorsun. Akşam ben işten geldim işte yedi sekiz arasıydı. Yedi sekiz arasında da kendim gördüm. Kendimiz söndürdük. İtfaiye geldi. İkinci geldiğinde yine iki kere aradık. İkinci geldiğinde bu yalandan böyle bir alttan su tuttu gitti. Gecede saat biz işte on bir buçuk gibi falan on bir, on bir buçuk gibi yattık. Saat on iki buçuk bire doğru alt komşunun aramasıyla uyandık. Uyanmasak zaten hani aramasa zaten biz de şu an yoktuk yani hayatta yoktuk. Aldım çocukları çıkarttım" diye konuştu. Mağdur olduğunu ve bunun çözülmesini istediğini belirten Aydın, "Benim iki tane özel çocuğum var. Onun telaşıyla onları çıkarttık. Su tuttuk falan. Ev komple kullanılmaz hale geldi. Yani bu itfaiyenin ihmali yüzünden ev şimdi kullanılmaz halde. Dışarıdayız. İki tane benim özel çocuğum var. Üç tane çocuğum var. İkisi özel. Yani bu durum ne olacak? Bu masraflar nasıl olacak? Bunların karşılanmasını itfaiyenin, Büyükşehir’in bu sorumlu olan kişilerin komple burada ne şey varsa ben şikayetçiyim. Sorumlulukları varsa gelsinler, çözsünler. Benim bu mağduriyetimi gidersinler. Şu an ortada kaldık yani. Çocuklar da mağdur. İlaçları var, şeyleri var. Şimdi ben başka yerde kalacağım. O düzenler nasıl olacak? Yani bir insanın su sıkmamasından yaşadığımız durum bu. Gerekli mercilerin gerekli şeylerini yapmasını istiyorum. Şikayetçiyim ve sonuna kadar da gideceğim bunun zaten" şeklinde konuştu. Olaya ilişkin polis ekipleri tarafından inceleme başlatıldı.