GENEL - 15 Şubat 2021 Pazartesi 16:29

Burdur’da Belediye Başkanları aşı olmaya başladı

A
A
A
Burdur’da Belediye Başkanları aşı olmaya başladı

Burdur Belediye Başkanı Ali Orkun Ercengiz, Koronavirüs önlemleri kapsamında ülke genelinde uygulanan KoronaVac aşısı oldu.

Burdur Belediye Başkanı Ali Orkun Ercengiz, Koronavirüs önlemleri kapsamında ülke genelinde uygulanan KoronaVac aşısı oldu.


Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın yöneticileri aşı olmaya davet etmesiyle, Burdur Belediye Başkanı Ali Orkun Ercengiz, Karamanlı Belediye Başkanı Fatih Selimoğlu KoronaVac aşısı oldu. Burdur Belediye Başkanı Ali Orkun Ercengiz, sosyal medya hesabında yaptığı paylaşımda “Sıramız geldiği için Kovid 19 aşımızı yaptırdık. Her yurttaşımızın bir an önce aşısını yaptırmasını diliyorum. Bu hastalığın üstesinden gelebilmemizin tek yolu aşılanmak, herkese acil şifalar.” dedi.



Burdur’da toplam 23 bin 685 kişi aşı oldu


Burdur’da Sağlık çalışanları ile 75 yaş üstü vatandaşların aşılama çalışmaları tamamlanarak, 65 yaş ve üzeri vatandaşların aşılanmasına başlandı. T.C. Sağlık Bakanlığı COVID-19 aşısı bilgilendirme platformunda verilen bilgilere göre Burdur’da toplam 23 bin 685 kişi aşı oldu.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Trabzon Karadeniz’de büyüyor, dünyaya satılıyor Doğu Karadeniz’de Eylül-Ekim aylarında barajlardan Karadeniz’deki kafeslere bırakılan Türk somonlarında hasat dönemi başladı. Yaklaşık 7 aylık deniz serüveninin ardından 3-4 kilograma ulaşan somonlar, başta Rusya, Japonya ve Avrupa ülkeleri olmak üzere 19 farklı ülkeye ihraç edilirken, sektör yılın ilk çeyreğinde 91 milyon doları aşan gelir elde etti. Son yılların parlayan su ürünleri arasında gösterilen Türk somonu, Türkiye’nin ihracatta yükselen markalarından biri haline geldi. Türkiye’de son 8 yılda üretim ve ihracatta hızlı yükseliş gösteren Türk somonu, dünya pazarlarında dikkat çeken su ürünleri arasında yer aldı. Özellikle Rusya, Japonya, Vietnam, Kanada ve Avrupa pazarlarında talep gören Türk somonu, geçen yıl yaklaşık 520 milyon dolarlık ihracat geliriyle sektörün "parlayan yıldızı" olarak öne çıktı. Aslında gökkuşağı alabalığı türü olan ve "Türk somonu" markasıyla dünya pazarına sunulan balık, yaklaşık 20 aylık üretim döngüsünün ardından sofralara ulaşıyor. Üretim sürecinde balıklar ilk olarak 13 ay boyunca tatlı sularda yetiştiriliyor. Ardından deniz suyu adaptasyonu sağlanan balıklar, Eylül-Ekim döneminde Karadeniz’e bırakılıyor ve yaklaşık 7 ay boyunca denizde büyütülüyor. Deniz suyu sıcaklığının ortalama 23 dereceye ulaşmasına kadar süren süreç sonunda hasat edilen balıklar, yumurtadan çıktıktan yaklaşık 20 ay sonra paketlenerek ihracata hazır hale geliyor. İhracatı yılın ilk çeyreğinde 91 milyon doları aştı Karadeniz’deki kafeslerde yetiştirilen Türk somonu, yılın ilk üç ayında dış pazarda güçlü talep görmeye devam etti. Ocak-mart döneminde Türkiye’den 19 ülkeye gerçekleştirilen somon ihracatı, hem miktar hem de gelir bazında geçen yılın üzerine çıktı. Türkiye’den yılın ilk çeyreğinde 13 bin 599 ton Türk somonu ihraç edilirken, bu satışlardan 91 milyon 61 bin 416 dolar gelir elde edildi. Geçen yılın aynı döneminde ise 11 bin 879 tonluk ihracat karşılığında 84 milyon 258 bin 203 dolar gelir sağlanmıştı. Böylece Türk somonu ihracatı geçen yılın aynı dönemine göre miktarda yüzde 14, değerde ise yüzde 8 artış gösterdi. "Yumurtadan 20 ay sonra pakete giriyor" Türk somunun özellikle 8 yıllık serüveni içerisinde çok hızlı gelişim gösterdiğini belirten Politek Su Ürünleri Genel Müdür Yardımcısı Talha Altun, "Dünya pazarlarında aslında Türk somonu inovasyonu markasıyla beraber güzel bir arz açığını doldurduk. Şuanda ihracat tarafında da bir çok ülke tarafından tüketici beğenisini kazandı. Yaklaşık 7 aylık bir sürede somon üretimi yapılıyor. Türk somunu dediğimiz aslında Gökkuşağı alabalığı cinsi bir balık. Ömrünün yaklaşık 13 aylık bir süresini tatlı suda geçiriyor daha sonra tuzlu su adaptasyonu ile beraber Karadeniz sularında 7 aylık bir sürede büyüyüp, 20 aylık bir faaliyet döngüsü içerisinde hasat yapıyoruz. Yumurtadan 20 ay sonra pakete giriyor. Denizde 7 aylık süre Ekim-Kasım ayı içerisinde tatlı sulardan denize nakil ettiğimiz balıkları deniz suyu sıcaklığı 23 dereceye gelene kadar denizde büyütüyor. Karadeniz Bölgesi’nde yaklaşık 7 aylık bir süre denizde kalıyor. Türk somonu ihracatı son dönemin parlayan yıldızı ürünlerinden bir tanesi. Geçtiğimiz seneye yaklaşık 520 milyon dolarlık ihracatla kapattık. Dünyada artık bir çok ülke tüketicisinin beğenisini kazanan bir balık türü oldu. Dolayısıyla en büyük ihracatımız şu anda Rusya, Belarus, Japonya, Vietnam, Uzakdoğu pazarları, Kanada bölgesi ve Avrupa pazarları da son dönemde artan tüketici talebini böyle karşılıyoruz" dedi. "2030 yılına kadar yaklaşık 1 milyar dolar ihracat hedefi var" Türk somonu üretiminin yaklaşık 100 bir ton seviyelerinde olduğunu kaydeden Altun, "Norveç somonu aslında bir atlantik somonu cinsi bir balık. Bizimki ise gökkuşağı alabalığı dediğimiz balık. İkisi tür olarak farklı balıklar ama lezzet ve kalite olarak Türk somonu biraz daha Omega 3-6 ve yağ oranı açısından biraz daha değerli. Norveç somunu üretimi 1940’larda başlamış dolayısıyla 2 milyon tona yakın bir üretim söz konusu. Tabii ki bir rakip rekabet diyemeyiz. Çünkü Türk somon üretimi yaklaşık 100 bin ton seviyelerinde onun için gidecek çok yolumuz var. Türk somununda 2030 yılına kadar yaklaşık 1 milyar dolar ihracat hedefi var. Bunun artması için iç piyasadaki tüketiminde canlanması gerekiyor. Çünkü iç piyasada kişi başı yaklaşık 7 kilogramlık bir tüketimimiz var. Bunun dünya ortalaması 21 kilogram seviyelerinde özetle genişmiş ülkelerde kişi başı su ürünleri tüketimi oldukça büyük oranlarda. Uzak doğu pazarlarında 50-60 kilogram seviyelerinde oluyor. Bizim kişi başı 7 kilogram seviyemizi artırmamız lazım. Türk somununa sahip çıkmamız gerekiyor. Geçtiğimiz sene 80 bin ton ihracat yaptık. 520 milyon dolara tekabül etti. Bugün herkes yılda 1 kilogram balık yese ihracata balığımız kalmıyor. Dolayısıyla iç piyasa tüketimini artırmamız gerekiyor" şeklinde konuştu. "İlerleyen dönemlerde tüketim talebinin artacağını düşünüyorum" "Dünyada yetiştiricilik avcılığı geçmiş durumda" diyen Altun, "Çünkü artan bir nüfus var. Nüfus artışıyla paralel olarak biraz daha yetiştiricilik sektörü ağırlıklı kazanmaya başladı. İç piyasadaki somon tabi ki Türk tüketicisine daha yeni bir ürün. Aslında nasıl pişireceğimizi bile bilmiyoruz. Burada gastronomi sektörüne de önem düşüyor. İlerleyen dönemlerde tüketim talebinin artacağını düşünüyorum. Türkiye teknoloji, yetiştiricilik ve fabrika tarafında her türlü otomasyon, makine tarafında çok iyi işler yapmaya başladı. Dünyada birçok ülke ile yarışabilir konuma gelmeye başladık. Türk somununda özellikle Japonlar bize çok büyük değer kazandırdı. Çünkü sektörde hassasiyetlerini öğrendik. Bu konuda kendimizi geliştirdik. Japonlarla birlikte diğer pazarlara da açıldıktan sonra yeni ürünlerin geliştirmesini yapıyoruz" ifadelerini kullandı.
Gümüşhane Torul Baraj Gölü’nde çöp adaları oluştu, mahalle sakinleri çözüm bekliyor Gümüşhane’nin Torul ilçesindeki Torul Baraj Gölü’nde biriken atıklar nedeniyle göl yüzeyinde çöp adaları oluşurken, mahalle sakinleri yıllardır yaşanan kirliliğe çözüm bulunmasını istiyor. Torul ilçesine bağlı Köprübaşı ve Çamlıca mahalleleri sınırlarında bulunan Torul Baraj Gölü’nde özellikle yaz aylarında biriken plastik atıklar, evsel çöpler ve çeşitli atık maddeler çevre kirliliğine neden oluyor. Harşit Çayı’nı besleyen derelerden sürüklenerek geldiği belirtilen çöplerin, göl yüzeyinde adacıklar oluşturduğu görüldü. Mahalle sakinleri, barajın faaliyete geçtiği yıllardan bu yana benzer görüntülerin yaşandığını ifade ederek, kötü koku ve sinek sorununun da her geçen yıl arttığını söyledi. Vatandaşlar, su seviyesinin düştüğü dönemlerde kıyıya vuran çöpleri kendi imkânlarıyla temizlemek zorunda kaldıklarını belirtti. Bölgedeki vatandaşlar, göl çevresinde oluşan atıkların sadece görüntü kirliliği oluşturmadığını, aynı zamanda çevre sağlığını da tehdit ettiğini dile getirdi. Özellikle yaz aylarında çöplerin arasında yılan ve akrep görüldüğünü ifade eden mahalle sakinleri, çocuklar açısından da tehlike oluştuğunu kaydetti. Mahalle sakinleri, Torul Baraj Gölü’nde yıllardır devam eden çevre kirliliğine karşı kalıcı bir çalışma yapılmasını ve gölde biriken atıkların düzenli olarak temizlenmesini talep etti. "Çöplerle birlikte yaşamak zorunda kalıyoruz" Çamlıca Mahallesi sakini Turgay Bostan yıllardır çöplerle birlikte yaşadıklarını ve hiçbir yetkilinin sorunun çözümü için adım atmadığını ifade ederek, "Torul Barajı 2008-2009 yıllarında faaliyete başladı ve yaklaşık 16-17 yıldır hizmet veriyor. Her yıl aynı manzarayı yaşıyoruz. Köprübaşı ve Çamlıca mahalleleri olarak yıllardır burada vatandaş kendi imkânlarıyla çöp topluyor. Yerel yöneticiler görmüyor mu? Devlet Su İşleri, valilik, kaymakamlık bu durumu fark etmiyor mu? Mahalleliyi bu çöp ortamına nasıl mahkûm ediyorlar, anlamakta güçlük çekiyoruz. Ben her yaz yaklaşık 6 ay burada kalıyorum ve bugüne kadar devletin bu baraja gelip bir çalışma yaptığını görmedim. Her yıl burada plastikler ve çöpler birikiyor. Ben yaklaşık 15 yıldır istisnasız şekilde burada çöp topluyor, çöp yakıyorum. ‘Memleketin nehrinin akışına ölürüm’ demekle vatanseverlik olmuyor. Vatanseverlik; çevreyi, suyu ve toprağı kirletmemekle, kuşuna, ağacına, çiçeğine sahip çıkmakla olur. Ancak ne yazık ki bu sahiplenmeyi göremedik. Burada adeta ‘körler sağırlar birbirini ağırlar’ durumu yaşanıyor. Tabii duyarlı vatandaşlarımız da var. Bu mahallede artık kimse çöpünü buraya atmıyor. Buradaki çöpler daha çok yukarı mahallelerden ve Harşit Çayı’nı besleyen derelerden geliyor. Özellikle bizim evlerimizin ve karşıdaki Köprübaşı Mahallesi’nin önünde birikiyor. Biz yaz aylarında bu çöplerle birlikte yaşamak zorunda kalıyoruz" dedi. "Artık bahçelerimizde sebze meyve yetişmiyor" Gürcan Bostan ise, "Baraj tutulduğundan beri yıllardır bu sorunla uğraşıyoruz. Su çekildiğinde bazen çöpleri kendimiz temizliyor, yakıyoruz. İnsanlar zaman zaman hayvan leşlerini bile buraya atıyor ve çevreye ağır kokular yayılıyor. Devlet Su İşleri burada koruma amaçlı çalışmalar yaptı ancak hepsi zamanla yıkıldı, kullanılamaz hale geldi. Şu an özellikle çocuklar için tehlike oluşturuyor ama ilgilenen yok. Herkes herhalde koltuğunda rahat oturuyor. Artık burada sebze ve meyve yetişmiyor; hem rüzgâr hem de pislik nedeniyle verim alamıyoruz. Tortuların altında akrepler ve yılanlar çoğaldı. Buna mutlaka bir çözüm bulunması gerekiyor. Yerel siyasetçilerde de yeterli duyarlılığı göremiyoruz. Herkes kendi işinin peşinde, vatandaş ise kimsenin umurunda değil. Oysa vatandaş olmazsa devlet de olmaz. Biz sadece bize sahip çıkılmasını istiyoruz. Burada yaşamak gerçekten çok zor. Barajın suyu çekildiğinde çöpler nedeniyle ağır bir koku oluşuyor ve sinek istilası yaşanıyor" diye konuştu.
Antalya Tur şoförü, VIP transfer hizmeti verdiği Litvanyalı boksör tarafından hastanelik edildi Antalya’nın Serik ilçesinde tur şoförü Mehmet Özkan, VIP transfer hizmeti verdiği Litvanyalı profesyonel boksör Robertas Kotas isimli yolcunun, telefonunu şarja takmadığı gerekçesiyle saldırısına uğradı. 70-80 km hızla giderken direksiyon başında yumruklu saldırıya uğrayan Özkan, konuyu uluslararası insan hakları mahkemelerine taşıyacağını ve saldırganın lisansının iptalini isteyeceğini ifade etti.Emekli olan ve turizmde kendi aracıyla tur şoförlüğü yapan Mehmet Özkan, çalıştığı firmanın yönlendirmesiyle gittiği otelden müşterisini alıp yola çıktı. Dün saat 21.00 sıralarında seyir halindeyken Mehmet Özkan ile Robertas Kotas isimli Litvanyalı boksör arasında telefon şarjı anlaşmazlığı yaşandı. Müşterisinin telefonunu şarj etmesini istediğini anlayamayan Özkan, ülkesinde profesyonel boks yapan Robertas Kotas tarafından darbedildi. Özkan, güçlükle arayabildiği sağlık ekiplerinin tarafından müdahale edilip hastaneye kaldırıldı. Mehmet Özkan saldırganın şampiyon bir boksör olduğunu ise polislerden öğrenince şaşkına döndü.Çalıştığı firmanın kendisini arayarak otelden bir müşteriyi almasını istediklerini söyleyen Özkan, "Otelden akşam saat 21.00 civarlarında müşterimi aldım. Yolda giderken bu şahıs telefonunu sağ koltuğa bıraktı. Tabii kendisi sarhoş. Daha sonra telefonu aldı, telefona baktı. Bir şey söyledi. Tahminime göre şarj yapmamı istemiş. Ondan sonra niye bunu şarja koymadın diye kafama yumruklarla vurmaya başladı. O esnada seyir halindeydim. Aşağı yukarı 70-80 km hızla gidiyordum. Arabayı durdurmak istedim, tabii çok zorlandım. Sağa sola yalpaladı. Durdum sağda. Kendimi kurtarmak için aşağı inmek istiyorum, inemiyorum. Çünkü sürekli başıma yumruklar geliyor, emniyet kemerini çözemiyorum. Netice itibariyle emniyet kemerini kafamdan çıkardım. Bu tekrar arka kapıyı açtı, öne geldi. Yakamdan tuttu yere yatırdı, başladı tekrar vurmaya. Daha sonra ben polisi aramak istedim. Telefonum düştü, telefonumu bulamadım. Telefonu bulduktan sonra 155’i aradım. Biraz zaman sonra ambulans gönderdiler. Daha sonra bir ambulans daha geldi. Onu ayrı bir yere götürdüler. Beni Serik Devlet Hastanesine götürdüler. O esnada da yoldan geçen iki araç durdu. Onu durdurmak istiyorlar. Tabii korkumdan kaçıyorum. Sürekli peşim sıra koşuyor. Daha sonra hastanede tedavi altına alındım. Üç-dört saat kaldım" dedi."Ölümden döndüm"Özkan, "Olay sonrası polisler, ’İyi kurtulmuşsun bunun elinden’ dedi. Resmini getirdiler, boks şampiyonuymuş. ’Sen nasıl bunla başa çıktın ?’ dediler. Ben de şok oldum. Allah’ıma şükrediyorum, ölümden döndüm" diye konuştu.Telefonu şarja takmadığından dolayı darbedildiğini düşündüğünü söyleyen Özkan, "Kendisi telefonu bana verdi. İstediğini de anlamadım, ’şarja tak’ demek istemiş herhalde. Çünkü polislere verdiği ifadede ’telefonumu şarja taksın diye verdim’ demiş. O anda yol da kalabalık olduğu için şarja da takamadım. Daha sonra telefonu aldı. Tahminime göre şarj meselesi yüzünden sinirlendi. Bu durumla ilgili uluslararası insan hakları mahkemesine şikayette de bulunacağım. Lisansını iptal ettireceğim. Bunların sivil vatandaşlara vurma hakkı yoktur. Kavga dövüş anında vuramazlar" ifadesini kullandı.Ölümden döndüğü için sadaka verdiğini anlatan Mehmet Özkan, "Yaşadığım olay sonrası eşime ’Al şu parayı götür, bir dilenciye ya da ihtiyacı olan kişiye sadaka ver’ dedim. Çünkü ölümden döndüm. 4-5 saat hastanede serum taktılar. Müşahede altında kaldım. Darp raporu çıkarttık ve şikayetçi oldum. Biz, yabancı ülkeden gelen turistlere o kadar iyi davranıyoruz ki, ne deseler onu fazlasıyla yapıyoruz. Yani biz bu muameleyi hak ediyor muyuz? Yalnız beni değil, bütün çalışan arkadaşlar zor durumda. Biz bir Allah’a güveniyoruz. Çünkü arka tarafta ne yaptıklarını bilemiyoruz. İyi ki ölmedik" diye konuştu.Mehmet Özkan’ın avukatı Cemal Karaca ise süreci takip edeceklerini belirterek, "Adaletin yerine gelmesini sağlayacağız. Profesyonel boksör olduğu müvekkilimin aldığı hasardan belli. Bunu da bir unsur olarak taşacağız yargıya" diye konuştu.
Antalya Tanesi toptancıya 150 TL’den satılıyor, Türkiye’nin 81 iline gönderiliyor Antalya’nın Elmalı ilçesine bağlı Eymir Mahallesi’nde şakayık çiçeği üretimi adeta altın çağını yaşıyor. Renkleri, zarafeti ve hoş kokusuyla büyük ilgi gören şakayık çiçekleri, bugün sadece bölgenin değil Türkiye’nin dört bir yanının gözdesi haline geldi. Tanesi toptancıya 150 TL’den satılan şakayık çiçekleri üreticinin yüzünü güldürüyor. Eymir Mahallesi adeta rengarenk bir çiçek bahçesine dönüşürken, bölgeye gelen ziyaretçiler de bu eşsiz manzaraya hayran kalıyor. Üreticiler ise yoğun taleplere yetişebilmek için sabahın ilk ışıklarıyla birlikte mesaiye başlıyor. Düğünlerden özel organizasyonlara, otellerden çiçek sektörüne kadar birçok alanda tercih edilen şakayıklar, hem kaliteli yapısı hem de uzun ömürlü olmasıyla dikkat çekiyor. Tanesi 150 TL Özellikle büyükşehirlerden gelen siparişlerin her geçen yıl artması üreticilerin yüzünü güldürüyor. Üreticiler, tanesini 150 TL’den toptancıya satışını gerçekleştiriyor. Yetiştirilen şakayık çiçekleri Türkiye’nin 81 iline gönderiliyor. Şakayık üretimi bölge ekonomisine de büyük katkı sağlıyor. Mahallede birçok aile geçimini çiçek üretiminden sağlarken, sezon dönemlerinde yüzlerce kişiye istihdam oluşturuluyor. Kadınların üretim sürecindeki aktif rolü ise dikkat çekiyor. Toplama, ayıklama, paketleme ve sevkiyat aşamalarında çalışan vatandaşlar aile bütçelerine önemli katkı sunuyor. Üreticiler, Elmalı’nın verimli toprağı ve serin ikliminin şakayık üretimi için büyük avantaj sağladığını belirtiyor. Özellikle doğal şartlar sayesinde yetişen çiçeklerin kalite bakımından büyük ilgi gördüğü ifade edilirken, Eymir şakayığının artık marka olma yolunda ilerlediği vurgulanıyor. Bölge halkı ise şakayık üretiminin daha da büyümesini ve Elmalı’nın çiçekçilik alanında Türkiye’nin önemli merkezlerinden biri haline gelmesini hedefliyor. Üreticiler desteklerin artmasıyla birlikte ihracat kapılarının da açılabileceğini ifade ediyor. Hem ekonomiye katkı sağlayan hem de görsel şölen sunan şakayık üretimi, Elmalı’nın yükselen değerlerinden biri olmaya devam ediyor.
İstanbul Yurtta hava durumu Meteoroloji Genel Müdürlüğünden alınan tahminlere göre, ülkemiz genelinin parçalı ve çok bulutlu, Marmara’nın kuzey ve doğusu, Kuzey Ege, İç Anadolu (Konya ve Karaman hariç), Batı ve Orta Karadeniz, Doğu Karadeniz(Artvin hariç) Doğu Anadolu’nun doğusu ile Balıkesir, Aydın, Adana, Erzincan, Tunceli, Bingöl, Malatya, Batman ve Siirt çevreleri, Mersin’in doğusu, Kahramanmaraş, Osmaniye, Hatay’ın batı kesimlerinin sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların Marmara’nın doğusu, Batı ve Orta Karadeniz, İç Anadolu’nun kuzeyi, Kütahya’nın kuzey kesimlerinde yerel kuvvetli olması bekleniyor. Rüzgarın; Güney ve İç Ege, Batı Akdeniz ile İç Anadolu’nun güneybatısında güneyli yönlerden kuvvetli olarak (40-60 km/saat) esmesi bekleniyor. Hava sıcaklığı: Hava sıcaklıklarının kuzey ve iç kesinlerde 2 ila 4 derece azalacağı, diğer yerlerde önemli bir değişiklik olmayacağı tahmin ediliyor. Rüzgar: Batı kesimlerde güneyli, doğu kesimlerde kuzeyli yönlerden hafif, ara sıra orta kuvvette, Marmara’nın güneybatısı, Güney ve İç Ege, Batı Akdeniz ile İç Anadolu’nun güneybatısında güneyli yönlerden kuvvetli olarak (40-60 km/saat) esmesi bekleniyor. Bazı illerde beklenen hava durumuyla günün en yüksek sıcaklıkları ise şöyle: Ankara: Parçalı ve çok bulutlu, sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların yerel kuvvetli olması bekleniyor. 23 İstanbul: Parçalı ve çok bulutlu, sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı 22 İzmir: Parçalı zamanla çok bulutlu, sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı 26 Adana: Parçalı ve çok bulutlu, sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı 26 Antalya: Parçalı çok bulutlu, batı ve iç kesimleri sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı 25 Samsun: Parçalı yer yer çok bulutlu, öğle saatlerinden sonra sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların akşam saatlerinden sonra kuvvetli olması bekleniyor. 22 Trabzon: Parçalı yer yer çok bulutlu, gece saatlerinden sonra sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı 20 Erzurum: Parçalı ve çok bulutlu, doğu kesimleri sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı 17 Diyarbakır: Parçalı ve çok bulutlu 26
Hatay Yeni aldığı lüks aracının tadını çıkarmak isterken 140 bin TL ceza yiyen sürücü, çok sevdiği aracına 60 gün sonra kavuştu Hatay’da 3 buçuk milyon TL’ye satın aldığı lüks aracıyla drift atıp 140 bin TL trafik cezası yiyen Adem Kılınç, trafikten men edilen aracına 60 gün sonra kavuştu. Drift attığı için pişman olan Kılınç, aracını otoparkta her gün gidip gördüğünü ve temizlediğini söyledi. Antakya ilçesinde yaşayan Adem Kılınç, geçtiğimiz aylarda Antalya’dan 3.5 milyon TL değerinde yeni bir spor araba almıştı. Yeni arabasıyla turlayan Kılınç, Güzelburç Mahallesi’ndeki sanayi sitesi içerisinde drift attığı anlarda polis ekiplerine yakalanmıştı. Drift atan sürücüye; 140 bin idari para cezası uygulanmış, sürücü belgesine 60 gün süreyle el konulmuş ve araç 60 gün trafikten men edilmişti. Gaza gelerek drift attığınu söyleyen Kılınç, geride kalan 60 günün ardından çok sevdiği aracına kavuştu. Aracını yediemin otoparkında her gün ziyaret ettiğini ifade eden Kılınç, cezaların yüksek olmasından dolayı drfit atmayı kimseye tavsiye etmediğini söyledi. "Arabam bağlıyken 60 günün 58 günü boyunca her gün gidip başında durdum, arabayı yıkadık ve temizledik" Aracına günler sonra kavuşmanın heyecanını yaşayan Adem Kılınç, "Arabamızı yeni almıştık. Sanayi sitesinde bir anlık gazla iki tur döndük, polis ekipleri arabamızı 60 gün bağladı ve ehliyetimizden de olduk. Drift atmaktan 140 bin TL ceza yedik. Drift attığım için pişmanım, böyle şeyleri asla kimseye kesinlikle tavsiye etmiyoruz. Arabama 60 gün süren bir süreçten sonra kavuştum, kimseye tavsiye etmiyoruz böyle şeyler. Arabam bağlıyken 60 günün 58 günü boyunca her gün gidip başında durdum, arabayı yıkadık ve temizledik. Drift atmak isteyenler, trafiğe kapalı alanlarda ve fuar alanları harici hiçbir yerde dönmelerini tavsiye etmiyoruz. Kesinlikle böyle şeyleri bir daha kesinlikle yapmasın kimse. Böyle durumların cezaları yüksek oluyor. Burada ilerleyen zamanlarda cezalar 2 kat oluyor. Mesela şu an ben tekrardan yaparsam; ehliyetime 5 yıl el konulacak ve 280 bin TL ceza yiyeceğim ama bir daha olmayacak" ifadelerini kullandı.