ÇEVRE - 12 Haziran 2024 Çarşamba 11:14

2 bin 150 rakımda endemik kelebek kaydı

A
A
A
2 bin 150 rakımda endemik kelebek kaydı

Türkiye’de sadece 4 ilde yaşadığı bilinen ve yüksek rakımdaki alanlarda uçan Çokgözlü Diana Mavisi (Polyommatus Diana) kelebeğini görüntülemek için kilometrelerce yol kat eden kelebek gözlemcileri, 2 bin 150 rakımdaki Bitlis’in Adilcevaz ilçesindeki Sütey Yaylası’nda kelebeği görüntülemenin sevincini yaşadı.


İklim özellikleri, zengin florası, yüksek rakımı ve eşsiz doğasıyla çok sayıda canlıya ev sahipliği yapan Van Gölü Havzası, birçok bitki çeşidinin bir arada bulunduğu doğada, yüzlerce kelebek türünü de barındırıyor. Türkiye’de tespit edilen 400 dolayında kelebek türünden 230’una yaşam alanı sunan havza, nesli tükenme tehlikesiyle karşı karşıya olan endemik türlerle doğaseverlerin ilgisini çekiyor.


Avrupa’da en fazla kelebek türüne ev sahipliği yapan Türkiye’de kelebek gözlemcileri, sadece 4 ilde yaşadığı bilinen Çokgözlü Diana Mavisi (Polyommatus Diana) kelebeğini kayıt altına almak için kilometrelerce yol kat etti. Adilcevaz ilçesindeki Süphan Dağı eteklerindeki 2 bin 150 rakımdaki yaylaya çıkan kelebek gözlemcileri ve fotoğrafçılar, yaptıkları alan taraması sonucu yaşam alanları az olan ve endemik türler arasında bulunan Çokgözlü Diana Mavisi (Polyommatus Diana) kelebeğini görüntülemeyi başardı.


Bitlis Eren Üniversitesi (BEÜ) Öğretim Görevlisi Oktay Subaşı, Çokgözlü Diana Mavisi (Polyommatus Diana) kelebeğinin Türkiye’de çok az alanda görülen bir tür olduğunu söyledi. Subaşı, “Bugün Bitlis’in Adilcevaz ilçesindeki Sütey Yaylası’na Çokgözlü Diana Mavisi (Polyommatus Diana) kelebeğini çekmeye geldik. Çokgözlü Diana Mavisi kelebeği Türkiye’de çok az alanda görülebilen kelebek türlerinden birisi. Benim bildiğim kayıtlar Gümüşhane, Kayseri, Muş ve Bitlis’tedir. Ama en rahat çekilen alanlardan birisi Adilcevaz Sütey Yaylası’dır. Arkadaşlarla birlikte alana geldik sonra epey bir arama neticesi sonrası kelebeğin fotoğraflarını çekebildik. Bende yine aynı şekilde çok güzel fotoğraflarını çektim Diana Mavisi kelebeğinin. Sütey Yaylası yaklaşık 2 bin 150 metre rakımda. Bu kelebek yüksek rakımda uçan kelebek türlerinden birisi. Bu kelebeği görmek isteyenlerin Adilcevaz’ın Sütey Yaylası’na uğramaları gerekiyor” dedi.



“301’nci kelebek kaydımı aldım”


Kırklareli’nden gelen kelebek gözlemcisi Ufuk Karaca da, yaptıkları alan taraması sonucu Çokgözlü Diana Mavisi (Polyommatus Diana) kelebeğini çekmeyi başardıklarını ve 301’inci kelebek kaydını Sütey Yaylası’nda kayda aldığını söyledi. Karaca, “2010 yılından beri kelebek gözlemcisiyim. Kırklareliliyim, Lüleburgaz’da oturuyorum. Kırklareli’nden sadece buradaki Çokgözlü Diana Mavisi (Polyommatus Diana) kelebeğini çekmek için geldim. Şimdiye kadar Türkiye’de 300 tür gördüm ve fotoğrafladım. Bu Çokgözlü Diana Mavisi (Polyommatus Diana) 301’in tür oldu. 2 bin 150 rakımdayız Sütey Yaylası denilen bir yer. Çok güzel, Süphan Dağı’nın arkası, sadece manzara için gelmeye değer bir yer. Polyommatus Diana’nın güzel fotoğraflarını çektik. Kaydımızı aldık, hedefime ulaştım. Sadece bu tür için gelmiştim ve gördük” diye konuştu.



2 bin 150 rakımda endemik kelebek kaydı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Düzce Öztürk "Yapay zeka her meslekte yeni bir dönem başlatıyor" Düzce Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ali Öztürk, TÜBİTAK Bilim Söyleşileri kapsamında Düzce Üniversitesi Milli Teknoloji Atölyesi’nde öğrencilerle bir araya gelerek "Enerji Teknolojileri ve Yapay Zeka Uygulamaları" konusundaki bilgi ve deneyimlerini paylaştı. Düzce Üniversitesi Milli Teknoloji Atölyesi Koordinatörü Melek Kurt’un açılış konuşmasıyla başlayan programda, Türkiye’nin enerji vizyonuna dair stratejik değerlendirmelerde bulunan Düzce Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ali Öztürk, ülkemizin kurulu elektrik gücünün son yıllardaki yatırımlarla birlikte on binlerce megavatlık devasa bir kapasiteye ulaştığını vurguladı. Elektrik enerjisinin üretiminden tüketimine kadar olan sürecin hassas bir denge üzerine kurulu olduğunu ifade eden Öztürk şunları kaydetti; "Elektrik enerjisi, doğası gereği üretildiği an tüketilmesi gereken bir kaynaktır. Ülkemizin tüm enerji şebekesini birbirine bağlayan Enterkonnekte Sistem, bu dengenin korunması için milisaniyelik bir hassasiyetle çalışmaktadır. Tüketilen enerji ile üretilen enerjinin her an birbirine eşit olması gerekir; aksi takdirde frekans sapmaları yaşanabilir ve bu durum ulusal şebeke güvenliğini tehlikeye sokabilir. Bu karmaşık sürecin yönetimi, modern enerji stratejilerimizin temelini oluşturmaktadır." Enerjinin depolanması konusuna da değinen Öztürk; pompalı hidrolik sistemler, ısı depolama ve yeni nesil batarya teknolojilerinin şebeke kararlılığını sağlamak adına en önemli teknolojik yatırımlar olduğunu belirtti. Yapay zekanın enerji tüketimi ve çevresel etkileri Söyleşinin ikinci bölümünde yapay zekanın ekolojik maliyetlerine odaklanan Prof. Dr. Ali Öztürk, dijitalleşmenin beraberinde getirdiği enerji ihtiyacına dikkat çekti. Dünyadaki toplam elektrik tüketiminin yaklaşık yüzde 3’ünün yapay zeka operasyonları ve veri merkezleri tarafından harcandığını ifade eden Öztürk, bu ihtiyacın büyük oranda karbon yoğunluklu kaynaklardan karşılanmasının çevre kirliliği üzerindeki etkilerini analiz etti. Yapay zekanın gelişim süreci için yıllarca süren veri depolama çalışmalarının önemine değinen Öztürk; ChatGPT, Copilot ve Duolingo gibi uygulamaların arkasında yatan bu büyük enerji yükünün, geleceğin mühendisleri tarafından optimize edilmesi gereken bir alan olduğunu ifade etti. "Yeni bir dönem başlatıyor" Gelecekteki teknolojik gelişmelerin insan hayatı üzerindeki etkilerinden de bahseden Prof. Dr. Ali Öztürk, yapay zekanın sadece teknik alanlarda değil, her meslek dalında çalışma prensiplerini kökten değiştirdiğini söyledi. Elektriğin insan hayatına girişinden bugüne yaşanan tarihsel süreci özetleyen Öztürk, yapay zekanın da benzer bir devrimsel etki yarattığını ve bu dönüşümün enerji sistemlerinden siber güvenliğe kadar her alanı kapsadığını vurguladı. Program, öğrencilerin sorularının cevaplanması ve Düzce Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ali Öztürk’e teşekkür belgesi takdiminin ardından sona erdi.
Yozgat Kuraklıkta ortaya çıkmıştı, yağışlarla yeniden kayboldu Yozgat’ta bulunan Gelingüllü Barajı’nda geçtiğimiz yıl ve kış aylarında yaşanan kuraklıkla birlikte su seviyesinin düşmesi sonucu gün yüzüne çıkan eski köy yerleşkesi, bu yıl etkili olan kar yağışı ve ardından gelen yağmurla yeniden sular altında kaldı. İki farklı döneme ait görüntüler dron kamerasıyla kaydedilerek barajdaki değişim gözler önüne serildi. Şubat ayında çekilen görüntülerde, uzun süredir etkisini sürdüren kuraklık nedeniyle baraj sularının çekilmesiyle birlikte eski yerleşim alanı net şekilde ortaya çıkmıştı. Görüntülerde eski ilkokul, belediye binası, ev kalıntıları, cami ve mezarlık alanlarının gün yüzüne çıktığı görülmüştü. Su seviyesinin ciddi oranda düşmesiyle birlikte köyün yapı izleri dikkat çekmişti. Bu yıl ise kış mevsiminde etkili olan yoğun kar yağışı, ardından karların erimesi ve bahar yağmurlarıyla birlikte barajdaki su seviyesi yeniden yükseldi. Aynı bölgede yapılan son çekimlerde, daha önce ortaya çıkan eski köy yerleşkesinin tamamen sular altında kaldığı gözlemlendi. Böylece barajda kısa süre içinde yaşanan değişim, doğa şartlarının etkisini bir kez daha ortaya koydu. Kanak Çayı üzerinde sulama amacıyla 1986-1994 yılları arasında inşa edilen Gelingüllü Barajı, bölge tarımı açısından önemli bir kaynak olmayı sürdürürken, su seviyesindeki değişimlerle zaman zaman geçmişin izlerini de gün yüzüne çıkarıyor.
Düzce Arslan, "Düzce depreme karşı güçlü" DÜZCE(İHA) – Düzce Üniversitesi Deprem Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Mehmet Emin Arslan, Düzce’nin kat sınırlaması, hasarlı binaların güçlendirilmesi ve depreme dayanıklı binaların oluşturulması noktasında depreme karşı oldukça güçlü olduğunu söyledi. Düzce Üniversitesi Bilim İletişimi Ofisi ve Toplumsal Katkı Koordinatörlüğü tarafından Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü iş birliğiyle düzenlenen ve örnek bilim toplum buluşmalarına dönüşen Bilim Kafe etkinliğinde, deprem bilinci konusu ele alınarak toplumsal farkındalık oluşturuldu. Mahpeyker Sultan Kız Öğrenci Yurdu’nda düzenlenen Bilim Kafe’nin açılış konuşmasını gerçekleştiren Düzce Üniversitesi Genel Sekreter Yardımcısı ve Kurumsal İletişim Koordinatörü Öğretim Gör. Duygu Özdemir Cömert, Bilim Kafe etkinlikleriyle bilimin sadece akademik alanlarda değil, hayatın tam merkezinde, toplumla iç içe bir şekilde konuşulmasını amaçladıklarını ifade ederek "Çünkü biliyoruz ki bilim, ancak paylaşıldıkça güçlenir; bilgi, ancak topluma ulaştıkça gerçek değerini bulur" şeklinde konuştu. Depremi yalnızca afet anında değil, öncesiyle, hazırlığıyla ve bilinç düzeyiyle ele almanın büyük önem taşıdığını belirten Cömert, güvenli şehirler inşa etmenin sağlam yarınlara ulaşmada en temel adımlarından biri olduğuna dikkat çekti. Düzce Üniversitesi Deprem Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Mehmet Emin Arslan, "Güvenli Şehirler, Sağlam Yarınlar: Deprem Bilinci" adlı sunumuna, depremin ülkemizin bir gerçeği olduğunu hatırlatarak başladı. Ülkemizin yüzde 90’ının deprem tehlikesi altında olduğunu ve ülkemizde 4-7 arasında deprem üreten fayların bulunduğunu belirten Arslan, Düzce Üniversitesi Deprem Uygulama ve Araştırma Merkezi olarak her yıl 12 Kasım’da çalıştaylar düzenlediklerini ve halkın deprem bilincini artıracak çalışmalar yaptıklarını sözlerine ekledi. Deprem etkilerini minimuma indirmenin yolunun, depreme dayanıklı yapı tasarımına uygun binalar yapmaktan geçtiğinin altını çizen Prof. Dr. Arslan, depremin bir doğa olayı olduğunu, can ve mal kaybına sebep olduğunda afete dönüştüğüne işaret etti. Deprem olmadan önce yaşadığımız binanın depreme dayanaklı olup olmadığının araştırılması gerektiğini dile getiren Arslan, Düzce’nin kat sınırlaması, hasarlı binaların güçlendirilmesi ve depreme dayanıklı binaların oluşturulması noktasında depreme karşı oldukça güçlü olduğunu vurguladı. Yönetmeliğe uygun ve denetimden geçen binaların yıkılmasının oldukça zor olduğunu ifade eden Arslan, temel ilkelerini yapının toptan göçmemesi ve insanı öldürmemesi şeklinde açıkladı. İyi zemine çok katlı, kötü zemine az katlı bina yapılmasının öneme değinen Arslan, katılımcıların sorularını yanıtlayarak sözlerini sonlandırdı. Bilim Kafe, Düzce Üniversitesi Genel Sekreter Yardımcısı ve Kurumsal İletişim Koordinatörü Öğr. Gör. Duygu Özdemir Cömert tarafından Düzce Üniversitesi Deprem Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Mehmet Emin Arslan’a teşekkür belgesi takdim edilmesi ve günün anısına hatıra fotoğrafı çekimiyle sona erdi.