ÇEVRE - 02 Mayıs 2026 Cumartesi 08:53

Bitlis’te bahar geldi, sazlıklar kuşlarla doldu

A
A
A
Bitlis’te bahar geldi, sazlıklar kuşlarla doldu

Bitlisin Güroymak ilçesi ile Muş sınırları içerisinde yer alan Büyük İron Sazlığı, bahar aylarında binlerce kuşun akınına uğrayarak adeta bir kuş cennetine dönüşüyor.


100’ün üzerinde kuş türüne ev sahipliği yapan bu sulak alan, rengârenk kuş çeşitliliğiyle bölgeye tropikal bir atmosfer kazandırıyor. Bölgede yırtıcı kuşlar, balıkçıllar, leylekler, arı kuşu, ibibik, ördek türleri, uzun bacaklı kıyı kuşları ve sakarmeke gibi pek çok türü gözlemlendi. Anadolu Sualtı Araştırmaları ve Sporları Derneği Temsilcisi Doç. Dr. Cihan Önen, bölgenin sahip olduğu geniş sulak alan yapısı sayesinde birçok kuş türü için önemli bir yaşam ve beslenme alanı sunduğunu belirtti. Önen, sazlık alanların hem su içinde hem de karasal bölgelerde farklı türler için uygun habitatlar oluşturduğunu ifade ederek, bölgenin pek çok doğasever ve fotoğrafçının ilgisini çektiğini kaydetti. Önen, "Doğal zenginliğe sahip alanlarda vakit geçirmenin bireylerin psikolojisi üzerinde olumlu etkileri olabilmektedir. Doğayla temas, yoğun şehir yaşamından uzaklaşmak isteyen kişiler için zihinsel açıdan dinlendirici bir deneyim sunabilmektedir. Ancak, bu tür alanlarda faaliyetlerin bir doğa rehberi eşliğinde yapılması gerekebilmektedir" dedi.



Bitlis’te bahar geldi, sazlıklar kuşlarla doldu

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Karabük KBÜ’den Alzheımer ve benzeri hastalıklara umut ışığı Karabük Üniversitesi Tıp Fakültesinde yürütülen ve TÜBİTAK tarafından desteklenen deneysel araştırmada, Trokserutin’in nörodejeneratif hastalıklardaki etkileri dünyada ilk kez kapsamlı şekilde incelendi. Karabük Üniversitesi (KBÜ) Tıp Fakültesi Temel Tıp Bilimleri Fizyoloji Anabilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Demir’in yürütücülüğünü yaptığı "Kainik Asit ile Oluşturulan Deneysel Nörodejenerasyon Modelinde Trokserutinin Nöroprotektif Etkilerinin ve Galektin-3 İlişkisinin Araştırılması" başlıklı bilimsel çalışma; Alzheimer, Parkinson ve Huntington gibi nörodejeneratif hastalıkların tedavisine yönelik önemli bulgular ortaya koydu. TÜBİTAK destekli projede, beynin temel uyarıcı nörotransmitteri olan glutamatın aşırı birikiminin sinir hücrelerinde ciddi hasara yol açtığına dikkat çekildi. Bu durumun bilişsel ve motor bozukluklarla seyreden, ilerleyici ve geri dönüşümsüz özellikteki nörodejeneratif hastalıkların gelişiminde önemli rol oynadığı vurgulandı. "Yaşlanan nüfusla hastalıklar artıyor" Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Demir, dünya nüfusunun giderek yaşlandığını belirterek, "Dünya nüfusu yaşlandıkça hem Türkiye’de hem de dünyada Alzheimer ve Parkinson gibi hastalıkların görülme sıklığı artmaktadır. Bu hastalıkların temelinde oksidatif stres, nöroinflamasyon ve bazı kimyasal habercilerin dengesizliği yer almaktadır" dedi. Araştırmada deneysel model kullanıldığını ifade eden Demir, "Mikrocerrahi yöntemle denekler üzerinde kainik asit kullanarak nörodejenerasyon modeli oluşturduk. Bu modelde beyin hasarı ve nöron kaybını gözlemleyerek hastalığın mekanizmasını inceleme imkânı bulduk" diye konuştu. "Trokserutin umut verdi" Çalışmada Trokserutin’in etkilerini incelediklerini kaydeden Demir, elde edilen sonuçların dikkat çekici olduğunu belirterek şunları söyledi: "Son dönemde önem kazanan Galektin-3 proteini üzerine de yoğunlaştık. Trokserutinin hem nöroinflamasyonu hem de oksidatif stresi azalttığını, ayrıca Galektin-3 seviyelerini düşürdüğünü tespit ettik. Elde ettiğimiz sonuçlar oldukça olumlu." Elde edilen bulguların gelecekte yeni tedavi yöntemlerine kapı aralayabileceğini vurgulayan Demir, "Bu çalışma dünya ve Türkiye’de ilk olma özelliği taşıyor. Uluslararası saygın bir dergide yayınlanmak üzere kabul edildi. Bu bizim için son derece umut verici" ifadelerini kullandı.