ASAYİŞ - 03 Kasım 2025 Pazartesi 22:06

Grand Kartal davası sonrası bakanlık personeline tutuklama talebi: "Bizim evlatlarımız gitti, başka canlar gitmesin"

A
A
A
Grand Kartal davası sonrası bakanlık personeline tutuklama talebi: "Bizim evlatlarımız gitti, başka canlar gitmesin"

Bolu’da Grand Kartal Otel yangını davasında verilen ağır hapis cezalarının ardından yangında 8 yakınını kaybeden Avukat Yüksel Gültekin, Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan 9 personelin tutuklanması talebinde bulundu. Gültekin, "Bu şahıslar 1. derece kusurlu. Savcılık bir an önce gözaltı ve tutuklama işlemlerini başlatmalı" dedi.


Bolu’da 78 kişinin yaşamını yitirdiği Grand Kartal Otel yangını faciasıyla ilgili açılan davada geçtiğimiz cuma günü mahkeme heyeti kararını açıkladı. Otelin sahibi Halit Ergül’ün de aralarında bulunduğu 11 sanığa yangında hayatını kaybeden 34 çocuk için 34’er kez müebbet hapis cezası verildi. 11 sanık ayrıca yangında yaşamını yitiren 44 yetişkin için 44’er kez 24 yıl 11’er ay hapis cezasına çarptırıldı. Yangında çocukları, torunları ve gelini olmak üzere 8 yakınını kaybeden Avukat Yüksel Gültekin, haklarında soruşturma izni verilen Kültür ve Turizm Bakanlığı yetkililerinin tutuklanması talebini içeren dilekçesini Bolu Cumhuriyet Başsavcılığına teslim etti.



"Raporda kusur olan şahıslar hakkında da muhtemelen bu cezalar verilecek"


Adliye önünde gazetecilere açıklamalarda bulunan Avukat Yüksel Gültekin, dosya kapsamında savcılık makamı tarafından 1. derece kusurlu görülen Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın 9 personelinin gözaltına alınması için başvuru yaptığını açıkladı. Gültekin, "Gönüllerimize bir nebze su serpen karardan sonra malum olduğu üzere bu soruşturmada savcılığın sonuç bölümünü size okuyacağım. Son bölümünde, kanaat bölümünde kusurla ilgili diyor ki; ‘Otelin işletme belgesini veren ve onaylayan Türkiye Cumhuriyeti Kültürü ve Turizm Bakanlığı’nın yetkililerinin inceleme konusu olayda denetim süreçlerinde yetersiz kaldıklarından 1. derecede etkili oldukları.’ Yani diyor ki ‘1. derece sorumludur’ diyor. Şimdi cuma günü verilen kararda bu olayda 1. derece sorumlu olan şahıslarla ilgili çok ciddi cezalar verildi. ‘Olası kast’ verildi. Şimdi muhtemelen bu ne demektir? Eğer yargılama adil bir şekilde devam ederse bu raporda kusuru olan şahıslar hakkında da muhtemelen bu cezalar verilecek demektir. Hukuk anlamında yorumluyorum" dedi.



"Şüphelilere öncelikle işten el çektirilmeli"


Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan 9 personel hakkında tutuklanma talebinde bulunduklarını söyleyen Gültekin, "Turizm Bakanlığı önce bu kusur raporuna rağmen herhangi bir personeliyle ilgili soruşturma izni vermedi. Daha sonra 3 tanesiyle ilgili verdi. Ama daha sonra Danıştay 1. Dairesi kararında 9 adet Turizm Bakanlığı çalışanıyla ilgili soruşturma izni verdi. Yani dedi ki, ‘Bunlar kusurludurlar. Soruşturma izni veriyorum. Ey bağımsız mahkemeler siz bunları yargılayın’ dedi. Tabii mahkemenin önüne bu arkadaşları getirecek olan da savcılık makamı. Şimdi bizim tepkimiz şu. Bakın kararda adı geçen Neşe Çıldık, Şennur Aldemir Doğan, Bülent Çınar Çavuş, Elçin Şimşek Öncü, Levent Kırcan, Ramazan Alkan, Melda Aras, Şule Aktürk, Alkan ve Barış Başayvaz. Netice itibarıyla şu an Turizm Bakanlığı’nın üst düzeyinde görevli olan bir tek Turizm Bakan Yardımcısı hariç tamamı personelle ilgili soruşturma izni verildi. Tüm personelin ivedilikle savcılık tarafından bizzat ifadelerinin alınarak öncelikle gözaltına alınmalarını ve tutuklanmaya sevk edilmelerini talep ediyoruz. Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı’yla ilgili de birtakım meslektaşlarımız Anayasa Mahkemesi’ne başvurdular. Biz de hazırlıklarımızı sürdürüyoruz. Ayrıca şüphelilerin delil karartma ihtimalini de değerlendirerek, çünkü bu şüphilere öncelikle işten el çektirilmeli. Hala Turizm Bakanlığını yönetmeye devam ediyorlar. Tıpkı diğer kamu görevlilerinin savcılığımız tarafından tutuklanmasının sağlandığı gibi şüpheli kamu görevlilerinin bir an önce tutuklama amacıyla mahkemeye sevk edilmesini ve tutuklanmasını talep ediyoruz" ifadelerini kullahdı.



"Mahkemenin önüne gelecekler ve hak ettikleri cezayı alacaklar"


Bakanlık görevlililerinin en kısa zamanda mahkeme karşısına çıkacaklarını ifade eden Avukat Gültekin, "Sayın savcıya dilekçemi verdim. Sayın savcıya dedim ki, ‘Efendim ne düşünüyorsunuz?’ Bana aynen söylediği şu; ‘Vicdanları rahatlatacak, adaleti tesis edecek soruşturma sürecek ve karar verilecek’ dedi. Benim içimi çok rahatlattı sayın savcının bu beyanı. Hiç şüphem yok, en kısa süre içerisinde bu şahıslarla ilgili göreceğiz ki öncelikle bulundukları yerden kalkacaklar ve netice itibarıyla mahkemenin nasıl cuma günkü sanıklar adil ve bağımsız mahkemenin önüne gelip hak ettikleri cezayı aldıkları gibi, sorumlulukları varsa ki rapor çok açık bir şekilde ‘sorumludur’ diyor. Mahkemenin önüne gelecekler ve hak ettikleri cezayı alacaklar. Bunun takipçisi olacağız. Bakın tekrar söylüyorum. Şimdi önce dilekçe verdik. Bunun takipçisi olacağız. Eğer orada oturmaya devam ederlerse Turizm Bakanlığı’nın kapısına dayanıp önünde beklediğimizi ve ciddi bir eylem başlatacağımızı kamuoyu görecektir. Ama ben buna gerek olmadan sayın savcının sözü beni bugün çok rahatlatmıştır" dedi.



"Bizim evlatlarımız gitti, başka evlatlar gitmesin"


Gültekin, "Tek şey istiyoruz. Bizim evlatlarımız gitti, başka evlatlar gitmesin. Bu toplumsal bir arınmaya vesile olsun. Artık herkes bilsin ki bu ülkede kişiler yaptıkları eylemlerden dolayı, yaptıkları fiillerden dolayı suç işleyen şahısların devlet yakasına yapışacak ve gerekli cezayı alacak. Kimse bu işlerden kurtulamayacak" ifadelerini kullandı.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Uzmanından Ramazan’da ağız ve diş sağlığı önerileri: "Ara yüz temizliği, diş fırçalama çok önemli" - "İftar sonrasında tüketilen rafine şekerler ve yüksek şekerli karbonhidratlar diş sağlığı açısından birazcık tehlikeli" Ramazan Ayı’nda ağız ve diş sağlığına ilişkin tavsiyelerde bulunan Dt. Eda Tınaş, "Uzun süreli açlık ve susuzluk sebebiyle tükürük azaldığı için hastalarda ağız kuruluğu meydana gelmekte. Tükürük azalmasına bağlı olarak diş eti enfeksiyonları, çürük miktarının artması ve inflamasyon görülebilmekte. Ramazan Ayı’nda iftar sonrasında tüketilen rafine şekerler ve yüksek şekerli karbonhidratlar diş sağlığı açısından birazcık tehlikeli. Ara yüz temizliği, diş fırçalama çok çok etkili ve önemlidir" şeklinde konuştu. Ramazan Ayı’nda beslenme düzeninin değişmesi ve uzun açlığın ağız ve diş sağlığını etkileyebildiğini aktaran uzmanlar, tavsiyelerde bulundu. Dr. Cinik Diş Kliniği’nden Dt. Eda Tınaş, ağız kokusuna karşı iftar ve sahur sonrası ağız ve diş bakımlarının ihmal edilmemesi gerektiğini belirtti. "Tükürük azaldığı için hastalarda ağız kuruluğu meydana gelmekte" Vatandaşlara önerilerde bulunan Dt. Eda Tınaş, "Uzun süreli açlık ve susuzluk sebebiyle tükürük azaldığı için hastalarda ağız kuruluğu meydana gelmekte. Kuruluk sebepli ağız içi PH’ı değişmekte ve mekanik temizlik azalmakta. Bu sebeple hastalarımızda dil yüzeyinin temizliği çok çok önemlidir. Hastalarımızın tükürük azalmasına bağlı olarak diş eti enfeksiyonları, çürük miktarının artması ve inflamasyon görülebilmekte. Ağız kokusu aslında multifaktöriyel bir sebeptir. Keton cisimlerinin veya anaerop bakterilerin aktivitesinin artması sebebiyle ağız kuruluğu ve kokusu meydana gelmektedir. Bu noktada dil yüzeyinin temizlenmesi oldukça önemlidir. Ramazan Ayı’nda iftar sonrasında tüketilen rafine şekerler ve yüksek şekerli karbonhidratlar diş sağlığı açısından birazcık tehlikeli. Asitli yiyeceklerin tüketimi sonrasında hastalarımızdan minimum yarım saat sonra dişlerini fırçalamasını istiyoruz. Ağız bakımı iyi olmayan hastalarda periodontitis( diş eti hastalığı) veya gingivitis dediğimiz rahatsızlıklar ortaya çıkabilir. Ağız kuruluğu, tükürüğün azalması sebebiyle hastalarımız yeterli, etkin bir mekanik temizlik de yapamamakta. Bu noktada ara yüz temizliği, diş fırçalama çok çok etkili ve önemlidir" şeklinde konuştu. "Ara yüz temizliği ve diş ipi kullanımı, fırçalamak önemli" Ramazan Ayı’nda ağız ve diş tedavilerin ilişkin konuşan Dt. Tınaş, "Hastalarımızın konforu ve sistemik durumlar sebebiyle tedaviler iftar sonrasına belki ertelenebilir. Tabi ki acil olan durumlar için anında tedavi yapılabilir. Çürük oluşumu aslında zaman, konak direnci ve tükürük yapısı birçok faktöre bağlıdır. Hastalarımız çok fazla şekerli, asitli gıdalar tükettiği zaman tabi ki bu risk artmaktadır. Ara yüz temizliği ve diş ipi kullanımı, diş fırçalamak önemli. Kibarca dil yüzeyinin de temizlenmesi etkili, ortalama diş fırçalama süresi 2 dakika kadar olmalı, çok fazla bastırarak sert fırçalamak da yanlış. Çok fazla yumuşak, etkin temizlemekten uzak durmak da yanlış orta derece diyebileceğimiz şekilde, diş etine zarar vermeden diş etinden dişe doğru fırçalayabilir. 6 ay ya da yılda bir diş hekimi kontrolü mutlaka öneriyoruz. Diş kanması aslında hastanın periodontol olarak bir problemi olduğunu gösterir. Diş eti sağlığı aslında diş sağlığı kadar önemli bir durumdur. Düzenli diş hekimi kontrolü sayesinde bu durum kontrol altına alınabilir. İftardan sonra biraz daha protein ağırlıklı rafine şekerlerden uzak şekilde beslenebilirler" dedi.
Antalya ANTGİAD iftarında "İnsanın Fabrika Ayarları" konuşuldu Antalya Genç İş İnsanları Derneği (ANTGİAD), geleneksel iftar yemeğinde iş dünyasını, akademiyi ve sivil toplumu aynı sofrada buluşturdu. Ramazan ayının manevi atmosferinde gerçekleşen buluşmada insan, toplum ve değerler ekseninde güçlü mesajlar verildi. ANTGİAD tarafından düzenlenen geleneksel iftar yemeği, yoğun katılımla bir otelde gerçekleşti. Programın açılışında konuşan ANTGİAD Başkanı Ercan Yavaş, Ramazan ayının yalnızca bir ibadet dönemi değil, insanın kendisiyle yeniden bağ kurduğu, sakinleştiği ve iç muhasebe yaptığı özel bir zaman dilimi olduğuna vurgu yaptı. Yavaş, "İnsani duygularımız kaybolmuyor; sessizleşiyor, bastırılıyor ve görünmez hale geliyor. Çünkü çağımızda hız var ama derinlik yok, gürültü var ama anlam yok" dedi. "Toplum birbirine karşı etiketler oluşturuyor " Toplumsal kutuplaşmaya dikkat çeken Yavaş, bu tablonun kendiliğinden oluşmadığını vurgulayarak, "Bugün kutuplaşma; tahammülsüzlük ve empati yoksunluğu ile beslenen bir iklimdir. İnsanlar artık fikirleriyle değil, etiketleriyle tanımlanıyor. Toplum birbirini kucaklamak yerine, birbirine karşı zıt kutuplar oluşturuyor" dedi. Kutuplaşmanın kısa vadede bazı aktörlere alan açsa da uzun vadede toplumsal zarar ürettiğini belirten Yavaş, "Kutuplaşma sorunları çözmez, sadece erteler. Ve ertelenen her sorun, büyüyerek geri döner" ifadelerine yer verdi. "Dil bozulursa, düşünce de daralır" Dilin toplum üzerindeki belirleyici etkisine değinen Yavaş, kelimelerin anlam kaybının düşünce dünyasını da daralttığını ifade etti. Yavaş, "Toplumlar önce kelimelerle ayrışır. Eleştiri ‘tehdit’, farklılık ‘tehlike’ olarak görülmeye başlandığında, insanlar düşüncelerinden değil kelimelerden korkar hale gelir. Dili kim yönetiyorsa, zihni de o yönetir" dedi. "Sorun kaynak yetersizliği değil, paylaşım eksikliği" Dünyadaki çatışmaların temel nedenlerine de değinen Yavaş, kaynakların yeterli olmasına rağmen süregelen kavgaların insani eksikliklerden beslendiğini vurgulayarak, "Dünyada hepimize yetecek kadar hava, su ve gıda var. Sorun kaynak yetersizliği değil; insani yetersizliktir. Paylaşma eksik, vicdan eksik, anlam eksik" şeklinde konuştu. "Vicdan yoksa, en güçlü sistemler bile çöker" Vicdan kavramına da vurgu yapan Yavaş, şu değerlendirmeyi yaptı: "Vicdan; insanın içindeki en sessiz ama en güçlü pusuladır. Yasa yokken de doğruyu gösterir, kamera yokken bile yanlışı durdurur." Sevginin ise toplumları ayakta tutan en güçlü bağ olduğuna dikkat çeken Yavaş, Ramazan ayının bu anlamda önemli bir vicdan ve sevgi hatırlatması sunduğunu ifade etti. ATGİAD Başkanı Ercan Yavaş, konuşmasının finalinde "Fabrika ayarlarımıza dönersek iyi insan oluruz" dedi. "İnsan bozulmadı, sadece unuttu" Programa konuk olan Prof. Dr. Sinan Canan, "İnsanın Fabrika Ayarları" başlıklı konuşmasında insan doğasının temel özelliklerine, günümüz yaşam tarzının zihin ve duygu dünyası üzerindeki etkilerine dikkat çekti. Canan, insanın doğuştan getirdiği biyolojik ve psikolojik donanımın günümüz yaşam biçimiyle çoğu zaman çeliştiğini belirterek şu ifadeleri kullandı: "İnsan doğası gereği merhametli, öğrenmeye açık ve anlam arayan bir varlıktır. Ancak içinde yaşadığımız sistem, bizi bu özelliklerden uzaklaştıracak biçimde çalışıyor. Hızlı, tepkisel ve yüzeysel bir hayata alışıyoruz. Sürekli tetikte olan bir beyin, derin düşünemez. Sürekli kıyas yapan bir zihin, şükredemez. Sürekli yarış halinde olan bir insan da merhametini kolayca kaybedebilir." "İnsan, özünde kötü değildir" İnsanın özünde kötü olmadığını, ancak çevresel şartların ve öğrenilmiş davranış kalıplarının bireyi dönüştürdüğünü belirten Canan, şu değerlendirmeyi yaptı: "Her insan dünyaya masum ve potansiyel dolu gelir. Kötülük doğuştan gelmez; öğrenilir." "Fabrika ayarlarına dönmek" ifadesinin bir nostalji çağrısı değil, bilinçli bir farkındalık süreci olduğunu dile getiren Canan, "Fabrika ayarlarına dönmek demek, insanın kendi doğasını yeniden tanıması demektir. Kendi zihninin nasıl çalıştığını bilmek, duygularını fark etmek ve reflekslerini sorgulamak demektir" dedi. ANTGİAD üyelerine özel imzalı kitap Program sonunda Prof. Dr. Sinan Canan, "İnsanın Fabrika Ayarları" adlı kitabını ANTGİAD üyeleri için imzalayarak armağan etti. Bu esnada üyelerle sohbet eden Canan, yoğun ilgi gördü.
Adana Dağlı: "Adana gençliğini Türkiye Yüzyılı’na hazırlıyoruz" AK Parti Adana İl Başkanı Tamer Dağlı, kentteki gençlik ve spor alanındaki yatırımlara değinerek, "4 milyar 260 milyon TL’yi aşkın dev yatırım hamlesi, Adana’mızın yarınlarına duyduğumuz inancın en somut göstergesidir" dedi. AK Parti Adana İl Başkanı Tamer Dağlı, Adana genelinde gençlik ve spor alanında hayata geçirilen yatırımlara ilişkin açıklamalarda bulundu. Adana’nın dört bir yanında tamamlanan, devam eden ve ihale aşamasında bulunan toplam 14 projenin şehrin gençlik ve spor altyapısını güçlendirdiğini belirten Dağlı, projelerin toplam yatırım bedelinin 4 milyar 260 milyon TL’yi aşkın olduğunu vurguladı. Tamamlanan projeler arasında Adana Olimpik Kapalı Yüzme Havuzu ikmal yapımı, Sarıçam Salonlu Gençlik Merkezi ve Pozantı Yarı Olimpik Yüzme Havuzu gibi önemli tesislerin yer aldığını ifade eden Dağlı, bu yatırımlar sayesinde gençlerin modern ve donanımlı alanlara kavuştuğunu söyledi. Devam eden projeler kapsamında Sarıçam’da öğrenci yurtları, ilçelerde sentetik saha dönüşümleri ve yeni spor alanlarının yapımı sürerken; ihale aşamasındaki gençlik merkezleri ve spor salonlarıyla birlikte Adana’nın spor altyapısının daha da güçleneceğini belirtti. Başkan Dağlı açıklamasında şu ifadelere yer verdi: "Gençliğe yapılan yatırım, Türkiye’nin geleceğine yapılan yatırımdır. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde Türkiye Yüzyılı’nı inşa ederken, güçlü şehirler ve donanımlı bir gençlik hedefiyle çalışıyoruz. Adana gençliğini Türkiye Yüzyılı’na hazırlıyoruz. 4 milyar 260 milyon TL’yi aşkın dev yatırım hamlesi, Adana’mızın yarınlarına duyduğumuz inancın en somut göstergesidir." Dağlı, yatırımların planlı ve disiplinli bir kamu yönetimi anlayışıyla yürütüldüğünü, kamu kaynaklarının etkin ve verimli kullanıldığını belirtti.