ASAYİŞ - 07 Temmuz 2025 Pazartesi 09:41

"Onlar arabalarını kurtarmaya giderken, bizim canlarımız içeride dumandan boğuluyordu"

A
A
A
"Onlar arabalarını kurtarmaya giderken, bizim canlarımız içeride dumandan boğuluyordu"

Kartalkaya’da otel yangınında yakınlarını kaybeden ailelerin adına açıklama yapan Psikiyatrist Doç. Dr. Zeynep Kotan, "Onlar arabalarını kurtarmaya giderken, bizim canlarımız içeride dumandan boğuluyordu. Bizim sevdiklerimiz ölümden ölüm beğenirken otel sahipleri çoktan karşı otele geçmiş, meyvelerini yiyorlardı. Bu nasıl bir umursamazlık? Nasıl bir merhametsizlik? Nasıl bir vicdansızlıktır?" dedi.


Kartalkaya’daki otel yangınına ilişkin dava öncesinde Psikiyatrist Doç. Dr. Zeynep Kotan, duruşmanın yapılacağı Bolu Sosyal Bilimler Lisesi’nin önünde yakınlarını kaybeden ailelerin adına açıklama yaptı. Yangında 18 yaşındaki oğlu Ömür’ü kaybeden Zeynep Kotan, o gece yalnızca yangın çıkmadığını, göz göre göre bir katliam yaşandığını söyledi. Kotan, "Otelin sahipleri ve yöneticileri bu binayı avuçlarının içi gibi tanıyordu. Yangın riskini, güvenlik açıklarını, eksik yangın tüplerini, olmayan yangın merdivenlerini, yıllardır bakımı yapılmayan sistemleri biliyorlardı. Bir yangın çıkarsa burada insanlar öleceğini biliyorlardı. Yine de hiçbir önlem almadılar. Ne yazık ki yangın sırasında bile Grand Kartal otelin sahipleri, yöneticileri ve çalışanları hiçbir şey yapmadı. Ne bir uyarı verdiler, ne bir alarm sistemi devreye girdi. Misafirler tek bir kelimeyle tek bir bile uyandırılmadı. Onlar arabalarını kurtarmaya giderken, bizim canlarımız içeride dumandan boğuluyordu. Bizim sevdiklerimiz ölümden ölüm beğenirken otel sahipleri çoktan karşı otele geçmiş, meyvelerini yiyorlardı. Bu nasıl bir umursamazlık? Nasıl bir merhametsizlik? Nasıl bir vicdansızlıktır? Biz her şeyi takip ettik, ediyoruz" dedi.



"O gece 78 can yitirdik, 36’sı çocuktu"


Kotan, açıklamasına şöyle devam etti:


"Artık tek bir beklentimiz var. Yargılama süreci şeffaflıkla yürütülsün ve tüm gerçekler gün ışığına çıksın. Biz bugün burada, bu katliamda sorumluluğu bulunan herkesin ve her kurumun hesap vermesini talep ediyoruz. O gece 78 can yitirdik, 36’sı çocuktu. Ölenlerin yaş ortalaması yalnızca 27,5’tu. Hayatlarının daha başındaydılar. Onlar yeni bir yüzyıla umut atmış bir kuşağın temsilcileriydi. Biz çocuklarımızı, kardeşlerimizi, torunlarımızı geleceğe hazırlıyorduk, mezara değil. Onların öldüğü yer bir savaş alanı değildi, bir tatil oteliydi. Sabah kayak yapacaklardı ama sabaha ulaşamadılar çünkü o binada bulunanlar ve o binaya göz yumanlar kendi keyifleri ve maddi çıkarları uğruna bu ülkenin gençlerini, çocuklarını bile bile ölüme terk ettiler. Biz buradayız. Yasımızı bir kenara koyduk. Canlarımız için dimdik ayaktayız. Susmayın. Kim susarsa, kim geri durursa bu katliama ortak olur. Bu dava sadece bir adalet arayışı değil, bir insanlık sınavıdır. Kartalkaya’da sadece canlar değil, güven duygusu da yanıp kül oldu ama biz bu türlerden adaletin ateşini yakacağız, evlatlarımız için insanlık için bu ülkenin onuru için."



"Onlar arabalarını kurtarmaya giderken, bizim canlarımız içeride dumandan boğuluyordu"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Avrupa şampiyonu sporcu, yeni şampiyonlar yetiştirecek Uluslararası müsabakalarda Türkiye’yi başarıyla temsil ederek üç kez Avrupa şampiyonluğu yaşayan kickboksçu İzzettin Altunsöz, Mersin’de kendi ismini taşıyan spor salonunu açarak yeni şampiyonlar yetiştirmeyi hedefliyor. Uzun yıllardır dövüş sporlarıyla ilgilenen İzzettin Altunsöz, amatör ve profesyonel ringlerde elde ettiği başarılarla Türkiye’yi başarıyla temsil etmenin gururunu yaşadı. Tecrübeli sporcu, şimdi ise birikimini yeni nesil sporculara aktarma kararıyla Mersin’de kendi ismini taşıyan spor salonuyla Türk sporuna hizmet etmeyi hedefliyor. Öncelikle hedefinin Türk sporuna yeni yetenekler kazandırmak olduğunu vurgulayan Altunsöz, "Onların hem sportif, hem de kişisel gelişimlerine katkı sağlamak en büyük hedefimdir. Bu doğrultuda açmış olduğumuz kulübümüzde, disiplinli antrenman programlarıyla sporcularımızı müsabakalara hazırlayarak, aktif şekilde ringlere ve organizasyonlara çıkarmayı planlıyoruz. Kulübümüz; muay thai ve kickboks başta olmak üzere dövüş sporlarına ilgi duyan herkes için profesyonel bir eğitim ortamı sunmakta ve sporcuların kariyer yolculuklarında sağlam bir temel oluşturmaktadır. Amacımız yalnızca sporcu yetiştirmek değil, aynı zamanda ahlaklı, disiplinli ve hedef odaklı bireyler kazandırmaktır. İzzettin Altunsöz Spor Kulübü olarak, hem kendi spor kariyerimizi daha ileri taşımak hem de ülkemizi temsil edecek yeni şampiyonlar yetiştirmek için çalışmalarımıza kararlılıkla devam edeceğiz" şeklinde konuştu.
İstanbul "Toz ve Işık" pastel sergisi kapılarını açtı İranlı Ressam Javad Soleimanpour öncülüğünde Türkiye Pastel Sanatçıları Topluluğu tarafından düzenlenen "Toz ve Işık" Pastel Resim Sergisi, Mete Plaza’daki Mete Art Galeri’de sanatseverlerin katılımıyla açıldı. 120 sanatçının 120 eserinin yer aldığı serginin açılışında Prof. Dr. Sinan Canan söyleşi gerçekleştirdi. Javad Soleimanpour öncülüğünde bu yıl beşincisi düzenlenen Türkiye Pastel Sanatçıları Topluluğu’nun "Toz ve Işık" Pastel Resim Sergisi, Mete Plaza içerisinde bulunan Mete Art Galeri’de düzenlenen kokteyl ile açıldı. Sanatseverlerin yoğun ilgi gösterdiği açılış programında pastel sanatının farklı yorumlarını yansıtan 120 eser ziyaretçilerin beğenisine sunuldu. Açılışta onur konuğu olarak yer alan Sinan Canan, sanat ve algı üzerine gerçekleştirdiği söyleşide sanatın insan zihnindeki etkilerine değindi. Programın diğer onur konukları ve seçici kurul üyeleri arasında Olga Abramova ile Remzi İren de yer aldı. Pastel sanatının zarif dokusu ile ışık ve renk geçişlerini buluşturan sergide, Türkiye’nin farklı illerinden 120 sanatçının eserleri aynı çatı altında sanatseverlerle buluştu. Sergide doğa, portre, kent yaşamı ve soyut temaların işlendiği çalışmalar dikkat çekti. Sanatın toz ve ışıkla şekillenen büyülü dünyasına kapı aralayan sergi, önümüzdeki günlerde de ziyaretçilerini ağırlamaya devam edecek. Sergide konuşan Prof. Dr. Sinan Canan, "Burada olmak benim için çok özel çünkü ben bir fen bilimciyim böyle bir yerlere davet edildiğimde hakikaten kendimi bir üst seviyede bir şey yapıyormuş gibi hissediyorum ve gerçekten böyle de buradaki dostlarla paylaşmaya çalıştığım şey de temelde oydu. Bizim ülkede maalesef böyle garip bir durum var akademik alanlar, fen alanları yüksek seviyede, sanat sepet işleri de böyle düşük seviyede bir şey gibi algılanıyor. Halbuki insan psikolojisinde ve insan kültüründe sanatın, biliminin, felsefenin ne kadar birlikte hareket eden bir bütünün parçaları olduğunu anlamadığımız için yani sanatsız bilim olacağını zannettiğimiz için maalesef biraz bu haldeyiz. Ülkedeki ve dünyadaki bütün insani sorunların temelinde sanatsızlık ve inceliksizlik oluşturuyor maalesef. İnşallah ben de buralarda olarak hem biraz bana bulaşsın hem de bunun başka insanlara bulaşmasına ben nasıl etkili olabilirim diye ar-ge yapıyorum. İnsanın bir sürü farkını çalıştım şimdiye kadar. Diğer canlılardan farkımız, geleceği hayal etmek bilmem ne falan hepsi var ama bunların ekseriyasının bir nüshasını hayvanlarda da görüyorsunuz ama hayvanlarda ya da bitkilerde soyut bir düşünce üretip bunu somutlaştırma çabası anlamında tarif edebileceğimiz sanata benzer hiçbir şey görmüyorsunuz. Bir şey verildiyse bir sebep de verilmiştir şu anki medeniyetimize bakalım bütün güzelliklerini sanatla oluşturduk ama bütün çirkinlikleri sanatsız verim tabanlı düşünceyle oluşturduk. Bir an önce tekrar inceliklere geri dönmemiz lazım" dedi. İranlı Ressam Javad Soleimanpour ise sergide olmaktan çok mutlu olduğunu dile getirerek kızıyla birlikte hazırladığı tablosuyla ilgili bilgiler verdi.