ÇEVRE - 13 Ağustos 2024 Salı 16:16

Gökyüzünün görsel şöleni Psidia’nın antik kentleriyle birleşti

A
A
A
Gökyüzünün görsel şöleni Psidia’nın antik kentleriyle birleşti

Yılın en etkileyici gök olaylarından birisi olan ’Perseid Meteor Yağmuru’ Psidia bölgesinin antik kentleri olan Sagalassos ve Kibyra’da fotoğraf sanatçılarına görsel şölen hazırladı. Sagalassos’ta kazı çalışmalarını sürdüren Doç. Dr. Peter Talloen’de ekibi ile birlikte bu eşsiz gökyüzü şölenini Antoninler Çeşmesi’nin önünde izleyerek “Antik kentte böyle olayları izlerken şehrin tekrar canlandığını hissediyoruz.” dedi.



Dünya’da her yıl Ağustos ayında gerçekleşen Swift-Tuttle kuyruklu yıldızının bıraktığı partiküllerin dünya atmosferine girmesiyle oluşan Perseid meteor yağmuru ışık kirliliğinin olmadığı noktalarda çok rahat bir şekildi gözlemlenebiliyor. Dakikada 90 ile 100 meteorun gözlemlenebildiği 12-13 Ağustos tarihlerinde fotoğraf sanatçıları ve vatandaşlar halk arasında yıldız kayması olarak bilinen bu görsel şöleni takip etmek için gecenin geç saatlerine kadar gökyüzünü izliyor.


Burdur’da bulunan ve Psidia Bölgesi Antik Kentlerinden olan Sagalassos ve Kibyra Antik Kentleri de fotoğraf sanatçılarının uğrak noktası oldu. İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü’nden alınan özel izinle Perseid meteor yağmurlarını takip eden fotoğrafçılar tarihle gökyüzünü kadrajlarında birleştirerek gökyüzü şölenini daha anlamlı hale katmaya çalışıyorlar.


Fotoğraf sanatçılarının yanı sıra Perseid Meteor yağmurlarını takip edenlerin içinde Sagalassos Antik Kenti kazı ekibi de bulunuyordu. Tarihi yeniden ortaya çıkarmaya çalışan ekibin başında bulunan Sagalassos Kazı Başkanı Bilkent Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Belçikalı Arkeolog Doç. Dr. Peter Talloen, yaptığı açıklamada; “ Ben 1995 yılından itibaren Sagalassos Antik Kenti kazısında çalışıyorum. Buraya öğrenci olarak gelmiştim. Daha sonra lisans, yüksek lisans, doktora tezlerimi bitirdim. Geçen sene yani 2023’ten itibaren kazı başkanı görevini sürdürüyorum. Sagalassos Psidia bölgesinde göller bölgesinin en önemli kentlerinden biri. Bu seneki çalışmamızı 1 Temmuz’da başlattık ve eylül sonuna kadar burada araştırma yapmaya devam edeceğiz. Sagalassos Antik dünyanın çok büyük bir kenti. Psidia için önemli bir kent. Ama nüfus açısından 3 bin 500 en fazla 5 bin kişi yaşıyordu. Biz buradaki çalışmalarımızda çok şanslıyız. Çünkü Milattan sonra yedinci yüzyılda çok büyük bir deprem gerçekleşti. Fay hattı zaten kentten geçiyordu ve merkezi üssünün burada olduğunu biliyoruz. O deprem bu antik kenti neredeyse yok etti. Sonra kentin büyük bir kısmı hepsi değil ama anıtsal merkezi terk edildi ve her şey bu topraklar, molozun altında kaldığından dolayı biz o dönemdeki yapıları mekanların hepsi buluyoruz ve tekrar ayağa kaldırıyoruz. O bakımdan Sagalassos önemli. Onun dışında biz sadece kent de araştırma yapmıyoruz ona bağlı teritoryum yani kırsal alana da bakıyoruz. Sagalassos’un alanı o konuda çok önemli çünkü bin 200 km² söz konusu. Oradaki çiftlikleri, köyleri araştırıyoruz. Hangi ekonomik faaliyetler gerçekleştiriyorlar, tarımda ne vardı bu şekilde mesela hem zeytinyağı üretildiğini hem şarap üretildiğini de öğrendik. Böylelikle finans kaynağının oradan geldiğini biliyoruz. O yüzden bu küçücük kent kendini anıtsal şekilde gösterebildi.” dedi


Burayı herkes taş olarak görüyor ama böyle etkinliklerle aslında canlı bir yer olduğunu gösteriyoruz


Burada çalışmaya başladıktan sonra her yıl gerçekleşen meteor yağmurlarını yurtdışı ve yurt genelinden gelen öğrencileri ile birlikte buradan takip ederek antik kente canlılık katmaya çalıştıklarını da söyleyen Doç. Dr. Talloen; “ Gerçekten bu antik yapıların arasında öyle bir doğal fenomeni seyretmek çok keyifli. Mümkün olduğunca bunu öğrencilerle paylaşmaya çalışıyoruz. Hem Türkiye’den hem de yurtdışından gelenler var. Ekip için çok güzel bir atmosfer gerçekten. Bu şekilde birazcık hayat katıyoruz bu antik kalıntılara. Herkes onları eski taş olarak görüyor ama ekiple birlikte böyle etkinliklerde beraber olduğumuz zaman sanki bu antik hayat kısmen de olsa tekrar canlanıyormuş gibi geliyor. Öğrencilerin bazıları ilk defa geliyorlar ve dediğim gibi yabancılar da var. Onların Efes’ten, Bergama‘dan da haberler var ama Anadolu’nun içinde de böyle kentlerin olduğunu ve bu şekilde kurulan antik kentlerin olduğunu bilmiyorlar. Zaten Türk misafirleri çok ünlü biliyorsunuz. Biz köy içinde yaşıyoruz sezon boyunca. Oradaki halk ile de ilişki kuruyorlar. Yani pazara gidiyorlar, bir çay bahçesine gidiyorlar, sıcak bir ortam, güzel bir ortam. Onların bu hikayeleri yurt dışına götürmesini istiyoruz. Tecrübelerini aileleriyle, arkadaşlarıyla paylaşmalarını istiyoruz. Bu şekilde turistler sadece kıyılarda kalmasın İç Anadolu’ya da gelsinler diye düşünüyoruz. Öyle bir katkımız oluyorsa da ne mutlu bize.” ifadelerini kullandı.


Kazılarda bulduğumuz güneş saati ile bu şehrin astronomi ile ilgisinin olduğunu gördük


Burada yapılan kazılarda bulanan güneş saatleri ve hilal figürlerinin bulunmasıyla Sagalassos şehrinin de astronomiyle az çok ilişkisinin olduğunu söyleyen Doç. Dr. Peter Talloen; “Burada yaptığımız çalışmalarda belki tam astronomi değil ama güneş saatlerini kullandıklarını gördük. Hatta şu anda Burdur Müzesi’nde mevcut olan bir güneş saatimiz var. Sagalassos’ta bulundu. O da hemen şehrin kapısının içinde yer alıyordu. Yani ziyaretçiler gelir gelmez hemen saatin kaç olduğunu orada görebiliyordu. Güneş de yıldızlarından biri zaten. Bunun dışında dikkat çeken bir husus yerel bir tanrı olarak Men Tanrısı figürlerine rastladık. Bu tanrının asıl görüldüğü yer Yalvaç‘ta ama burada da ona tapıyorlardı. Sembol olarak bu tanrının omuzlarında hilal vardı omuzlardan çıkan ve kent için bu tanrının çok öenmli olduğunu biliyoruz. Bu yüzden yıldızlara ve aya ilgilerinin olduğunu söyleyebilirim.” ifadesinde bulundu.


Sagalssos Antik Kenti’ni meteor yağmuru ile ölümsüzleştirmek istedik


Gökyüzü şöleniyle tarihi kamera objektifinde birleştiren Cem Yıldırım; “Her sene ağustos ayında gerçekleşen bu etkinliği biz de Burdur’un incisi Sagalassos Antik Kenti’nde izlemek istedik. Burası dünyaca ünlü antik kentlerden bir tanesi. Bunu gerçekleşen meteor yağmuru ile birlikte ölümsüzleştirmek istedik. Daha önce Gölhisar’da Kibyra Antik Kenti’nde akabinde de burada ve bunun gibi bir çok yerde bu çekimleri gerçekleştiriyoruz.” dedi.


Sagalassos’ta çekim yapan bir diğer Burdurlu doğa fotoğrafçısı Nazım Özdemir ise; “Ben fırsat buldukça ülkemizin ve memleketimizin farklı yerlerinde yıldız pozlama yapmaya çalışıyorum. Bugün burada bulunmamızın sebebi yaptığımız işe biraz daha anlam katmaktı. Yıldız pozlamayı ve meteor yağmurunu herhangi bir karanlık yerde çekebilirdik ama dediğim gibi biraz daha anlam katıp, Sagalassos’u ülkemizin ve özellikle Burdur’un antik şehirlerini öne çıkarmak için burada çekim yapmaya karar verdik. Umarım istediğimizi yakalarız ve elimiz dolu döneriz.” sözlerine yer verdi.


(SK-

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İzmir Karşıyaka Basketbol, ligde kalma mücadelesini sürdürüyor Karşıyaka Basketbol, 28. haftada Erokspor’u 68-67 mağlup ederek galibiyet sayısını 8’e çıkarıp ligde kalma umutlarını sürdürdü. Basketbol Süper Ligi ekiplerinden Karşıyaka, 28. hafta karşılaşmasında iç sahada Erokspor ile karşı karşıya geldi. İzmir temsilcisi, zorlu mücadeleden 68-67’lik galibiyetle ayrılmayı başardı. Bu sonuçla ligdeki galibiyet sayısını 8’e çıkaran Kaf-Kaf, kümede kalma umutlarını sürdürdü. Üst üste üçüncü galibiyetini alan Karşıyaka Basketbol, 526 gün aradan sonra ilk kez üçte üç yapmayı başardı. "Hak eden taraf bizdik" Karşıyaka Basketbol Başantrenörü Ahmet Kandemir, Erokspor maçına dair önemli açıklamalarda bulundu. Maça planladıkları gibi başladıklarını söyleyen Kandemir, "Rakibimizin yüksek skor potansiyeline sahip bir takım olduğunu biliyorduk ve bu nedenle maçı daha düşük tempoda, kontrollü bir oyunla kazanmamız gerektiğinin farkındaydık. Nitekim karşılaşmanın büyük bölümünde oyunun kontrolü bizdeydi. Ancak maçın son anlarında oyuncularımız üzerinde oluşan baskı, özellikle kritik ribaundlarda yaşadığımız aksaklıklar nedeniyle rakibin yeniden oyuna ortak olmasına yol açtı. 23 maç kazanamayan, uzun süredir galibiyet alamayan bir takım olmanın getirdiği psikolojik yük ve motivasyon eksikliği, bu tür anlarda daha fazla hissediliyor ve toparlanmayı zorlaştırıyor. Son pozisyonda şansın da bizim yanımızda olduğunu söyleyebilirim. Bununla birlikte, maçın genelinde ortaya koyduğumuz mücadele ve oyun disipliniyle galibiyeti hak eden tarafın biz olduğuna inanıyorum" diyerek sözlerini noktaladı.
Ankara 50 eser ilk kez sergileniyor: Türkiye’den 19 müze tek sergide buluştu ‘Troy and Rome: Myths, Legends, Stories of Ancient Mediterranean’ adlı sergi 11 Haziran’da ziyaretçileriyle buluşuyor. Türkiye’de bulunan 19 müzeden toplam 221 eser ve Troya Atı replikası dünya vitrinine çıkıyor. Roma’nın dünyaca ünlü tarihi miraslarından Kolezyum Arkeolojik Alanı’nda ‘Troy and Rome: Myths, Legends, Stories of Ancient Mediterranean’ adlı sergi 11 Haziran’da ziyaretçileriyle buluşuyor. Türkiye’den 19 müzeden toplam 221 eser ve Troya Atı replikası dünya vitrinine çıkıyor. Sergide 50 eser ilk kez gün yüzüne çıkarken kapsamlı konservasyon süreci ve uluslararası standartlarda yürütülen taşıma ve koruma çalışmaları dikkat çekiyor. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Kolezyum’da gerçekleşecek Troya temalı sergiyi sosyal medya hesabından duyurdu. Bakan Ersoy, 11 Haziran’da ziyarete açılacak olan sergiye ilişkin şu ifadeleri kullandı: "Troya’yı dünya turizminin en önemli buluşma noktalarından biri olan tarihî Kolezyum’a taşıyoruz! Roma’nın dünyaca ünlü miraslarından Kolezyum Arkeolojik Alanı’nda 11 Haziran’da ‘Troy and Rome: Myths, Legends, Stories of Ancient Mediterranean’ adlı sergimizin açılışını yapacağız. Sergimizde, Türkiye’deki 19 müzeden toplam 221 eserin yanı sıra Troya Atı replikası da yer alacak. Eserlerin 50’si ilk kez sergilenecek olup, Troya Müzesi’nden 99 eser sergide gösterime sunulacak. Aralık 2025’ten bu yana 6 bölge laboratuvarımızın restoratörleri tarafından yürütülen kapsamlı konservasyon süreciyle, eserlerimiz uluslararası standartlarda sergiye hazırlanıyor. Uluslararası Müzeler Konseyi (ICOM) ödünç verme standartları doğrultusunda sigorta, taşıma ve koruma süreçleri titizlikle yürütülüyor.Bu toprakların kültürel mirasını dünya sahnesine kararlılıkla taşıyan başta Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü (KVGM) ekiplerimiz olmak üzere emeği geçen herkese teşekkür ediyorum." Aylar süren hazırlık: 6 laboratuvar uluslararası standartlar Kolezyum’da düzenlenecek serginin hazırlıkları Aralık 2025’te başladı. Türkiye genelinde 6 farklı Restorasyon ve Konservasyon Bölge Laboratuvarı Müdürlüğü bünyesinde görevli uzman restoratörler sürece dahil oldu. Sergide yer alacak eserler, ICOM’un uluslararası ödünç verme standartları doğrultusunda hazırlanıyor. Eserler, ‘çividen çiviye’ sanat eseri sigortası ile teminat altına alınırken ev sahibi ülkeden devlet garanti belgesi sağlanıyor. Taşıma süreci ise uluslararası sertifikalara sahip firmalar aracılığıyla gerçekleştiriliyor. Yeni uluslararası sergiler yolda Troya sergisi, Türkiye’nin kültürel mirasını uluslararası platformlara taşıyan projelerin yalnızca bir parçası olarak dikkat çekiyor. Berlin’de devam eden Taş Tepeler sergisinin ardından, 2026’nın son çeyreği ve 2027 yılında Danimarka, İngiltere, İtalya ve ABD’de yeni sergiler planlanıyor. Japonya için mutabakat zaptı imzalanırken Kültür ve Turizm Bakanlığı Çin ve Avusturya için de görüşmeleri sürdürüyor.
Bursa Bahar aylarındaki göz alerjisi görme kaybına yol açabilir Bahar ayları, uzun ve soğuk kış sonrası ortaya çıkan polen seviyelerinin yükselmesi sebebiyle alerjiye yatkın insanlar için rahatsız edici olabildiğini belirten Op. Dr. Adnan İpçioğlu, "Bu dönemde alerjik bünyede olan pek çok kişi gözlerinde kırmızılık, sulanma, batma ve kaşınma yaşayabiliyor ve bu durumun kısa sürede geçeceğini düşünüyor. Ancak, sıradan gibi görülen bu durum görme bozukluğu ya da görme kaybına neden olabiliyor" dedi. Bahar aylarında en çok görülen hastalıklar arasında başı çeken göz alerjileri, alerjik bünyedeki kişileri olumsuz etkilediğini ifade eden Medicana Bursa Hastanesi Göz Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Op. Dr. Adnan İpçioğlu, bahar aylarında yoğunlaşan polenlerin ve gözle görülmeyen tozların gözlerde alerjiye yol açtığını belirterek, bunun tedavi edilmediğinde görme kaybına kadar uzanan ciddi sorunlara sebep olabileceğini söyledi. Göz alerjilerinden korunmak için birkaç püf nokta olduğunu belirten Op. Dr. Adnan İpçioğlu, "Öncelikle alerjik bünyesi olan kişilerin tozlu ortamlardan uzak durması gerekir. Bu süreçte, gözlerde yanma, batma ve kaşıntı şeklinde ortaya çıkabilmektedir. Özellikte gözdeki meydana gelen kaşınma, bazı kimselerde gözün önündeki saydam tabaka olan korneanın yapısında bozulmalara sebep olur. Kesinlikle kaşıntı durumunda göze dokunulmamalıdır. Çünkü basit bir kaşıntının neden olduğu en ciddi sorun, görme kaybına yol açan keratokonustur" diye konuştu. Güneşin de gözdeki alerjiyi tetiklediğine dikkat çeken Op. Dr. Adnan İpçioğlu, "Güneşteki ultraviyole, yanmayı, batmayı, kızarıklığı artırır. Bunun için güneşin yoğun olduğu saatlerde dışarı çıkılmaması, çıkmak gerekiyorsa da korunmak gerekir. UV korumalı güneş gözlüğü kullanmak, alerjik konjonktivitlerden ciddi bir şekilde korumaktadır" dedi. Göz alerjisinin tedavisinin başlarda hafif ilaçlarla yapıldığını belirten Op. Dr. Adnan İpçioğlu, "Daha ciddi vakalarda yoğun ilaç kullanımı da gerekebilir. Onun için doktor kontrolü bu noktada çok önemlidir. Kişilerin göz alerjisini anladığı anda göz hekimine başvurması büyük önem taşımaktadır" ifadelerine yer verdi.