ASAYİŞ - 25 Temmuz 2024 Perşembe 10:27

Tamir edilen telefonun patlama anı kameraya yansıdı

A
A
A

Bitlis’in Ahlat ilçesinde bir telefon teknik servisinde tamir esnasında patlayan telefonun patlama anı güvenlik kamerasına yansıdı.

Olay, ilçenin Şehit Summani Görgen Caddesi üzerinde bulunan Yusuf Altındaş’a ait telefon satış ve tamirinin yapıldığı dükkanda meydana geldi. Güvenlik kamerasına yansıyan görüntüde telefon tamircisi Yusuf Altındaş’ın tamir ettiği telefonun bataryası bir anda alev alarak patladı.

Tamirci Altındaş, elinde patlayan bataryadan çıkan alevlerin yükselmesiyle neye uğradığını şaşırdı.

Yüzünü yanmaktan kurtaran Altındaş, panikle telefonu yere atıp uzaklaştı. Telefon tamircisi Altındaş’ın kısa bir şoktan sonra patlayan telefon sonucu ortaya çıkan yangını söndürdüğü görüldü.

Olay anını gazetecilere anlatan telefon tamircisi Yusuf Altındaş, “Bitlis’in Ahlat ilçesinde 16 yıldır telefon tamir işiyle uğraşıyorum. Müşterimizin getirdiği ve bataryası şişmiş olan telefonu tamir esnasında havanında sıcak olmasından dolayı batarya patlaması oldu o esnada. Ben olayın refleksiyle kendimi dışarı attım daha sonra yeniden geri dönüp oluşan yangını söndürdüm, olayı çok şükür ucuz atlattık” dedi.

Özkan Olcay

 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Mersin Başkan Seçer: "Belediyelerimizin işini kolaylaştırmak için gayret sarf ediyoruz" Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer, Ankara’da düzenlenen ‘TBB Araç Teslim Töreni’nde yaptığı konuşmada, belediyelerin artan ihtiyaçlarına dikkat çekerek, "Yerel yönetimlerin daha güçlü hizmet sunabilmesi için her türlü desteği vermeye devam ediyoruz" dedi. Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) Başkan Vekili ve Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer, Ankara’da gerçekleştirilen ‘TBB Araç Teslim Töreni’ne katıldı. Düzenlenen tören ile 94 belediyeye toplam 95 yeni araç teslim edildi. Belediyelerin sosyo-ekonomik yapısı, yüzölçümü, nüfusu ile ihtiyaç ve talepleri esas alınan dağıtım kapsamında, farklı siyasi parti yönetimindeki 94 belediyeye toplam 95 yeni araç desteği sağlandı. Teslim edilen hizmet araçları, 25 damperli kamyon, 22 çöp kamyonu, 13 kazıcı yükleyici, 11 paletli ekskavatör, 5 arazöz, 3 yol süpürme aracı, 3 toprak silindir, 3 lastik teker ekskavatör, 2 yarım otobüs ile birer adet greyder, itfaiye aracı, kombine kanal açma aracı, loder, lowbed, sepetli vinç, transmikser ve vidanjörden oluştu. Teslimi yapılan araçlar aracılığıyla, belediyelerin hizmet kapasitesini artırılmasına ve vatandaşların daha kaliteli hizmet sunulmasına katkı sağlamak hedefleniyor. "Belediyelerimizin işini kolaylaştırmak için gayret sarf ediyoruz" Başkan Seçer, törende yaptığı konuşmada, belediye başkanlarının çok önemli görevleri yürüttüklerinin bilincinde olduklarını ifade ederek, özellikle ekonomik kriz içerisinde zor şartlarda ve yoğun mesai yaptıklarını vurguladı. TBB’nin belediye başkanlarının zorlu mesaisine destek olduğunu belirten Seçer, "Bin 405 belediyemizin üye olduğu TBB olarak, belediye başkanlarımızın hemşehrilerine hizmet götürürken işlerini bir nebze kolaylaştırmak, onlara destek olmak, mevcut ekonomik konjonktürde, darboğazda dokunuşta bulunmak için gayret sarf ediyoruz" dedi. Gerçekleştirilen tören ile Türkiye’nin her yerinden farklı siyasal partilerin yönetimindeki 94 belediyeye 95 araç teslim edildiğini dile getiren Seçer, ilerleyen dönemde yapılacak dağıtımlar neticesinde 2 yılda 714 aracın teslim edilmiş olacağını kaydetti. "Finans disiplini ve liyakatli kadrolar eşliğinde önümüzde hiçbir şey duramaz" Belediye başkanlarının görev yürütürken 2 önemli dayanak noktası olduğunun altını çizen Seçer, finans disiplininin ve liyakatli kadroların önemine değindi. Seçer, "Finans disiplini ve liyakatli kadrolar eşliğinde önümüzde hiçbir şey duramaz. vatandaşalrımızın memnuniyetini daha üst seviyelere çıkartırız. Türkiye Belediyeler Birliği üyelerine sadece iş makinesi ve araç desteği yapmıyor. Proje desteği, proje çalışmalarına nakdi destekler, eğitim çalışmaları, çalıştaylar, paneller, personelimizin bilgisini ve becerisini geliştirmeleri için yurt dışı gezi programları, inceleme gezileri gibi birçok alanda belediyelerimize katkı sunuyoruz" sözlerini kaydetti. "Belediyelerimiz projelerimizde birbirinden ilham alıyor" TBB’nin güncel projelerinden söz eden Seçer, çalışmaların iş birliklerini artırdığını vurguladı. Yakın dönemde düzenlenen Belediyecilik Forumu’nu örnek gösteren Seçer, "Belediyecilik Forumu’na yerel yönetimlerden 700’ün üzerinde başvuru yapılması bizi son derece memnun etti. Forumda belediyelerimizin 200’den fazla özgün projesi ve uygulaması anlatıldı. Katılımcılar birbirlerinden ilham aldılar ve yeni iş birliklerinin temelini atmış oldular" diye konuştu. Belediyeler kapsamında yürütülen Yönetici Geliştirme Programı’na da büyük önem verdiklerini ifade eden Seçer, belediyelerin üst yönetimlerinin programa katılması konusunda teşvik edilmesi gerektiğinin altını çizdi. 352 yöneticinin bu programda eğitim aldığını sözlerine ekleyen Seçer, sayının artmasını temenni ettiğini söyledi. TBB ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi ortaklığında yürütülen ‘Ortak Hizmet Modeli’ne de değinen Seçer, projenin hayata geçtiğini belirterek, "Pilot bölge olarak Batı Karadeniz’de çalışmaları yürütmeye başladık. Yaptığımız incelemeler sonucunda Batı Karadeniz’de 22 belediyemiz ile bu projeyi gerçekleştirme kararı aldık. Şu anda da Safranbolu’da çalışmaya başladık. Böylelikle TBB, İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve protokol yaptığımız belediyemiz üçlü bir imece ile harika projeleri ortaya çıkartıyor" ifadelerini kullandı. TBB olarak, belirli kriterler ve puanlama usulüyle araç teslimi yapacakları belediyeleri belirlediklerinden söz eden Seçer, "‘Bölgesi, sosyo-ekonomik durumu, coğrafyanın durumu, belediyenin kendi ekonomik durumu, talepler ve öncelikler nedir?’ diye bütün soruları harmanlıyoruz ve bu araç-gereçlerin hangi belediyeye verilmesi gerektiğini tespit ediyoruz" diye belirtti. Seçer ayrıca, mükemmel bir yönetim anlayışı ve kurumsal bir yapı içerisinde bu kuralları TBB’ye yerleştirmeye çalıştıklarını söyledi. "2 Mayıs’ta TBB’nin Genel Kurulu’nu yapacağız" Seçer, önümüzdeki günlerde TBB Genel Kurulu yapılacağını duyurarak, "2 Mayıs Cumartesi günü Ankara’da saat 11.00’de hep beraber Türkiye Belediyeler Birliğimizin Genel Kurulu’nu yapacağız. Hepinizi oraya davet ediyorum. 3 yıllığına TBB başkanını, encümen üyelerimizi, başkan vekillerimizi seçeceğiz. Komisyonlar belirlenecek ve 3 yılı bu kadrolarla sürdüreceğiz. Umut ediyorum bundan sonraki süreçte de TBB, üzerine katarak belediye başkanlarımıza katkı sunmaya devam eder" dedi. "İşimiz gücümüz belediye" Seçer, belediye başkanlığının son derece yoğun ve sorumluluğu yüksek bir görev olduğunu vurgulayarak, 7 gün 24 saat belediye işleriyle ilgilendiklerini, günlük hayatın her anında kentin ihtiyaçlarını fark ettiklerini ifade etti. Belediye başkanlığını çok önemli bir görev olarak gördüğünü, en büyük motivasyonlarının ise vatandaşların memnuniyeti, duası ve sevgisi olduğunu dile getiren Seçer, "İşimiz gücümüz belediye. İşimiz gücümüz beldenin huzuru. Güzel hizmetler yapmak için çalıştığınıza inanıyoruz. İyi işler yapıp vatandaşın sevgisine mazhar olmak dünyanın malına değer. Bu duygu ve düşüncelerde bu görevi yapıyoruz" diye konuştu. Seçer’in konuşmasının ardından hibe edilen araçların temsili anahtarları belediye başkanları ve yöneticilerine teslim edildi.
Isparta 16 yaşındaki çocuk gündüz tartıştığı arkadaşının babası tarafından akşam darp edildi Isparta’da 16 yaşındaki çocuk, arkadaşıyla yaşadığı tartışmanın ardından cami kapısında arkadaşının 45 yaşındaki babası tarafından defalarca darp edildi. Güvenlik kameralarına anbean yansıyan olayın ardından mahkemece verilen takipsizlik kararı aileye ikinci bir kabusu yaşattı. Ailecek psikolojilerinin bozulduğunu belirten dede Yaşar Çınar, "Ben onu 15 günlükken yanıma aldım ve büyüttüm. 16 yaşındaki öksüz ve yetim bir çocuk bu şekilde dövülmez. Mahkeme de takipsizlik kararı vermiş. Mahkemenin lehimize karar vermesi için bu çocuğun illa ölmesi mi gerekiyordu?" sözleriyle sitem ederken, darp edilen Osman İnan, "Okula ve camiye giderken artık çok korkuyorum. Psikolojik ilaçlar kullanmaya başladım. Bu şahıs sürekli evimizin etrafında dolaşıyor. Adaletin yerini bulmasını istiyorum" dedi. Olay, 18 Şubat’ta Isparta’nın Fatih Mahallesi’nde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, 16 yaşındaki Osman İnan ile arkadaşı arasında sözlü tartışma yaşandı. İnan, arkadaşı Ömer Faruk M.’nin kendisine küfür ettiğini, bunun üzerine arkadaşını bir süre kovaladığını, daha sonra ise olayın sona erdiğini öne sürdü. Olayın ardından Osman İnan, akşam saatlerinde camiye namaz kılmak için gittiği sırada cami girişinde arkadaşı Ömer Faruk M.’nin babası Şahan M. ile karşılaştı. Burada çıkan olayda İnan’ın defalarca yumruklandığı anlar caminin güvenlik kameralarına yansıdı. Şüpheli şahsın, çocuğu darp ettikten sonra ikametinin önüne kadar götürerek kapıya bıraktığı, hakaret ve tehditlerde bulunmaya devam ettiği de mahalledeki güvenlik kameralarına yansıdı. Torununu darp edilmiş halde gören Fatma Çınar ile mahalle sakinleri durumu polis ekiplerine bildirdi. İhbar üzerine olay yerine gelen ekipler, İnan ile ailesini ifadelerini almak üzere polis merkezine götürdü. Olayın ardından yaklaşık 2 ay sonra dosyada "kovuşturmaya yer olmadığına" dair karar verildiği öğrenildi. Karara itiraz eden aile, yeniden mağdur olduklarını belirterek dosyayı bir üst mahkemeye taşıdı. "Yoluma devam ederken yanıma geldi ve bana küfür etmeye başladı" Yaşadığı korku dolu anları anlatan 16 yaşındaki Osman İnan, "Ben okula giderken bu şahsın oğlu yanıma geldi ve bana ‘Ne yapıyorsun?’ diye sordu. Ben de o an konuşmak istemedim ve ‘Yanımdan git, baban benimle konuşmana kızıyor’ dedim. Zaten onunla da görüşmek istemiyordum. Yoluma devam ederken yanıma geldi ve bana küfür etmeye başladı. Ben de sinirlendim ve kendisini kovalamaya başladım. Daha sonra bir markete kaçtı. Babasını aramış, babası da oraya gelip beni aramış ancak bulamayınca evine gitmiş" diye konuştu. "Yüzüm kanlar içerisindeydi. Bu olaydan sonra psikolojik ilaçlar kullanmaya başladım" Aynı günün akşamında namaz kılmak için camiye giderken, kapıda kendisini tutup yumruklamaya başladığını anlatan İnan, "Yumrukları yiyince şok oldum. Daha sonra beni döverek evime kadar getirdi. Evimin kapısına geldiğimizde de yumruklamaya devam etti. Sonra anneannem dışarı çıktı, onu görünce kaçıp gitti. Giderken de bana hakaret ve tehdit etmeyi sürdürdü. Yüzüm kanlar içerisindeydi. Bu olaydan sonra psikolojik ilaçlar kullanmaya başladım. Dedem ve anneannemle birlikte emniyete giderek şikayetçi olduk. Darp raporu aldık, zaten raporda da her şey yazıyor. Şikayetçi olup olayı mahkemeye taşıdık. Bu olaydan sonra ne okula ne de camiye namaz kılmaya gidebiliyorum. Çok korkuyorum. Sürekli psikolojik ilaç kullanıyorum. Şahıs beni korkutmak amacıyla evimin etrafında dolaşıyor. Ben bu şahsın cezalandırılmasını istiyorum" dedi. "Caminin etrafında torunumu döverek ağzını burnunu kanatmış" Torunuyla birlikte camiye gittiğini, namaz sonrası torununu yanında göremediğini ve daha sonra darp edildiğini öğrendiğini belirten dede Yaşar Ç., "Torunumla birlikte namaza gittik. Ben caminin içine girdim. O şahıs da sanırım benim içeri girmemi beklemiş. Torunum camiye girerken onu dışarıda yakalamış. Caminin etrafında torunumu döverek ağzını burnunu kanatmış. Olaydan sonra polise haber verdik. Emniyette ifade verdik ve darp raporu aldık. Çocuğun psikolojisi bozuldu. Geceleri uyuyamıyor. Okula ve camiye gidemiyor. Okula bizzat kendi aracımla götürüyorum. Olayı mahkemeye taşıdık ancak takipsizlik kararı çıktı" ifadelerini kullandı. Takipsizlik kararı sonrasında "illa ölmesi mi gerekiyordu?" sitemi "Bu çocuk hala o şahıstan korkuyor" diyen dede Yaşar Çınar, "Hala çocuğumun etrafında dolaşıyor. Biz bu adamın cezalandırılmasını istiyoruz. Mahkeme dosyasında kovuşturmaya yer olmadığına dair yazı geldi. Biz de bu karara karşı bir üst mahkemeye itiraz ettik. Mahkemenin lehimize karar vermesi için bu çocuğun illa ölmesi mi gerekiyordu? Bu kadar dayak yemiş, ağzı yüzü dağılmış bir çocuğun daha ne yaşaması gerekiyordu? Zaten bu çocuk öksüz, annesi babası yok. Ben onu 15 günlükken yanıma aldım ve büyüttüm. 16 yaşındaki bir çocuk bu şekilde dövülmez. Ne yapmış olabilir ki bu kadar şiddet görsün? İki çocuk kavga edebilir, bu normaldir. Ancak bu şahıs bu çocuğa nasıl kin besleyip de bu kadar dövebilir? 45 yaşındaki bir insan nasıl bu kadar acımasız olabilir? Ben bu şahsın cezalandırılmasını ve adaletin yerini bulmasını istiyorum. Ayrıca bize gelip özür de dilemedi. Çocuğumun kabusu oldu, dışarı çıkamıyor" şeklinde konuştu. "Benim bile psikolojim altüst oldu" Anneanne Fatıma Çınar, "Dışarıdan gelen gürültüyü duyunca hemen kapıyı açtım. Baktığımda çocuğu dövmeye devam ediyordu. Şahsa bırakması için bağırdım, o da dönüp bana bağırdı. Çocuğumu merdivenden itmeye çalıştı. Ben de kendisine ‘Zaten dövüp öldürmüşsün, daha ne yapıyorsun?’ dedim. Daha sonra bağırarak oradan uzaklaştı. Çok üzüldüm, şoka girdim. Komşular geldi, polisi aradılar. Polis ekipleri bizi alarak emniyete götürdü. Bu şahsın ceza almasını istiyorum. Bana bu yaşımda bunları yaşatmaya hakkı yok. Benim bile psikolojim altüst oldu. Çocuk geceleri uyanıp yürüyor, bağırıyor ve kabuslar görüyor. Adaletin bir an önce yerini bulmasını istiyorum" dedi.