ÇEVRE - 03 Haziran 2024 Pazartesi 09:48

Sütey Yaylası ve Süphan Dağı’ndan hayranlık uyandıran görüntüler

A
A
A
Sütey Yaylası ve Süphan Dağı’ndan hayranlık uyandıran görüntüler

Bitlis’in Ahlat ve Adilcevaz ilçeleri sınırları içinde bulunan ve bahar çiçekleriyle renklenen Sütey Yaylası’nın karlı Süphan Dağı ile bütünleşen manzarası görenleri kendine hayran bırakıyor.


Süphan Dağı eteklerinde bulunan 2 bin 150 rakımdaki Sütey Yaylası, içinde bulunan Cil Gölü ve rengarenk açan çiçeklerle muhteşem görüntüler sunuyor. Zirvesinde yılın her mevsimi kar örtüsünün eksik olmadığı Süphan Dağı’nın Sütey Yaylası ile oluşturduğu muazzam manzara ise doğa gezginlerini ve doğa fotoğrafçılarını cezbediyor. Yüksek rakımından dolayı bahar mevsiminin geç geldiği yaylada, rengarenk bahar çiçekleri açıyor. Zengin bir bitki örtüsüne sahip olan ve içinde bulundurduğu Cil Gölü ile birlikte birçok kuş türüne de ev sahipliği yapan Sütey Yaylası, özellikle doğa fotoğrafçılarının akınına uğruyor. Yaylaya bahar mevsiminde sıklıkla çıkan fotoğrafçılar, farklı dönemlerde açan çiçeklerin karlı Süphan Dağı ile oluşturduğu eşsiz manzaraları fotoğraflayarak arşivlerine katıyor.


Sütey Yaylası’nı ve Süphan Dağı’nı fotoğraflamak için yaylaya çıkan doğa fotoğrafçısı İskender Selçuk, “Bugün Bitlis’in Adilcevaz ilçesindeyiz. Adilcevaz’da Süphan Dağı’nın eteklerindeki Sütey Yaylası’ndayız. Arka tarafta Cil Gölü var. Bugün burayı fotoğraflamaya geldik. Muazzam bir doğa harikası var. Çiçeklerle birlikte Süphan Dağı’nın eşsiz görüntüsünü fotoğraflamak için fotoğrafçı arkadaşlarla buraya geldik, herkesi buraya bekleriz” dedi.


Drone pilotu ve fotoğrafçı Fatih Bilgiç’te, Sütey Yaylası, Cil Gölü ve Süphan Dağı’nın bahar güzelliğini havadan görüntülemek için geldiğini belirterek, “Şu an 2 bin 100 metre rakımlı Sütey Yaylası’ndayız. Arkamızda Süphan Dağı ve doğal bir gölümüz var. Burada çok çeşit bitki, kelebek ve kuş çeşitleri var. Buraya bu fotoğrafları çekmek için geldik. Yerli ve yabancı turistlerin gelip görmelerini öneririm” diye konuştu.



Sütey Yaylası ve Süphan Dağı’ndan hayranlık uyandıran görüntüler

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Kaçak hafriyat dökümüyle 80 milyar liralık kamu zararı oluşmuştu, Cebeci Maden sahası sanığı savunma yaptı ‘Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ davasında, Cebeci’deki boş maden sahasının sahte döküm alanı yapılarak bölgeye yatması gereken paranın kendi ekosistemlerine aktarılmasıyla ilgili kaçak hafriyat döküm sisteminin kurulmasında aktif rol alan Cebeci Maden sahasındaki kaçak döküm sisteminin mali işlerinden sorumlusu tutuklu sanık Adem Başer, "Bu bölgede kaçak bir döküm olduğunu ben görmüyorum. Ama kaçak bir döküm varsa Murat Gülibrahimoğlu sorumlu olmalıdır. 80 milyon TL kamu zararından söz ediliyor. Maden çukuru, madeni alınmış rezervin kalmadığı bir alan olarak görünüyordu" dedi. ‘Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ davasının ilk duruşmasının 29. oturumu, İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Marmara Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi’nde bulunan duruşma salonunda görülmeye devam edildi. Duruşmada Güney Cebeci Madencilik Şirketinde Genel Müdür Yardımcısı olan tutuklu sanık Adem Başer’in savunması alındı. İddianamede sanık Adem Başer’in örgüt yöneticisi Murat Gülibrahimoğlu’na bağlı hareket ettiği, örgütün Cebeci Maden sahasında kurduğu kaçak döküm sisteminin mali işlerinden sorumlu olduğu belirtilmişti. Başer’in kaçak hafriyat döküm sisteminin kurulmasında aktif rol aldığı da iddianamede aktarılmıştı. Öte yandan iddianamede Alibeyköy Havza Koruma Kuşağı içerisinde yer alan Cebeci Maden Bölgesi’ndeki kaçak hafriyat dökümü ve atık döküm işlemleri sonucu insan sağlığı, can ve mal emniyeti açısından riskli durumların oluştuğu ve bu usulsüz, kontrolsüz işlemler nedeniyle maden alanının ciddi oranda daraldığı kaydedilmişti. 2020- 2025 yılları arasında maden sahasına toplam 185 milyon ton kaçak hafriyat dökülerek yaklaşık 80 milyar TL kamu zararına yol açıldığı iddianamede açıklanmıştı. "Kaçak bir döküm varsa Murat Gülibrahimoğlu sorumlu olmalıdır" Soruşturma aşamasında etkin pişmanlık ifadesi veren Adem Başer iddianamedeki suçlamalara karşı, "Genel Müdür Yardımcısı olarak sınırlı yetkilere sahiptim. Şirketteki mali sorumluluk ve yetki bana ait değildi. Cebeci maden sahasındaki izin işlemleri Murat Gülibrahimoğlu tarafından yürütülmekteydi. Ben dökümden sorumlu olmadığım için sınırlı bilgiyi sizinle paylaşacağım. Bu bölgede kaçak bir döküm olduğunu ben görmüyorum. Ama kaçak bir döküm varsa Murat Gülibrahimoğlu sorumlu olmalıdır. 80 milyon TL kamu zararından söz ediliyor. Maden çukuru, madeni alınmış rezervin kalmadığı bir alan olarak görünüyordu. Maden sahalarında kontrolden sorumlu kurum MAPEK’tir. MAPEK maden çukurunun doldurulmasına izin verdiği için bir tutanak tutmamıştır, bir işlem başlatmamıştır. Ben kayyum ile 4 ay çalıştım. 4 ayın 3 buçuk ayında döküm faaliyetine devam ettiler. Ben bir kaçak döküm sistemi kurmadım, yönetmedim bu sebeple suçlamayı reddediyorum" dedi. "Cebeci Maden sahasındaki yaptığımız işlerden dolayı plaket almayı umuyorduk" Tutuklu sanık Başer, "Murat Gülibrahimoğlu’ndan izin alınır ve satın alma işlemleri gerçekleştirilir. Bazı satın almaları Gülibrahimoğlu kendisi gerçekleştiriyordu. Murat Gülibrahimoğlu’nun sosyal çevresini tanımadan, çıkarım olmadan nasıl müşterek faillik yapabilirim? Bu iddiayı kabul etmiyorum. Bana göre örgüt üyeliği de ağır bir suçlama. Çalıştığım süre boyunca dürüst, kimseyi kırmadan tırnaklarımla geldim. Cebeci Maden sahasındaki yaptığımız işlerden dolayı bir teşekkür yazısı, plaket almayı umuyorduk. Ama şu an yaptığımız işlerden dolayı buradayız. Ben maaşlı bir çalışanım, görevimi yerine getirdim. Tahliyemi talep ediyorum" dedi. Duruşma sanık avukatlarının savunmaları ile devam edilmek üzere yarına ertelendi.