- 10 Mayıs 2021 Pazartesi 10:58

Mahmut amcanın yüreklere dokunan aşk hikâyesi

A
A
A
Mahmut amcanın yüreklere dokunan aşk hikâyesi

Burdur’da geçirdiği beyin kanaması sonucu yatalak kalan eşine 10 yıldır bıkmadan bakan Mahmut amcanın aşk hikayesi görenlerin yürekleri sızlatıyor.

Burdur’da geçirdiği beyin kanaması sonucu yatalak kalan eşine 10 yıldır bıkmadan bakan Mahmut amcanın aşk hikayesi görenlerin yürekleri sızlatıyor.


Burdur’un Bucak ilçesine bağlı Çamlık köyünde 38 yıldır Mahmut Üney (62) ile evli olan Fadime Üney (62) 2011 yılında beyin kanaması geçirdi. Elindeki malı mülkü satarak eşi Fadime’yi hayatta tutmaya çalışan Mahmut Üney,’in tüm çabasına rağmen Fadime Üney, sağ tarafı felçli olarak yatağa mahkûm oldu.


10 yıl geçmesine rağmen bıkmadan usanmadan eşinin eli, kolu, ayağı olmaya çalışan Mahmut Üney, öz kızının bile annesi ile ilgilenmediğini, zaman geçtikçe eşine bakmanın zorlaştığını ama pes etmediğini söyledi. Mahmut Üney, "1983 yılında evlendim, aşağı yukarı kırk senelik bir evliliğim var. On yıldır yatalak eşime bakıyorum. Elimden ameliyat geçirdim ve zaman geçtikçe eşime bakmak daha zorlaşıyor. Kızımın biri hiç ilgilenmedi, ekmeğimi bile başkasına pişirtiyorum. Oğlum var yanımda. Çalışma gücüm yok. Allah razı olsun oğlumla gelinim olmasa bit pire bizi yiyecek. Her şeyimiz de yanımızdalar. Onlar da olmasa bitiğim” dedi.



“Bir tek bana bakan gözleri kaldı geriye”


10 yıl önce eşinin beyin kanaması geçirdiğini ifade eden Mahmut Üney, “2011 yılında eşim beyin kanaması geçirdi. O zaman açık ameliyat yapılacaktı. Elde avuçta yok. Elimdeki malı mülkü, tarlalarımı sattım. Bir bu dam kaldı başımda. Sırf Fadime’yi iyi edebilmek için ilk başta seksen bin lira harcadım. Ama sonra Fadime iyileşmedi. Dediler ki beyninin dörtte üçü ölü. Sağ tarafı felç kaldı. Yemez içmez, kıpırdamaz, konuşmaz, bir acısı derdi olsa onu bile diyemez Bir tek bana bakan gözleri kaldı geriye. 2011’den beri her şeyiyle ben ilgileniyorum. Yemeğini ben kendim yediriyorum, temizliğini ben yapıyorum. Yediği ya mama ya çorba, sert bir şey versen yiyemez. Benim on iki ayımın sekiz ayı mutlaka hastanede geçer. En ufak bir şeyden enfeksiyonu bir kaptı mı doğru hastaneye gitmek zorundayız. Günlerce, aylarca eve gelemediğim zamanlar oldu. Geçen bu on senenin sekiz senesi hastanelerde geçti. Sırf eziyet çekmesin diye. Başka neyim var ki şu dünyada, bir canım bir de bebeğim Fadime Dayanmam çok zor. Zaman geçtikçe yaşlanıyorum. Ona bakmak her şeyine koşmak zorlaşıyor” diye konuştu.



“Kendi kızım bile dönüp bakmadı”


Eşi Fadime Üney’in her şeyiyle kendisinin ilgilendiğini vurgulayan Mahmut Üney, “Sabah sekizde kahvaltısını yaptırırım, yani mamasını içirerek karnını doyururum. Sonra ilaçlarını içiriyorum. Günde üç kez altının temizliğini yapıyorum. Haftada iki kez mutlaka banyosunu yaptırıyorum, kişisel bakımını yapıyorum. Her şeyim Fadime oldu on yıldır. Ne düğüne ne bayrama, el içine hiç girmedim. Gitsem rezil oluruz. Bir yere gidersem gelinden bakmasını istemek zorundayım, ondan da sürekli böyle bir şey istemeye yüzüm yok. Kendi kızım bile dönüp bakmadı. Onca zaman hastanede kaldık, gelip başında bile durmadı. Ekmeğimi pişir dedim onu pişirmedi” diyerek elinde avucunda olanla yevmiyesini verip yemeğini başkasına pişirttiğini dile getirdi.



“Fadime’yi hiç muhtaç etmedim”


Kimseden destek istemediğini, eşi Fadimeyi kimseye muhtaç etmediğini belirten Mahmut Üney, “Evin yanında serada bir şeyler yetiştirip üç beş bir şey kazanıp Fadime’ye bakacağım diye çabalıyorum. Kimseden de hem maddi hem de manevi hiçbir isteğim yok artık. Destek de istemiyorum. Allah’ıma binlerce şükür olsun ki ben Fadime’yi hiç muhtaç etmedim, ona seviniyorum. Ne zamandır öylece yatar ama daha bir kere sırtında, yanında bir delik bir yara bile olmadı. Temizliğine önem veriyorum. Altının bezini, banyosunu, bakımını hiçbir şeyini çoluğuma çocuğuma bile yaptırmadım. Dünyadaki tek varlığım eşim, ondan başkasını tanımıyorum da zaten. Bucak Devlet Hastanesinde bile herkes bilir. Hep nöroloji servisinde kalıyoruz. Oradaki herkes ismimi bilmez ama derler ki Hanımına iyi bakan amca geldi” dedi.



“Bebeğimin gözleri bana bakıp dururken ben bu eve bir başkasını sokar mıyım?”


Çevresindeki vatandaşların çok defa başkasıyla evlenmesini söylediğini dile getiren Mahmut Ünay, “Evlen diyorlar. Çok dediler yani. Hepsini de bozdum attım. Bebeğimin gözleri bana bakıp dururken ben bu eve bir başkasını sokar mıyım? Acıktığında susadığında ağzını açar bilirim. Bir yeri acısa sızlasa gözünden yaş akar hemen. Acısını da öylelikle bilirim. Ara sıra dışarı çıkarır gezdiririm. Akülü bir arabası var, kucaklar arabasına bindiririm etrafı gezdiririm. Evin önünü arkasını, serayı Yoksa yata yata sıkılıyor. Sonra da yattığı yerden sol eliyle bana saldırmaya kalkıyor. O yüzden düzenli olarak çıkarıyorum dışarıya. Konuşabilseydi ne vardı. Hiç değilse deseydi ki acıktım, susadım. Derdini içinde yaşadıklarını söyleyebilseydi bir bilseydim” diyerek eşinin konuşamamasından yakındı.



“Hastanede bir simit alacak param olmadı benim, hiç kimse yoktu”


10 yılın 8 yılını hastane köşelerinde geçirdiğini vurgulayan Mahmut Ünay, eşi Fadime Ünay’ın akrabalarından hiç kimsenin arayıp sormadığını söyledi. Mahmut Ünay, “Akrabalarından gelen giden hiç kimse yok. Ama ben de Allah’a bir söz verdim. Toprak üstün olursam, Fadime ölürse de hiçbir akrabaya da haber vermeyeceğim. Gözü açıkken gelmeyen ölüsüne de gelmesin. En yakınımda şurada kayınım var, Fadime’nin en büyük abisi. Daha bugüne bugün ne yapıyor, nasıl diye şu eve girdiği yok. Çok şükür hiçbirine de muhtaç değilim Fadime’yi de muhtaç etmedim. Bir oğlumla bir ben kendi yağımızda kavrulmaya çalışıyoruz. Hiçbir şeyim yok, ne tapum ne tarlam kaldı elimde. İşte biraz tarım biraz hayvancılık oğlumla birbirimizi destekleyerek gidiyoruz. Hastanede bir simit alacak param olmadı benim, hiç kimse yoktu. Fadime gittikten sonra da kimse olmasın. Şimdi ben bebek gibi bakıyorum eşime” diye konuştu.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Denizli 15 Mayıs Milli Mücadele Günü coşkuyla kutlandı Yunanlıların İzmir’i işgal etmesinin ardından, Denizli halkının ilk direniş kıvılcımını yaktığı 15 Mayıs Milli Mücadele Günü, bu yıl da yüzlerce kişinin katılımıyla büyük bir coşku ve kararlılıkla kutlandı. Müftü Ahmet Hulusi Efendi’nin Milli Mücadele ateşini yaktığı 15 Mayıs 1919 Milli Mücadele Günü, Denizli Büyükşehir Belediyesi’nin düzenlediği programla kutlandı. Delikliçınar Meydanı’nda başlayan ve Bayramyeri Meydanı’nda devam eden programa, Denizli Valisi Yavuz Selim Köşger, Denizli Milletvekili Şeref Arpacı, Aydın Milletvekili Evrim Karakoz, Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı Bülent Nuri Çavuşoğlu, Garnizon Komutan Vekili Albay Ertan Dabi, Pamukkale Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mahmud Güngör, Genel Sekreter Bülent Bozbaş, Pamukkale ve Merkezefendi kaymakamları, ilçe belediye başkanları, siyasi parti temsilcileri, meclis üyeleri, gaziler ve ellerinde Türk bayrakları ile yüzlerce vatandaş katıldı. Yüzlerce vatandaş aynı birlik ruhuyla yürüdü Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı Bülent Nuri Çavuşoğlu’nun Atatürk Anıtı’na çelenk bırakmasıyla başlayan programda saygı duruşunda bulunulup İstiklal Marşı okundu. Daha sonra Denizli Büyükşehir Belediyesi Bando Takımı ve Denizli Sancağı eşliğinde yüzlerce Denizlili, Atatürk Caddesi’ni takip ederek Kayalık Caddesi’ne, buradan ise 107 yıl önceki gibi Bayramyeri Meydanı’na kadar yürüdü. Buradaki programda, Denizli Büyükşehir Belediyesi Geleneksel Halk Oyunları Topluluğu bir gösteri sundu. "Denizli Milli Mücadele’de öncü olmuştur" Denizli Vali Yavuz Selim Köşger konuşmasında, henüz Gazi Mustafa Kemal Atatürk Samsun’a çıkmamışken Denizli’de yakılan bu meşalenin dünya tarihinde eşi benzeri olmayan bir cesaret örneği olduğunu vurguladı. Denizlilere seslenen Vali Köşger, kentin bu eşsiz kahramanlık destanını tüm dünyaya anlatması gerektiğinin altını çizerek, "Henüz Atatürk Samsun’a yola çıkmamışken, İzmir’deki facianın boyutu tam anlaşılmamışken Ahmet Hulusi Efendi’nin büyük bir ferasetle Denizlilileri bu meydanda, bu sancağın altında toplaması ve cihadı ilan etmesi çok büyük bir hadisedir. Silahı olanın cepheye gitmesini, silahı olmayanın ise düşmana üç taş atmasını söylemesi dünya tarihinde eşi benzeri görülmemiş bir iman, dirayet ve cesaret göstergesidir" ifadelerine yer verdi. "Bu kahramanlığı tüm dünyaya duyurmak boynumuzun borcu" Denizli’nin üstlendiği bu öncü rolün tüm dünyaya anlatılması gerektiğini vurgulayan Vali Köşger, "Türkiye olarak Ahmet Hulusi Efendi’yi bilmek hakkımız, bunu duyurmak da sizin vazifeniz ve üzerinize bir vacibedir. Milli Mücadele’nin daha Samsun’a çıkılmadan bu meydanda başladığını önce tüm Türkiye’ye sonra dünyaya duyurmak bizim borcumuzdur. Vali olarak bu borcu üzerime alıyorum; tüm vasıtalarla Ahmet Hulusi Efendi’yi ve Denizlililerin kahramanlığını hak ettiği yere taşıyacağız. 107. yıl dönümünde bu kararlılığı huzurlarınızda ifade ediyorum" diyerek sözlerini noktaladı. "Tarih, bir toplumun ayağa kalktığı günü 15 Mayıs olarak yazacaktır" Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı Bülent Nuri Çavuşoğlu, 15 Mayıs’ın küllerinden doğan bir milletin sembolü olduğunu belirten konuşmasında şu ifadelere yer verdi: "Bir toplumun ayağa kalktığı günü resmedin deseniz, tarih 15 Mayıs’ı yazacaktır. 15 Mayıs günü düşmanın İzmir’e ayak basmasıyla birlikte, bir toplumun yeniden ayağa kalkışının ve yoktan varoluşunun en güzel günlerinden birindeyiz. İzmir’de Hasan Tahsin’in attığı ilk kurşunla başlayan o büyük yolculuk, Denizli’de Müftü Ahmet Hulusi Efendi’nin bu meydanda hemşehrilerimizle birlikte ‘esarete hayır’ demesiyle devleşmiştir. Bu ülke düşman postalının altında kalmayacaktır diyenlerin açtığı o yol ve 19 Mayıs’ta küçücük bir geminin içerisinde koskocaman yüreğiyle o büyük yolculuğu başlatan Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları sayesinde bugün bu özgür vatanda birlikte, kardeşçe yaşayabiliyoruz." "Ölüme ve mermilerin üstüne gülerek gittiler" Milli Mücadele kahramanlarının fedakarlıklarına dikkat çeken Başkan Çavuşoğlu, bugünkü bağımsızlığın o gün sergilenen eşsiz cesarete borçlu olunduğunu vurgulayarak, "O gün, o zor şartlarda hiç kimse ‘Ben neyim, ben kimim, benim fikrim nedir, yarın acaba neyle karşılaşırım?’ diye düşünmedi. O düşünmeyenler sayesinde; o merminin üstüne gülerek giden, ölümün, kurtuluşun şerbetini mutlulukla içen ve bu ülke için canını vermekten vazgeçmeyen o büyük şehitlerimiz ve gazilerimiz sayesinde bugün bu vatanda özgür ve bağımsızız. Kimsenin kimseye kulluk etmediği, herkesin kendi ayakları üstünde durduğu bu güzel coğrafyanın ve sarsılmaz birliğin mimarı olanlar, bu ülkeyi bizlere vatan kıldılar. Kurtuluş mücadelesini Denizli’de başlatan Müftü Ahmet Hulusi Efendi olmak üzere tüm şehitlerimizi ve gazilerimizi bir kez daha şükran ve minnetle anıyoruz" diye konuştu. "Cumhuriyeti ilelebet yaşatacağımıza söz veriyoruz" Konuşmasının sonunda Atatürk ilke ve devrimlerine bağlılık sözünü yineleyen Başkan Çavuşoğlu, "Bu meydandan, bu güzel ülkeyi ve bu güzel Cumhuriyeti bizlere armağan eden başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarına bir kez daha söz veriyoruz. Bu vatanın özgürlüğünü sonsuza kadar koruyacağız ve Cumhuriyeti ilelebet yaşatacağız" diyerek sözlerini noktaladı. Konuşmaların ardından günün anısına hatıra fotoğrafının çekilmesiyle tören sona erdi.
Denizli Engelsiz Spor Şenliğinde özel öğrenciler yetenekleriyle alkış topladı Denizli Büyükşehir Belediyesi 10-16 Mayıs Engelliler Haftası kapsamında gerçekleştirdiği etkinliklerle şehirde farkındalık oluşturdu. Engelsiz Spor Yaşam Merkezi’nin ev sahipliğinde düzenlenen yüzme şenliği, spor şenliği ve "EngelSİZfest" etkinlikleri, özel gereksinimli bireyler ve ailelerine unutulmaz anlar yaşattı. Engelsiz Spor Yaşam Merkezi’nde gerçekleştirilen spor ve yüzme festivaline katılan özel öğrenciler, yeteneklerini sergileyerek izleyenlerden büyük alkış topladı. Tüm öğrenciler ile velileri bir araya getiren ve hafta boyu süren etkinliklerde renkli anlar yaşandı. Yoğun ilgi gören şenlik kapsamında; yüz boyama aktiviteleri, patlamış mısır, pamuk şeker, sosis balon dağıtımı ve çeşitli ikramlar da yer aldı. Aileleriyle birlikte keyifli bir gün geçiren çocuklar, engel tanımayan enerjileriyle mutluluk kaynağı oldu. Etkinliğin sonunda, festivale katılan tüm öğrencilere Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi Başkanı Şenay Polatır tarafından başarı ve cesaret madalyaları takdim edildi. Madalyalarını alan öğrencilerin gururu görülmeye değerdi. Sanat atölyelerinde keyifli anlar Haftanın bir diğer anlamlı etkinliğinde ise özel gereksinimli bireyler ve fedakar velileri sanatsal aktivitelerde bir araya geldi. Sanat atölyesi çalışmasında, veliler çocuklarıyla birlikte üretken ve keyifli bir gün geçirdi. Renklerin suyla dans ettiği ebru atölyesi, ahşap boyama ve zihinsel odaklanmayı artıran mandala boyama etkinlikleri büyük ilgi görürken; çocuklar için özel olarak hazırlanan resim atölyesinde de minik eller hayallerini çizimleriyle yansıttı. İşaret diliyle çekilen "Rüya" filmi gösterimi Engelliler Haftası etkinlikleri sadece sporla sınırlı kalmadı. Denizli Büyükşehir Belediyesi ve Denizli İşitme Engelliler Derneği iş birliğiyle anlamlı bir sinema gecesi düzenlendi. İşitme engelli bireylerin hem yönettiği hem de başrollerini paylaştığı "Rüya" adlı sinema filmin gösterimi yapıldı. Bu özel gösterime, 300’e yakın işitme engelli vatandaş ve çok sayıda davetli katıldı. Tamamı Türk İşaret Dili ile çekilen film, işitme engeli olmayan vatandaşların da takip edebilmesi için Türkçe altyazı desteğiyle beyaz perdeye yansıtıldı.
Denizli Başkan Çavuşoğlu: "Denizli, 15 Mayıs’ta sarsılmaz inançla işgale dur demiştir" Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı Bülent Nuri Çavuşoğlu, İzmir’in işgalinden yalnızca saatler sonra Anadolu’daki ilk direniş meşalesini yakan Denizli’nin, şanlı tarihine yakışır bir duruş sergilediğini belirterek bir kutlama mesajı yayımladı. Başkan Çavuşoğlu, "Denizli, Atatürk’ün ve Cumhuriyet’in aydınlık yolunda yürümeye devam edecektir" ifadelerini kullandı. Başkan Çavuşoğlu mesajında, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk, onun kahraman silah arkadaşları ve Müftü Ahmet Hulusi Efendi’nin rehberliğinde yürütülen destansı mücadeleye vurgu yaptı. Denizli halkının boyunduruk altına girmeyi reddeden asil karakterinin altını çizen Büyükşehir Belediye Başkanı Bülent Nuri Çavuşoğlu, "15 Mayıs 1919, sadece bir şehrin ayağa kalkışı değil; esarete karşı başkaldıran bir milletin bağımsızlık, özgürlük ve irade beyanıdır. İzmir’in işgal haberinin şehre ulaşmasının hemen ardından, Müftü Ahmet Hulusi Efendi’nin Denizli Sancağı altında yükselen tarihi konuşması, Anadolu’nun kalbinde yanan tam bağımsızlık ateşinin ilk kıvılcımı olmuştur. Denizli, Kazıkbeli ve Miryokefalon’da bu toprakları nasıl yurt kıldıysa, 15 Mayıs’ta da aynı sarsılmaz inançla işgale dur demiştir. Bu şehir, istiklal yolunda Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve onun sarsılmaz inançla kenetlenmiş kahraman silah arkadaşlarının yanında, hiçbir tereddüt göstermeden saf tutmuştur" dedi. "Cumhuriyet’in kazanımlarına sonuna kadar sahip çıkacağız" Başkan Çavuşoğlu, geçmişten aldıkları ilhamla Denizli’yi her alanda daha çağdaş, daha adil ve aydınlık bir geleceğe taşımakta kararlı olduklarını belirterek, "Bugün bizlere düşen en büyük sorumluluk; 107 yıl önce sergilenen o muazzam birliği, adalet ve hürriyet inancını bugün kentimizin her bir sokağında, her bir hanesinde yaşatmaktır. Cumhuriyet’in kazanımlarına, demokrasiye ve özgürlüklere sonuna kadar sahip çıkacağız" ifadelerine yer verdi. "Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve şehitlerimize sonsuz minnetle" Başkan Çavuşoğlu, mesajını şu sözlerle noktaladı: "Bu vesileyle, Anadolu topraklarında bağımsızlık fikrini ete kemiğe büründüren, bizlere özgür bir vatan bırakan başta Başkomutanımız Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve onun kahraman silah arkadaşları olmak üzere, Denizli’de direnişin sembolü olan Müftü Ahmet Hulusi Efendi’yi, vatanımızın bölünmez bütünlüğü için canını feda eden aziz şehitlerimizi ve kahraman gazilerimizi sonsuz şükran, minnet ve rahmetle anıyorum. Şanlı tarihimizden aldığımız güçle, geleceğe umutla yürüyen tüm hemşehrilerimin 15 Mayıs Milli Mücadele Günü’nü en içten duygularımla kutluyorum. Ruhları şad olsun."
Ankara "16 Mayıs Ulusal Erişilebilirlik Günü" somut projelerle karşılanıyor Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, 10-16 Mayıs Engelliler Haftası’nın son gününün Cumhurbaşkanlığı Genelgesi ile "16 Mayıs Ulusal Erişilebilirlik Günü" ilan edildiğini belirterek, bu günü sokakta, dijital dünyada, sanatta ve sporda engelleri kaldıran somut projelerle karşıladıklarını bildirdi. Bakan Göktaş, 2005 yılında yürürlüğe giren Engelliler Hakkında Kanun kapsamında kamu binaları, açık alanlar, toplu taşıma araçları ile bilgi ve iletişim sistemlerinin erişilebilir hale getirilmesinin zorunlu olduğunu hatırlattı. Bu kapsamda kurulan Erişilebilirlik İzleme ve Denetleme Komisyonları tarafından bugüne kadar 4 bin 149 bina, açık alan ve toplu taşıma aracına "Erişilebilirlik Belgesi" verildiğini aktaran Göktaş, "Şehirlerimizi herkes için erişilebilir hale getirmek amacıyla çalışmalarımızı sürdürüyoruz" dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 2020 yılını "Erişilebilirlik Yılı" ilan etmesiyle birlikte eğitim, uygulama ve farkındalık çalışmalarının hız kazandığını ifade eden Göktaş, Bakanlık tarafından geliştirilen Erişilebilirlik Değerlendirme Modülü (ERDEM) sistemi sayesinde binaların erişilebilirlik durumunun dijital ortamda değerlendirilebildiğini, "Erişilebilirlik Logosu"nun kullanım alanının da genişletildiğini söyledi. Farklı bakanlıklarla ortak çalışmalar yürüttüklerini belirten Göktaş, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı ile yapılan çalışmalar kapsamında 5 büyük havalimanının daha "Erişilebilirlik Belgesi" aldığını, böylece belgeye sahip havalimanı oranının yüzde 90’a yaklaştığını kaydetti. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile yürütülen "Bulut Kent Bilgi Sistemi" sayesinde erişilebilir alanlar ve park yerlerinin dijital haritalarda görüntülenebildiğini aktaran Göktaş, bankacılık hizmetlerinde erişilebilirliği artırmak amacıyla da Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) ve Türkiye Bankalar Birliği ile ortak çalışmalar yürütüldüğünü ifade etti. Göktaş, 2026 yılı sonuna kadar mobil ve internet bankacılığı hizmetlerinin daha erişilebilir hale getirilmesinin planlandığını belirterek, "2027 yılı ikinci çeyreğine kadar ise sadeleştirilmiş dilin bankalar nezdinde sistemlere entegre edilmesi ve uygulamaya alınmasına ilişkin operasyonel süreçlerin tamamlanmasını planladık" diye konuştu. "Web Siteleri ve Mobil Uygulamaların Erişilebilirliği" konulu Cumhurbaşkanlığı Genelgesi ile kamuya açık dijital platformların erişilebilir hale getirilmesinin hukuki zorunluluk haline geldiğini vurgulayan Göktaş, bu kapsamda Bakanlık bünyesinde İzleme ve Danışma Komisyonları oluşturulduğunu, erişilebilirlik standartlarına ilişkin rehber ve kontrol listelerinin yayımlandığını söyledi. "Erişilebilir Sahne" projesinin başlatıldığını belirten Göktaş, 11 ilde sahnelenen tiyatro oyunlarının işaret dili ve sesli betimleme desteğiyle erişilebilir hale getirildiğini açıkladı. Projeyle engelli bireylerin diğer izleyicilerle birlikte aynı ortamda ve eşit şartlarda tiyatro deneyimi yaşayabilmesinin amaçlandığını ifade etti. 81 ilde valilerin başkanlığında kamu kurumları, üniversiteler ve belediyelerin katılımıyla erişilebilirlik toplantıları düzenlendiğini kaydeden Göktaş, bugüne kadar 30 binden fazla yönetici ve teknik personele erişilebilirlik eğitimi verildiğini bildirdi. Toplumsal duyarlılığı odağına alan kamu spotlarının tüm mecralarda paylaşıldığını belirten Göktaş, "Bakanlık olarak gayemiz; her bir ferdimizin kimsenin desteğine ihtiyaç duymadan hayatın her alanında var olabildiği, tam anlamıyla engelsiz bir Türkiye’dir. Bizler, zihinlerdeki kalıpları yıkarak Türkiye’yi her noktada erişilebilir kılana dek bu kararlı yürüyüşümüzü azimle sürdüreceğiz" ifadelerini kullandı.