KÜLTÜR SANAT - 09 Ekim 2024 Çarşamba 09:02

Bitlis’te el emeği göz nuru çanak çömlek sergisi açıldı

A
A
A
Bitlis’te el emeği göz nuru çanak çömlek sergisi açıldı

Bitlis Girişimci Kadınlar Derneği tarafından ‘Tarihi bugüne taşımak, bugünleri de yarına taşıyabilmek’ projesiyle topraktan üretilen çanak, çömlek, tandır, vazo, sürahi ve süs eşyaları gibi el emeği göz nuru malzemeler sergilendi.


Dernek tarafından Bitlis Eren Üniversitesinin (BEÜ) kış bahçesinde açılan sergiye özellikle kadınlar yoğun ilgi gösterirken, sergiyi Bitlis Valisi Yardımcısı Kübra Sivaslıoğlu da gezdi. Bitlis’in Mutki ilçesine bağlı Kavakbaşı beldesinde özellikle kadınlar tarafından çamurdan üretilen çanak çömlek geleneği asırlardır devam ediyor. İlk başlarda kadınlar tarafından kendi evlerinin ihtiyaçlarını karşılamak için çamurdan yapılan mutfak araç gereçleri, rağbet görmesi üzerine zamanla ticarete dönüştü. Çok zor şartlarda toprağı çıkarıp çamur haline getiren belde kadınlarının yaptıkları çanak, çömlek, tandır, vazo, sürahi ve süs eşyaları gibi el emeği göz nuru malzemeler, başta Doğu ve Güneydoğu Anadolu illeri olmak üzere Türkiye’nin birçok yerine gönderiliyor. Bu anlamda geçen yıl Bitlis Girişimci Kadınlar Derneği tarafından bu tür malzemeleri üreten kadınlara yönelik bir proje geliştirildi. Proje kapsamında kadınlara yönelik kurslar açılarak kurs bitirme belgeleri ve usta öğretici belgeleri verildi.


Bitlis Girişimci Kadınlar Derneği Başkanı Gül Göktekin, “Derneğimizde verilen bir yıllık kurstan sonra Kavakbaşı Beldesine gittik. Oradaki kadınlarımızla birlikte çalıştık. Sınavlara girip buradaki kadınlarımı usta öğretici olmaya hak kazandılar. Bitlis Eren Üniversitesinin kış bahçesinde onların yapmış olduğu ürünlerin sergisini açtık. Sergimizde güveç kapları, su bardakları, çanak, çömlek gibi ürünler var. Bunun yanı sıra sadece süs söylenince akla seramik veya çini geliyor. Topraktan da çok güzel hediyelik eşyalar olabiliyor” dedi.


Derneğin yıllarca çok projeye imza attığını belirten Göktekin, “Sinema, tiyatro başta olmak üzere birçok projeye imza attık. En son projemiz çanak ve çömlek üzerine oldu. Onunda Mutki ilçemizin Kavakbaşı beldesi ile yapmak istedik. Derneğimiz bünyesinde bir yıllık kurstan sonra belgelerimizi alarak soluğu da Kavakbaşı beldesinde aldık. Kaybolmaması gereken bir meslek diyorum. Çünkü çok elverişli bir meslek. Hammaddesi toprak hiçbir zararı yok. İnsan sağlığı için çok iyi. Benim evimde şu anda tüm toprak kapların her çeşidi vardır. Çünkü vücuttaki elektriği alıyor. Sağlıklı olarak deterjan kullanmıyoruz çünkü zehir yok. Sadece sıcak suyla beraber limon veya sirkeyle yıkıyoruz” diye konuştu.



Bitlis’te el emeği göz nuru çanak çömlek sergisi açıldı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bursa "Doğru tedavi ve alışkanlıkların düzenlenmesiyle astım hastaları, günlük hayatlarına güvenle devam edebilir" Astım, dünya genelinde milyonlarca insanı etkileyen kronik bir solunum yolu hastalığı olduğunu belirten Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Nazan Nalcı Savaş, doğru tedavi ve alışkanlıkların düzenlenmesiyle kişilerin günlük hayatlarına güvenle devam edebileceğini söyledi. Astım hastalarının günlük hayatta karşılaştığı zorluklara dikkat çeken Medicana Bursa Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Nazan Nalcı Savaş, hastalığın yalnızca ataklardan ibaret olmadığını vurguladı. Savaş, "Astım, çoğu zaman sadece nefes darlığı ile ilişkilendirilse de aslında günlük hayatı pek çok açıdan etkileyen kronik bir hastalıktır. Bazen gece uykusunu bölen bir öksürük, bazen merdiven çıkarken hissedilen göğüs sıkışması ya da gün içinde artan yorgunluk astımın bir parçası olabilir" dedi. "Sadece akciğerleri değil, hayat kalitesini de etkiler" Astımın yalnızca fiziksel belirtilerle sınırlı olmadığını belirten Savaş, hastaların günlük hayatta birçok zorlukla karşılaştığını ifade etti. Soğuk hava, sigara dumanı, parfüm kokuları, toz ve hava kirliliği gibi faktörlerin hastalar için önemli tetikleyiciler olduğunu belirten Savaş, astım hastalarının sıkça yaşadığı sorunları ise şu şekilde sıraladı: "Gece öksürük nedeniyle bölünen uyku. Sabah yorgun uyanma. Günlük işlerde çabuk yorulma. Merdiven çıkarken nefes darlığı. Spor yapmaktan kaçınma. Sosyal ortamlarda endişe." Astım hastalarının zaman zaman kendini yalnız hissedebildiğini ifade eden Savaş, "Dışarıdan sağlıklı görünseler bile, içten içe sürekli bir nefes kontrolü ve atak endişesi yaşayabilirler. Bu durum zamanla stres, yorgunluk ve sosyal geri çekilmeye yol açabilir. Aslında, astım kontrol altına alınabilir bir hastalıktır. Düzenli hekim takibi ve doğru tedavi önemlidir. Özellikle inhaler ilaçların doğru teknikle kullanılması tedavi başarısında kritik rol oynamaktadır. İnsanların önemli bir kısmı, inhaler cihazlarını doğru kullandığını düşünse de teknik hatalar nedeniyle yeterli fayda göremeyebiliyor. Bu sebeple tedavi düzenli olarak gözden geçirilmelidir" dedi. Dr. Savaş, şu soruların hastalar için yol gösterici olabileceğini belirtti: "Geceleri öksürük oluyor mu? Haftada kaç kez nefes darlığı hissediliyor? Günlük aktiviteler kısıtlanıyor mu? İlaçlar düzenli ve doğru kullanılıyor mu? Bu sorulara verilen cevaplar önemlidir. Şikayetlerin devam etmesi halinde mutlaka bir göğüs hastalıkları uzmanına başvurulması gerekir. Astım teşhisi, hayatı kısıtlamak zorunda olmadığımız bir sağlık sorunudur. Doğru tedavi ve takip ile hastalar aktif ve kaliteli bir hayat sürdürebilirler. Nefes almak hayatın en temel konforudur. Bu konfor bozulduğunda yalnızca fiziksel değil, ruhsal ve sosyal hayat da etkilenir. Yaşanan sıkıntıları normalleştirmeyiniz. Daha rahat nefes almak herkesin hakkı."
Bursa Çeşme sakızı ile Fransız koçunu birleştirdi, verimi katladı Denizli’nin Pamukkale ilçesinde büyükbaş hayvancılığı bırakarak küçükbaş üretime yönelen iki kardeş, farklı ırkları melezleyerek et veriminde yüksek başarı sağladı. Pınarkent Mahallesi’nde hayvancılık yapan Atilla ve Cemil Doğan, Çeşme sakızı koyunu ile etçil "Ile de France" koçunu çiftleştirerek verimi katladı. Hobi amaçlı başladıkları üretimde kısa sürede sürüsünü büyüten Doğan kardeşler, süt verimi yüksek olan sakız koyunlarını, et verimiyle bilinen Fransız menşeli ile de France koçlarıyla birleştirdi. Yapılan melezleme sonucunda dördüz ve beşiz doğum oranlarında artış yaşanırken, kuzuların gelişim hızı ve karkas ağırlığı üreticilerin yüzünü güldürdü. Bir yılda iki turda yüksek kuzu verimi Üretim sürecine ilişkin bilgi veren 47 yaşındaki Atilla Doğan, sakız koyununun süt veriminden memnun olduklarını ancak et randımanını artırmak için böyle bir yöntem izlediklerini belirtti. Doğan, "Sakız koyunlarını Ile de France koçuyla çiftleştirdik ve çok güzel sonuçlar aldık. İlk turda 43 koyundan 112, ikinci turda ise 53 koyundan 138 kuzu aldık. Doğum verimi oldukça yüksek." dedi. Kurbanlık olarak satışa çıkardılar Elde edilen melez kuzuların et veriminin yüksek düzeyde olduğunu vurgulayan Doğan, şu bilgileri paylaştı: "Kuzularımız 120 günlük olduklarında 38-40 kilogram ağırlıklara ulaşıyor. İkiz ve üçüz doğanlarda ise canlı ağırlık 65 kilogramı bulabiliyor. Hem çoklu doğum avantajını hem de et kalitesini aynı anda yakaladık. Şu an ekim ve kasım doğumlu olan kuzularımızı piyasanın altında fiyatlarla kurbanlık olarak satışa sunduk."
Kütahya Milli takım seçmelerinde kıyasıya mücadele yaşandı Kütahya’nın Domaniç ilçesinde düzenlenen Türkiye Oryantiring Federasyonu Milli Takım Seçme Yarışmaları’nın ikinci turu sporcuların kıyasıya mücadelesine sahne oldu. Türkiye’nin farklı bölgelerinde elde ettikleri derecelerle seçmelere katılmaya hak kazanan sporcular, harita ve pusula yardımıyla belirlenen hedeflere en kısa sürede ulaşmak için doğayla iç içe parkurlarda yarıştı. Üç gün süren organizasyonun ilk etabı, Tavşanlı’ya bağlı Ayvalı Köyü Göleti parkurunda gerçekleştirilen uzun mesafe yarışıyla başladı. Sporcular, zorlu arazi şartlarında hem dayanıklılıklarını hem de yön bulma becerilerini ortaya koydu. Yarışların ikinci gününde ise Topuk Yayla Tabiat Parkı parkuru heyecana ev sahipliği yaptı. Orta mesafe yarışlarında milli sporcular, teknik parkurda hız ve strateji odaklı performans sergiledi. Domaniç İlçe Gençlik ve Spor Müdürü Naci Uzuncan, organizasyona ilişkin yaptığı açıklamada, Türkiye genelinde düzenlenen yarışlarda derece elde eden 82 sporcunun Domaniç’te mücadele ettiğini belirtti. Uzuncan, burada başarılı olan sporcuların milli takım kadrosuna seçileceğini ve uluslararası organizasyonlarda Türkiye’yi temsil edeceğini ifade etti. Seçmelerin son etabı ise Tavşanlı merkezde gerçekleştirilecek sürat yarışlarıyla tamamlanacak. Üç etap sonunda dereceye giren sporcuların belirlenmesinin ardından organizasyon, ödül töreniyle sona erecek.