TEKNOLOJİ - 09 Haziran 2024 Pazar 13:37

Geleceğin temiz hava projesi "aLgaç"

A
A
A
Geleceğin temiz hava projesi "aLgaç"

Burdur’da MAKÜ’lü bilim insanları tarafından atmosferdeki oksijenin yüzde 70’ini oluşturan alglerden bir günde 5-6 ağacın tuttuğu karbondioksiti tutabilen ve güneş enerjisiyle çalışan “aLgaç” adı verilen fotobiyoreaktör geliştirildi. İlk olarak karbondioksiti tutup biyokütleye dönüştüren aLgaç içerisinde bulunan algler, daha sonra yem katkı maddesi olarak kullanılabilme özelliği taşıyor.


Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Moleküler Biyoloji Genetik Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Füsun Akgül tarafından lisans bitirme öğrencileri ile birlikte Bölgesel Kalkınma Odaklı Misyon Farklılaşması ve İhtisaslaşması Programı “Yenilikçi Gıda ve Yem Katkı Maddesi Olarak Yeşil Bir Kaynak: Mikroalgler (YeYeM)” projesi çerçevesinde aLgaç geliştirildi. "aLgaç", her geçen gün salınımı artan, sera gazlarının en önemlisi olan karbondioksiti kullanarak atmosferdeki karbondioksit oranını düşürme ve oksijen oranını artırmaya yönelik ekolojik bir uygulama modeli olarak hazırlandı.


Alg ve ağaç kelimelerinden türetilerek aLgaç adı verilen panel tipi mikroalg fotobiyoreaktörü, bir günde 5,6 adet 25 yaşında ağacın tuttuğu karbondioksiti tutarak biyokütleye dönüştürme kapasitesine sahip. İhtiyacı olan elektriği güneş enerjisi sistemiyle karşılayan aLgaç, minimum sarfiyat yapacak şekilde, kendi kendine yeten kapalı bir sistem olarak yapıldı.


Hava kirliliğinin yoğun olduğu, ağaçlandırma yapılacak alan ve zamanın olmadığı durumlarda kullanılmak üzere tasarlanan aLgaç, araç ve nüfus yoğunluğunun, dolayısıyla karbondioksit emisyonunun fazla olduğu büyük şehirlerde alternatif bir karbon tutma kaynağı olarak kullanılabilir. aLgaç’ın dünyada birkaç örneği olmakla birlikte ülkemizde ilk ve tek olma özelliğine sahip. aLgaç’ın, küçük hacim ile yapılan tasarımları ile hastane ve okul gibi kalabalık kapalı mekanlarda oksijen konsantrasyonunu artırmak amacıyla da kullanılabilir.


Proje yürütücüsü Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Moleküler Biyoloji Genetik Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Füsun Akgül projesi hakkında yaptığı açıklamada, "Dünyanın dörtte üçünün sularla kaplı olduğunu biliyoruz ve bu sulak alanlarda en fazla mikroalg ve makroalg dediğimiz, fotosentetik birincil üretimden sorumlu olan canlılar yaşamaktadır. Yapılan çalışmalar, atmosferdeki oksijenin yüzde yetmişini alglerin ürettiğini göstermektedir. Ayrıca bilindiği üzere dünyada karbondioksit salınımı her geçen gün artmakta. Sera gazlarının en önemlisi olan karbondioksiti azaltmak için farklı çalışmalar yapılmaktadır. Karbondioksitin artması küresel iklim felaketlerine, küresel çevre sorunlarına, farklı iklim sıkıntılarına sebep olmaktadır. Biz de bu düşünceden hareketle alg ve ağaç kelimelerinden türettiğimiz ’aLgaç’ adı verdiğimiz bir tasarım gerçekleştirdik. Burada mikroalglerin yüksek karbondioksit tutma kapasitesinden faydalanarak yine mikroalg biyokütle üretim potansiyeli yüksek olan bir mikroalg türünü seçtik ve onunla bir panel tipi fotobiyoreaktör tasarladık. Çalışmalarımızın optimizasyon ön çalışmalarını laboratuvar ortamında gerçekleştirdikten sonra dışarıya adapte ettik. Güneş enerjisi panelleri ile havalandırma için gerekli olan elektrik karşılanmakta. Herhangi bir elektrik sarfiyatı yapmayan, kendi kendine yeten kapalı bir sistem olarak tasarladık. Bu yönüyle oldukça ekolojik ve ekonomik bir ürün. Büyük hacimlerde tasarladık bunu çünkü dış mekan için düşündük. Özellikle kalabalık şehirlerde hava kirliliğin yoğun olduğu, karbondioksit emisyonunun yoğun olduğu, ağaç yetiştirmek için yeterli zaman ve mekanın olmadığı durumlarda aLgaç, inovatif bir çözüm olarak, karbon tutucu olarak düşünülebilir. Yine daha küçük hacimlerde tasarlanarak estetik bir şekilde tasarlanarak okul, hastane gibi kapalı alanlarda da oksijen konsantrasyonu arttırmak amacıyla kullanılabilir aLgaç. Farklı alanlarda yine yaygınlaştırılabilir" dedi.



200 litrelik fotobiyorektör günde 5-6 ağacın tutabildiği karbondioksiti tutuyor


Yapılan bu fotobiyoreaktörün bir günde 5,6 ağacın tutabildiği karbondioksiti tuttuğunu dile getiren Doç. Dr. Füsun Akgül, "Yaptığınız biyokütle hesaplamalarına göre 200 litrelik bir hacimle tasarladık ve karbon tutma oranını bir günde 25 yaşındaki 5,6 ağacın tutabildiği karbondioksit tutabilir şekilde bir tasarım yaptık. Bu yönüyle aslında bir karbon yutağı olarak iş görecek şekilde tasarımımızı gerçekleştirdik. Bir diğer önemi de bu çalışmanın Birleşmiş Milletler tarafından belirlenen ülkemizin de dahil olduğu sürdürülebilir kalkınma hedeflerine de hizmet etmekte. Bunlardan bir tanesi sürdürülebilir şehir ve topluluklar, yine sağlıklı ve kaliteli yaşam hedefi, yine karasal yaşam hedefi gibi pek çok sürdürülebilir kalkınma hedefine hizmet eden bir çalışma olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu çalışmayla hem öğrencilerimizin hem de halkımızın mikroalg biyoteknolojisi ve bunun faydaları hakkında farkındalık kazanmasını amaçladık" şeklinde konuştu.


MAKÜ Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü 4. Sınıf öğrencisi Aleyna Gülşen ise, "Mikroalglerin biyoteknolojisinde kullanılan çalışmalar dünya üzerinde de her geçen gün artmaktadır. Ülkemizde de bu alanın öncüsü olarak üniversitemizi görmekteyiz. Yaptığımız bu çalışma Türkiye’de ilk özelliği taşımaktadır. Projede yer aldığım için çok mutluyum" sözlerini ifade etti.


Bir diğer öğrenci Özge Korkmaz ise, "Sera gazlarının en önemlisi olan karbondioksit salınımı her geçen gün artmaktadır ve bu da küresel ısınmaya sebep olmaktadır. Atmosferde artan bu karbondioksiti azaltmaya yönelik yaptığınız bu çalışmada yüksek oranda karbondioksit tutabilen mikroalg kullanarak düz panel tipi fotobiyoreaktör tasarımı gerçekleştirdik. Bu çalışmada yer aldığım için çok mutluyum" dedi.


Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü 4. Sınıf öğrencisi Batuhan Gürakan da proje hakkında, "Güneş enerjisinden elde edilen elektrikle, kendi yetebilen kapalı bir sistemdir. Mikroalg biyokütlesi, biyogübre ve yem katkı maddesi kullanımı potansiyeline sahiptir ve bu yönüyle tasarımımız ekolojik ve ekonomiktir. Bize bu fırsatı verdiği için Füsun hocamıza çok teşekkür ederim" sözlerini sarf etti.



Geleceğin temiz hava projesi "aLgaç"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Çaykur Rizespor Kulubü Ankara’da iftarda bir araya geldi Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu ve Adalet Bakanı Akın Gürlek, Çaykur Rizespor Kulübü’nün iftar programına katıldı. Sağlık Bakanı Memişoğlu, "Spor kazanmak için yapılır ama tek amaç sporda kazanmak olmamalı. Mücadele olmalı, kazanmak isteği olmalı ama spor sağlıktır" dedi. Ankara’da bir otelde gerçekleştirilen Çaykur Risespor iftar proğramına, Adalet Bakanı Akın Gürlek, Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı, Çaykur Rizespor Başkanı İbrahim Turgut’un yanı sıra yöneticiler ve davetliler katıldı. İftar programının açılış konuşmasını yapan Çaykur Rizespor Kulubü Başkanı İbrahim Turgut, "Bu mübarek ramazan gününde iftarımızı bizimle paylaştığınız ve davetimize icabet ederek buraya geldiğiniz için hepinize teşekkür ediyorum. Yola çıkarken sadece saha sonuçlarına odaklanmadık. Futbol dışında birlik, beraberlik, barış ve kardeşliği de önemsedik. Tüm takımlarla kardeş olmayı, Türk futbolunun başarısı için öz kaynaşmayı hedefledik. Allah’ın yardımı ve sizlerin desteğiyle iyi bir noktaya geldik. İnşallah daha da iyi yerlere geleceğiz. Bu yolda bizlere destek veren başta Sayın Cumhurbaşkanımız olmak üzere Sayın Osman Bakanımıza, Sayın Kemal Bakanımıza, Sayın Hayati Yazıcı’ya ve tüm büyüklerimize şahsım ve kurumum adına teşekkür ediyorum" şeklinde konuştu. Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, "Spor kazanmak için yapılır ama tek amaç sporda kazanmak olmamalı. Mücadele olmalı, kazanmak isteği olmalı ama spor sağlıktır. Yani spor sağlık için, mutluluk için yapılır. Toplum olarak spor yapmamız lazım" diye konuştu. Türkiye’nin, dünyanın en iyi sağlık hizmeti sunan ülkesi olduğunu belirten Memişoğlu, Türkiye’deki sağlık hizmetlerine yönelik bilgiler verdi. "Bugünden sigarayı bırakın istiyoruz" Mevcut sağlık hizmetlerini yeterli görmediklerini ve sağlığın teknolojisini ve bilgisini de üretmeleri gerektiğini belirten Memişoğlu, "Türk toplumunun sağlıklı olması için ne yapılmalı? Bunun çabası içindeyiz. Erkeklerin yüzde 46’sının, kadınların yüzde 25’inin sigara içtiği yani insanların ortalama yüzde 33’ünün sigara içtiği bir ülkede sigara illetinden kurtulmamız gerekiyor. Ramazan irademizi güçlendirdiğimiz ay olduğu için de sigara içenlerin sigarayı bırakmak için bayramı beklememesini istiyoruz. Bugünden sigarayı bırakın istiyoruz" diye konuştu. Karadeniz Bölgesi’nin Türkiye’nin en kilolu bölgesi çıktığını aktaran Memişoğlu, "Karadeniz’de eskiden babaannem sabahları muhlama yiyordu, çaylığa gidiyordu, akşama kadar o çaylıkta çalışıyordu. Muhlama dediğiniz esasında bir enerji bombası. Şimdi aynı muhlamayı yiyoruz, gidiyoruz, masada oturuyoruz. O zaman ne oluyor? Bu bize kilo olarak geri dönüyor. Kalp hastalığı, eklem hastalığı olarak geri dönüyor. Onun için sizlerden istirhamım, bize emanet olan bu bedene lütfen iyi bakın. Kilo vermeye, kötü alışkanlıktan uzak durmaya ve hareketli olmaya çalışın. Onun için de sağlıklı hayat merkezlerine gidin lütfen" diyerek sağlıklı hayat merkezlerinde tüm hizmetlerin ücretsiz olduğunu belirtti. Adalet Bakanı Akın Gürlek ise kendisinin Nevşehirli olduğunu ancak "fahri Rizeli" olduğunu belirterek, Türkiye ve bütün hanelere ramazanın huzurunun, bereketinin gelmesini diledi. Konuşmanın ardından Çaykur Rizespor Kulübü Başkanı İbrahim Turgut, Sağlık Bakanı Memişoğlu ve Adalet Bakanı Gürlek’e Rizespor forması hediye etti.
Antalya Selinus Antik Kenti Nijerya’da tanıtıldı Türkiye ile Nijerya arasında kültürel diyaloğun güçlenmesi adına başkent Abuja’da yapılan "İki Aşa-İki Kültür, Tek Vizyon" fotoğraf sergisinde Alaaddin Keykubat Üniversitesi (ALKÜ) akademisyeni ve aynı zamanda Selinus Arkeolojik Yüzey Araştırmaları Başkanı Doç. Dr. Tuna Akçay’ın fotoğrafları yoğun ilgi gördü. Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi ulusal ve uluslararası projelere öncülük etmeye devam ediyor. Bu kapsamda Nijerya ile kültürel bağların güçlenmesi adına yapılan "İki Aşa - Two Cultures, One Vision / İki Aşa- İki Kültür, Tek Vizyon" fotoğraf sergisine ALKÜ’den önemli bir katkı sağlandı. Nijerya’nın başkenti Abuja’da düzenlenen "İki Aşa - Two Cultures, One Vision / İki Aşa - İki Kültür, Tek Vizyon" fotoğraf sergisi, Türkiye ile Nijerya arasında kültürel diyaloğu güçlendiren anlamlı bir sanat buluşmasına sahne oldu. Abuja Yunus Emre Türk Kültür Merkezi ile Nijerya Cumhurbaşkanlığı Sanat, Kültür ve Ekonomi Özel Asistanlığı Ofisi iş birliğinde gerçekleştirilen sergi, iki ülkenin insanlarını, şehirlerini, tarihi mekânlarını ve kültürel değerlerini sanatın evrensel diliyle bir araya getirdi. Serginin açılışı, Abuja Büyükelçisi Mehmet Poroy ile Nijerya Cumhurbaşkanlığı Sanat, Kültür ve Ekonomi Özel Asistanı Ayomide Adeagbo’nun katılımlarıyla yoğun ilgi eşliğinde gerçekleştirildi. Devlet kurumlarının temsilcileri, diplomatik misyon üyeleri, sanatçılar ve çok sayıda davetlinin katıldığı açılış, kültürel diplomasi açısından dikkat çekici bir organizasyon olarak öne çıktı. Selinus ve Gazipaşa tanıtıldı Sergide, ALKÜ Turizm Fakültesi Öğretim Üyesi ve Selinus Arkeolojik Yüzey Araştırmaları Başkanı Doç. Dr. Tuna Akçay’ın Türkiye’den taşıdığı seçkin fotoğraf eserleri ile Nijeryalı sanatçılar Sope Adelaya ve Anigbogu Ozioma Uche’nin çalışmaları birlikte izleyiciyle buluştu. Doç. Dr. Tuna Akçay’ın eserleri arasında Gazipaşa’nın doğal, kültürel ve tarihi değerlerini yansıtan fotoğraflar özel ilgi görürken, bu kareler aracılığıyla Gazipaşa’nın uluslararası düzeyde tanıtımına katkı sağlandı. Serginin dikkat çeken yönlerinden biri ise, Akçay’ın fotoğrafları üzerinden Selinus Antik Kenti’nin de Nijerya’da tanıtılması oldu. Gazipaşa’nın arkeolojik hafızasında önemli bir yere sahip olan Selinus Antik Kenti, bu sergi sayesinde yalnızca bir fotoğraf teması olarak değil aynı zamanda Türkiye’nin köklü tarihi mirasını temsil eden güçlü bir kültürel değer olarak yabancı izleyicilere sunuldu. Böylece sanat, yalnızca estetik bir paylaşım alanı değil, aynı zamanda arkeolojik mirasın ve yerel kimliğin uluslararası görünürlüğünü artıran bir kültürel temsil aracı işlevi gördü. "İki Aşa - İki Kültür, Tek Vizyon" sergisi, Türkiye ve Nijerya’nın estetik hafızasını ortak bir platformda buluştururken, iki farklı coğrafyanın renklerini, ruhunu ve hikâyelerini tek bir vizyonda birleştirdi. Sergi, aynı zamanda Türkiye ile Nijerya arasında yeni kültürel köprüler kurulmasına katkı sunarak, sanatın birleştirici gücünü bir kez daha ortaya koydu. Ziyarete açık olacak sergi, sanatseverleri Abuja Yunus Emre Türk Kültür Merkezi’nde ağırlamaya devam edecek.