GÜNDEM - 20 Temmuz 2024 Cumartesi 12:57

Kıbrıs Gazisi Emekli Piyade Kıdemli Binbaşı Yamaner: “Kıbrıs’ı belirtilen zamandan daha evvel ele geçirdik”

A
A
A
Kıbrıs Gazisi Emekli Piyade Kıdemli Binbaşı Yamaner: “Kıbrıs’ı belirtilen zamandan daha evvel ele geçirdik”

Kıbrıs Türklerini özgürlüğe kavuşturan 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı’nın 50. yılında Emekli Piyade Kıdemli Binbaşı, Kıbrıs Gazisi Ahmet Şerafettin Yamaner, “Türk alayının icabında yok olabileceğini belirtmemizin üzerine Türkiye’de bu hazırlıklar başladı. Kıbrıs’ı belirtilen zamandan daha evvel ele geçirdik” dedi.


Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) tarafından yürütülen Kıbrıs Barış Harekatı’nın üzerinden 50 yıl geçti. Kıbrıs Barış Harekâtı’nın 50. yılında Emekli Piyade Kıdemli Binbaşı, Kıbrıs Gazisi Ahmet Şerafettin Yamaner, Kıbrıs Barış Harekatı’nı Yunanlıların başlattığını ifade etti. O yıllarda Kıbrıs Türk Kuvvetleri Alayı’nda görev yapan Yamaner, Yunan askerlerinin bölgede hareketlenmesi üzerine Türkiye’ye durumu bildirdiklerini ve Türkiye’de hazırlıkların başladığını anlattı. İHA’ya konuşan Kıbrıs Gazisi Yamaner, “Türk Alayının icabında yok olabileceğini belirtmemizin üzerine Türkiye’de bu hazırlıklar başladı” dedi.


“Kıbrıs Barış Harekatı’na katılmak durumunda kaldık”


Kıbrıs Barış Harekatı’nın başladığında Kıbrıs’ta görevli olduğunu ifade eden Emekli Piyade Kıdemli Binbaşı, Kıbrıs Gazisi Ahmet Şerafettin Yamaner, “1969 Kara Harp okulu mezunuyum. 1973 yılında Kıbrıs Türk kuvvetleri alayına tayinim çıktı. Kıbrıs Türk kuvvetleri alayı, Zürih ve Londra anlaşmaları 1960 yılında Birleşmiş Milletler kararıyla kurulan bir alay. Biz orada 25 subay, 625 askerimiz vardı. 1973 yılında gittik. 1974 yılı 20 Temmuz’unda da Kıbrıs Barış Harekatı’na katılmak durumunda kaldık” dedi.


“Türk Alayının icabında yok olabileceğini belirtmemizin üzerine Türkiye’de bu hazırlıklar başladı”


Yunanlıların savaşı başlatmak için harekete geçtiğinin altını çizen Kıbrıs Gazisi Ahmet Şerafettin Yamaner, “Kıbrıs Barış Harekatı’nın biz başlatmadık Yunanlıların Megali İdea dedikleri maddelerin içerisinde bir tanesinde Enosis var. Enosis demek Kıbrıs’ı Yunanistan’a bağlanması demektir. Tanksavar takım komutanıydım, en ağır silahlar ben de 4 tane 57 milimetrelik geri tepmesiz topumuz vardı. Bunun dışında ağır silahımız yoktu. Karşımızda da 900 mevcutlu bir Yunan alayı vardı. Bizim alayın karşısında. Her türlü tankı, topuğu, ağır silahları mevcuttu. O Megali İdea’nın bir maddesi Enosis’te, Yunanlılar Enosis’i bir an evvel yerine getirmek istediler. Orada bunlar Rum milli muhafız birliklerinin başında bulunan Yunan subaylar bir an evvel getirelim, Makarios ise ‘ben ekonomik baskıyla ekonomik zorluklarla yavaş yavaş Enosis’i yerine getireceğim’ düşüncesindeydi. Yunanlıların 15 Temmuz’da karşımızda Lefkoşa’nın havaalanına Yunan uçaklarının gelmeleriyle silahlarının taşınmaları bizim dikkatimizi çekti ve Türkiye ile irtibatımızda bunu belirttik. Geciktiğimiz takdirde 650 mevcutlu Türk Alayının icabında yok olabileceğini belirtmemizin üzerine Türkiye’de bu hazırlıklar başladı. Ve 20 Temmuz sabahı bu harekât kara, deniz havadan olmak üzere müşterek harekat dediğimiz harekatla başlatmış olduk” diye konuştu.


“Bizim bir nevi ileri karakolumuzdur”


Kıbrıs’ın Türkiye’nin ileri karakolu olduğunu dile getiren Yamaner, “Stratejik ve jeopolitik önemi çok fazladır. Bin 100 kilometre mesafede Yunan mesafesi, bizim kıyılarımızdan 70 kilometre mesafededir. Bizim Topraklarımızdan koptuğu görülmüştür. Coğrafyada belirtilmiştir. Bizim bir nevi ileri karakolumuzdur. Şu anda Ege’de durum malumdur anlatmaya gerek yok. Burası da elden çıktığı takdirde Türk deniz kuvvetleri, Türk Silahlı Kuvvetleri tamamen kuşatılmış. Türkiye kuşatılmış durumda olacaktır. Nefes alamayacak durumda. Hatta 1974 yılında Cumhurbaşkanı olan Fahri Koru Türk emekli Deniz Kuvvetleri Komutanımız, ‘burası elden çıktığı takdirde Türk Türkiye’nin bütün ihmal yolları kapanmıştır’ hassasiyetini belirtmiştir” ifadelerini kullandı.


“Bu mutlu gün hepimize kutlu olsun diyorum”


2 gün içerisinde belirtilen hedefleri Türk askerlerinin vurduğunu ifade eden Yamaner, “Kıbrıs’ı belirtilen zamandan daha evvel ele geçirdik biz. Makarios şöyle demişti, ‘Kuzeyden güneye beş parmaklardan kuş bile geçemez’ demişti. ‘Kuzeyden güneye altı ayda geçsinler ben sakalımı keserim’ diyen Makarios Bu kahraman gazilerimiz can veren şehitlerimiz 2 gün içerisinde belirtilen hedefleri ele geçirdiler. İkinci harekatta da harekatın devam ederek başarıyı elde ettiler. Şehitlik en büyük makam. Gazilikçe ikinci büyük makam olarak ben kabul ediyorum. Yalnız gazileri şehitlerden ayırmamak, şehitleri yalnız kendi başına kullanmamak gerektiğinde özellikle söylüyorum. Şehit ve gazi kelimesi ikisi beraber kullanılsın. Allah şehitlerimize rahmet, kalan gazilerimize de uzun ömürler versin. Bu mutlu gün hepimize kutlu olsun diyorum” dedi.


Ayrıca Emekli Piyade Kıdemli Binbaşı, Kıbrıs Gazisi Ahmet Şerafettin Yamaner, ‘1974 öncesi ve sonrası’ adlı kitabı yazarak Kıbrıs’ın önemine kitabında değindi.


İlk ve ortaokulu Bolu’da bitirdikten sonra Kuleli Askeri Lisesi’ne girdi. Askeri Lise bitiminden sonra 1969 yılında Kara Harp Okulu’ndan mezun oldu. Yurdun çeşitli bölgelerinde Türk Silahlı Kuvvetlerinde vatan savunması için başarılı görevler yaptı. 1973 yılı Şubat Ayında Kıbrıs Türk Kuvvetleri Alay Komutanlığı (Kıbrıs Değiştirme Birliği) Ağır Silah Bölüğü Tanksavar Takım Komutanı olarak Kıbrıs’a atandı. Birinci Kıbrıs Harekâtında Tanksavar Komutanı olarak bütün Alay Cephesinde Muharebeye katıldı. 2’nci Kıbrıs Barış Harekatında Takım Komutanı olarak ikinci harekata katıldı. Yunan Alayına giren Subaylardan biri oldu. 1960 yılında Birleşmiş Milletler kararı ile Kıbrıs’ta bir Yunan Alayı ile Rum Milli Muhafız Birliği ve Türk tarafında da Kıbrıs Türk Kuvvetleri Alayı ve Kıbrıs Türk Mücahit Teşkilatından bir ve ikinci Kıbrıs Harekâtına katılması dolayısıyla Şerit, Rozet ve Beratı aldı. Kıbrıs Şehit ve Gaziler Derneği Genel Başkanı Ersan Ertan, Türkiye Emekli Subaylar Derneği Genel Başkam Emekli Tüm General Melih Tunca’nın da bulunduğu törende şahsına madalya verildi. Genel Kurmay Başkanlığı uhdesinde olan istihbarat okulundaki görevi esnasında 1974 Kıbrıs Barış Harekâtından kalan rahatsızlığının nüksetmesi nedeni ile 1989 yılında kendisi ve ailesinin isteğiyle malulen emekli olmaya karar verdi.



Kıbrıs Gazisi Emekli Piyade Kıdemli Binbaşı Yamaner: “Kıbrıs’ı belirtilen zamandan daha evvel ele geçirdik”

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Samsun Türkiye’de her 3 erişkinden 1’i hipertansiyon hastası Samsun’da düzenlenen "5. Karadeniz Aile Hekimliği Kongresi"nde konuşan Prof. Dr. Erdinç Yavuz, sessiz ilerleyen hipertansiyonun kalp krizi, felç ve böbrek yetmezliği riskini artırdığına dikkat çekti. Türkiye’de her 3 erişkinden 1’inin hipertansiyon hastası olduğunu belirten Yavuz, hastaların büyük bölümünün ise hastalığının farkında olmadığını ifade ederek düzenli tansiyon ölçümünün hayati önem taşıdığını söyledi. Türkiye’nin 24 farklı şehrinden yaklaşık 300 hekim ve akademisyen, "5. Karadeniz Aile Hekimliği Kongresi" kapsamında Samsun’da bir araya geldi. Samsun Büyükşehir Belediyesi Çok Amaçlı Salon’da düzenlenen kongrede hipertansiyon, yapay zekânın aile hekimliğindeki yeri, birinci basamak sağlık hizmetlerinin geleceği ve güncel sağlık sorunları ele alındı. Samsun Üniversitesi Tıp Fakültesi ile Türkiye Aile Hekimleri Uzmanlık Derneği (TAHUD) organizasyonunda gerçekleştirilen kongrede Samsun Üniversitesi Aile Hekimliği Anabilim Dalı Başkanı ve 5. Karadeniz Aile Hekimliği Kongresi Başkanı Prof. Dr. Erdinç Yavuz, 17 Mayıs Dünya Hipertansiyon Günü kapsamında önemli değerlendirmelerde bulundu. Yavuz, hipertansiyon konusunda toplumdaki farkındalığın yetersiz olduğuna dikkat çekti. "Düzenli ölçüm yapmak gerekiyor" Hipertansiyonun bazen belirti vermeden ilerleyebildiğini ifade eden Yavuz, "Vatandaşlarımız tansiyon hastası olduğunun farkında olmayabiliyor. Yapılan araştırmalar, tansiyon hastalarının yalnızca yarısına yakınının hastalığını bildiğini gösteriyor. Farkında olup ilaç kullananların da sadece yarısına yakınının tansiyonu kontrol altında bulunuyor. Oysa tansiyon kontrol altında olmadığında kalp krizi, felç, böbrek yetmezliği ve kalp hastalıklarına yakalanma riski artıyor. Vatandaşların düzenli olarak tansiyon ölçümü yaptırması gerekiyor. Özellikle kayıtlı oldukları aile sağlığı merkezlerinde düzenli kontrollerini yaptırmaları büyük önem taşıyor. Evinde tansiyon aleti bulunan vatandaşlarımızın da düzenli ölçüm yapmaları, yükseklik tespit etmeleri halinde aile hekimlerine başvurmaları gerekiyor" diye konuştu. Türkiye’de tuz tüketiminin halen çok yüksek seviyelerde olduğunu dile getiren Yavuz, "Ekmekte bile yüksek oranda tuz bulunuyor. Peynirimiz, zeytinimiz tuzlu. Bu nedenle tansiyonu kontrol altına almak zorlaşıyor. Tuz tüketiminin azaltılması, yürüyüş yapılması, egzersiz ve sağlıklı beslenme büyük önem taşıyor" ifadelerini kullandı. "3’te 1’i tansiyon hastası" Türkiye’de erişkinlerin yaklaşık üçte birinin hipertansiyon hastası olduğunu kaydeden Yavuz, hipertansiyonun artık yalnızca ileri yaş grubunda değil, obezitenin yaygınlaşmasıyla birlikte 30’lu yaşlarda da görülmeye başladığının altını çizdi. Sağlık Bakanlığının önerisinin 18 yaş üzerindeki her bireyin yılda en az bir kez tansiyon ölçtürmesi yönünde olduğunu vurgulayan Yavuz, hipertansiyonun uzun soluklu bir süreç olduğuna dikkat çekerek, "Hipertansiyon uzun bir maratondur ve ömür boyu sürecek bir tedavi gerektirir. İzlem, en az tanı koymak kadar önemlidir" şeklinde konuştu. "Kongrenin ana teması yapay zekâ çağında aile hekimliği" Kongrenin bilimsel içeriğine ilişkin de bilgi veren Prof. Dr. Erdinç Yavuz, Karadeniz Bölgesi’nde aile hekimliği alanında akademik üretkenliği ve saha deneyimini bir araya getirmeyi hedeflediklerini belirtti. Kongrenin; akademisyenler, uzmanlık öğrencileri ve sahada aktif görev yapan aile hekimleri arasında bilimsel bilgi paylaşımını, deneyim aktarımını ve mesleki dayanışmayı güçlendiren önemli bir platform haline geldiğini ifade eden Yavuz, her yıl artan katılımcı sayısının daha nitelikli bilimsel programlar hazırlama konusunda kendilerine motivasyon sağladığını söyledi. Bu yıl kongrenin ana temasını "Yapay Zekâ Çağında Aile Hekimliği" olarak belirlediklerini aktaran Yavuz, dijital dönüşümün sağlık hizmetlerine etkileri ile yapay zekâ uygulamalarının birinci basamak sağlık hizmetlerindeki yerini bilimsel açıdan değerlendirdiklerini belirterek, "Amacımız katılımcılarımıza klinik uygulamalarına doğrudan katkı sağlayacak güncel ve uygulanabilir bilgiler sunmaktır" ifadelerini kullandı. Kongrede alanında uzman 30 farklı hekim sunum yaptı. Kongre 18 Mayıs günü son bulacak.
İzmir Aliağa’da ’Otizmli Çocuklar Gelişim ve Dayanışma Derneği’ açıldı Aliağa’da faaliyetlerine başlayan Otizmli Çocuklar Gelişim ve Dayanışma Derneği’nin açılış ve tanışma konferansı, Aliağa Belediyesi Meclis Salonu’nda gerçekleştirildi. Konferansa Aliağa Belediye Başkanı Serkan Acar, Aliağa İlçe Milli Eğitim Müdürü Dr. Erdoğan Akyüz, Otizmli Çocuklar Gelişim ve Dayanışma Derneği Kurucu Başkanı Sonay Vural ve yönetim kurulu üyeleri, özel eğitim öğretmenleri ile aileler katıldı. Programda otizmli bireylerin eğitim, spor ve sosyal yaşamda daha görünür olması gerektiği vurgulanırken, toplumsal dayanışmanın önemine dikkat çekildi. Başkan Acar: "O çocuklar benim de çocuklarım" Aliağa Belediye Başkanı Serkan Acar, Aliağa’nın özel eğitim alanında önemli imkanlara sahip olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı: "Aliağa olarak çok nitelikli rehabilitasyon merkezlerine ve alanında başarılı eğitimcilere sahibiz. Belediyemizin Atla Terapi ve Rehabilitasyon Merkezi’nde de eğitimci arkadaşlarımız çocuklarımızın gelişimine çok önemli katkılar sunuyor. Ne mutlu ki bugün Kaanlarımız, Erenlerimiz, Doruklarımız, Tolgalarımız ve Keremlerimiz var; inanıyorum ki başarı hikâyelerimiz her geçen gün daha da artacak. Siz değerli ailelerimiz çocuklarınız için her şeyinizi ortaya koyuyorsunuz ama şunu bilmenizi isterim ki o çocuklar benim de çocuklarım. Biz büyük bir aileyiz ve her zaman birlikteyiz. Çocuklarımız için en iyisini yapacak, onları en güzel yerlere hep birlikte taşıyacağız. Bugün artık yeni bir paydaşımız daha var. Derneğimiz, belediyemiz, ailelerimiz ve eğitimcilerimizle çocuklarımız için omuz omuza çalışacağız. Otizmli Çocuklar Gelişim ve Dayanışma Derneği’nin Aliağa’mıza hayırlı ve uğurlu olmasını diliyorum." Sonay Vural: "Çocuklarımız her yerde dimdik ayakta duracak" Otizmli Çocuklar Gelişim ve Dayanışma Derneği Yönetim Kurulu Başkanı ve Aliağa Belediyesi Özel Eğitim Sporcusu Kaan Vural’ın annesi Sonay Vural, yaşadıkları zorlu süreci anlatarak şunları söyledi: "Çok emek verdik, çok mücadele ettik. Pek çok yere gittik, birçok kapı yüzümüze kapandı ama o kapıları açan güzel yürekli insanlar da vardı. Çocuklarımız istenseler de istenmeseler de hayatın içinde olacak ve her yerde dimdik duracaklar. Hocalarımız bize her zaman destek oldu, Başkanımız Serkan Acar ise önümüze çıkan pek çok engeli aşmamızda yanımızda durdu. Çocuklarımız çok güzel gelişimler gösterdi. Kaan, milli sporcu olma yolunda ilerliyor. Bu yıl Aliağa Belediyemizin desteğiyle yüzmede Ege Birinciliği elde ettik. Çocuklarımızı hayatın içine katalım, sosyal yaşamın her alanında var olmalarını sağlayalım." Mazlum Yılmaz: "Küçük bir adım büyük başarılara dönüştü" Aliağa Belediyesi Özel Eğitim Öğretmeni Mazlum Yılmaz, öğrencisi Aliağa Belediyesi Özel Eğitim Sporcusu Eren Yüzbaşıoğlu’nun spor alanındaki başarılarına dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı: "Bizim umut ışığı olarak gördüğümüz bu çalışmaya katkı sunan herkese şimdiden teşekkür ediyorum. Eren ile birlikte Konya’daki Masa Tenisi Müsabakaları’ndan geldik. Eren, okul sporlarında Türkiye üçüncüsü olmayı başardı. Kursumuzda temel eğitim süreciyle başladık. Daha sonra çocuklarımızı nasıl daha ileri taşıyabileceğimizi düşündük ve masa tenisine yöneldik. O gün atılan küçük bir adım bugün Aliağa Belediyemizin takımında önemli başarılara dönüştü. Destek veren herkese teşekkür ediyorum." "Çocuklarımızın hayata karışmaya ihtiyacı var" Özel Eğitim Öğretmenleri ve Artı Çocuk Gelişim Merkezi Kurucuları Şeyma Çelikkaya ve Abdurrahman Altunkaynak ise konuşmalarında toplumsal dayanışmanın önemine vurgu yaparak şunları söylediler: "Bu derneğin en önemli amacı hiçbir ailenin kendisini yalnız hissetmemesidir. Biz, hiçbir çocuğun yalnızca farklı gelişim gösterdiği için eğitim hakkından mahrum kalmasını, ailelerin çaresizlik içinde kaybolmasını istemedik. Çocuklarımızın yalnızca terapi odalarıyla sınırlı bir yaşam sürmesini değil, hayatın içinde aktif bireyler olarak yer almasını istiyoruz. Çünkü bizim çocuklarımızın yalnızca eğitim almaya değil, topluma karışmaya ve sosyal yaşamın içinde var olmaya ihtiyacı var. Bugün burada bulunan kıymetli yöneticilerimizin desteği bizim için son derece değerli. Çünkü bu mücadele yalnızca ailelerin omzuna bırakılabilecek bir mücadele değil; eğitimin, yerel yönetimlerin, uzmanların, öğretmenlerin ve toplumun hep birlikte sahip çıkması gereken ortak bir sorumluluktur."
Kayseri TOMTAŞ’ta tarih yeniden kanatlanıyor: Hedef 6 Ekim 2026 Türkiye’nin ilk uçak fabrikası olan TOMTAŞ’ın 100 yıl sonra yeniden üretime dönmesiyle birlikte, Türk havacılık tarihinin en önemli sembollerinden biri yeniden ayağa kalkıyor. TOMTAŞ Havacılık ve Teknoloji A.Ş. Yönetim Kurulu Üyesi Ferhat Çakır, milli imkânlarla geliştirilen jet eğitim ve hafif taarruz uçağı HÜRJET’in montajının Kayseri’de gerçekleştirilmesi için çalışmaların sürdüğünü söyleyerek; "6 Ekim 1926’da TOMTAŞ tesislerinden havalanan ilk uçaktan tam 100 yıl sonra, 6 Ekim 2026’da HÜRJET’i yeniden Kayseri semalarıyla buluşturmayı hedefliyoruz" dedi. Erciyes Havacılık ve Spor Kulübü tarafından bu yıl ikincisi düzenlenen Havacılık Festivalinde havacılık sevdalıları bir araya geldi. Millet Bahçesi içerisinde başlayan festival vatandaşlardan büyük ilgi görürken, festivale katılanlar kurulan stantlarda havacılığa dair merak ettiklerini öğrenme imkanı buldu. Festival hakkında bilgiler veren Erciyes Havacılık ve Spor Kulübü Başkanı Hacı Ceylan; "Yaklaşık 2 yıldır Kayseri’de havacılık faaliyetleri sürdürüyoruz. Paramotor, yamaç paraşütü gibi değişik hava araçları, insansız dronlar, İHA’lar üreterek çocukların kişisel gelişimine fayda sağlıyoruz. Kulüp olarak bu yıl ikincisini düzenlediğimiz Geleneksel Havacılık Festivali’miz var. Bütün havacılık sevdalılarını, dronları, uçakları, asker, polis, jandarma, atlı birliklerinin hepsini tek çatı altında topladık. İnşallah her sene daha da büyüyerek bu festivalleri yapıp, insanlara biraz daha katkı sağlamayı düşünüyoruz" dedi. TOMTAŞ Havacılık ve Teknoloji A.Ş. Yönetim Kurulu Üyesi Ferhat Çakır, TOMTAŞ’ın yalnızca bir fabrika değil, Türk havacılık iradesinin tarihî bir sembolü olduğunu ifade ederek; "TOMTAŞ Havacılık; 1925-1926 yıllarında Kayseri’de kurulan Türkiye’nin ilk uçak fabrikası. Biz de 2023 yılından itibaren devlet, millet el ele vererek bu isimle fabrikayı yeniden ayağa kaldırdık. 4. fabrikamızın inşaatı devam ediyor, 5.’si için temel atma törenini düzenlemek üzereyiz. 6 Ekim 1926’da Kayseri’den ilk uçağımız TOMTAŞ tesislerinden havaya kalktı. Biz de 6 Ekim 2026’da milli imkanlarla geliştirilen jet uçağımız Hürjet’i Kayseri’de montajını yapmayı planlıyoruz. Bunun için arkadaşlarımız çalışmalarını sürdürüyor" diye konuştu. "Türkiye’nin ilk uçak fabrikasında başlayan hikâye, 100 yıl sonra HÜRJET’le yeniden göğe yükseliyor." Türkiye’nin ilk uçak fabrikasının Kayseri’de kurulduğunu ve 2023 yılında aynı isimle yeniden faaliyetlerine başladığını aktaran Çakır; "Erciyes Havacılık Kulübü’nün düzenlemiş olduğu 2. Geleneksel Havacılık Festivali’miz var. Biz de buraya katılmaktan onur duyuyoruz. Arazinin içerisi zaten uçakların üretilmiş olduğu arazi olduğu için bizim için de ayrıca mutluluk vesilesi. 6 Ekim bizim için milat tarihi, 6 Ekim’de inşallah Hürjet’in Kayseri semalarında havalanıyor olması, hele ki bu ürünümüzün İspanya, Azerbaycan, Endonezya gibi dost ve müttefik ülkelere satılabiliyor olması Türkiye için ayrı bir iftihar vesilesi. Biz de TOMTAŞ olarak bu faaliyetlere hem detay parça imalatı, hem montaj faaliyetleri, hem de yer yer tasarım faaliyetleri düzenleyerek katkıda bulunuyor olmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Tabi ki TUSAŞ’ın milli ve yerli ürünü ama artık Kayserileşti diyebiliriz. 100 yıl önce yarım kalan TOMTAŞ’ın hikayesi yeniden ’yiğit düştüğü yerden kalkar’ şiarıyla Kayseri’den bir başarı hikayesine dönsün istiyoruz. Bu zamana kadar TOMTAŞ ismi sadece nostalji olarak kaldı ama artık nostalji değil yiğidin düştüğü yerden kalkarak umutla baktığı, yeniden bu ülkenin ufkunun, geleceğinin yüksek teknolojiyle havacılıkla şekillendiği alanın ilk nişanesi olmasını temenni ediyoruz. Devletimiz de gerek bize gerek Kayseri ve civarda kurulacak bütün yüksek teknoloji havacılık şirketlerini yüksek teşviklerle bu işe teşvik ediyor" ifadelerini kullandı. TOMTAŞ Havacılık ve Teknoloji A.Ş. Üretim Mühendisi Alperen Özsoy ise TOMTAŞ olarak milli teknoloji hamlesine katkı sağladıklarını belirterek; "Sergi alanında görmüş olduğumuz milli teknoloji hamlesine katkı sağlayan uçaklarımızın yapısal parçalarını görüyoruz. Hürkuş’un, Hürjet’in, Gökbey’in insansız hava araçlarımız KAAN’ın, ANKA’nın yapısal parçaları var. Biz bu parçaların halihazırda TOMTAŞ Havacılık’ta üretimini gerçekleştiriyoruz. Mikron düzeyinde ölçümlerimizi yine kendi bünyemizde yapıyoruz. Kritik parçalarımız var bunların arasında. Yerli ve milli uçaklarımızın, insansız hava araçlarımızın Kayseri’de çok önemli miktarda üretimini gerçekleştiriyoruz. Kayseri’de TOMTAŞ bünyesinde bunu yapıyor olmak bizler için de çok gurur verici" dedi. Proses ve Konfigurasyon Uzmanı Endüstriyel Tasarım Muhendisi Ezgi Kılıçaslan da; "Bizim yaptığımız şey; parçaların üretime ve kaliteye anlaşılır şekilde teknik resimlerini hazırlıyoruz. Burada görmüş olduğunuz Hürkuş, Gökbey, Hürjet gibi parçaların birçok teknik resimlerini biz çıkartıyoruz" şeklinde konuştu.
Manisa Manisa’ya 376 araçlık dev filo Manisa Büyükşehir Belediyesi, Manisalılara daha hızlı, güçlü ve etkin hizmet sunabilmek amacıyla araç filosuna 2 milyar 348 milyon 602 bin 74 liralık yatırımla 376 yeni araç ve iş makinesi kazandırdı. Kredi kullanılmadan ve borçlanılmadan tamamen belediyenin öz kaynaklarıyla gerçekleştirilen dev yatırım, kent tarihinin en kapsamlı araç alımlarından biri olarak dikkat çekti. Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu’nun 2026 yılını "yatırım yılı" ilan etmesinin ardından çalışmalarına hız veren Manisa Büyükşehir Belediyesi, araç filosunu güçlendirmeye devam ediyor. Bu kapsamda belediye bünyesine kazandırılan 376 yeni araç için Cumhuriyet Meydanı’nda tanıtım töreni düzenlendi. Törende yaklaşık 40 araçlık temsili sergi oluşturulurken, yatırımın büyüklüğü ve sahaya yansıyacak hizmet kapasitesi gözler önüne serildi. Belediyenin sahadaki gücü arttı Törene Manisa Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Burak Deste, Genel Sekreter Yardımcısı Ata Temiz ve daire başkanları katıldı. Damperli kamyonlardan itfaiye araçlarına, otobüslerden iş makinelerine, sathi kaplama araçlarından engelli nakil araçlarına kadar geniş bir yelpazede hizmet verecek yeni araçların, belediyenin sahadaki gücünü önemli ölçüde artıracağı belirtildi. Tanıtım töreninde araçları inceleyen Manisa Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Burak Deste, Makine İkmal Bakım ve Onarım Dairesi Başkanı Turgay Çetin’den bilgi aldı. Yeni araçların temizlik, ulaşım, altyapı, yol yapım, itfaiye ve sosyal hizmetler başta olmak üzere birçok alanda aktif olarak kullanılacağını belirten Deste, yatırımın yalnızca araç alımı değil, aynı zamanda güçlü bir hizmet hamlesi olduğunu ifade etti. Manisa’nın 17 ilçesinde vatandaşlara sunulan hizmetlerin hız ve kalitesinin artacağını vurgulayan Deste, "2 milyar 348 milyon 602 bin 74 liralık bu büyük yatırım, kredi kullanılmadan ve borçlanılmadan tamamen Büyükşehir Belediyemizin öz kaynaklarıyla gerçekleştirildi" dedi. Tanıtım töreninin ardından yeni araçlar Manisa sokak ve caddelerinde şehir turu atarken vatandaşlar da yeni araçları dikkatlice inceledi.