ASAYİŞ - 12 Temmuz 2025 Cumartesi 16:50

"Oğlum olmadan kurtarıp gönderdiğiniz arabaya hepinizi koyup yakmak geliyor içimden"

A
A
A

Grand Kartal Otel yangınının ilk anında kurtulan ve sonrasında mahsur kalanları kurtarmak için tekrar içeriye girince yaşamını yitiren gencin acılı annesi, "Oğlum olmadan kurtarıp gönderdiğiniz arabaya hepinizi koyup yakmak geliyor içimden" dedi.

Bolu Grand Kartal Otel’de 78 kişinin hayatını kaybettiği, 133 kişinin yaralandığı yangın faciasının ilk duruşması devam ediyor. 19’u tutuklu 32 sanığın yargılandığı davanın 5’inci gününde sanık savunmaları tamamlandı. Yangın faciasının 6. gününde sanık savunmalarının ardından müşteki beyanlarına devam edildi. Grand Kartal Otel yangınının ilk anında kurtulan tıp fakültesi son sınıf öğrencisi intörn doktor Yiğit Gençbay (25) ile arkadaşı makine mühendisi Alp Mercan’ın (25) mahsur kalanları kurtarmak için tekrar içeriye girince yaşamını yitirdi. Acılı aileler mahkeme salonunda müşteki sıfatıyla beyanda bulundu.

"Ben oğlumu göremedim otele gönderdiğim şekliyle hatırlıyorum"

Oğlunu otele gönderdiği haliyle hatırladığını söyleyen Yiğit’in annesi Serpil Gençbay, "78 kişinin öldüğü ailelerin yok olduğu duruşma böyle olmamalı. Oğlum 2000 doğumlu çok kısa bir süre önce mezun oldu. Biz hangi otel olduğunu bile bilmiyorduk televizyonlar 3 kişi 5 kişi yazıyor. Otele kimse rahat çıkamıyor bir sürü kişiyi siyah poşetlere koymuşlar. Sorduğumuzda çocukların çıktığını söylüyorlar. Kime sorsak bilgi alamıyoruz. Kişisel çabalarımızla çocuklarımızı aradık. Biz saatlerce çocuklarımız öldü mü? Kaldı mı? düşüncesiyle yaşadık. Ben oğlumu göremedim otele gönderdiğim şekliyle hatırlıyorum. Aylarca telefonlarımıza bakamadık" şeklinde konuştu.

"Herkes birbirini suçluyor"

Mahkemede savunma verenlerin birbirlerini suçladığını dile getiren Serpil Gençbay, "Ben yavrularımızın bize güç verdiğini düşünüyorum, onlarda bizimle beraber bu duruşmada. Biz sadece çocuklarımızın kanı yerde kalmasın diye mücadele ediyoruz. Biz bu sanıkların anneleri çocukları aileleri ölmesin diye mücadele ediyoruz. Biz bu sanıklar için bile mücadele ediyoruz. Alp ve yiğit kimseyi tanımamalarına rağmen o çığlıklara kayıtsız kalmayarak tekrar otele girmişler biz 10. Katta bulduk. Bu çocuklar bize ve topluma ders vermek istedi. Bize anne, baba biz öldük ama geri kalanı sizde bu toplum böyle olmasın demek istediler. Kim suçlu kim suçsuz bilmem ama hiç kimse her şeyi açık konuşmuyor. Herkes birbirini suçluyor. Burada bunu yapanlar yangında neler yapmıştır. Benim oğlumun ölme sebebi doğru düzgün yetiştirilmesidir ben burada kendimi suçluyorum. Çocuklarımı doğru ve düzgün yetiştirdiğim için. Ben burada neyin yargılanmasının yapıldığının farkında değilim. Bir insanda merhamet olur" dedi.

"Doktorların yüzüne bakın ve aklına Yiğit gelsin"

Sanıklardan kendisinin yüzüne bakmasını isteyen acılı anne, "Yarın öbür gün hastaneye gittiğinizde doktorların yüzüne bakın ve aklına yiğit gelsin. Herkesten şikayetçiyim ve en ağır cezayı almalarını istiyorum" ifadelerini kullandı.

"Bir babanın oğlunu mezara koyarken yüzünü bile görememesi nasıl bir duygudur"

İçeride kalanları kurtarmak üzere alevlerin arasına giren ve hayatını kaybeden Alp Mercan’ın babası Eray Mercan, "Benim oğlum ne otelde çalışan ne yönetim kurulunda ne itfaiye eri ne de otelin sahibi ama oğlum insanları kurtarmak için otele girdi. Oğlumu DNA testiyle tespit ettirdik. Bir babanın oğlunun naaşını alması, mezara koyarken yüzünü bile görememesi nasıl bir duygudur. Şikayetçiyim davaya katılmak istiyorum" dedi.

"Oğlum olmadan kurtarıp gönderdiğiniz arabaya hepinizi koyup yakmak geliyor içimden"

Alp Mercan’ın acılı annesi Ceyda Mercan, "Ceset torbalarından oğlumu bulmaya çalıştım. Bulurum diye dua ettim ama bulamadım. Oğlumu teşhis için DNA’mı verdim. Mezar başında oğlumu öpmeden son yolculuğuna uğurlayan anneyim ben. Oğlum teşhis edilecek durumda değildi. Eşim oğlunun sünnetine bile dayanamazken öpmeye doyamadığı oğlumu kendi elleriyle mezara koydu. 78 kişiyi siz öldürdünüz, katilsiniz. Siz otoparktan arabaları çekerken Yiğit ve Alp üst katlarda insanları kurtarmaya çalıştı. Başka canlar ölmesin diye bu ihmalin hesabı sorulmalı. Yalnızca bir ceza değil dosyada yer alan herkesin gerçeklerle yüzleşmesini adaletin satırlarda değil vicdanlarla da tecelli edilmesi gerekir. Oğlum olmadan kurtarıp gönderdiğiniz arabaya hepinizi koyup yakmak geliyor içimden. Şikayetçiyim" diye konuştu.

Enes Özkan - Orkun Kaya

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kastamonu Türk Veteriner Hekimleri Birliği Merkez Konseyi Başkanı Eroğlu: "Veteriner hekimlerin sağlık meslek grubu içinde yer alması önemli gündemlerimizden biri" Türk Veteriner Hekimleri Birliği Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu, "Veteriner hekimlerin sağlık meslek grubu içerisinde yer alması konusu bizim en önemli gündemlerimizden biridir. 1219 sayılı kanun kapsamında sağlık meslek gruplarına verilen haklardan veteriner hekimler de yararlanmalıdır" dedi. Türk Veteriner Hekimleri Birliği Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu, Dünya Veteriner Hekimler Günü dolayısıyla Kastamonu Veteriner Hekimler Odası Başkanlığı tarafından düzenlenen programa katıldı. Programda konuşan Eroğlu, hekimliği mesleğinin önemine dikkat çekerek, veteriner hekimlerin sağlık meslek grubu içinde hak ettiği yeri alması gerektiğini dile getirdi. "Veteriner hekimlerin sağlık meslek grubu içerisinde yer alması en önemli gündemlerimizdendir" Tüm veteriner hekimlerin Dünya Veteriner Hekimler Günü’nü kutladığını dile getiren Eroğlu, Merkez Konseyi ve 72 il ve bölge odasıyla çalışmalarını sürdürdüklerini belirterek, "Attığımız her adımı meslektaşlarımızla istişare ederek atıyoruz. Çünkü bir işe başlarken adını doğru koyarsanız doğru sonuçlara ulaşırsınız. Çalışmalarımızda Tarım ve Orman Bakanlığımız ile sürekli iş birliği içerisindeyiz. Bakanımız İbrahim Yumaklı başta olmak üzere tüm bürokratlara teşekkür ediyorum. Özellikle 41. madde ile ilgili uzun süredir devam eden bir sorunun çözüm aşamasına gelmiş olması bizim için önemlidir. 3 yıldır büyük sorun haline gelmişti. Meslek örgütleri ile kamu birlikte çalıştığında ortaya çıkan mevzuat daha sağlıklı ve isabetli olur. Bu nedenle iş birliği büyük önem taşımaktadır. Veteriner hekimlerin sağlık meslek grubu içerisinde yer alması konusu bizim en önemli gündemlerimizden biridir. 1219 sayılı kanun kapsamında sağlık meslek gruplarına verilen haklardan veteriner hekimler de yararlanmalıdır. Bu sağlandığında özlük hakları, maaşlar, fiili hizmet gibi birçok sorun çözüme kavuşacaktır. Sorunlarımızı ancak birlik ve beraberlik içinde çözebiliriz. Bilgiye dayanmayan açıklamalar bilgi kirliliği oluşturur. Bu nedenle meslektaşlarımızın konulara hakim olarak görüş bildirmesi büyük önem taşımaktadır. Veteriner hekimler, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na göre sağlık hizmetleri sınıfında yer almaktadır. Ancak bu durum tek başına yeterli değildir. Hakların tam anlamıyla elde edilebilmesi için ilgili diğer yasal düzenlemelerin de yapılması gerekmektedir. Hazırladığımız kanun teklifleri arasında veteriner hekimlerin tanımının güncellenmesi ve mesleğin kapsamının genişletilmesi de bulunmaktadır" dedi. "Tek sağlık yaklaşımının ülkemizde yasal altyapıya kavuşturulması gerekiyor" Veteriner hekimlerin sahipsiz hayvanlar sorununda aktif rol oynaması gerektiğini kaydeden Eroğlu, "Bu alanda belediyelerde yeterli sayıda veteriner hekim istihdam edilmesi gerekmektedir. Türkiye genelinde en az 4 bin veteriner hekimin bu alanda görevlendirilmesi gerektiğini ifade ediyoruz. Eğitim konusu da mesleğimizin geleceği açısından büyük önem taşımaktadır. Veteriner fakültelerinin niteliği artırılmalı, eğitim güçlendirilmelidir. Mezun olan veteriner hekimlerin yeterli donanıma sahip olması sağlanmalıdır. Veteriner hekimlik çevre, hayvan ve insan sağlığına aynı anda hizmet eden tek meslek grubudur. Bu nedenle stratejik bir meslektir. Sağlıklı hayvan, sağlıklı gıda ve sağlıklı insan demektir. Kovid-19 süreci de veteriner hekimliğin önemini bir kez daha ortaya koymuştur. Zoonotik hastalıkların büyük bir kısmı hayvan kaynaklıdır ve bu hastalıklarla mücadelede veteriner hekimler kritik rol oynamaktadır. Bu nedenle ‘tek sağlık’ yaklaşımının ülkemizde yasal altyapıya kavuşturulması gerekmektedir. Türk Veteriner Hekimleri Birliği olarak bu konuda çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Cumhurbaşkanlığı ve ilgili kurumlara sunduğumuz raporlarla bu yapının oluşturulmasını talep ediyoruz" şeklinde konuştu. Tarım ve Orman Bakanlığı Hayvancılık Genel Müdür Yardımcısı Bekir Yücel Tanrıkulu da veteriner hekimlerin hayvancılığın sürdürülebilirliği açısından temel bir rol üstlendiğini söyledi. Meslek mensuplarının bilgi ve deneyimlerinin daha fazla görünür olması gerektiğini belirten Tanrıkulu, özellikle son dönemde hayvancılık konusunda farklı kesimlerin öne çıktığını, ancak meslek uzmanlarının daha aktif ve görünür olması gerektiğini kaydetti. Tanrıkulu, mesleğin temsil gücünün artırılmasının önemli olduğunu ifade ederek, yürütülen mevzuat çalışmalarının kısa sürede sonuçlanmasını temenni etti. Kastamonu İl Tarım ve Orman Müdürü Ahmet Kılıç da, Kastamonu’da yaklaşık 280 bin büyükbaş ve 80 bine yakın küçükbaş hayvan varlığı bulunduğunu belirterek, hayvan sağlığının korunması ve buzağı ölümlerinin azaltılması için kurumlar arası iş birliğinin önemli olduğunu dile getirdi. Kastamonu Veteriner Hekimler Odası Başkanı Hacı İbrahim Maşalacı ise veteriner hekimlerin zorlu şartlarda görev yaptığını, çoğu zaman bu durumun bilinmediğini söyledi. "Veteriner hekimlerine destek veren bir ülke, hayvan sağlığına, gıda güvenliğine ve toplum sağlığına sahip çıkmış demektir" diyen Maşalacı, meslekte yaşanan sorunların doğrudan hayvan sağlığı, gıda güvenliği ve toplum sağlığını etkilediğini belirtti. Programa Kastamonu Üniversitesi Veteriner Fakültesi Dekan Vekili Prof. Dr. Özgür Kaynar, Kastamonu Ziraat Odası Başkanı Mehmet Butur, Kastamonu Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Başkanı Bayram Pehlivan, oda yönetimi ve veteriner hekimler katıldı.