ASAYİŞ - 02 Eylül 2024 Pazartesi 18:39

Adilcevaz’da trafik kazası: 1 ölü

A
A
A
Adilcevaz’da trafik kazası: 1 ölü

Bitlis’in Adilcevaz ilçesinde meydana gelen trafik kazasında 1 kişi hayatını kaybetti.


Edinilen bilgilere göre, kaza, Adilcevaz-Erciş kara yolu üzerindeki Erikbağı köyü yakınlarında meydana geldi. Abdullah Bozarslan’ın kullandığı 47 AAF 302 plakalı araç, direksiyon hakimiyetinin kaybedilmesi sonucu şarampole devrildi. Olay yerine gelen 112 sağlık ekipleri, ağır yaralı durumda olan sürücü Abdullah Bozarslan’ı Adilcevaz Onkoloji Hastanesine kaldırdı. Yapılan tüm müdahalelere rağmen Bozarslan hayatını kaybetti.


Kazayla ilgili soruşturma başlatıldı.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Erzurum Tozlu arşivlerde unutulan bir gerçek: Hollandalı girişimciye Erzurum, Palandöken ve Toroslar’da petrol izni Cumhuriyet arşivlerinden çıkan 1939 tarihli belge, Türkiye’nin erken dönem enerji politikalarına ışık tutuyor. Hollandalı bir girişimciye, Erzurum’dan Toroslara uzanan geniş bir sahada petrol arama yetkisi verildiği ortaya çıktı. Araştırmacı Taner Özdemir, Cumhuriyet tarihinin dikkat çekici belgelerinden biri daha gün yüzüne çıkardı. 31 Temmuz 1939 tarihli resmî kararnamede, Hollanda tebaasından Y. Roothaan adlı girişimciye, Erzurum-Hasankale (Pasinler)-Tercan hattı ile Adana’nın Toros eteklerini kapsayan bölgede petrol arama izni verildiği görülüyor. Söz konusu belgeye göre, özellikle Palandöken çevresi başta olmak üzere belirlenen sahalarda petrol araştırması yapılmasına devlet tarafından resmî izin sağlandı. Kararın, dönemin Bakanlar Kurulu niteliğindeki İcra Vekilleri Heyeti tarafından alındığı ve ilgili kurumların görüşleri doğrultusunda şekillendirildiği anlaşılıyor. Belgede, sürecin yalnızca ekonomik değil aynı zamanda stratejik bir çerçevede ele alındığı dikkat çekiyor. Genelkurmay Başkanlığı’nın muvafakati ve Dahiliye Vekâleti’nin teklifiyle yürütülen izin süreci, petrol aramalarının güvenlik boyutunun da göz önünde bulundurulduğunu ortaya koyuyor. Cumhurbaşkanının imzası var Kararnamenin altında dönemin Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’nün imzasının yer alması, kararın en üst düzeyde onaylandığını gösteriyor. 1939 yılı, dünya tarihinin kırılma noktalarından biri olan II. Dünya Savaşı’nın hemen öncesine denk geliyor. Bu süreçte Türkiye’nin yer altı kaynaklarına yönelmesi ve enerji bağımsızlığını güçlendirme arayışı dikkat çekici bir politika olarak öne çıkıyor. Özdemir, Erzurum ve çevresinin petrol potansiyeli açısından değerlendirilmesinin bölgenin ekonomik ve jeostratejik önemini artıran bir unsur olarak ortaya çıktığını ifade etti. Devlet potansiyeli fark etti Belgeyi ortaya çıkaran Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği Erzurum Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Taner Özdemir, konuyla ilgili değerlendirmesini şu sözlerle genişletti: "Bu belge, Cumhuriyet’in ilk dönemlerinde Erzurum’un yalnızca tarihî ve askerî yönüyle değil, yer altı kaynakları bakımından da ciddi şekilde değerlendirildiğini gösteriyor. Özellikle Palandöken ve çevresinin petrol arama sahası olarak belirlenmiş olması, bölgenin jeolojik yapısına yönelik o dönemde dahi önemli tespitlerin yapıldığını ortaya koymaktadır. Erzurum, Doğu Anadolu’nun kırılma hatları, tortul alanları ve yer altı oluşumları bakımından her zaman dikkat çeken bir coğrafya olmuştur. Bu belge, o yıllarda devletin bu potansiyeli fark ettiğini ve uluslararası iş birlikleriyle bunu değerlendirmeye çalıştığını açıkça ortaya koyuyor. Bugün dahi enerji arayışlarının sürdüğü bir dünyada, Erzurum’un bu tarihî arka planı yeniden ele alınmalı ve bilimsel çalışmalarla desteklenmelidir. Ayrıca Erzurum’un yalnızca bir geçiş noktası değil, doğrudan bir enerji sahası olarak düşünülmüş olması son derece dikkat çekicidir. Bu durum, bölgenin ekonomik geleceği açısından geçmişte atılmış ancak zamanla unutulmuş önemli bir adım olarak değerlendirilmelidir." Ortaya çıkan bu belge, Türkiye’nin enerji arayışlarının köklerinin Cumhuriyet’in ilk yıllarına kadar uzandığını gösterirken, Erzurum, Palandöken ve Toroslar hattının yaklaşık bir asır önce dahi petrol potansiyeli açısından değerlendirildiğini gözler önüne seriyor. Bu tür arşiv belgeleri, Türkiye’nin ekonomik tarihine dair bilinmeyen pek çok gerçeği gün yüzüne çıkarmaya devam ediyor.
Erzurum Eski hükümlü devlet desteğiyle kendi işinin patronu oldu Erzurum Hınıs Cumhuriyet Başsavcılığı "Denetimli Serbestlik" sistemi kapsamında eski hükümlü projesi ile yapılan çalışmalar ve hibe destek programları ile yapılan çalışmalarla bireylerin kendi işini kurmaları sağlanıyor. Eski hükümlülerin ekonomik olarak güçlenmesi ve sosyal hayata daha sağlam adım atması amacı ile 2018 yılından itibaren Hınıs, Tekman, ve Karaçoban ilçelerinde toplamda 182 hükümlü bu projelerden yararlanırken son olarak Karaçoban ilçesinde ikamet eden hükümlü İbrahim Toprak proje ye 2025 yılı itibari ile yaptığı başvurudan sağlanan 421 bin TL alarak kendi mesleğini devam ettirip yeni bir yer açtı. İbrahim Toprak, denetimli serbestlikten yararlandı, cezaevinden çıktı ve aldığı hibe ile hayatı değişti. Erzurum’un Karaçoban İlçesinde eski hükümlü İbrahim Toprak, ‘’Kendi İşini Kurma Hibe Desteği ‘’ projesine başvurdu 421 in TL alarak oto lastikçi açtı, kendi işinin patronu oldu. Bugün itibariyle 2026 yılında hibe proje ücreti 550 bin TL olarak güncellendi. Projeler kendi işini kurma hibe desteği projeleri ile tarım ve hayvancılık üzerine destek sağlanıyor. Projeden faydalanan İbrahim Toprak proje kapsamında "Rotbalans ve Oto Lastik" işletmesi açtı. Açılışa Karaçoban Kaymakamı Ali ihsan Selimoğlu, Hınıs Cumhuriyet Başsavcısı Yusuf Tuğrul, Hınıs Adalet Komisyonu Başkanı Tansu Tuna ve Hınıs Denetimli Serbestlik Müdürü Hatice Filiz ve davetliler katıldı.
Kars Kars’ta çiçek açan bağlarda Kafkas dansı görsel şölene dönüştü Kars’ta baharın gelişiyle doğa adeta yeniden can bulurken, ortaya çıkan manzara görenleri mest etti. Çiçek açan meyve ağaçlarıyla bezeli bağlar, bu kez yalnızca doğanın değil, sanatın da sahnesi oldu. Geleneksel Kafkas dansı yapan bir kadın, beyaz çiçeklerin arasında sergilediği zarif figürlerle görsel bir şölen sundu. Karslı Kafkas dansı hocası Nurhayat Çetiner tarafından Kağızman’da doğanın uyanışını simgeleyen etkileyici atmosferde gerçekleştirilen Kafkas dansı gösterisi, hem kültürel hem de estetik açıdan dikkat çekti. İnce ve akıcı hareketleriyle Kafkas dansının ruhunu yansıtan performans, çiçeklerin oluşturduğu doğal fonla birleşince adeta masalsı bir tabloyu andırdı. Kars Kağızman’da doğa ile iç içe olduğunu ifade eden Nurhayat Çetiner, "Kağızman’da doğa ile iç içe, çiçeklerin arasında keyifli bir dans gerçekleştirdim. Bu özel anlarda hem Kağızman’ın doğal güzelliklerini, hem de etrafın huzur veren atmosferini sizlerle paylaşmış oldum. Doğa ile iç içe sakinliği bize huzur veren Kağızman’ın ruhumuzu dinlendirdiği, unutulmaz bir deneyim yaşatmasını paylaşmış oldum" dedi. "Çiçek açan meyve bahçelerinin havadan görüntüsü mest etti" Öte yandan, çiçek açan meyve ağaçlarının oluşturduğu büyüleyici manzara dron ile havadan görüntülendi. Görüntülerde, doğanın sunduğu renk cümbüşü gözler önüne serilirken, dansın doğayla iç içe geçen estetiği daha da çarpıcı hale geldi. Baharın tüm canlılığıyla hissedildiği Kağızman’da ortaya çıkan bu görüntüler, hem doğaseverlerin hem de kültür-sanat tutkunlarının ilgisini çekmeye devam ediyor. Geleneksel dans ile doğanın buluştuğu bu özel anlar, bölgenin turizm potansiyeline de dikkat çekiyor.