SAĞLIK - 03 Kasım 2024 Pazar 15:08

Anne ve baba adayları bu kampta bilinçlendirildi

A
A
A
Anne ve baba adayları bu kampta bilinçlendirildi

Koru Hastanesi tarafından ebeveyn adaylarını doğuma hazırlamak amacıyla 1-3 Kasım tarihleri arasında düzenlenen "Koru Doğa Kampı" tamamlandı. Eşiyle birlikte kampa katılan Onur Aydın, “İnanın 42 yıldır öğrendiğim şeylerin de burada yanlış olduğunu öğrendim” dedi.


Koru Hastanesi, anne ve baba adaylarını doğuma en iyi şekilde hazırlamak, doğum sürecini bilinçli ve güvenli hale getirmek, süreçteki kaygıları hafifletmek ve doğumun doğal bir süreç olduğu bilincini yayarak toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle Koru Doğa Kampı projesini hayata geçirdi. 1-3 Kasım tarihleri arasında Bolu Koru Hotel’de gerçekleştirilen Koru Doğum Kampı’nda ‘Doğum Genetiğimizi Nasıl Etkiler?’, ‘Anne-Baba Olurken’, ‘Gebelikte Günlük Yaşam Pratikleri’, ‘Doğum Tercihleri’ gibi birçok oturuma yer verildi.



“İnanın 42 yıldır öğrendiğim şeylerin de burada yanlış olduğunu öğrendim”


Kampa eşiyle birlikte katılan Onur Aydın, “Bugüne kadar çevresel faktörler, eğitim zamanımızdaki faktörler, genel faktörlerden sadece öğrendiğimiz tek şeyin bugüne kadar yanlış olduğunu öğrendik. Bu eğitimle beraber çocuk gelişiminin eşimin çocuk planlamasından önce neler yapılması gerektiğini, doğum esnasında neler yapılması gerektiğini, doğumdan sonraki bir baba olarak neler yapmam gerektiğini bu eğitimde öğrenmiş oldum. Yani toplumumuzda biliyorsunuz tipik bir durum vardır. Anne çocuğu yapar, eğitir, büyütür, gerekli faktörleri anne sağlar derler ama ben buna bugünden itibaren katılmıyorum. Yaşım 42, buraya katıldığım için çok mutluyum. Çok fazla şeyler öğrendim. İnanın 42 yıldır öğrendiğim şeylerin de burada yanlış olduğunu öğrendim. Ve bugünden sonra da çocuğumuz için daha bilinçli olacağız, daha güzel şeyler yapacağız. Çevresel faktörlere inanmayacağız. Eğitimlere katılacağız. Topluma faydalı bir çocuk yetiştirmek için de gerekli araştırmaları yapacağız ve en önemli hekimlerimize güvenmeyi de öğrendik biz buradan” dedi.



“Bilgiyle donatılmış bir şekilde çocuğumuzu büyütmek istiyoruz”


Çok faydalı bir eğitim olduğunu dile getiren Tuğba Aydın, “Öncelikle bu eğitime katıldığım için ve hastanenin sahibi Aydan Hoca’nın bir hekimimizin Ayşegül Hoca’nın bize bu olanağı sağladığı için çok mutluyum. Beklediğimin çok daha ötesinde bir eğitim oldu. Öncelikle çok yeni bilgiler elde edildik ve bilginin her zaman da güç olduğuna inanıyoruz. O sebeple zaten eşimle birlikte buradayız. Tabuları yıkıp bu hamilelik, gebelik ve sonrası için bir birey yetiştirmesi aşamasında bilgiyle donatılmış bir şekilde çocuğumuzu büyütmek istiyoruz. Ve bunu da bilgiyi ne kadar çok alırsak o kadardan bu sürece korkudan ziyade keyifli hale getirmeye çalışıyoruz. Bu sebeple hem Koru hastanesine hem Aydan Hoca’ya hem doktorumuz, hekimimiz çok sevgili Ayşegül Hoca’ya çok şükranlarımızı sunuyoruz. Çok faydalı ve donanımlı bir eğitim oldu” ifadelerini kullandı.



“Güncel bilgi düzeyindeki verilerini ailelerle beraber konuşuyoruz”


Ailelerden olumlu geri dönüşler aldıklarını ifade eden Kadın Doğum Uzmanı Prof. Dr. Aydan Biri, “Eğitimin fark oluşturduğunu herhalde herkes biliyor ve hayatımızın en temel hiçbir yerde çok bilgi alma ihtiyacı. Tabii günümüzde insanların bilgiye ulaşmasıyla ilgili çok sayıda kaynak var. Bu kaynakların çeşitliliği bazen yorucu, bazen bilgi almanın çok da doğru olmadığı ya da karıştırıcı olduğu noktalara gidiyor anne adayları, baba adayları. Gördüğünüz gibi ihtiyaç üzerine zaten yıllar ebeveynlikle ilgili, doğum okulu, gebe okulu planlarımız dahilinde yürüyor. Yaklaşık 15 yıldır eğitimleri veriyoruz ve bunu da çok fazla faydasını görüyoruz. Gerek doğumda gerek ebeveynlik süreçlerinde, gerek emzirme süreçlerinde. Doğum aslında temeldeki toplumdaki en önemli koruyucu sağlık hizmet yani gebelik süreçlerini iyi geçirmek, iyi bir doğum yapmak, iyi bir emzirme süreci bütün anne babaların sağlıklı bebeğe ulaşmak için heveslendiğini veya istediğini düşünecek olursak hepimize düşen en temel görevi. Sağlık personelleri, sağlık kurumları ve anne babayla bir ekip halinde çalışıyoruz. Bir takım halinde çalışıyoruz. Gerçek anlamda bedenimiz gebe kalmaya, onu büyütmeye ve onu doğurmaya zaten biyolojik olarak uygun. Ama günümüzde çok fazla uygulama bunu etkiliyor, değiştiriyor. Bizim ülkemizi de düşünecek olursanız gerçekten yüzde 62 gibi bir sezaryen oranıyla insanlar doğum yapıyor. Sezaryen son derece önemli ve iyi bir ameliyat. Ama bunun işte bebek tarafında ve anne tarafındaki katkılarını sağlığa, etkilerini de dahil eden, geniş böyle bir eğitim programını gözden geçiriyoruz. Ama daha çok doğum süreçleri, gebelik süreçleri ve bunların bugünkü güncel bilgi düzeyindeki verilerini ailelerle beraber konuşuyoruz. Ailelerimizden de şimdilik oldukça güzel geri dönüşler alıyoruz. Daha önce kısa süreli, iki saatlik, bir günlük vesaire gibi eğitim programlarının aksine bu 3 günlük bir kamp halinde gerçekleştirdik. Devamını da getirmeyi planlıyoruz” şeklinde konuştu.



Anne ve baba adayları bu kampta bilinçlendirildi

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Avrupa Taekwondo şampiyonu yine Türkiye Türkiye, Avrupa Taekwondo Şampiyonası’nda 3 altın, 2 gümüş, 3 bronz olmak üzere 8 madalya kazanarak şampiyon oldu. Türkiye, 2022 ve 2024’ten sonra üst üste 3. kez Avrupa’nın zirvesine çıkmayı başardı. Avrupa Taekwondo ve Para Taekwondo Şampiyonası’nın son gününde milli sporcular 5 madalya kazandı. Almanya’nın Münih şehrinde düzenlenen şampiyonanın dördüncü ve son gününde taekwondoda 4, para taekwondoda ise 2 sıklette müsabakalar yapılırken, 8 milli sporcu madalya mücadelesi verdi. Milli sporcular son günde, 1 altın, ve 4 bronz olmak üzere toplam 5 madalya kazandı. Milli taekwondocu Elif Sude Akgül kadınlar 49 kiloda Avrupa şampiyonu olmayı başardı. +73 kiloda Nafia Kuş Aydın da bronz madalya kazandı. Para taekwondoculardan erkekler +80 kiloda Adem Arda Özkul ve Osman Ertürk ile kadınlar +65 kiloda Fatma Nur Yoldaş da bronz madalya elde etti. Türkiye, Avrupa’nın zirvesinde Türkiye dört gün süren şampiyonayı, 6 altın, 4 gümüş ve 12 bronz olmak üzere toplamda 22 madalyaya ile tamamladı. Taekwondoda 3 altın, 2 gümüş, 3 bronz olmak üzere 8 madalya eden Türkiye genel sıralamada Avrupa şampiyonu oldu. Türkiye, 2022 ve 2024’ten sonra üst üste 3. kez Avrupa’nın zirvesine çıkmayı başardı. Türkiye, 27. kez düzenlenen Avrupa şampiyonalarında toplamda 9. kez takım halinde şampiyon oldu. Türkiye kadın takım olarak da kürsünün en üst basamağında yer aldı. Türkiye, 1976 yılından bu yana yapılan Avrupa şampiyonalarında toplamda 66 altın madalyaya ulaşarak 64 madalyada kalan İspanya’yı geride bıraktı ve bu alanda da ilk sıraya yerleşti. Para taekwondocular ise şampiyonayı 3 altın, 2 gümüş ve 9 bronz olmak üzere 14 madalya ile tamamladı. 2022 ve 2024’te takım halinde şampiyon olan Türkiye, bir kez daha Avrupa’nın zirvesine çıktı. Para taekwondocular hem kadın hem erkek takım olarak da şampiyonluğu elde etti. Millilerin kazandığı madalyalar şöyle: Altın: Elif Sude Akgül (Taekwondo 49kg), Merve Dinçel Kavurat (Taekwondo 53kg), Berkay Erer (Taekwondo 68kg), Mahmut Bozteke (Para Taekwondo 63kg), Yusuf Yünaçtı (Para Taekwondo 70kg),Gamze Özcan (Para Taekwondo 57kg) Gümüş: Emine Gögebakan (Taekwondo 46kg), Sude Yaren Uzunçavdar (Taekwondo 73kg), Nurcihan Ekinci Gül (Para Taekwondo 47kg), Meryem Betül Çavdar (Para Taekwondo 52kg) Bronz: Hatice Kübra İlgün (Taekwondo 57kg), Nafia Kuş Aydın (Taekwondo +73kg), Enes Kaplan (Taekwondo 58kg), Büşra Emire (Para Taekwondo 47kg), Tuana Çelik (Para Taekwondo (57kg), Zehra Orhan (Para Taekwondo 65kg), Fatma Nur Yoldaş (Para Taekwondo +65kg), Ali Can Özcan (Para Taekwondo (58kg), Hamza Tarhan (Para Taekwondo (58kg), Emre Bulgur (Para Taekwondo 80kg), Adem Arda Özkul (Para Taekwondo +80kg), Osman Ertürk (Para Taekwondo +80kg)
Düzce Kurbanlıklarda stres, besleme ve ayak sağlığına dikkat DÜZCE(İHA) – Düzce Veteriner Hekimleri Odası Başkanı Şerif Ali Karanfil, kurbanlıkların strese maruz bırakılmadan geçireceği süreç hayvan refahı, etin kalite ve dayanma sürelerini pozitif etkileyeceğini söyledi. Veteriner Hekim Şerif Ali Karanfil, kurbanlıkların beslenme ve bakımının önemli olduğunu belirterek "Kurban Bayramına sayılı günler kala kurbanlıklarımızın seçim, bakım, besleme ve barınma konuları daha bir önem arz etmektedir. Zira bakım, besleme ve barınma konularındaki uygun olmayan şartlar tedavi amaçlı ilaç kullanımını zorunlu hale getirebilir. Gıda olarak değerlendireceğimiz kurbanlıklarımız için artık ilaç kullanım seçeneklerimiz iyice daralmaktadır. Kurban bayramına yaklaştığımız bugünlerde gıdada yasal arınma süresi uzun olan ilaçları kullanamayacak olmamız nedeniyle hastalıkların tedavi şansı azalacaktır. Kalan süreyi doğru yönetip değerlendirmek noktasına odaklanmalıyız. Öncelikle sağlıklı hayvanları seçmeliyiz. Dış bakıda ağız-burun akıntısı olmayan tüyleri parlak, yarasız, bakışlar canlı bir Veteriner Hekim muayenesinden geçmiş raporlu olan hayvanlar alınmalı. Yeni alınan hayvanlar alınan ortamda tutulmalı ya da aynı ortam şartları oluşturmalı ki solunum ve sindirim sorunları yaşamayalım. Hayvanları bakıp beslediğimiz ortamlarda hava cereyanı olmamalı, ahırlar iyi havalandırılmalı. Damızlık değeri olan dişi hayvanlarımızı kurban etmemeli, damızlık değeri olmayan ya da kaybetmiş dişi hayvanların gebelik kontrolleri yapılıp kurban vesilesi ile kurbanlığa ayrılıp verimli hayvanlarımızın sayısı artırma fırsatı olarak süreç değerlendirilmeli. Su baskınları yaşadığımız şu günlerde, sel ve su baskını yaşanan araziden hayvanlarımıza gıda amaçlı ot gibi gıda maddelerini tedarik ederken çok dikkatli olmalı, uzman desteği alınmalı, mümkün ise bu alanlardan istifade edilmemeli. Zira bu alanların ortamda yıllarca canlılığını devam ettiren sporlu bakterilerle ki bunlar hayvanlardan insanlara geçen zoonoz dediğimiz hastalık etkenleri bulaşık olabileceği hatırda tutulmalı. Kurbanlık beslemenin son ayında önerdiğimiz yüksek enerjili yemler, aynı zamanda tırnak ve ayak problemlerinin artması için zemin oluşturmaktadır. Zira bu enerji yemleri (arpa, buğday mısır gibi) hayvanlarımızda gizli asidoz dediğimiz beslenme hastalığını oluşturmakta, tırnaklarda Laminitis dediğimiz yangıyı oluşturup hassasiyet ve ağrılı yaralar oluşturmaktadır. Bu problemlerin görülmeye başladığı hayvanlarımızda veteriner hekim kontrolünde ya da danışmanlığında gıdada kalıntı yapmayan fosfor ve E vitaminleri kullanılıp, çayır ve yonca gibi kaba yem oranı rasyonda artırılmalı, yemek sodası diye bildiğimiz sodyum bikarbonat ilave edilmeli, tırnaklara tazyikli soğuk su tutulmalı ki ilaç kullanmak zorunda kalınmasın. Strese maruz bırakılmadan geçirilecek bu süreç hayvan refahı, etin kalite ve dayanma sürelerini pozitif etkileyecektir. Patojen mikroorganizmalar ve tıbbi ürünlerle kirlenmemiş gıdaların kurban sürecinde sofralarımız ya da ikramlılarımızda bulunması, bereketli kurbanlıkların arzı temennimizdir" ifadelerinde bulundu.