SAĞLIK - 06 Ağustos 2025 Çarşamba 10:56

Beyin kanseri tedavisinde yerli ve etkili nano molekül geliştirildi

A
A
A
Beyin kanseri tedavisinde yerli ve etkili nano molekül geliştirildi

Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi’nde, glioblastoma "beyin kanseri" hastalarında yaşam süresini uzatacak, yara iyileştirici özelliklere sahip yerli teknolojiyle yeni bir nano molekül geliştirdi. Türkiye’de ilk kez geliştirilen nano molekülün patenti alındı.


Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde, beyin kanseri hastalarında tedavi seçeneklerinin sınırlı olması ve yaşam süresinin çok kısa olması sorununa çözüm bulmak için 2020 yılında ilk adım atıldı. 2020 yılında başlatılan projede, beyine geçebilen, toksisitesi düşük, kanser hücrelerini hedef alan ve aynı zamanda antibakteriyel ile yatak yaralarında, diyabet yaralarında ve birçok farklı yara türünde iyileştirici özelliklere sahip yenilikçi bir nano molekül geliştirildi. Nano molekülün patenti ise geçtiğimiz aylarda alındı. 6 yıldır öğretim üyesi olarak görev yapan Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi Tıp Fakültesi Farmakoloji Anabilim Dalı’ndan Prof. Dr. Akif Hakan Kurt, geliştirilen bu molekülün beynin koruyucu bariyerini aşarak doğrudan kanserli hücrelere ulaşabildiğini, patentlerini aldıklarını ve yerli sanayi iş birliğiyle molekülün gelecekte ilaç olarak üretimini hedeflediklerini açıkladı.



"Amacımız beyin kanseri hastalarında tedavi seçeneği oluşturmaktı"


Amaçlarının, beyine geçebilen toksisitesi düşük yeni bir nano ürün geliştirmek olduğunu söyleyen Prof. Dr. Akif Hakan Kurt, "Biz aslında projemize 2020 yılında başladık. Projemizdeki asıl amacımız, glioblastoma hastalarında yani halk diliyle beyin kanseri hastalarında bir tedavi seçeneği oluşturmaktı. Burada en önemli sorunumuz, glioblastoma hastalarında yaşam süresinin 1 ile 5 yıl arası olması, ilaçlara karşı direnç göstermesi ve tedavi seçeneğinin çok kısıtlı olmasıydı. Bizim amacımız, özellikle beyine geçebilen, toksisitesi düşük yeni bir nano ürün geliştirmekti. Bunun için 3 etken maddeden yararlandık. Bir tanesi, özellikle kuersetin, propolisin içinde bulunan ana etken madde. Birçok bitkide bulunan bu flavonoidin anti-kanser etkisi, antibakteriyel etkisi ve antioksidan etkileri söz konusu. Tek sıkıntılı olan süreci, beyine geçmesi zor olan bir molekül olmasıydı. Biz de bu molekülü nasıl beyine geçirebiliriz diye düşündük ve özellikle beyine taşıyıcı molekül olarak gümüş ve kitosanı kullandık. Gümüş, tarih boyunca kullanılan, antibakteriyel, anti-kanser etkileri de olan önemli bir madde. Biz bu projede koloidal, yani nano boyutta gümüşü kullandık. Ayrıca burada ‘kitosan’ dediğimiz madde, yengeç, karides gibi kabuklu canlıların dışında yer alan, antibakteriyel ve anti-kanser etkileri olan, non-toksik, doku uyumlu ve minimum düzeyde zararı olabileceğini düşündüğümüz bir taşıyıcı olarak kullanabileceğimiz ikinci molekülümüzdü" dedi.



"Geliştirdiğimiz nano molekül, doğrudan kanserli hücreye ulaşabiliyor"


Beyin kanseri tedavisinde önemli bir çalışmaya imza atan Prof. Dr. Akif Hakan Kurt, geliştirdikleri nano ürünün, beynin koruyucu bariyeri olan beyin omurilik sıvısını (BOS) aşabildiğini ve doğrudan kanserli hücrelerin içine ulaşabildiğini belirtti, Kurt, "Biz, kitosan ve gümüşe kuersetin yükleyerek nano bir molekül elde ettik. Bu elde ettiğimiz nano molekül, artık ‘beyin omurilik sıvısı’ dediğimiz, BOS olarak da bilinen beyine geçişi engelleyen kısmı geçebilecek ve kansere ulaştığında, özellikle kanserli hücrenin içine kadar geçebilecek bir ürün olarak tasarlandı. Bu ürünümüzün tasarlanmasında, Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Kimya Bölümü öğretim üyelerinden Elif Berna Ulutaş hocamızın önderliğinde, birçok hocamızla birlikte nano ürünümüzü geliştirme sürecini bir buçuk yıl içerisinde tamamladık. Bu elde ettiğimiz nano ürünümüzün, gerçekten nano bir ürün olduğunu ve yapısal özelliklerinin karakterizasyon süreçlerini tamamladık" diye konuştu.



"Molekülümüz hem kanser hücrelerini yok ediyor hem de dirençli bakteriler üzerinde etkili"


Prof. Dr. Akif Hakan Kurt, geliştirilen nano molekülün yalnızca beyin kanseri hücrelerinde değil, aynı zamanda antibiyotiklere dirençli bakteriler üzerinde de etkili olduğunu kaydetti. Kurt, "Kanser hücrelerinde yani U118MG glioblastoma hücrelerinde ilk denemelerimizi gerçekleştirdik. Denemelerimizde, elde ettiğimiz molekülün kanser hücreleri üzerinde güçlü apoptotik etkisi olduğunu gözlemledik ve bu molekülü geliştirme safhalarına devam ettik. İkinci bir aşamada ise, elde ettiğimiz üç molekülün oluşturduğu yeni molekülün antibakteriyel etkiler de içerebileceğini düşündük. Çünkü gümüş güçlü bir antibakteriyeldir. Yine, kitosan da bilinen ve gıdada dahi kullanılabilen antibakteriyel özelliğe sahiptir. Dirençli bakteriler için kullanılabileceğini düşündük ve burada Mikrobiyoloji Anabilim Dalı’ndan Fatma Avcıoğlu hocamızla birlikte antibakteriyel etkilerini test ettik. Özellikle dirençli bakteriler üzerinde çok olumlu etkiler gözlemledik. Bu etken maddelerin güçlü antibakteriyel etkili olduğu zaten biliniyordu. Sonuçlar, ürünün güçlü bir antibakteriyel ajan olarak da kullanılabileceğini gösterdi" ifadelerini kullandı.



"Bu maddelerin yara iyileştirici özelliği de var"


Geliştirilen nano molekülün yalnızca kanser ve enfeksiyon tedavisinde değil, aynı zamanda yara iyileşmesini hızlandıran bir formda da kullanılabileceğini belirten Prof. Dr. Akif Hakan Kurt, "Bu, başka bir açıdan da önemli. Bu maddelerin yara iyileştirici özelliği de var. Bu yara iyileştirme özelliği, yatak yaralarında, diyabet yaralarında ve birçok farklı yara türünde bu molekülün krem formu gibi yeni şekillerde tasarlanarak kullanılmasını da mümkün kılmaktadır. Yani, elde ettiğimiz molekül, belirli özellikleriyle anti-kanser etkili, belirli özellikleriyle antibakteriyel etkili, bazı özellikleriyle ise anti-inflamatuvar etkiye sahip olup yara iyileşmesini hızlandırıcı etki göstermektedir" dedi.



"Patentimizi aldık, yerli sanayi iş birliğiyle üretim hedefleniyor"


Projelerinin patentini aldıklarını söyleyen Prof. Dr. Akif Hakan Kurt, geleceğe yönelik planlar hakkında bilgi verdi. Kurt, "Çalışmalarımız halen devam ediyor. Bunun yanında, yaptığımız çalışma sonuçlarını özellikle nanoteknoloji alanında dünya çapında önemli bir dergide yayınladık. Yayınladıktan sonra, birinci yılın sonunda bu yıl patentimizi aldık. Yerli firmalarla, ürünümüz hakkında sanayi iş birliği kapsamında gelecekte ilaç olarak üretilebilmesi için görüşmeler yapmaktayız. Sağlık Bakanlığı’nın da desteğiyle birlikte, Sağlık Dairesi Projeler Başkanlığı’ndan Züfer Bey’in de bize çok büyük destekleri oldu. Özellikle sanayi ile tanışıp, sanayide akademi-sanayi iş birliğini geliştirmek ve yeni ürünler üreterek ülkemize katma değer sağlamak için birlikte hareket etmemiz gerekiyor. Sürecimiz bu şekilde devam etmektedir. İnşallah, ülkemiz için katma değeri olan bir ürün haline gelir" ifadelerine yer verdi.



Beyin kanseri tedavisinde yerli ve etkili nano molekül geliştirildi

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul İstanbul’da komşuluk geleneğini sürdüren mahalle aynı sofrada 11’inci kez iftar yaptı İstanbul Esenler’deki Birlik Mahallesi sakinleri, Ramazan coşkusunu bu yıl 11’inci kez kurdukları sofrada bir araya gelerek yaşadı. Mahalle kültürünü sürdüren komşular, sokakta kurulan iftar sofrasında buluşunca ortaya renkli görüntüler çıktı. Esenler Birlik Mahallesi’nde geleneksel mahalle iftarının bu yıl 11’incisi düzenlendi. Araç trafiğine kapatılan sokak iftar için hazırlandı. Yemekler birlikte pişirildi, iftar saatine yakın masalar kuruldu. İftarda mahalleli, birlik ve beraberlik mesajı verdi. Büyük bir emek sonucu hazırlanan organizasyonda herkes bir işin ucundan tutarak birbirine destek oldu. Komşuluk geleneği yaşatmaya devam eden bu mahalle, aynı sofrada buluşarak Ramazan çoşkusu yaşadı. Kur’an-ı Kerim okunarak ve dua eşliğinde başlayan iftarda sadece mahalle sakinleri değil, her noktadan insan da katılımı sağlandı. Bu vesileyle sofrada "size de yer var" denildi. "Mübarek Ramazan’da paylaşmak duygusu çok güzel" Mahalle sakinlerinden Mülkinaz Toker, "Memnun kalıyoruz, mutlu oluyoruz. Her sene olduğu gibi bu yıl da iftarımızı yaptık" dedi. 11 yıldır mahallede verilen iftara katılan mahalle sakini Hüseyin Hacıoğlu ise coşkusunu dile getirerek, "Her şeyden önce şunu demek istiyorum. Mübarek Ramazan’da paylaşmak duygusu çok güzel. Ben buradan bütün Müslüman kardeşlerime diyorum ki Allah oruçlarını kabul etsin. 11 senedir süregelen bu iftar alışkanlığımızı İnşallah devam ettirmeyi düşünüyoruz. Bizden sonra gelen kardeşlerimizin de bayrağımızı bizden teslim alıp, bu geleneği devam ettireceklerine inanıyoruz" diye konuştu. Mahallenin çocuklarından Yusuf Karacıl ise "Mahallemizde bir iftar oldu. Yapanlardan Allah razı olsun. Gayet de güzel, doyurucu" dedi. "Mahalle kültürünü yaşatıyoruz" Geleneğin ve kültürün yaşatıldığını vurgulayan Salih Erol Uzun ise, "Mahallemizin böyle bir iftar geleneği düzenlemiş olması çok harika. Yapalı 11 yıl olmuş, daha devam ediyor. Bence çok güzel bir şey. Burada en azından mahalle kültürünü yaşatıyoruz" şeklinde konuştu. "Komşular buluştu, böyle bir ortam bulunmaz" Mahalle sakinlerinden Hasan Sevinç ise iftardaki buluşmanın değerli olduğundan bahsederek, "Böyle bir organizasyon yaptıkları için mahallemiz halkına teşekkür ediyorum. Ramazan demek paylaşmak demektir. Komşuların bir araya gelip buluşması ne güzel. Böyle bir ortam bulunmaz. Bu ortamın devamını diliyorum" diye konuştu. Mahallenin eskilerinden olduğunu söyleyen Gülten Acar ise, ailesinin 102 senedir Esenler’de yaşadığını ifade etti. "Her sene yapılmasını diliyorum" Ramazan’ın kardeşliği ve bağları pekiştirdiğini söyleyen Yakup Gümüştaş ise, "Her yıl düzenlendiği gibi bu yıl da düzenlendi. Mahallemimiz bir araya geldi. Birleşti. Her yıl yapılmasını istiyorum, mahalle sakinleri de bundan gayet mutlu" diye konuştu. Yüsra Aydın isimli çocuk ise ,"Yemekler çok güzeldi, çorba çok güzeldi. Organizasyon da güzeldi. Her sene yapılmasını diliyorum. Yapanların ellerine sağlık, çok teşekkür ederim" dedi.