SPOR - 27 Kasım 2024 Çarşamba 12:46

Evde baba, okulda hoca, sahada kaptan: Yılmaz ailesinin başarı öyküsü

A
A
A
Evde baba, okulda hoca, sahada kaptan: Yılmaz ailesinin başarı öyküsü

ParaVolley Türkiye Milli Takımı’nda forma giyen Mehmet Yılmaz ve oğlu Samet Yılmaz, ay-yıldızlı forma altında başarıdan başarıya koşuyor. Baba-oğul, milli takımdaki başarısıyla 2 Avrupa şampiyonluğu yaşadı.


Burdur’da 22-24 Kasım’da düzenlenen ParaVolley Avrupa Şampiyonası B Kategorisi’nde Türk Milli Takımı, namağlup şampiyon olarak adını A Kategorisi’ne yazdırdı. Yaklaşık 8 yıl önce kurulan ve gösterdiği gelişimle Avrupa’da ses getiren Milli Takım, böylelikle müzesine ikinci Avrupa Kupası’nı götürdü. Daha önce Gümüş Ligi ikinciliği ve üçüncülüğü yaşayan Milli Takım, son olarak katıldığı ParaVolley Avrupa Milletler Gümüş Ligi’nden şampiyon olarak geldiği Burdur’da da namağlup şampiyon olarak bu başarıyı taçlandırdı.


Milli Takım’ın bu başarısında büyük rol oynayan ve turnuva boyunca gösterdiği performansla MVP seçilen takım kaptanı Mehmet Yılmaz (51), şampiyonluğun yanı sıra oğlu Samet Yılmaz ile beraber ay-yıldızlı forma için mücadele etmenin gururunu yaşıyor. Uzun yıllar Milli Takım’da voleybol oynayarak başarılı bir kariyer yaşayan ve aynı zamanda Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı Ankara Etimesgut Necip Fazıl Kısakürek Ortaokulu’nda beden eğitimi öğretmeni olarak görev yapan Yılmaz, geçirdiği sakatlıklar nedeniyle voleybolu bırakmak zorunda kaldı. Mehmet Yılmaz, okulda öğrencisi olan ve babasının izinden gitmek isteyen oğlu Samet Yılmaz’ın (25) doğuştan gelen engelinden dolayı voleybolu bırakıp, oturarak voleybola geçtikten sonra çağırıldığı ParaVolley Milli Takımı’nda yaklaşık 8 yıldır oğluyla birlikte ay-yıldızlı forma için mücadele ediyor.



Baba oğul başarıdan başarıya koşuyor


Mehmet ve Samet Yılmaz, birlikte katıldıkları 4 Avrupa Şampiyonası’nda 2 Avrupa Kupası kazanmanın büyük gururunu yaşıyorlar. Saha içinde evdeki baba oğul ilişkisini bir kenara bırakarak profesyonel bir şekilde kaptan ve oyuncu ilişkisiyle oynayan Mehmet - Samet Yılmaz’ın şimdiki hedefleri ise 2025 yılında Macaristan’da düzenlenecek ParaVolley Avrupa Şampiyonası A Kategorisi’nde de şampiyon olup, 2028 Los Angeles Paralimpik Oyunları’na katılmak.



"Oğlumun daveti üzerine oturarak voleybola geçtim"


Olimpik voleybol oynarken yaşadığı sakatlıklar nedeniyle ve oğlunun davetiyle oturarak voleybola geçtiğini hatırlatan Mehmet Yılmaz, "Ortaokul dönemlerimde voleybola başladım. Uzun yıllar İstanbul, Ankara, Karadeniz Ereğlisi takımlarında olimpik voleybol oynadım, milli takımda da uzun yıllar görev yaptım. Sonrasında da sakatlıklar, ameliyat durumları ve kalıcı hasarlar kalınca da oturarak voleybola gelmiş oldum. Buraya nasıl geldim derseniz oğlum da voleybol oynuyordu. Ben beden eğitimi öğretmeniyim aynı zamanda. Oğlum benim öğrencimdi. Ben de voleybol öğrensin diye ve voleybolu sevdiği için, ilerlemesini istediğim, iyi yerlerde olsun, başarılı olsun istediğim için eğitim veriyordum ona. Sonrasında bir gün hocası ’Samet böyle bir kamp var gelir misin?’ diye oğlumu davet etmiş. O da katılmış bu kampa. Hoşuna gitmiş onun da. İkisini beraber yapıyordu. Hem olimpik oynuyordu hem de oturarak voleybola katılıyordu. Sonra oğlum da beni çağırınca, ’Baba en azından bize yardıma gelir misin? Senin de engelin var sakatlıklarından dolayı. En azından raporlarını görürler’ gibilerinden davet edince ben de katıldım. Sonrasında süreç öyle devam etti" dedi.



"Uzun yıllar sakatlığıma rağmen olimpik voleybol oynadım ama yaş ilerleyince vücudum kaldırmadı"


Olimpik voleybolu sakatlıklar nedeniyle oluşan engelinden dolayı bırakmak zorunda kaldığını belirten Yılmaz, "Uzun yıllar oynayınca eklemlerde hasar oluyor. Çünkü maçlarda ayağımız burkuluyor bağlar kopuyor ve kıkırdak kırılıyor. Birike birike belli bir yaştan sonra da zaten artık vücut kaldırmıyor. Benim iki ayak bileğim de ameliyatlar nedeniyle donmuş bir şekilde şu an. Donunca da artık kalıcı olarak böyle devam ediyorum. Ben uzun yıllar sakat sakat voleybol oynadım yine. Tabi oynadıkça daha da ilerledi. İlerleyince de kırklı yaşlara yakın bırakmak zorunda kaldım. ParaVolley’in heyecan süresi de macerası da 8 yıl. Yeni bir branş. 2025 yılında gideceğimiz Avrupa şampiyonası 5. turnuva olacak" şeklinde konuştu.



"Sahada duygusallık bitiyor, profesyonellik başlıyor"


Oğlunun daveti üzerine ParaVolley’e geçtiğini belirten baba Yılmaz, oğlu ile arasında evde baba-oğul ilişkisi varken sahada ise bunun kaptan-oyuncu ilişkisine döndüğünü dile getirerek, "Oğlum milli takım kampına gitti 8 sene önce, yaşı da küçüktü. Biz beraber normal voleybol oynuyorduk zaten onunla maçlara da gidip geliyorduk. Sonra kampa beni de davet etti, ’gelir misin?’ dedi. Oradaki hocası da beni tanıdığı için ’Baban gelebilir mi? Bize de buradaki arkadaşlara da yardımcı olur hem’ demiş. Yani oğlumun tavsiyesiyle bu branşa katılmış oldum. Baba-oğul gidiyoruz. Ay-yıldızlı formayı giymek ayrı bir gurur. Oğlumla bunu paylaşmak, temsil etmek o ayrı bir mutluluk, ayrı bir gurur. Başarılı oldukça, oğlumun başarısını gördükçe de daha da hoşuma gidiyor, daha mutlu oluyorum. Takımda ben kaptanım. Takım içinde herkes arasında yaş farkı olsa da herkes bir oyuncu. Öyle olunca da oğlum sahada ismimle sesleniyor, kaptanım diyor, ’Mehmet’ diyor arada. Yani sahadayken baba-oğul duygusallığı bitiyor, profesyonellik başlıyor ve sonuca gitmeye çalışıyoruz" cümlelerine yer verdi.



Samet Yılmaz: "Voleybola babamın desteğiyle başladım, şimdi milli takımda beraber oynuyoruz"


Yaklaşık 15 yıldır voleybol oynadığını, bunun 7 yılının olimpik voleybol, kalan 8 yılının ise paralimpik voleybol olduğunu dile getiren oğul Samet Yılmaz, "Voleybola on yaşındayken babamın desteğiyle başlamış bulundum. Zaten kendisi de eski milli voleybolcu. Olimpik kategoride yer alan ayakta oynanan dediğimiz voleybolda uzun yıllar milli takımda yer almış. Onun desteğiyle başladığımı söyleyebilirim. Benim engel durumum aslında genetik, çocukluktan gelen bir durum. Ama ilerleyen yaşlarda biraz daha etkisi artınca hocalarımın ve babamın da desteğiyle biraz da oturarak voleybola yönelme eğilimim oldu. Ayak bileğimde kas zayıflığı ve buna bağlı olarak kemik deformasyonu durumu var. Yaş ilerledikçe bu durum daha da fazla ortaya çıktı. Olimpik voleybol oynadığım dönemde milli takım kampına davet edildim. Orada benden sorumlu hoca aynı zamanda oturarak voleybolda da milli takım antrenörlüğü yapıyordu. Beni gördü ve teklif etti. Ben de kabul ettim. Daha sonra oturarak voleybol milli takım kampına davet edildim. İlk kampa katılmamın ardından babamı davet ettim aslında o kampa. Daha sonra birlikte devam ettik bu spora. Yaklaşık 8 yıldır beraber oynuyoruz. Avrupa şampiyonası daha sonra Avrupa şampiyonalarının ön elemeleri, Altın Lig, Gümüş Lig müsabakalarında yer aldık, beraber oynadık. Bunun dışında sahada tamamen profesyonel bir şekilde yani baba-oğuldan uzak daha çok iki sporcuyuz. Sahada o benim kaptanım ve tamamen profesyonel bir şekilde oyunumuzu sürdürmeye devam ediyoruz" dedi.



"Babamla oynamak hem keyifli hem gurur verici"


Babasıyla ay-yıldızlı forma altında oynamaktan büyük gurur ve mutluluk yaşadığını söyleyen Samet Yılmaz, "Aslında beraber oynamak çok keyifli duygusal olarak baktığımızda. Ama profesyonel olarak baktığımızda ise o benim kaptanım, ben takımın sporcusuyum. İşimizi yapıyoruz. Arada sırada ufak tefek gerilim oluyor sahada. Ama bizde orada olan orada kalır. Ay-yıldızlı formayı babam ile birlikte giymek çok gurur verici bir şey kesinlikle. Kazandığımız, kaybettiğimiz her maçta gurur duyarak elimizden geleni yapmaya çalışıyoruz. Babamla olmak, babamla birlikte mücadele etmek de çok keyifli" şeklinde konuştu.



Evde baba, okulda hoca, sahada kaptan: Yılmaz ailesinin başarı öyküsü

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Isparta Isparta’da 22 yıl hapis cezası bulunan firari yakalandı Isparta’da polis ekiplerinin koordineli operasyonlarında, 22 yıl hapis cezası bulunan bir şahıs yakalanarak cezaevine gönderilirken, ayrı bir narkotik operasyonunda 4 kilo 650 gram uyuşturucu ele geçirildi; gözaltına alınan 5 şüpheliden 2’si tutuklandı. Isparta İl Emniyet Müdürlüğü’ne bağlı İstihbarat Şube Müdürlüğü, Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü, Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele (KOM) Şube Müdürlüğü ve Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü çeşitli operasyonlar gerçekleştirildi. Yapılan operasyonda ekiplerin koordineli çalışması sonucu, hakkında çeşitli suçlardan 10 ayrı dosya bulunan ve toplam 22 yıl kesinleşmiş hapis cezası olduğu belirlenen şahsın yeri tespit edilerek yakalandı. Düzenlenen operasyonla gözaltına alınan şahıs, emniyetteki işlemlerinin ardından Ceza İnfaz Kurumu’na teslim edildi. Ayrıca Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ile İstihbarat Şube Müdürlüğü görevlilerinin koordineli bir başka operasyonunda 4 kilo 650 gram uyuşturucu madde ele geçirildi. Konuyla ilişkin 5 şüpheli şahıs "Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde Ticareti" suçu çerçevesinde gözaltına alındı. Adli mercilere sevk edilen şüphelilerden 2’si tutuklanarak cezaevine gönderilirken, 1 şüpheli hakkında adli kontrol tedbiri uygulandı. Diğer 2 şüpheli ise serbest bırakıldı.
Samsun NASA’daki Türk bilim adamı Dr. Umut Yıldız, OMÜ’de evrenin sırlarını anlattı NASA bünyesindeki Jet İtki Laboratuvarı’nda (JPL) uzun yıllar derin uzay iletişimi ve büyük veri analizi üzerine çalışmalar yürüten astrofizikçi Dr. Umut Yıldız, Ondokuz Mayıs Üniversitesi’nde (OMÜ) düzenlenen konferansta öğrencilerle bir araya geldi. "Evrenin Doğumu ve Ölümü" başlıklı etkinlikte, kozmik süreçler ve modern bilimin temel sorunları ele alındı. OMÜ Fizik Topluluğu ve OMÜ Gözlemevi iş birliğiyle UZEM Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen etkinliğe, Rektör Yardımcı Alper Kesten, Fen Fakültesi Fizik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ufuk Çoruh, Astronomi Eğitimi Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Metin Yavuz’un yanı sıra çok sayıda akademisyen, lise ve üniversite öğrencisi katıldı. Konferansta, evrenin başlangıcından nihai kaderine kadar uzanan geniş bir yelpazede güncel bilimsel veriler paylaşıldı. "Bilim cevaplardan çok sorularla ilerler" Konferansın açılışında konuşan OMÜ Fen Fakültesi Fizik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ufuk Çoruh, bilimin yalnızca bilgi üretme süreci değil, sistematik bir düşünme biçimi olduğunu vurguladı. Bilimsel yöntemin insanlık için en güvenilir rehber olduğunu belirten Çoruh, "Eğer evrenin bir başlangıcı varsa, öncesinde ne vardı? Bilim, hazır cevaplardan ziyade doğru soruları sorabilme yeteneğiyle gelişir. Belki de bu salon, gelecekte evrenin sırlarını çözecek fikirlerin ilk kez filizlendiği ana tanıklık edecektir" dedi. Dr. Umut Yıldız OMÜ’de evrenin sırlarını anlattı Türkiye’ye döndükten sonra uzay ekosistemine katkı sağlamak amacıyla çeşitli teknoloji firmalarında üst düzey bilimsel sorumluluklar üstlenen Dr. Umut Yıldız, "Evrenin Doğumu ve Ölümü" başlıklı ilgi çeken sunumunu kendine has üslubuyla dinleyicileriyle paylaştı. Konferansta, evrenin başlangıcından nihai kaderine kadar uzanan geniş bir yelpazede güncel bilimsel veriler ele alındı. Halen Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) bünyesinde Bilim İletişimi Direktörü ve öğretim elemanı olarak görev yapan Yıldız, güncel çalışmalarına dair bilgiler verdiği konferansta bilimsel bilginin toplumun her kesimine ulaşması için yürüttüğü çalışmaları sürdüreceğini ifade etti. Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Alper Kesten’in de katılarak emeği geçenlere teşekkür ettiği program, plaket töreniyle sona erdi. Etkinlik, soru-cevap bölümünün ardından çekilen hatıra fotoğrafıyla tamamlandı.
Kocaeli Kocaelispor’un 60. yılında "Efsane Forma" tiyatro oyunu sahnelendi Kocaelispor, kuruluşunun 60’ıncı yıl dönümünü sahnelenen ‘Efsane Forma’ adlı tiyatro oyunuyla kutladı. Dünyada böyle bir projenin ilk defa yapıldığını vurgulayan Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmeni Aydın Sigalı, "Düşse de yeniden kalkmayı bilenlerin ruhunu anlatmaya aktarmaya çalıştık" dedi. Kocaelispor kulübün kuruluşunun 60’ıncı yıl dönümü Kocaeli Kongre Merkezi’nde düzenlenen tiyatro oyunuyla kutlandı. Program kapsamında Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları tarafından hazırlanan ‘Efsane Forma’ isimli tiyatro oyunu sahnelendi. Kentin spor kültürünü sanatla harmanlayan organizasyon, salonu dolduran taraftar tarafından ayakta alkışlandı. Kocaelispor Teknik Direktörü Selçuk İnan, Kocaelispor Başkan Vekili Veli Başkurt ve futbolcular tiyatro gösterimin ardından sahneye çıkıp oyuncuları tebrik etti. U-16 ve U-17 oyuncularının da sahne aldığı tiyatro oyununun sonunda pasta kesilerek 60’ıncı yıl coşkusu kutlandı. "Bu şanlı tarihi layığıyla yaşatmaya devam edeceğiz" Kocaelispor Teknik Direktörü Selçuk İnan, yaptığı konuşmada, "Bu büyük ailenin bir parçası olmaktan onur ve gurur duydum. Çok teşekkür ediyoruz böyle bir şeyi yaptınız oynadınız, duygulandı. Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanımız Tahir Büyükakın’a teşekkür ederim. İnşallah bu şanlı tarihi layığıyla yaşatmaya devam edeceğiz" dedi. "Allah’a şükrediyorum" Kocaelispor Başkan Vekili Veli Başkurt ise, "Bütün liglerde yöneticilik yapmış kişilerden biriyim. Bu onur ve gurur benim ömür boyu en büyük mutluluğum olacaktır. Taraftarımıza bu günleri yaşattığımız için Allah’a şükrediyorum" şeklinde konuştu. "Nice 60 yıllara" Organizasyondan duyduğu memnuniyeti dile getiren Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, "Zor günlerden geldik kolay da olmadı. Hala da kolay değil. Daha da yapacak çok işimiz var. Gidecek çok yolumuz var. Bu şehir buna inandı. Bu hayale inandı. Mutlaka çok daha iyisini biz başaracağız. 60. yılımız kutlu olsun, nice 60 yıllara" ifadelerini kullandı. "Düşse de yeniden kalkmayı bilenlerin ruhunu anlatmaya aktarmaya çalıştık" Oyunun Kocaelispor ruhunu aktardığını ve böyle bir projenin Dünya’da ilk defa yapıldığını belirten Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmeni Aydın Sigalı, "Öncelikle Kocaelispor’umuzun 60. yıl dönümünü kutluyoruz. Çok büyük bir coşkuyla bu projeye hazırlandık bu projenin özel yerleri var, özel anları var dünyada ilk defa yapılıyor. Çünkü bir tiyatro kurumuyla bir spor kulübü yan yana ortak bir proje içinde var oldular. U16-17 takımı oyun içindeydi, taraftar gruplarından Hodri Meydan oyunun içindeydi. Kocelispor ruhunu bu kentin ruhunu düşse de yeniden kalkmayı bilenlerin ruhunu anlatmaya, aktarmaya çalıştık. Çok büyük bir coşkuyla karşılandı. Oynadığımız oyun nice 60 senelere diliyorum. Kocaelispor’umuzun 60. yılı kutlu olsun diyorum. Ama bu ruhu taşıyabilen yani Kocaelispor ruhunu taşıyabilen herkesin burada yeri vardır diye düşünüyorum" diye konuştu. "Bazen sadece insanlara ’biz buradayız’ demek çok güzel bir duygudur" Oyunda Kocaelispor ruhunun ve heyecanının bugün salonda da olduğunu ifade eden Oyuncu Engin Benli, "Bu çok güzel bir duygu, gerçekten. 30 yıldır Kocaeli’deyim ve gerçekten artık Kocaeliliyim yani. Kocaelispor’un birçok maçına gittim, orada gerçekten de inanılmaz bir taraftar, inanılmaz bir ruh, inanılmaz bir heyecan var. Aynı heyecanı bu akşam burada da hissettik ve yaşadık. Seyirciyle kucaklaştık, takımla kucaklaştık ve Kocaeli Şehir Tiyatrosu kucaklaştı. O yüzden de bu inanılmaz güzel bir gece. Öncelikle çok çalışacaksın, bekleyeceksin, düşeceksin, kalkacaksın ama takım olmayı öğreneceksin. Bunu, bunu bileceksin. Bu çok önemli bir şey, çok da güzel bir şey. O yüzden de her zaman her şey olabilir; deprem olabilir, şehir sarsılabilir ama takım olmak acayip bir duygudur. Bazen sadece insanlara ’biz buradayız’ demek çok güzel bir duygudur" diye konuştu. Oyunun hazırlık sürecinden bahseden Engin Benli, "4 ya da 5 günde çıktı. Acayip derecede hızlı bir şekilde hemen senaryo yazıldı, ondan sonra çizildi. Hemen U16’dan genç arkadaşlar geldi, bizim tiyatrodan oyuncularımız geldi ve büyük bir takım oluştu gerçekten. Bu güzel bir takım oldu. O yüzden hala şu anda güzelliği yaşıyoruz ve hissediyoruz" ifadelerini kullandı.