GÜNDEM - 12 Ağustos 2024 Pazartesi 12:21

72 yıl aradan sonra savaştığı Kore topraklarını yeniden gören gazi o anları anlattı

A
A
A
72 yıl aradan sonra savaştığı Kore topraklarını yeniden gören gazi o anları anlattı

Burdur’da yaşayan 92 yaşındaki Kore Gazisi Mustafa Gök, Güney Kore Cumhuriyeti’nin daveti üzerine savaştığı toprakları yeniden gidip gördü. 1952 yılında gemi ile 48 günlük yolculuğun ardından ulaştığı limanı tekrar görünce çok duygulandığını söyledi.


Burdur’un Bucak ilçesine bağlı Anbahan’da doğup çobanlık yapıp tarlalarda çalışırken askerlik görevi için İstanbul’a giden Mustafa Gök(92) burada Kore birliğine seçilerek aldığı eğitimler sonrasında Kore Savaşı’na katılıp 10 ay cephede kaldıktan sonra yurda dönmüştü.


Köyünde “Koreli” olarak bilinen Mustafa Gök burada sürekli savaş zamanında yaşadıklarını çocuklarına ve komşularına anlatıp dururken oraları tekrar görmenin hayaliyle yaşıyordu.


Kore Cumhuriyeti tarafından Kore Savaşı’na katılmış olan Birleşmiş Milletler Gücü’ne ait gaziler için Yeniden Ziyaret Programı düzenlendiği duyan Gazi Mustafa Gök’ün torunu Prof. Dr. Yaşar Gök’te dedesinin Kore özlemini gidermek için bu programa başvuru yaptı. Yaklaşık 3 yıl sonra yaptıkları başvuru kabul olan Gazi Mustafa Gök ve torunu Yaşar Gök, Birleşmiş Milletler Gücüne ait farklı ülkelerden gelen 15 gazi ile birlikte Kore’yi ziyaret ettiler.


Kore’de geçirdikleri süre zarfında Koreli vatandaşlar tarafından büyük ilgi gördüklerini söyleyen Gazi Mustafa Gök savaştığı yerleri tekrar görmenin sevincini yaşıyor. Kore’de bulundukları 6 günlük süre zarfında Panmunjom Ateşkesi’nin imzalandığı Panmunjom’u, Kore Savaşı BM Gazileri Günü Ulusal Töreni’ni, Kore Savaş Hatıra Müzesi’ni, savaş anıtını, Busan’daki Birleşmiş Milletler Anı Mezarlığı’nı ziyaret eden Mustafa Gök ve torunu Yaşar Gök o anları duyguyla anlattılar.


Evinin camına astığı Türk ve Güney Kore Bayrağı’na baktıkça savaş zamanını hatırlayan Gazi Mustafa Gök askerliğe başlangıç ve Kore’ye gidiş dönemini; “1952’nin Kasım ayında şube duhulüm vardı. Burdur’a giderek işlemlerimi tamamladım ve trenle İstanbul’da bulunan Selimiye Kışlası’na vardım. Selimiye Kışlası’nda Kore birliğine seçtiler bizi. Burada yapılan yemin töreninin ardından bize rütbe verdiler, Kore rütbesi. Daha sonra bize verdikleri 20 gün izinde Burdur’a geldim. 80 yaşında annem vardı, bir de abim. Garibandık o zamanlar annem Kore’ye gideceğimi duyunca ağlıyordu sürekli. Bende anneme “Ana ne ağlıyorsun ağlama, nasıl olsa bu göreve gidilecek.” dedim. İznin ardından İzmir Seferihisar‘a gittik. Orada 3 ay eğitim gördük. Eğitimin ardından dönemim Cumhurbaşkanı Celal Bayar ve Başbakanı Adnan Menderes geldi bizi uğurlamaya. Orada bize “Evlatlarım Kore‘ye gidiyoruz Allah’ın izni ile, burnunuz kanamadan geri dönersiniz İnşallah” dedi. Törenin ardından İzmir’e geçerek Alsancak limanında gemiye bindik. Limanda subaylar, generaller, rütbeliler, çocukları, hep sarılıp ağlaşıyorlardı. Bende kendi kendime dedim ki “ Mustafa dedim kimin var da kim gelecek de seni soracak” diye içimden geçirerek sırt çantamı alıp yukarı çıktım ve güverteye oturup onları seyrettim. Akşam üzerine doğru gemimiz dolduktan sonra hareket ederken gemi üç sefer korna çaldı işte o zaman bana çok koydu ve ağladım.” sözleriyle anlattı.


Kore’ye deniz yoluyla 48 günde varmıştık.


Gemiyle Kore’ye 48 günde gittiklerini söyleyen Gazi Gök; “Gemi limandan ayrıldıktan sonra Süveyş Kanalını geçtik. Süveyş Kanalını geçince orada bir su ikmali yaptı gemi. Ondan sonra hiç durmadık. Bu denizler birbirine hiç karışmıyor Kızıldeniz, Küllü deniz, okyanus derken böyle gidiyoruz. Okyanusta beni bir dalga tuttu, koğuşumu 5 gün bulamadım. Güvertede oradan oraya gidiyorum yabancı diğer yere gidiyorum yabancı. Bulduğum bir yere yattım. Bir tane Amerikalı asker geldi beni dürttü. Bende ona “Ben ölüyorum” dedim. Beni almış revire götürmüş. Bir uyandım her yerim batmış çıkmış kusmuşum hep. Daha sonra beni aldı yemekhaneye götürdü. Yemekhanede de karne var. Sabah deliyorsun bir lokma, öğlen deliyorsun bir lokma, akşam deliyorsun bir lokma. Yani ölmeyecek kadar yemeğimizi verdiler. Böyle böyle 48 gün gece gündüz yol gittik.” dedi.


10 ay cephede kaldım


Kore savaşında cephede 10 ay boyunca görev aldığını belirten Gazi Mustafa Gök; “Yatsı namazından sonra Busan’a inmiştik. Şöyle doğuya doğru yanaştı gemi. Bu sefer gittiğimde de aynı yere tekrar baktım baya ağladım. Busan’a indiğimizde Amerika Bayrağı ile Türk Bayrağı’nı görünce 3 bin 700 asker ağlamaya başladık. Bizi orada indirdiler yemekhaneye götürdüler. İki lokma yemek yedikten sonra “Cenabı Allah’ım düşmanın kurşunu inse de beni öldüremez artık” dedim. Kıblenin nerede olduğunu bilmesem de dua ettim. Böylelikle bizi cephe gerisine götürdüler. Tabi silahımız yok. Sonra Kore birliğindekiler burada bizi sürekli tatbikata götürdüler. Mevzi kazma, siper alma gibi talimler yaptık cephe gerisinde. Daha sonra bize silah verdiler ve bizi trene bindirip cepheye gönderdiler. O cephede hani bizde artık silah verdiler ya ondan sonra annen de silah babanda silah. Bize hiç korku gelmedi. Cephede mevzileri geziyoruz, bakıyoruz her yerde sandıklar dolusu mermiler, cesetler var. Bizde işte onları topluyoruz mevzileri düzenliyoruz derken 10 ay boyunca cephede kaldım.” ifadesinde bulundu.


Mevzi kazdığım yerlerde artık yüksek binalar var


72 yıl sonra savaştığı yerleri tekrar görme fırsatı bulan ve oraların çok değiştiğini söyleyen Gazi Mustafa Gök; “72 yıl sonra oraya tekrar gitme fırsatım oldu. Ama çalıştığım yerleri çok fazla bilemedim. O zamanlar ileri karakol diye bir yer vardı, kule derlerdi orası şimdi Amerikan üssü olmuş. Üssü ziyaret ettiğimizde benim mevzi kazdığım yerlere şimdi 20’şer 30’ar katlı binalar dikilmiş.” şeklinde konuştu.


Kore’nin dedesi oldum


Kore halkının kendisine büyük ilgi gösterdiğini ve torunundan öğrenerek kendisine sürekli dede dediklerini de söyleyen gazi Gök; “Torunum Yaşar’a tercüman olarak sormuşlar sabahları ne dersiniz diye öğrenmişler. Beni gördüklerinde “Günaydın dede, merhaba dede” Kore’nin dedesi olduk. Beni Kore’den uğurladıklarında çocuklar vardı bende onları görünce bir fotoğraf çektirmek istedim. Fotoğraf çekildik onlarla. Daha sonra onlara torunum Yaşar sayesinde ben savaş zamanında sizin gibi çocuklara çok emek vermiştim onları hatırladım o yüzden fotoğraf çekinmek istedim dedim. İçlerinden birisi bana onlar bizim annemizdir. Seni her zaman buraya bekliyoruz dediler. Bende çok gitmek isterim ama üç sene gidemeyeceğim. Bu hak üç sene sonra tekrar çıkabilirmiş bana. 72 yıl sonra görme nasibim oldu, İnşallah bir daha görebilirim.” dedi.


Bizim orada toprağımız olduğunu bilseydim buradan toprak götürürdüm oraya


Kore’de ki şehitlikte Türk toprağı olduğu öğrenen ve daha önce öğrensem köyümden oraya toprak götürüp dökerdim diyen Mustafa Gök; “Bizi bu ziyarette şehitliğe de götürdüler. Şehitlikteyken Mustafa isimli bir şehidimizin mezarına gül bırakıp dua ettim. Orada bir tören oldu. Daha sonra savaş müzesine gittik. Çocuklarla fotoğraf çekildik orada. Ben o şehitliğe zaten 72 yıl önce dönmeden ziyaret etmiştim. Orada o zamanlar bir kadın binbaşı vardı. Bir takım asker vardı. Fakat o zamanlar böyle düzenli değildi. Tahta dikiliydi mezar başlarında. Tahtada künye numarası, isim ve nereli olduğu yazardı. Fakat şimdi çok güzelleşmiş. Hatta bizim orada bir toprağımız varmış. Ben bunu bilmiyordum. Bilseydim Türkiye’den giderken toprak götürürdüm şehitliğimize.” sözlerine yer verdi.


Şehitlikte çok duygulandık


Şehitlik ziyareti sırasında düğer ülkelerden gelen şehit yakınları ve gaziler ile birlikte çok duygulandıklarını söyleyen Gazi Mustafa Gök; “Şehitliğe gittiğimizde çok duygulandık, ağladık. Bizim tugayımızdan oraya hiç şehit konmamıştı ama bizimle birlikte ziyarete gelen diğer arkadaşlar akrabalarını bulup ağlıyorlardı sürekli. Savaş zamanında Türk askeri düşmanın eline geçmesin diye topçularımız kendi mevzilerimizi top atışıyla vurmuşlardı. Çünkü düşmanın eline geçerse gözünü oyuyorlardı, kulağını kesiyorlardı. Bu yüzden biz de kendi kendimizi şehit yapmıştık.” dedi.


72 sene önce geldim savaştım eğer savaş çıkarırsanız yine gelirim


Kuzey Kore ile Güney Kore arasında ara ara oluşan gerilim hakkında da esprili bir şekilde konuşan Gazi Mustafa Gök; “ Kuzey Koreliler bakın ben buraya 72 sene evveli geldim burada savaştım. Şimdi yine geldim ziyaret ettim. Sakın ha rahat durmazsanız yine gelirim haberiniz olsun” ifadesinde bulundu.


Dedeme diğer gazilerden daha çok ilgi gösterdiler


Dedesiyle birlikte Kore’ye giderek hem ona refakat eden hem de tercümanlığını yapan Gazi Mustafa Gök’ün torunu Prof. Dr. Yaşar Gök; “ Biz aslında iki yıldır Gaziler Derneği aracılığıyla Kore’ye yeniden ziyaret kapsamında başvurular yaptık. Burdur’daki Gaziler Derneği Başkanımız Hasan bey bize bu konuda çok destek oldu. İki yıldır başvuru yapıyorduk ama üçüncü yılımızda olumlu sonuçlandı. Dedemin Kore’ye yeniden ziyaret çerçevesinde davet edildiğine dair belgeleri aldık. Tabi işlemler bu kadar kısa sürmedi çok uzun süreçten geçti bunlar. Kore Cumhuriyeti elçiliği ile görüşmeler, ekstra dedemin yaşından dolayı sağlık raporları, pasaportları derken süreci tamamladık. Tabi Kore Cumhuriyeti’nin bu daveti bizim için çok büyük bir mutluluk. Özellikle benim için büyük mutluluk çünkü çocukluk yıllarında dedemden çok fazla Kore insanlarını, Kore topraklarını dinlemiştim. Tabi 72 yıl sonra bana da nasip olması güzel oldu. Dedemle birlikte, dedemin ikinci, benim ilk kez olmak üzere Kore’ye gittik. Aslında biz havaalanına indiğimiz zaman Vatanseverler ve Gaziler Bakanlığı var Kore’de. O bakanlığın görevleri bizi havaalanında karşıladılar. Bizim Türk olduğumuzu öğrenince daha büyük bir ilgi gördüm ben. Orada Kanadalı da vardı, Filipinli gazi de vardı. Onların yanında dedeme ilgi daha fazlaydı. Bunu ben çok rahat görebildim çünkü hemen dedemle konuşmaya çalıştılar, tabi ben oradaki tercüme işlemini yaptım. Dedeme sorular sordular, hatta bir video çekimi yaptılar dedemle neler hissediyor, düşünceleri nelerdir diye. O anlamda çok büyük ilgi vardı.” dedi.


Gazi Mustafa Gök, Kore ziyareti esnasında Kore Cumhuriyeti tarafından kendisine verilen madalyaya şimdi gözü gibi bakarak kurtardıkları Kore’nin gelişip modernleşmesinin sevincini yaşıyor.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Denizli Mehter tartışmalarının hedefi olan okul yönetiminden açıklama: "Suç duyurusunda bulunacağız" Denizli Zübeyde Hanım Anaokulu’nda 23 Nisan kutlamalarında mehter marşının yarıda kesildiği yönündeki iddiaları yalanlayan okul aile birliği, görüntülerin kasıtlı olarak kurgulandığını savunarak suç duyurusunda bulunacaklarını açıkladı. Denizli Zübeyde Hanım Anaokulu’nda düzenlenen 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlamalarında, "Mehter marşının yarıda kesildiği" yönündeki iddialar kamuoyunda gündem oldu. Tartışmalar üzerine bir basın toplantısı düzenleyen okul aile birliği yönetimi, iddiaları yalanladı. Açıklamada, kutlama programının büyük bir coşku içerisinde gerçekleştirildiği ve hiçbir sınıfın gösterisinin yarıda kesilmediği vurgulandı. Mehter marşı eşliğinde gerçekleştirilen gösterinin 3 dakika 13 saniye sürdüğü belirtilirken, gösterinin alkışlarla tamamlandığı, müziğin tekrar çalmaya başlaması nedeniyle sıradaki gösteri için müdahale yapıldığı savunuldu. İddiaları kesin bir dille yalanlayan, görüntülerin kasıtlı olarak kesildiğini belirterek, sorumlularla ilgili suç duyurusunda bulunacaklarını belirten Okul Aile Birliği Başkanı Özlem Erdemir, ?"Mehter marşı eşliğindeki gösteri 3 dakika 13 saniye sürmüş ve başarıyla tamamlanmıştır. Ancak gösteri bittikten sonra müzik tekrar çalmaya başlayınca, program akışı gereği çıkış müziğine geçilmiştir. Sosyal medyaya servis edilen videolar, gösteri bittikten sonraki anları kapsayan kurgulanmış görüntülerdir. Bir sendika şube başkanı, şahsi sosyal medya hesaplarından yaptığı paylaşımlarla okulumuzu ve idarecileri hedef gösterdi. Bu tür asılsız haberlerin halkı kin ve nefrete sürüklemektedir. Söz konusu şahıs hakkında Denizli Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunulacağız" dedi. Veliler ise okul müdürü ve yöneticilerine destek vererek, okul yönetiminin milli ve manevi değerlere bağlı olduğunu, kısıtlı imkanlara rağmen okul bünyesinde mescit alanı oluşturulduğunu ve Ramazan ayında ihtiyaç sahiplerine yardım faaliyetleri düzenlendiğini ifade etti.
Bursa BUÜ’de Türkçenin geleceği konuşuldu Bursa Uludağ Üniversitesi’nde düzenlenen 11. Uluslararası Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretimi Kongresi, 3 gün boyunca Türkçenin öğretiminde yapay zekâ, ölçme-değerlendirme ve uluslararasılaşma başlıklarını akademik gündeme taşıdı. Yurt içi ve yurt dışından 200’ü aşkın akademisyeni buluşturan kongrede, Türkçenin dünya dili olma hedefi ve dijital çağda dil öğretiminin geleceğini ele aldı. Bursa Uludağ Üniversitesi Türkçe Öğretimi Uygulama ve Araştırma Merkezi (ULUTÖMER) ile Eğitim Fakültesi iş birliğinde düzenlenen "11. Uluslararası Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretimi Kongresi", Prof. Dr. Mete Cengiz Kültür Merkezi’nde 24-26 Nisan tarihlerinde gerçekleşti. Programın açılış bölümünde; ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Bayram Ali Ersoy, BUÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. İrfan Kırıştıoğlu, Kongre Yürütme Kurulu Başkanı Prof. Dr. Alparslan Okur ile ULUTÖMER Müdürü Prof. Dr. Fatih Demirel konuşma yaptı. ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Bayram Ali Ersoy, Türkçenin uluslararası standartlarda ölçülmesini sağlayacak olan Elektronik Yabancı Dil Sınavı (e-YDTS) üzerine kapsamlı bir sunum gerçekleştirdi. Dilin gücünün akademik nitelikle ölçüldüğünü belirten Ersoy, e-YDTS’nin Türkçenin prestijini artıracak somut bir adım olduğunu ifade etti. Bu sınavın sadece teknik bir süreçten ibaret olmadığını, Türkçe öğretimine gönül veren akademisyenlerin bilgi birikimi ve emeğiyle şekillenmiş milli bir değer olduğunu vurgulayan Ersoy, sertifikaların uluslararası tanınırlığı için üniversite yönetimlerinin desteğinin kritik önem taşıdığını hatırlattı. Kurum olarak her türlü teknik desteği sunmaya hazır olduklarını dile getiren Ersoy, Türk diline hizmet etmekten duyduğu gururu paylaşarak sözlerini tamamladı. Rektör Yardımcısı Prof. Dr. İrfan Kırıştıoğlu, bir araştırma üniversitesi olarak böylesine önemli bir bilimsel etkinliğe ev sahipliği yapmaktan duydukları memnuniyeti dile getirdi. Günümüzde yapay zekânın tüm alanlarda olduğu gibi dil öğretiminde de merkezi bir rol oynamaya başladığını belirten Kırıştıoğlu, eğitim süreçlerinde bu teknolojilerden maksimum düzeyde yararlanılması gerektiğinin altını çizdi. Türkiye’nin uluslararası öğrenci hedefleri doğrultusunda Türkçenin stratejik önemine değinen Kırıştıoğlu, özellikle "gönül coğrafyası"ndaki gençlerin kendi ülkelerinde Türkçe öğrenmelerinin bu süreci kolaylaştıracağını vurguladı. Kongrenin akademik çıktılarının tam metin olarak basılacak olmasının bilim dünyası için ayrı bir kazanç olduğunu hatırlatan Kırıştıoğlu, tüm katılımcıların verimli bir süreç geçirmesini diledi. Kongre Yürütme Kurulu Başkanı Prof. Dr. Alparslan Okur ise Türkçenin dünya genelindeki yaygınlığına dikkat çekti. 11 yıl önce başlatılan bu bilimsel yolculuğun Türkçeyi bir dünya dili yapma ülküsüyle sürdüğünü belirtti. Günümüzde sadece dijital bir nesille değil, her adımı yapay zekâya sorgulatan "dijital ötesi" bir kuşakla karşı karşıya olunduğunu ifade eden Okur, bu yeni nesle yönelik dil eğitiminde teknolojinin hızına ayak uydurmanın akademik bir zorunluluk haline geldiğini vurguladı. Herhangi bir ticari kaygı gütmeden, tamamen Türkçeye hizmet etme gayesiyle hareket ettiklerini dile getiren Okur, kongrenin ev sahibi BUÜ’ye ve sürece katkı sunan tüm paydaşlara teşekkürlerini sundu. ULUTÖMER Müdürü Prof. Dr. Fatih Demirel, Türkçenin Orhun Kitabeleri’nden günümüze kadar devam eden gelişim sürecini merkeze aldığı konuşmasında, ülkemizin uluslararası arenadaki gücünün dilimize olan talebi artırdığını vurguladı. Dil öğretiminde teknolojinin önemli bir rolü olduğunu ifade eden Demirel, kongre odağını yapay zekâ ve ölçme-değerlendirme konularına çevirdiklerini belirtti. Dijitalleşen dünyada yeni uygulama örneklerinin geliştirilmesi gerektiğini söyleyen Demirel; organizasyonun mutfağında büyük emek veren Kongre Koordinatörü Öğr. Gör. Dr. Erdem Hamaratlı başta olmak üzere, BUÜ Rektörlüğüne, destek veren kurumlara ve bilimsel katkı sağlayan tüm paydaşlara şükranlarını sundu. Toplamda 123 bildirinin kabul edildiği, yurt içinden ve yurt dışından 200’ün üzerinde akademisyen ile uzmanın katılım sağladığı kongre, yapılan sunumların ardından sona erdi. Türkçenin öğretimine dair yenilikçi yaklaşımlar ve çözüm önerilerinin ele alındığı etkinlik, akademik bildirilerin tamamlanmasıyla noktalandı.
Ankara Başkentin tarihi dokuları dijital enstalasyonuyla Ankara Uluslararası Marka Buluşmaları’nda yer aldı Ankara Ticaret Odası (ATO) ev sahipliğinde düzenlenen 5. Uluslararası Ankara Marka Buluşmaları kapsamında kurulan "Doku Ankara Immersive Video Space", başkentin binlerce yıllık tarihini dijital enstalasyonla ziyaretçilere sundu. ATO’nun "Marka Yapan Zekâlar, Yapay Zekâ ile Buluşuyor" mottosu ve "Braind Conference" temasıyla ATO Congresium’da düzenlediği 5. Uluslararası Ankara Marka Buluşmaları, fuar ve deneyim alanlarıyla da büyük ilgi gördü. Bu alanlardan biri de ATO’nun 2026 takviminde de yer alan "Doku Ankara"nın dijital enstalasyonu oldu. "Doku Ankara Immersive Video Space" adıyla kurulan 150 metrekarelik deneyim alanında, Ankara’nın binlerce yıla yayılan tarihi dokuları dijital enstalasyonu görsel bir şölen olarak izleyicilere anlatıldı. Başkentin taşta, ahşapta, motifte, kumaşta dönemin mekan anlayışı, estetik dili ve yaşam kültürünün dokularla dijital ekranda görünür hale getirildiği projede, Ankara’nın UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne giren Ahi Şerafeddin (Arslanhane Camii) ile Gordion Mezarı ve Ankara Evleri de yer aldı. Doku Ankara’nın deneyim alanının Uluslararası Ankara Marka Buluşmaları’nın büyükelçiden rektöre, yaşlılardan gençlere kadar tüm kesimler tarafından büyük ilgi gördüğünü kaydeden ATO Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Baran, şunları söyledi: "2026 yılı hem ’Türk Dünyası Başkenti’ olması, hem de NATO toplantısının Ankara’da yapılacak olması nedeniyle başkentimizin uluslararası arenada görünür olacağı bir yıl. Biz de 2026 yılı takvimimizle, kadim Ankara’yı tarihinin dokusu ve yine tarihimizden bize miras kalan minyatür sanatıyla tanıtmayı amaçlamıştık. Ankara’yı binlerce yıllık tarihin derinliklerinden süzülerek gelen dokularla anlatmak farklı ve ilgi çekici olmuştu. Doku Ankara, 5. Uluslararası Ankara Marka Buluşmaları’nın ’yapan zeka ve yapay zeka’ konseptine uygun bir şekilde dijital ekrana bir deneyim alanı olarak aktarıldı. Frigler’den Roma’ya, Bizans’tan Selçuklu’ya, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan binlerce yıllık tarihinin izlerini ses ve ışık gösterisi olarak izlemek gerçekten heyecan verici bir deneyim oldu. Gelen yorumlardan ve alanın önündeki sıralardan da büyük ilgi gördüğünü söyleyebiliriz."
Denizli Halk oyunları şöleni Buldan’da izleyenleri mest etti Halk Oyunları Kulüpler Grup Şampiyonası, 25 Nisan Cumartesi günü Buldan İlçe Spor Salonu’nda gerçekleşti. Gün boyunca süren performansların ardından düzenlenen törenle dereceye giren ekiplere ödülleri takdim edildi. Denizli Gençlik Spor İl Müdürlüğü ile Halk Oyunları Federasyonu Denizli Temsilciliği organizasyonunda düzenlenen Halk Oyunları Kulüpler Grup Şampiyonası, 25 Nisan Cumartesi günü Buldan İlçe Spor Salonunda gerçekleşti. Farklı illerden gelen 16 kulüpten 25 ekibin performanslarını sergilediği yarışmalar tribünleri dolduran izleyicileri büyüledi. Halk Oyunları yarışmalarına sporcu aileleri ve vatandaşlar yoğun ilgi gösterdi. İlçe Spor Salonunda tribünleri dolduran seyirciler ekiplere tezahürat ve alkışlarla destek verdi. Seremoninin ardından ekipler; Geleneksel Düzenlemeli ve Geleneksel Düzenlemesiz Dal’da Minikler, Yıldızlar, Gençler ve Büyükler kategorilerinde sırayla sahne aldı. Halk Oyunları yarışmalarında Minikler, Yıldızlar, Gençler ve Büyükler kategorilerinde 25 ekipten toplam 600 sporcu yarıştı. Sahne alan ekiplerin uyum ve performanslarına göre Halk Oyunları milli hakemlerinden oluşan jüri tarafından puanlama yapıldı. Gün boyu süren yarışmalar sonunda yapılan ödül töreniyle derece elde eden ekiplere kupa ve madalyalarını Buldan Belediye Başkanı Mehmet Ali Orpak, Gençlik Spor İl Müdürlüğü Yurt Hizmetleri Müdürü Tekin Kazak, Buldan Gençlik Spor İlçe Müdürü Tayfur Öztepe ile federasyon yetkilileri takdim etti. Kategorilerinde şampiyon olan ekipler, illerini Halk Oyunları Kulüpler Türkiye Şampiyonası’nda temsil etmeye hak kazandı. Denizli’den 7 ekip Türkiye Şampiyonası’nda Halk Oyunları Bölge Finali’nin ardından Denizli’yi Türkiye şampiyonasında temsil edecek ekipler de belli oldu. Minikler Düzenlemeli Dal’da Vali Recep Yazıcıoğlu İlkokulu SK, Yıldızlar Düzenlemesiz Dal’da Destan Halk Oyunları SK, Gençler Düzenlemeli Dal’da Kale Belediye SK ve Gençler Düzenlemesiz Karma’da Hemdem SK şampiyonaya katılma hakkı kazandı. Büyükler kategorisinde ise Düzenlemesiz Kadın dalında Destan Halk Oyunları SK, Düzenlemesiz Erkek dalında Yaşar Saniye Gemici Anadolu Lisesi SK ve Düzenlemesiz Karma dalında İndigo Kültür Sanat Dans SK Denizli’yi temsil edecek. Dereceye giren kulüpler ise; Minikler Düzenlemeli Dalında, 1’inci Vali Recep Yazıcıoğlu İlkokul Sk. 86.00, 2’inci Aydın Ayhot Sk. 84.20, Yıldızlar Düzenlemeli Dalında; 1’inci Elifname SK 88.00, 2’inci Grangaz Dans Sanat 87.80, Minikler Düzenlemesiz Dalında; Uşak Gül Gençlik SK. 86.60, 2’inci Tavas Birlik SK 86.00, Yıldızlar Düzenlemesiz Dalında; 1’inci Destan Halk Oyunları SK 88.00, 2’inci Aydın Ayhot SK 86.60, Gençler Düzenlemeli Dalında; 1’inci Kale Belediye SK 88.00, 2’inci Aydın Aydans SK 88.00, Gençler Düzenlemesiz Kadınlarda; 1’inci Karanfil Kültür Sanat SK 89.40, 2’inci Abalım SK 87.20, 3’üncü Zeyyah SK 86.60, Gençler Düzenlemesiz Erkek; 1’inci Ayhot SK 88.40, 2’inci Kale Belediye SK 87.80, Gençler Düzenlemesiz Karma; 1’inci Hemdem SK 86.20, Büyükler Düzenlemeli Dal; 1’inci 7 Eylül Efeler SK 86.40, Büyükler Düzenlemesiz Kadın: 1’inci Destan Halk Oyunları SK 88.60, 2’inci Aydın Büyükşehir Belediye SK 87.40, Büyükler Düzenlemesiz Erkek; 1’inci Yaşar Saniye Gemici Anadolu Lisesi SK 89.80, 2’İnci Uday Akademi SK 88.00, Büyükler Düzenlemesiz Karma: 1’inci İndigo Kültür Sanat Dans SK 87.80, 2’inci 7 Eylül Efeler SK 87.40 oldu.