GÜNDEM - 16 Ağustos 2024 Cuma 10:52

Komşularının şikayeti su tankı fabrikası açtırdı

A
A
A
Komşularının şikayeti su tankı fabrikası açtırdı

Burdur’un Bucak ilçesinde yaşayan tek çocuk annesi Fadime Çelik 20 yıl önce çevresindekilerin tepkilerine rağmen sanayide eşinin yanında başladığı polyester yedek parça üretimini büyüterek önce bu sektörde patent aldı daha sonra iş kolu değiştirerek su tankı fabrikası açtı.



Günümüzde KOSGEB tarafından verilen destek sayesinde bir çok kadın kendi iş yerini açarak hem ailesine destek oldu hem de kendi işini patronu oldu. Burdur’un Bucak ilçesinde yaşayan Fadime Çelik (54)’ zorluklarla başladığı işini büyüterek kendi fabrikasını açtı. 2004 yılında sanayide polyester işi ile uğraşan eşinden öğrendiği bu işe evinin üst katında yaptığı yedek parça üretimi ile başlayan Fadime Çelik, komşularının şikayeti üzerine buradaki çalışmalarına son vermek zorunda kaldı. Daha sonra eşinin yanında çalışmak için sanayiye gitmeye karar veren Çelik ilk başlarda kabul etmeyen eşini azmi ile ikna ederek sanayi sitesinde açtıkları küçük bir iş yerinde üretime başladı. Burada yaptığı çalışmalarıyla işini büyüten Çelik polyesterden ürettiği kamyon tamponu yedek parçası ürünlerinde patent aldı. O zamanlar sanayide bir kadının çalışmasından rahatsız olan diğer esnaflara kulak asmayarak başarısıyla hem kadınlara örnek olan hem de gösterilen tepkilere en güzel cevabı veren Çelik aldığı destek ile plastik su tankı işine geçerek Burdur-Antalya karayolu üzerine kendi fabrikasını kurdu. Yaptığı bu işle hem çocuğunu okutan hem de ailesine büyük destek olan Fadime Çelik’in şimdi ki hedefi ise burada ki işlerini büyütüp organize sanayi bölgesinde faaliyet göstermek.


20 yıllık başarı öyküsüyle kadınlara büyük bir örnek olan, Fadime Çelik gittiği her yerde de kendi ayaklarının üzerinde durmaları gerektiğini söyleyerek teşvikte bulunuyor.



Sanayi hayatına başlarken yaşadığı zorlukları anlatan Fadime Çelik; “Ben sanayiye ilk olarak polyester işi ile başladım. Bu mesleği eşimden öğrendim, usta çırak ilişkisi ile. Sanayiye akşamları gittim, hafta sonları gittim çünkü o zamanlar bizim Bucak’ta kadının sanayide çalışması abes karşılanırdı. Böylelikle öğrendim mesleği. Ondan sonra evimizin üstünde yapmaya başladım. Ben imalatını yaptım eşim de montajını yaptı. Yani benim 20 yıllık geçmişim var bu işte. Daha sonra komşularım beni şikayet ettiler evin üzerinde çalışıyorum diye. Böylelikle ben sanayiye gitmek zorunda kaldım. Tabi ilk başlarda eşim ve oğlum karşı çıktı buna ama ben yine de direndim ve sanayi hayatım başlamış oldu. Sanayide ilk olarak beni sekizinci bloğa götürdüler çünkü orası en son blok olduğu için fazla kalabalık değildi. Ben orada hiç yılmadan çalışarak işi büyütüp aynı caddede bulunan diğer dükkanları da satın aldım ve işimizi bölümlere ayırdık. Mesela birinde imalat yaptık, birinde montaj yaptık. Daha sonra plastik bölümüne yöneldik. Şimdi ise burada Antalya Burdur karayolu üzerine taşındık ve plastik işimizi büyütmeye odaklandık. İlerleyen zamanlarda düzenimizi kurunca bir yandan da polyester işimizi sürdürmeye devam edeceğiz” dedi.



Bütün engellemelere rağmen yılmadım ve başardım


Yaptıkları bu işte kadın işçi aradığını ama bu meslekte işçi bulmanın zor olduğunu söyleyen Fadime Çelik; “ Kadınlar genellikle sanayiden kaçıyorlar ama yanlış yapıyorlar. Ben bunun bir örneği olduğumu söyleyebilirim. Hatta ben bu işte bir 10 yıl geride olduğumu düşünüyorum. Neden derseniz beni çok engellemeye çalıştılar. Ben daha iyi yerlerde olabilirdim. KOSGEB‘ten hibeler aldım ama üç yıl beni mülakatta elediler. “Senin eşin sanayicisi, sen bu desteği ona alacaksın” diye direk yüzüme söylediler. Ama ben yılmadım, yine de o mülakata katıldım ve hibeyi kazandım. Hala da almaya devam ediyorum. Yani ne olursa eğitimlerim olsun, hibelerim olsun bütün her şeyi takip ediyorum. Şimdi üç tane işçim var burada ve işte mücadeleye hala devam ediyorum, üretmeye devam ediyorum. Kadınların kesinlikle hiçbir konuda yılmamasını istiyorum.” ifadelerini kullandı.



Ben üretiyorum ve böyle vatandaşlara hizmet ediyorum


Engellemelere rağmen yılmadan mesleğinin peşinden gittiğini ve şimdi yurt içi ve yurt dışına dahi açıldığını belirten Çelik; “Ben mesleğimi çok seviyorum. Çok güzel bir şey çünkü. Bir şey üretiyorum ve bunu satıyorum. Tamam para kazanıyorum ama üreterek vatandaşa hizmet ediyorum. Sevkiyatlarımızı dahi kendimiz yapıyoruz. Hatta yurtdışından bile müşterilerim var.” dedi.



Hem ev işlerimi yaptım hem sanayide çalıştım


Bu işe başladığında liseye giden oğlu olduğunu, bir yandan ev işlerini yaparken bir yanda da sanayide çalışarak onu yetiştirdiğini ifade eden Fadime Çelik; “Bir tane çocuğum var onunla beraber çalıştık biz devamlı olarak, ailecek çalıştık. O liseye daha yeni başlamıştı o zamanlar. Biz devamlı olarak onunla beraber çalıştık, orada da beraberdik. Eşim dışarıya montajlara giderdi. Ev işlerini de, sanayiyi de hep kendim yaptım hala da kendim yapmaktayım. Eve gittiğimde ev işi, buraya geldiğimde bu işi yapıyorum. Hiç de zorlanmıyorum. Sadece burada işçilerim var o kadar.” sözlerini söyledi.



"Polyester tampon üretiminde patentim var"


Daha önce yaptığı polyester işinde kamyonlara polyesterden tampon ve yedek parça üreten bu bu alanda Türkiye’de ilk ve tek olarak patenti olduğunu söyleyen Fadime Çelik; “Benim polyester sektöründe patentlerim var. Türkiye’de ilk ve tek olarak tampon üzerine yedek parça üreten bizdik. Tabi bu plastik işini de geliştirmek istiyoruz. Şimdi TSE belgesine başvurduk, ondan sonra İSO 9001 belgesine başvurduk. Kendimi geliştiriyorum yani. Ne öncelik varsa onu yapmaya çalışıyorum.” ifadesinde bulundu.



"Tepkilere kulak asmadım, gereken cevabı başarımla verdim"


Bir kadın olarak sanayide çalışmasına çok fazla tepki olduğunu ancak bunlara kulak asmayarak başarısıyla onlara gereken cevabı verdiğini söyleyen Çelik; “ Bana sanayide çalıştığım için çok fazla tepki gösteren oldu. Ben bu tepkileri bazen duydum bazen de duymazdan geldim. Çünkü üretmeyi, çalışmayı çok seviyordum. Yani bir kadının hangi meslek olursa olsun ayaklarının üstünde durabileceğini biliyordum. Hiç yılmadım, sanayide çok zorluklar yaşadım. Mesela akşam olduğunda saat 8’den sonra kendi başıma evime gidemedim, bir çok komşumuzla anlaşmazlıklarımız oldu. Sanayide çalışan bir kadın olarak hiç kimse saygı göstermedi bana. Hani mesela burada ablam, teyzem, yengem var bak bu kadın da aynı bizler gibi ekmeğinin peşinde demediler. Devamlı olarak ayağımızı çelmekle uğraştılar. Ama ben hiçbirinden yılmadım. Tabi zoruma gitmedi mi tabii çok gitti. Bazen inanır mısınız tamam artık bıktım bırakıyorum noktasına geldim ama baktım ki ben bırakırsam onların ekmeğine yağ süreceğim, niye bırakayım işimi, gücümü, mesleğimi deyip devam ettim. Ben onlara en güzel cevabı başarımla verdim, hala da vermeye devam ediyorum ve ilerde de vermeye devam edeceğim. Allah’ıma şükürler olsun bize bir yol gösterdi, yardım etti. Sanayiden çıkıp buraya geldik inşallah buradan da bir organize sanayiye gitmek isterim. Büyümeyi hedeflemeyi bırakmış değilim.” dedi



"Kadınların kendi ayakları üzerinde durmasını isterim"


Gittiği eğitimlerde dahi kendisini örnek göstererek bütün kadınlara kendi ayakları üzerinde durmaları gerektiğini söyleyen Çelik; “Kadınlarımızın her şeyden önce istemesi lazım. Ben bunu Burdur’a eğitime gittiğimde hep söyledim. Dedim ki neden sadece evde ekmek pişireceğim bir ekmek pişireceğim diye düşünüyorsunuz. Fırında erkekler çalışıyor mesela neden siz bir fırın açmıyorsunuz ve ekmek üretmiyorsunuz? Neden devamlı sadece evde yemek yapıyorsunuz veya sanayiye atılmıyorsunuz? Şimdi büyük şehirlere baktığımızda hani benim meleğim gibi ağır işler yok ama hiç olmazsa kadın çaycısı var aşçısı, sekreteri var, bunları görüyoruz. Ben bizim kendi memleketimizin kadınlarının da kendi iş yerlerini açmasını isterim. Çünkü kendin açmadıktan sonra gerisi hikaye. Kimse senin ilerlemeni istemez. Meslek ayırmadan bütün kadınların kendi ayaklarının üstünde durmasını isterim. Çünkü kendi paranı harcamak, benim bir işim ve işçim var, ürettiğim bir mal var demek çok büyük bir mutluluk.” diyerek kadınları üretime teşvik etti.



Komşularının şikayeti su tankı fabrikası açtırdı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul "Yapay Zekâ Yıldızları" ikinci yılını tamamladı Vodafone Vakfı ve Habitat Derneği’nin dijital geleceğe hazır nesiller yetiştirme hedefiyle başlattığı "Yapay Zekâ Yıldızları" projesi ikinci yılını tamamladı. Proje kapsamında gönüllü eğitmenler aracılığıyla bugüne kadar 118 bin öğrenciye ulaşıldı. Projenin yeni dönem hedefi ise 100 bin öğrenciye daha ulaşmak. Toplumsal değişim ve gelişimin öncüsü olma hedefiyle faaliyetlerini sürdüren Vodafone Vakfı, genç nesilleri dijital geleceğe hazırlamaya devam ediyor. Vakıf, 2 yıl önce Habitat Derneği işbirliğiyle hayata geçirdiği "Yapay Zekâ Yıldızları" dijital eğitim projesiyle, ortaokul ve lise öğrencilerini yapay zekâ ile buluşturuyor. Öğrenciler, yapay zekâ konusunda çeşitli araçlarla içerik üretirken, yapay zekâyı kapsamlı bir şekilde öğreniyor ve kendi projelerini geliştiriyor. Bugüne kadar 81 ilde 118 bin öğrenciye ulaşılan projenin yeni döneminde 100 bin öğrenciye daha ulaşılması hedefleniyor. "Yapay Zekâ Yıldızları" projesinin yeni dönem hedefleri, Türkiye Vodafone Vakfı Başkanı Hasan Süel ve Habitat Derneği İcra Kurulu Başkanı Bora Caldu’nun katılımıyla düzenlenen toplantıda paylaşıldı. "Yeni dönemde hedefimiz 100 bin öğrenciye daha ulaşmak" Türkiye Vodafone Vakfı Başkanı Hasan Süel, "Her teknolojide olduğu gibi yapay zekânın da pozitif dönüştürücü gücüne inanıyoruz. Neredeyse her alanda kullanmaya başladığımız yapay zekâ teknolojileri hemen her alanda üretimi etkiliyor ve bu haliyle önemli bir katma değer oluşturma potansiyeline sahip. Yakın geleceğimizi şekillendirmede büyük bir etkisi olacağına inandığımız yapay zekâ konusunda ülkemizdeki farkındalık ve becerilerin artması gerektiğine inanıyoruz. Özellikle gençlerimizin bu konuda eğitim almasını önemsiyoruz. Bu inançla, 2 yıl önce Habitat Derneği ile gençlere yönelik yapay zekâ eğitimlerine başladık. ‘Yapay Zekâ Yıldızları’ projesiyle, ülkemizde yapay zekâ alanındaki atılım ve eğitim yaygınlaştırma sürecine öncülük ediyoruz. Amacımız, genç nesillerin teknolojik bakımdan donanımlı olmalarını sağlamak, günümüzde her alanda gördüğümüz yapay zekâ teknolojisini öğrenip kullanarak fikirlerini yeni teknolojilerle birleştirmelerini mümkün kılmak. Bugüne kadar toplam 118 bin öğrenciye ulaştık. Yeni dönemde hedefimiz 100 bin öğrenciye daha ulaşmak. Süregelen çalışmalarımızın yanında yeni oluşumlara da imza atacağız. Vodafone Vakfı olarak, genç nesillerin geleceği için çalışmaya devam edeceğiz" şeklinde konuştu. "Öğrencilerimize kapsamlı bir yapay zekâ eğitimi sunuyoruz" Habitat Derneği İcra Kurulu Başkanı Bora Caldu, "Yapay zekâyı yalnızca bir teknoloji olarak değil, gençlerin kendilerini ifade edebilecekleri yeni bir dil olarak görüyoruz. ‘Yapay Zekâ Yıldızları’ ile Türkiye’nin dört bir yanındaki çocukların bu dille üretmesini önemsiyoruz. Bu doğrultuda, ortaokul ve lise düzeyindeki öğrencilerimize kapsamlı bir yapay zekâ eğitimi sunuyoruz. Bu eğitimlerde; üretken yapay zekâ araçlarından veri okuryazarlığına, prompt geliştirmeden makine öğrenmesine, yapay zekâ güvenliğinden büyük dil modellerine kadar geniş bir içerik sunuyoruz. Amacımız, yalnızca teknik bilgi kazandırmak değil; aynı zamanda gençlerimizin eleştirel düşünme, problem çözme ve etik farkındalık becerlerini geliştirmek. Öğrencilerimiz, öğrendikleri bilgileri gerçek hayat problemlerine uygulayarak etki odaklı çözümler üretiyor. Bu sayede yalnızca teknolojiyi kullanan değil; onu anlayan, sorgulayan, üreten ve toplumsal fayda için dönüştüren bir neslin yetişmesine katkı sağlıyoruz" dedi. "AI Startup Studio" programı devam edecek "Yapay Zekâ Yıldızları" projesi kapsamında, global içerik ve etkinliklerle gençler için farklı gelişim alanları da sunuluyor. Proje kapsamında başlatılan "AI Startup Studio" programı yeni dönemde de devam edecek. Fiziksel ve çevrim içi olarak yürütülecek programın eğitim aşamasında, toplam 20 girişim yapay zekâ odaklı fikir geliştirme, teknik beceriler, yalın kanvas ve ürün geliştirme süreçlerine ilişkin eğitim alacak. Eğitim aşamasını başarıyla tamamlayan 10 girişimin yatırım, finans ve girişimcilik destekleri alanlarında eğitim almaları, ayrıca Vodafone Gönüllüleri, akademisyenler ve girişimcilerden oluşan bir mentor havuzundan yararlanmaları sağlanacak. Bu hızlandırıcı programı başarıyla tamamlayan 5 girişim ise jüri karşısında fikirlerini sunacak. "AI Startup Studio" programı, öğrencilerin yapay zekâ alanında yenilikçi çözümler geliştirmelerini teşvik ederken, küresel yapay zekâ etkinlikleriyle de desteklenecek. Yapay zekâ tabanlı iki yeni etkinlik "Yapay Zekâ Yıldızları" projesinde "AI For Planet" ve "AI Champs Yarışması" adıyla iki yeni etkinlik de düzenlenecek. "AI For Planet" kapsamında, kırsal bölgelerde yer alan 4 ilde Vodafone ve proje gönüllülerinin katkılarıyla bir günlük etkileşimli etkinlikler düzenlenecek. Bu etkinliklerde yapay zekâ, iklim ve sürdürülebilirlik temalarına odaklanan içerikler katılımcılarla buluşturulacak. Söz konusu faaliyetler, hedef yaş grubundaki çocukların bu alanlarda farkındalık kazanmalarını ve temel bilgileri edinmelerini desteklemeyi amaçlıyor. "AI Champs Yarışması" ise çocuk ve gençlerin yapay zekâ okuryazarlığını geliştirmeye yönelik bir yarışma süreci yürütülmesini kapsıyor. Bu süreçte katılımcıların, özellikle yapay zekâ odaklı toplumsal fayda sağlayan projeler geliştirmeleri teşvik edilecek. Yarışma kapsamında ortaya çıkan fikirlerin somut projelere dönüştürülmesi ve ulusal ölçekte yenilikçi çözümler üretilmesi hedefleniyor. Bu doğrultuda, ortaokul öğrencilerinden, "yapay zekâ ile video üretme", "yapay zekâ ile müzik üretme", "yapay zekâ ile resim üretme", "yapay zekâ odaklı blok tabanlı oyun/uygulama geliştirme" başlıkları üzerinden proje geliştirmeleri istenecek. Toplam 210 gönüllü eğitmen yetiştirilecek "Yapay Zekâ Yıldızları" projesi kapsamında eğitmen eğitimleri de devam edecek. Tüm içerikler için 210 gönüllü eğitmen yetiştirilecek. 110 gönüllü eğitmen hibrit olarak 5 günlük, 100 gönüllü eğitmen ise yüz yüze olarak 3 günlük eğitim alacak. Ağırlıklı olarak okullardaki öğretmenlerin bu eğitimi almaları hedefleniyor. Eğitmen kadrosu, Habitat Derneği ve Vodafone gönüllülerinin de dahil olacağı kontenjanlara sahip olacak. Afet bölgesindeki faaliyetler sürecek "Yapay Zekâ Yıldızları" projesi kapsamında gezici çadırda proje kapsamında yer alan içerikler yaygınlaştırılacak ve eğitim materyalleri gezici çadırla afet bölgesindeki şehirlere taşınacak. Kahramanmaraş ve Hatay’da halihazırda faaliyetlerine devam eden konteyner teknoloji sınıflarında eğitimlerin yaygınlaştırılmasına devam edilecek.
Bursa ‘Eker I Run 23 Nisan Çocuk Koşusu’ bayram sevincini sporla buluşturdu Eker Süt Ürünleri, gelenekselleşen ‘Eker I Run 23 Nisan Çocuk Koşusu’ ile bu yıl da bayram coşkusunu çocuklarla buluşturdu. Bursa Merinos Parkı’nda bine yakın minik koşucu, sporun enerjisiyle 23 Nisan sevincini aynı parkurda paylaştı. 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, Bursa’da bu yıl da renkli görüntülere ve neşeli anlara sahne oldu. Eker Süt Ürünleri’nin katkılarıyla Bursa Merinos Parkı’nda gerçekleştirilen ‘Eker I Run 23 Nisan Çocuk Koşusu’, çocukların enerjisi ve heyecanıyla adeta bir şenliğe dönüştü. Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından organize edilen 23 Nisan Çocuk Şenliği kapsamında hayata geçirilen etkinlikte, gün boyunca yaklaşık 1000 çocuk ağırlandı. 12 yaşa kadar olan minik katılımcılar, 15 dakikalık aralıklarla düzenlenen koşularda parkura çıkarak bayram coşkusunu doyasıya yaşadı. Minik adımların ritmiyle hareketlenen parkta, sporun birleştirici gücü ile 23 Nisan’ın anlam ve önemi bir araya geldi. Koşunun ardından çocuklar için hazırlanan ikram alanında şirketin ürünleri dağıtılarak etkinliğe tatlı bir mola eklendi. Etkinlik alanında yer alan boyama köşeleri ve top cambazı gibi eğlenceli aktiviteler ise gün boyunca çocuklara keyifli anlar yaşattı. Ailelerin de yoğun ilgi gösterdiği organizasyon, samimi ve sıcak atmosferiyle bir bayram şenliği havasında geçti. Şirket, Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün çocuklara armağan ettiği bu anlamlı günü, her yıl olduğu gibi bu yıl da çocukların katılımıyla kutlamanın mutluluğunu yaşadı. Minik adımların keyifli koşusu, çocukların hem sporla buluştuğu hem de 23 Nisan’ın coşkusunu doyasıya hissettiği özel bir etkinlik olarak hafızalarda yerini aldı.
Muğla Marmaris, Latin ritimleriyle renklenecek Marmaris, Mayıs ayında 14 ülkenin katılımıyla düzenlenecek Latin Fest ile müzik, dans ve gastronomiyi buluşturacak; kent, kültürel diplomasi vizyonunu meydanlara taşıyacak. Marmaris, Mayıs ayında yalnızca bir festival değil, çok katmanlı bir kültürel deneyime ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. Latin dünyasının ritim, dans ve gastronomi zenginliğini bir araya getiren Marmaris Latin Fest, 14 ülkenin katılımıyla Türkiye ile Latin Amerika arasında yeni bir kültürel köprü kurmayı hedefliyor. Marmaris Belediyesi’nin ev sahipliğinde; Meksika, Şili, Dominik Cumhuriyeti, Brezilya, El Salvador, Guatemala, Panama, Uruguay, Arjantin, Kolombiya, Kosta Rika, Venezuela, Nikaragua ve Paraguay’dan gelecek ekiplerin katılımıyla gerçekleştirilecek festivalde, 19 Mayıs Gençlik Meydanı dört gün boyunca müzik, dans, gastronomi ve renkli görüntülerle dolu bir açık hava sahnesine dönüşecek. Açılış konserini Cem Moreno’nun gerçekleştireceği festivalde; Şili’den Carlos Cid, Brezilya’dan Mara Halunga, Uruguay’dan Perla Lucarelli ve piyanist Benjamin Sebban da sahne alacak. Ayrıca dans gösterileri, tadım etkinlikleri, film gösterimleri gibi birçok etkinlik 19 Mayıs Gençlik Meydanı’nda olacak. Hazırlıkları hızla devam eden festivalin, oluşturulmaya çalışılan "Marka Kent Marmaris" vizyonunun önemli bir parçası olduğunu belirten Marmaris Belediye Başkanı Acar Ünlü, Marmaris Latin Fest’i yalnızca bir eğlence organizasyonu olarak değil, kenti kültürel diplomasi ve sanat aracılığıyla uluslararası bir buluşma noktası haline getirme hedeflerinin somut bir adımı olarak değerlendirdiklerini ifade etti. Marmaris’in 2026 yılı boyunca geniş bir etkinlik takvimine sahip olduğunu vurgulayan Ünlü, "Ultra Trail’den L’tape by Tour de France’a, DJ Festivali’nden Deniz Ürünleri Festivali’ne kadar uzanan kültür, sanat, spor, gastronomi içerikli etkinliklerle turizm sektörüne katkı sağlamaya, özellikle de sezon başı ve sonu gibi dönemleri canlandırmaya çaba harcıyoruz. Amacımız, kentimizi yalnızca deniz, kum ve güneşle anılan bir destinasyon olmaktan çıkararak deneyim odaklı küresel bir cazibe merkezi haline getirmek" dedi. Latin Fest’in bu dönüşümün en dikkat çekici adımlarından biri olduğuna işaret eden Ünlü, tüm vatandaşları ve ziyaretçileri bu renkli buluşmaya davet etti. Başkan Ünlü, "Farklı kültürlerin bir araya geldiği, müziğin, dansın ve lezzetin buluştuğu Marmaris Latin Fest’te herkesi bu eşsiz atmosferi birlikte yaşamaya davet ediyoruz" diye konuştu.
Bursa Savaşın izleri Gürsu’da siliniyor Gürsu Belediyesi, Avrupa dayanışma programı dahilinde gençlik çalışmaları yürüttüğü EURODESK Gürsu Temas Noktası vasıtası ile 45 genci daha Gürsu’da ağırladı. ‘Savaşların Gölgesinde Gençlik Çalışanı Olmak’ projesi kapsamında gelen gençlere, ülkelerindeki savaşın izlerini unutturmak, kriz dönemlerinin etkilerini unutturmak, çatışma bölgelerindeki gençlerin uyumunu sağlamak amacıyla faaliyetler gerçekleştirildi. 45 genç Gürsu’da oldukça verimli bir programa katıldı. Sosyal Kumbara Derneği ile ortaklaşa düzenlenen proje kapsamında Kosova, Filistin, Azerbaycan, Bosna Hersek ve Filistin’den gelen 45 öğrenci Gürsu’da buluştu. Gönül elçilerinin temel amacı, uluslararası görünürlük, kültürel diplomasi ve sosyal sorumluluk alanında verimli çalışmalar yapabilmekti. Amaçlarına fazlası ile ulaşan gençler, Gürsu Belediye Başkanı Mustafa Işık’ı makamında ziyaret ederek teşekkürlerini iletti. Gürsu Belediye Başkanı Mustafa Işık, "Özellikle savaş coğrafyasından gelen gençlerimize kucak açmak, ülkemizin de hem bölgesel hem de genel politikasıdır. Biz Avrupa Dayanışma Onayı olan ilk belediyeyiz. EuroDesk Gürsu çalışmalarımız oldukça dikkat çekiyor. Bu grubumuzun geliş amacı daha da önemli. Bu nedenle kendilerini ağırlamaktan mutluluk duyuyoruz" dedi. EuroDesk Gürsu olarak bugüne kadar 527 genç Gürsu’da ağırlandı, 128 genç ise dünyanın farklı ülkelerinde eğitim alarak, gençlik fırsatları ile tanıştı.
Konya Karatay’da "Evlilik ve Aile Gelişim Akademisi" yoğun ilgiyle sürüyor Konya’nın merkez Karatay İlçe Belediyesi ile Enderun Eğitim Vakfı iş birliğinde hayata geçirilen "Evlilik ve Aile Gelişim Akademisi", üçüncü oturumuyla devam etti. Evli çiftlere yönelik düzenlenen programın bu haftaki konuğu Klinik Psikolog Dr. Mehmet Teber oldu. Teber, "Çocuk Eğitimi ve Ebeveynlik" başlığıyla katılımcılara önemli bilgiler aktardı. Alanında uzman isimlerin katılımıyla sürdürülen akademi, çiftlere iletişim, aile yapısı ve yaşam becerileri üzerine eğitimler sunmayı sürdürüyor. Bu kapsamda Mevlana Kültür Merkezi’nde yoğun katılımla gerçekleştirilen programda, ebeveynlik sürecinde doğru iletişim yöntemleri, çocuk gelişimi ve aile içi iletişimin güçlendirilmesi konuları ele alındı. Teber’den çocuk eğitimi ve ebeveynliğe dair önemli mesajlar Programda konuşan Klinik Psikolog Dr. Mehmet Teber, çocuk eğitiminde en temel unsurun "sevgi ve sınır dengesi" olduğuna dikkat çekti. Ailelerin çocuklarını sevdiğini ancak bu sevginin doğru şekilde gösterilmesinde eksiklikler yaşandığını belirten Teber, özellikle ilk 5 yaşta sevginin yoğun şekilde hissedildiğini, ilerleyen süreçte ise eleştirilerin ön plana çıktığını ifade etti. Aşırı eleştirinin çocukla kurulan bağı zayıflattığını dile getiren Teber, ebeveynlerin sevgiyi ifade etme biçimlerine özen göstermesi gerektiğini söyledi. Evliliklerde de benzer bir durumun yaşandığını aktaran Klinik Psikolog Dr. Mehmet Teber, sevgi düzeyi düştükçe eşlerin birbirlerinin kusurlarına daha fazla odaklandığını belirterek, "Aslında değişen kişi değil, sevgi düzeyidir. Sevgi azaldıkça daha önce tolere edilen durumlar göze batmaya başlar" dedi. "Herkesin sevgi dili farklı" Mehmet Teber, bireylerin sevgi algısının farklı olduğunu vurgulayarak, "Sevgi dilleri" kavramına dikkat çekti. Hediye alma, hizmet davranışları, fiziksel temas, onay sözleri ve nitelikli zaman olmak üzere beş farklı sevgi dili bulunduğunu ifade eden Teber, eşlerin ve çocukların sevgi dilini bilmesinin ilişkileri güçlendirdiğini kaydetti. Konuşmasında sınır koymanın önemine de değinen Dr. Mehmet Teber, sevgi olmadan konulan sınırların çatışmaya yol açabileceğini, ancak sınır eksikliğinin daha büyük sorunlara neden olabileceğini belirtti. "Sınır koyulmayan çocuk zamanla hem ailede hem okulda hem de toplumda sorun yaşar" diyen Teber, sınırların yalnızca sözle değil, tutarlı davranışlarla da desteklenmesi gerektiğini vurguladı. Mehmet Teber, programın sonunda, Karatay Belediyesi’ne ve Enderun Eğitim Vakfı’na teşekkür ederek, bu tür çalışmaların aile yapısının güçlenmesine önemli katkı sunduğunu ifade etti. Programlar devam edecek Evlilik ve Aile Gelişim Akademisi kapsamında evli ve 40 yaşına kadar olan çiftlere yönelik kapsamlı bir eğitim süreci yürütülüyor. Program, 8 Mayıs’ta Abdülkerim Temizcan’ın "Aile Ekonomisi ve Ev Yönetimi" başlıklı sunumuyla devam edecek. Akademi, 22 Mayıs’ta ise Fatih Hilmi Çetin’in "Dijital Dünyada Aile" konulu programıyla sona erecek.