ASAYİŞ - 08 Ağustos 2025 Cuma 14:23

Adalet Bakanı Tunç, Özgür Özel’e "Belgeleri niye bekletiyorsun elinde? Varsa belgeleri"

A
A
A
Adalet Bakanı Tunç, Özgür Özel’e "Belgeleri niye bekletiyorsun elinde? Varsa belgeleri"

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel’in "Elimde belgeler var" söylemlerine yönelik Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, "Bunu meydanlarda, miting alanlarında ’elimde belgeler var’ diyerek propaganda yapmak yerine o belgeyi hiç gecikmeksizin bir dakika bile bir saniye bile hakimler, savcılar kurulunun huzuruna getirmek lazım. Hakimler ve Savcılar Kurulumuz bunun gereğini elbette ki yapar" dedi.



Bolu’nun Gerede ilçesinde Adalet Sarayı Temel Atma törenine Adalet Bakanı Yılmaz Tunç katıldı. Bakan Tunç ve protokol üyeleri, temsili olarak düğmeye basarak, adalet sarayının temelini attı. Temel atma töreninin ardından Bakan Tunç, gündeme dair açıklamalarda bulundu.



"Burada kim sorumluysa 78 canın hesabını vermeli"


Bolu’da 78 kişinin yaşamını yitirdiği yangın faciasına ilişkin konuşan Bakan Yılmaz Tunç, "Bu acıya neden olanlarla ilgili olarak ister kamuda ister otel yöneticileri sahipleri olsun. Bunlarla alakalı özellikle yargımız, gerekli adli süreci sürdürüyor ve hep beraber de takip ediyoruz. Hiç kimsenin şüphesi olmasın. Sonuna kadar bu süreç takip edilecek. Tabii burada özellikle şu propaganda yapıldı. İşte ‘birileri yargıdan kaçırılmak mı isteniyor?’ Kaçırılmadığı hep beraber görüldü. Burada bilirkişi raporunda, teknik ve uzmanlık gerektiren bir konu bu. Kimler sorumlu? Mevzuata göre orada tedbir alması gerekenler kimler? Bu noktada bunu belirleyecek olan elbette ki bilirkişi raporu sonucunda belli olacaktır ve İstanbul Teknik Üniversitesi de bu anlamda etkin bir kişi incelemesi yaptı. Ve bu rapor doğrultusunda da sorumlular belirlendi. Gerek otel yöneticileri, otel çalışanları da var içerisinde. Otel sahipleri, Bolu Belediyesiyle ilgili kusurlu bulunanlar ve il Özel İdaresi, Bolu İl Özel İdaresi’yle ilgili kusurlu bulunanlar. Yine Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ve Kültür Bakanlığının ilgili soruşturma izni istenenlerle ilgili olarak ilgili bakanlıklar soruşturma izinleri verdiler ve bu çerçevede yargılama devam ediyor. Burada kim sorumluysa 78 canın hesabını vermeli. Bu konuda bağımsız ve tarafsız bir şekilde yargı görevini yapacak. Ve bu noktadaki yargı sürecinde milletçe zaten hep beraber takip ediyoruz" dedi.



"Çocuk haklarını savunanlar maalesef bu zulüm karşısında, bu soykırım karşısında sessiz kaldıklarını görüyoruz"


İsrail-Filistin meselesinde Avrupa’nın çifte standart uygulandığını söyleyen Bakan Tunç, "Çocukların açlıktan öldüğü 21. yüzyılda böyle bir manzarada sözün bittiği yerdeyiz. İsrail, terör devleti, İsrail hiçbir uluslararası kuruluşun kararına uymayan, uluslararası hukuku hiçe sayan bir yapı. Ona devlet demek mümkün değil. Yani İsrail meclisinin bugün almış olduğu karar İsrail’i, Gazze’yi işgal planı sözde bir plan. Tabii maalesef uluslararası hukuka aykırı, Birleşmiş Milletler sözleşmelerine aykırı bir şekilde aldıkları sözde bir karar. İsrail 100 yıldan bu yana Filistinlilere yönelik bir soykırım politikası izliyor. Onları yurtlarından edip orayı işgal etmek ve orada özellikle uzun yıllardan bu yana bir sürgün politikası ve soykırım politikası işliyor. Ve oradaki mazlum insanlara maalesef zulmediyor. Ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin bu işgal ve soykırım politikalarına karşı aldığı kararlar var. Geçtiğimiz yüzyıl boyunca bir asırdır özellikle alınan bu kararların hiçbirine uymayan bir devlet İsrail. 7 Ekim’den bu yana da dünyanın gözü önünde, dünya tarihinin en büyük soykırımı işlendi. Maalesef bu soykırım işlenirken batılı ülkeler İsrail’e destek verdiler. İsrail bunlardan destek buldu. tabii 7 Ekim’den bu yana 61 binden fazla Filistin şehit edildi. Bunların yarıdan fazlası kadın ve çocuklardan oluşuyor. Kadın haklarını savunanlar, çocuk haklarını savunanlar maalesef bu zulüm karşısında, bu soykırım karşısında sessiz kaldıklarını görüyoruz. 200 fazla gazeteci şehit edildi. Basın özgürlüğü bas bas bağıranların hiç ortada Filistin söz konusu olunca nasıl bir çifte standart içerisinde olduklarını görüyoruz" diye konuştu.



"Bu sahte belgelerle herhangi bir işlem yapılamadı"


Evrakta sahtecilik soruşturmasıyla ilgili konuşan Bakan Tunç, "Sahtecilikle ilgili soruşturmayı başlatan yargımız. 13 Ağustos 2024 tarihinde yargı teşkilatına, Cumhuriyet Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na bir kamu kurumumuzdan yapılan bir ihbarla başlayan bir soruşturma söz konusu. Yani bunu ortaya çıkaran yargı. Dolayısıyla sanki burada yargının ortaya çıkarmadığı ama birilerinin hatırlattığı bir husus varmış gibi kamuoyunda bir dezenformasyon yapılıyor. Kesinlikle böyle bir durum söz konusu değil. Tabii Özellikle bu sahtecilik şebekesini, bu çetenin ortaya çıkarılmasıyla ilgili olarak soruşturma makamı olan Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı etkin bir soruşturma başlatıyor. Ve özellikle bu şebekenin, bu çetenin tüm unsurlarıyla, kişileriyle, detaylarıyla ortaya çıkarılması ve bu kapsamda gizli yürütülen bir soruşturma. Ve gizlilik kapsamında yürütülürken, kolluk görevlilerimiz tabii süreç içerisinde yakalamalar yaptı, gözaltılar yapıldı ve o operasyonlarda gözaltına alınan 220 kişi hakkında adli işlem yapıldı. Bu 220 kişiden 199’u hakkında kamu davası açıldı. 37 kişi hakkında da tutuklama kararı verildi. Ve 150’si hakkında da adli kontrol kararı var. Burada özellikle elektronik materyallerin, HTS kayıtların, dijital kayıtların incelenmesi neticesinde işte bilgisayar kayısıların ve sinyal verileri ve IP bilgileri tüm bunlar detaylı bir şekilde incelenerek analiz edilerek bir soruşturma yürütüldü ve gizli olarak yürütüldü. Çünkü bu şebekenin, bu çetenin ortaya çıkarılabilmesi için, soruşturmadaki gizlilik önemliydi. Ve sonrasında iddianame ortaya çıktı. Yargılamalar başladığında da kamuoyu bunu öğrenmiş oldu. Burada etkin bir soruşturma ve şimdi de etkin bir kovuşturma söz konusu. Tabii bu süreç içerisinde soruşturma gizli yürütülürken ortaya çıkan sahtecilik ve belirlenen sahte belgeler, işte mezuniyet belgesi tüm bunlar ilgili kuruluşlar süratle bilgilendirilerek bu belgelerin resmi işlemlerde kullanılmamasıyla ilgili tedbirler de alınıyor. Dolayısıyla soruşturma gizli ama bir kamu zararı, bir mağduriyet oluşmaması adına da tüm tedbirler alınarak devletin tüm kurumları savcı makamı tarafından bilgilendirildi ve bu sahte belgelerle herhangi bir işlem yapılamadı" şeklinde konuştu.



"Belgeleri niye bekletiyorsun elinde? Varsa belgeleri"


CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in ‘Yolsuzluk’ soruşturmasının ilk sürecinden itibaren siyasi maksatla soruşturma başlatıldığı izlenimi verdiğini söyleyen Bakan Tunç, "Tabii büyükşehir belediyesi ve bazı ilçe belediyeleriyle ilgili yolsuzluk soruşturması, rüşvet, ihaleye fesat karıştırmasıyla ilgili gündemde olan konularla ilgili. Ana muhalefet partisi lideri daha soruşturmanın ilk anından itibaren, ilk gözaltılardan itibaren maalesef yargı mensuplarımıza, yargı teşkilatımıza, savcılara, hakim yakışıksız ifadeler kullanıyor. Daha ilk andan itibaren henüz daha dosyanın içeriğini bilmeden ve delilleri görmeden birtakım beyanlarla, bu adli soruşturmaları sanki siyasi maksatla yapılıyormuş gibi bir izlenim uyandırmaya çalıştı devam ediyor. ’Elimde belgeler var’ diyor. O zaman belgeleri bekletme elinde. Belgeleri niye bekletiyorsun elinde? Varsa belgeleri. ’Kanıtlarım var’ diyorsun. O zaman kanıt ilgili yargı mekanizmalarına, Hakimler Savcılar Kuruluna ulaştırırsınız. Hukuk devletinde bunun gereği yapılır. Dolayısıyla bunu meydanlarda, miting alanlarında ’elimde belgeler var’ diyerek propaganda yapmak yerine o belgeyi hiç gecikmeksizin bir dakika bile bir saniye bile hakimler, savcılar kurulunun huzuruna getirmek lazım. Hakimler ve Savcılar Kurulumuz bunun gereğini elbette ki yapar. Dolayısıyla itirafçıların beyanları ortadayken ulaşılan bir takım raporlar, MASAK raporları, deliller ortadayken bunları değerlendirecek olan bağımsız ve taraf yargıdır. Adalet Bakanı olarak ben bu kişi suçludur ya da bu kişi suçsuzdur deme imkanım olamaz çünkü yargıyı rahat bırakmak lazım. Yargı görevini yapar. Eğer bir suç ihbarı varsa cumhuriyet savcısının görevi Cumhuriyet Savcısı’nın görevi ceza mahkemesi kanunumuzun 160. maddesinde Cumhuriyet Savcısı bir suç ihbarına tanık olduğunda derhal soruşturmayı başlatmakla görevlidir. Bu görevini yapmazsa zaten görevini ihmal etmiş olur" ifadelerine yer verdi.



"Arkadaşlarına ’Bunlar suçsuzdur’ diye hemen sahip çıkıyor"


Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, son olarak şu ifadelere yer verdi: "Bir de şu dezenformasyon yapılıyor. İşte sadece Sadece CHP’li belediyelere mi soruşturma yapılıyor? Böyle bir durum yok. Son yıllarda kayıtlarımıza baktığımız zaman 30 tane AK Partili belediyeyle ilgili soruşturma yapılmış. Davalar açılmış. 13 tanesi mahkum olmuş. Ama buradaki fark şu. Cumhuriyet Halk Partisi yönetimi yolsuzluk iddiasıyla ilgili soruşturma başlayan belediye başkanlarına arkadaşlarına ’Bunlar suçsuzdur’ diye hemen sahip çıkıyor. Ama AK Partili belediyelerle ilgili 30 soruşturma, 13’ü mahkumiyetle sonuçlanmış, davası devam edenler var. Bir tek AK Partili yöneticinin genel başkanımızın, genel başkan vekillerimizin ’Ya bizim belediye başkanımız hakkında neden soruşturma yapılıyor dediğini duydunuz mu?’ O nedenle yolsuzluğun partilisi, particisi olmaz değerli arkadaşlar. Yargı eğer bir yerde tüyü bitmemiş yetimin hakkı yeniyorsa hesabını millet adına sorar. Yapılan da budur."



Törende Bakan Yardımcıları Niyazi Acar, Ramazan Can, Hurşit Yıldırım, Bolu Valisi Abdulaziz Aydın, AK Parti Bolu Milletvekili Yüksel Coşkunyürek, HSK Başkanvekili Fuzuli Aydoğdu, Yargıtay Üyesi Mehmet Yılmaz, Bolu Cumhuriyet Başsavcısı İbrahim Cansever, Bolu İdare Mahkemesi Başkanı Emrah Işık, il protokolü ve vatandaşlar katıldı.



Adalet Bakanı Tunç, Özgür Özel’e "Belgeleri niye bekletiyorsun elinde? Varsa belgeleri"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Muğla Muğla’daki hastanede yeni tedavi dönemi Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi, modern tıbbın en güncel cerrahi yöntemlerinden biri olan HoLEP (Holmium Lazer Enükleasyon Prostatektomi) yöntemini bünyesine katarak üroloji alanında yeni bir dönem başlattı. Halk arasında "iyi huylu prostat büyümesi" (BPH) olarak bilinen rahatsızlığın tedavisinde altın standart olarak kabul edilen bu yöntemle ilk başarılı operasyon gerçekleştirildi. Özellikle büyük prostat hacmine sahip hastalar için geleneksel olarak uygulanan açık cerrahi, yerini tamamen kapalı (endoskopik) bir yöntem olan HoLEP’e bırakıyor. Prof. Dr. Hüseyin Tarhan ve Doç. Dr. İlker Akarken öncülüğünde gerçekleştirilen ilk ameliyatla birlikte, hastanenin teknolojik altyapısındaki güçlenme de gözler önüne serildi. Operasyon sonrası açıklamalarda bulunan Üroloji Klinik Sorumlusu Prof. Dr. Hüseyin Tarhan, HoLEP yönteminin hastalara sunduğu kritik avantajları şu şekilde özetledi: "Karın bölgesinde hiçbir kesi yapılmadan, doğal idrar yollarından girilerek operasyon tamamlanır. Minimum Kanama Riski: Lazer teknolojisi, dokuyu ayırırken aynı anda damarları mühürlediği için kanama riski yok denecek kadar azdır. Bu durum, özellikle kan sulandırıcı ilaç kullanan hastalar için büyük bir güvenlik sağlar. Hastalar genellikle operasyondan sadece bir gün sonra taburcu edilir; sonda kullanım süresi ise minimuma iner. Tekrarlama riski ortadan kalkıyor. Prostat dokusu kapsülünden tamamen sıyrılıp çıkarıldığı için geride parça kalmaz ve hastalığın nüksetme ihtimali neredeyse sıfırlanır" dedi. Hastanenin teknolojik gelişimine vurgu yapan Prof. Dr. Tarhan, "Hastanemizin teknolojik altyapısını güçlendiren bu önemli cihazın temininde desteklerini esirgemeyen Sağlık Bakanlığımıza teşekkürlerimizi sunarız" açıklamasında bulundu. Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi yönetimi ise, başarılı geçen ilk operasyonun ardından emeği geçen tüm sağlık ekibini tebrik ederek, bölge halkına sunulan sağlık hizmeti kalitesinin artarak devam edeceğini belirtti.
Erzurum Atatürk Üniversitesi ATA-AÖF’te dijital dönüşüm rüzgârı: "ATA-AÖF’e bahar geldi" Atatürk Üniversitesi Açık ve Uzaktan Öğretim Fakültesi (ATA-AÖF), Bahar dönemiyle birlikte eğitim teknolojileri ve pedagojik tasarımı bütüncül bir yaklaşımla yeniden ele alarak Öğrenme Yönetim Sistemini (ÖYS) kapsamlı biçimde yeniledi. "ATA-AÖF’e Bahar Geldi" sloganıyla duyurulan yeni sistem; teknik altyapısı, kullanıcı deneyimi ve içerik mimarisi bakımından modernize edilerek öğrencilerin erişimine açıldı. Eğitimde yeni bir eşik: Etkileşim, derinlik ve ölçülebilirlik Yenilenen ÖYS, uzaktan eğitimi yalnızca içerik aktarımına dayalı pasif bir model olmaktan çıkararak; öğrenciyi merkeze alan, etkileşimli ve ölçülebilir bir öğrenme ekosistemine dönüştürüyor. Sistem; bilişsel kalıcılığı artırmayı, eleştirel düşünmeyi teşvik etmeyi ve öğrenme çıktılarını somut verilerle izlenebilir kılmayı hedefliyor. Bu kapsamda geliştirilen yeni öğrenme araçları arasında: Aktif Hatırlama Modülleri: Hafıza kartları, kavram sözlükleri ve eşleştirme etkinlikleri ile temel kavramların uzun süreli bellekte kalıcılığı destekleniyor. Analitik Düşünme Araçları: Vaka analizleri ve neden-sonuç ilişkisine dayalı uygulamalar sayesinde öğrenciler teorik bilgiyi gerçek yaşam senaryolarına uyarlama fırsatı buluyor. Zenginleştirilmiş İçerik Tasarımı: Podcast yayınları, metafor temelli anlatımlar ve yapay zekâ destekli video içerikleri ile öğrenme süreci görsel ve işitsel boyutta güçlendiriliyor. Anlık Ölçme ve Değerlendirme: Ünite sonu özetleri ve kısa cevaplı sorular aracılığıyla öğrenciler kendi akademik gelişimlerini eş zamanlı olarak takip edebiliyor. Bu bütüncül yapı, pedagojik derinliği yüksek, veri temelli ve sürdürülebilir bir uzaktan eğitim modelini hayata geçiriyor. 7/24 Dijital Rehber: AÖFCAN Yeni sistemin dikkat çeken unsurlarından biri de dijital rehber (tutor) olarak tasarlanan AÖFCAN uygulaması oldu. Öğrencilerin içerik yoğunluğu içerisinde yön bulmalarını kolaylaştıran AÖFCAN; çalışma planı oluşturma, içerik önerileri sunma ve öğrenme araçlarını etkin kullanma noktasında destek sağlıyor. Böylece öğrenciler, kişiselleştirilmiş ve disiplinli bir öğrenme süreci deneyimliyor. ATA-AÖF, pedagojik dönüşümün yanı sıra teknolojik erişilebilirliği de güçlendirdi. Güncellenen mobil uygulama altyapısı ve yenilenen Online Kitap Satış sayfası sayesinde öğrenciler, akademik materyallere hızlı ve kesintisiz biçimde ulaşabiliyor. Sistem, farklı cihaz ve platformlarda uyumlu çalışacak şekilde optimize edilerek kullanıcı deneyimi üst seviyeye taşındı. Rektör Hacımüftüoğlu: "Dijital dönüşüm, stratejik vizyonumuzun temel bileşenlerinin başında gelmektedir" Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Ahmet Hacımüftüoğlu, dijital dönüşümün üniversitenin stratejik vizyonunun temel bileşenlerinden biri olduğunu vurguladı. Rektör Hacımüftüoğlu açıklamasında şu ifadelere yer verdi: "Açık ve uzaktan öğretimde kaliteyi artırmak, erişilebilirliği güçlendirmek ve öğrencilerimize çağın gerekliliklerine uygun bir öğrenme ortamı sunmak temel önceliğimizdir. ATA-AÖF bünyesinde hayata geçirdiğimiz bu yenilikçi Öğrenme Yönetim Sistemi, yalnızca teknik bir güncelleme değil; pedagojik yaklaşımımızın da yeniden yapılandırılması anlamına gelmektedir. Amacımız, öğrencilerimizin bilgiyi ezberleyen değil; analiz eden, yorumlayan ve üreten bireyler olarak yetişmelerine katkı sağlamaktır." Rektör Hacımüftüoğlu ayrıca, dijitalleşmenin üniversitenin kurumsal gelişiminde kritik bir rol oynadığını belirterek, "Uzaktan eğitimi sürdürülebilir, ölçülebilir ve nitelikli bir geleceğin öğrenme modeline dönüştürme kararlılığımız devam edecektir" dedi.
İstanbul AKRA Gran Fondo Antalya’da pedallar ‘Yeşil Gelecek’ için dönecek AKRA Gran Fondo Antalya, bu yıl 11-12 Nisan 2026 tarihlerinde sekizinci kez Antalya’nın Kemer ilçesinde düzenlenecek. AKRA Gran Fondo Antalya, bu yıl da Kemer’de bisiklet tutkunlarını bir araya getirecek. İki gün sürecek organizasyon, amatör sporculara hem rekabet hem de keyif dolu bir yarış deneyimi sunacak. "Yeşil Gelecek" temasıyla start alacak yarış, Batı Toroslar’ın eteklerinden Akdeniz kıyılarına uzanan parkuruyla katılımcılara eşsiz manzaralar eşliğinde pedal çevirme imkanı sunacak. 2018 yılından bu yana düzenlenen AKRA Gran Fondo Antalya, her yıl olduğu gibi bu yıl da Türkiye’nin yanı sıra farklı ülkelerden Kemer’e gelen bisikletçilere doğayla iç içe bir gran fondo deneyimi sunmayı hedefliyor. 2 gün boyunca yarış heyecanı Uluslararası Bisiklet Birliği (UCI) ve Türkiye Bisiklet Federasyonu kurallarına uygun olarak düzenlenecek AKRA Gran Fondo Antalya, farklı zorluk seviyelerine sahip parkurlarıyla 2 gün boyunca her seviyeden bisikletçiye hitap edecek. 11 Nisan Cumartesi günü, tırmanış performansının ön planda olduğu tırmanış etabı koşulacak. Kemer Olbia Parkı’ndan saat 16.00’da başlayacak parkur, Olympos Teleferik’te sona erecek. Toplam 17.81 kilometrelik parkurda sporcular 806 metrelik bir tırmanışla mücadele edecek. 12 Nisan Pazar günü ise organizasyonun ana yarışları gerçekleştirilecek. Bu kapsamda sporcular, 98 kilometrelik parkurda 2 bin metre irtifa kazanımıyla zorlu bir mücadele verirken, 48 kilometrelik parkur ise daha kısa mesafede yarışmak isteyen bisikletçilere keyifli bir alternatif sunacak. Her iki parkur da Kemer Olbia Parkı’ndan start alacak ve aynı noktada sona erecek. 98 km’lik parkur saat 08.00’de, 48 km’lik parkur ise saat 08.30’da start alacak. Organizasyonun ödül töreni de aynı gün saat 14.00’te Kemer Olbia Parkı’nda düzenlenecek. Kayıtlar sürüyor Yarışlara katılmak isteyen sporcular için kayıt süreci devam ediyor. Tüm parkurlar için son kayıt tarihi 7 Nisan 2026 olarak açıklandı. Organizasyonla ilgili detaylı bilgi ve kayıt işlemleri akragranfondoantalya.org adresinden yapılabiliyor.
Kocaeli Cinayete kurban gittiği değerlendirilen kadının komşuları konuştu Kocaeli’nin Körfez ilçesinde yatalak annesine yemek hazırladığı sırada evinin mutfağında kanlar içinde ölü bulunan Gül Dağ’ın komşuları olayın şokunu yaşıyor. Cinayete kurban gittiği değerlendirilen Dağ’ın yaşlı annesini bakmak için 6 ay önce yanına aldığını belirten bir arkadaşı, "Boğazının kesildiğini biliyorum. Çok iyi biriydi, kendi halindeydi ve kimseye kolay kolay kapı açmazdı" dedi. Olay, 27 Şubat’ta saat 17.30 sıralarında Mimar Sinan Mahallesi Çağlayan Sokak’ta meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, yaşlı annesine bakan 63 yaşındaki Gül Dağ, mutfakta yemek hazırladığı sırada yere yığıldı. Sesler üzerine Dağ’ın annesi bağırarak yardım istedi. Yardım çığlığının ardından olay yerine gelen Dağ’ı kanlar içinde bulan komşular durumu 112 Acil Çağrı Merkezine bildirdi. İhbar üzerine olay yerine gelen sağlık ekipleri yaptıkları kontrolde Gül Dağ’ın olay yerinde hayatını kaybettiği belirledi. Boğazında kesik olduğu belirlenen kadının cenazesi otopsi işlemleri için morga kaldırıldı. Yapılan otopsi sonucunda olayın cinayet olabileceği şüphesi ağırlık kazanınca, soruşturma dosyası İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ekiplerine devredildi. Başsavcı evde inceleme yaptı Soruşturma kapsamında polis ekiplerince mühürlenen evde, Körfez Cumhuriyet Başsavcısı ve nöbetçi savcı nezaretinde detaylı inceleme yapıldı. Polis, şüpheli veya şüphelilerin tespiti ve yakalanması amacıyla çevredeki güvenlik kameralarının kayıtlarını mercek altına aldı. "Boğazının kesildiğini biliyorum" Olayın ardından büyük üzüntü yaşayan mahalle sakinleri, Gül Dağ’ın sakin bir hayat sürdüğünü ve ailenin maddi durumunun iyi olduğunu anlattı. Maktulün arkadaşı olduğunu söyleyen Zehra Karaca, "Gül’ün eşi bildiğim kadarıyla pandemi döneminde öldü. Gül’ün ilk eşinden zihinsel engelli bir çocuğu varmış ancak yanında yaşamıyor. Bir sene olmadan daha yeni Gül annesini bakmak için yanına getirdi. Nasıl vefat ettiğini bilmiyorum ancak boğazının kesildiğini biliyorum. Çok iyi biriydi. Kendi halindeydi, kimseye kolay kolay kapı açmazdı, sosyal biri değildi" dedi. "Gül’ün ikinci evliliğiydi" Bir diğer komşu ise "Gül’ün ikinci evliliği olduğunu biliyorum. Eşi hastaydı, bir sene kadar önce vefat etti. Yakın zamanda da annesini yanına aldı. Annesinin yatalak olduğunu biliyorum. Dostu, düşmanı var mıydı bilmiyorum" şeklinde konuştu. Komşu Kenan Çekiç ise "İftar zamanında bir şüphelinin zile bastığını ve kadına darbelerle vurduğunu komşulardan duyduk. Kadının da eşinin de ikinci evlilikleri. Eşinin çocukları vardı ancak kadının var mıydı bilmiyorum. Gül Hanım yaşlı annesine bakıyormuş. Mahallemizde böyle bir olay olduğu için üzgünüz. Varlıklı bir ailelerdi" ifadelerini kullandı.