ASAYİŞ - 11 Temmuz 2025 Cuma 21:03

Lunapark çıkışı aracın çarpması sonucu hayatını kaybeden baba-oğul toprağa verildi

A
A
A
Lunapark çıkışı aracın çarpması sonucu hayatını kaybeden baba-oğul toprağa verildi

Antalya’da oğlunun isteği üzerine gittikleri lunaparktan çıktıktan sonra kaldırıma çıkan otomobilin çarpması sonucu hayatını kaybeden baba ve oğlu, Burdur’da gözyaşları arasında toprağa verildi. Talihsiz baba oğuldan ise geriye kazadan saatler önce çekildikleri fotoğraf kaldı.


Dün gece saat 00.30 sıralarında Konyaaltı ilçesi Atatürk Bulvarı üzerinde meydana gelen kazada, İzmir’de annesi ile birlikte yaşayan ve yaz tatilinde babası Yunus Tekerci’nin yanına gelen 8 yaşındaki Adem Efe Tekerci, babası ile birlikte vakit geçirmek için lunaparka gitti. Bir süre burada birlikte vakit geçirdikten sonra eve dönmek üzere yola çıkan ve kaldırımda yürümeye başlayan baba-oğula alt geçit çıkışında direksiyon hakimiyetini kaybeden C.S.’nin kullandığı 34 GU 5081 plakalı otomobil çarptı. Kazayı görenlerin 112 Acil Çağrı Merkezi’ne ihbarı ile olay yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Yapılan kontrolde Adem Efe Tekerci’nin hayatını kaybettiği belirlenirken, ağır yaralanan ve ilk müdahalesinin ardından ambulansla hastaneye kaldırılan baba Yunus Tekerci de doktorların tüm müdahalelerine rağmen kurtarılamadı. Otomobil sürücüsü C.S. ise gözaltına alındı. Baba-oğulun cansız bedenleri Antalya Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı. Adli Tıp Kurumu’nda yapılan savcılık ve otopsi işlemlerinin ardından baba-oğulun cenazeleri yakınları tarafından teslim alındı. Yunus Tekerci’nin annesi Şerife Tekerci’nin "Yavrularımı kaybettim, yavrumun yavrusunu kaybettim. Yavruma mı yanayım, kuzuma mı yanayım. Paşam derdim severdim ben seni. Efem çık yavrum, babaannen seni bekler" diyerek gözyaşı döktü.



"Enkazdan sapasağlam çıkardım"


İzmir Sabiha Gökçen İlköğretim Okulu 2. sınıf öğrencisi Adem Efe Tekerci’nin ölüm haberini alan annesi Çağla Öz de oğlunu son kez görebilmek için İzmir’den Antalya’ya geldi. Oğlunu Hatay’da deprem enkazından sağ salim çıkardığını belirten anne Çağla Öz, "Ellerime bakın, çocuğumun kanı var şu an elimde. Ben oğlumu enkazdan sapasağlam çıkardım. Karneden sonra çocuğumu teslim ettim, 2 haftadır babasındaydı. Ben oğluma gözüm gibi bakıyordum. Sağlam gönderdiğim oğlumun cenazesini almaya geldim. Oğlumla birlikte ben de öldüm, benim de canımı aldılar. Onun için her şeyi yaptım ama onu koruyamadılar" dedi.


Yakınları tarafından Antalya Adli Tıp Kurumundan teslim alınan Yunus Tekerci ve oğlu Adem Efe Tekerci’nin cenazeleri, memleketleri Burdur’un Bucak ilçesindeki babaevine getirildi. Burada helallik alınmasının ardından cenazeler Bucak Köle Mezarlığı’nda kılınan cenaze namazı sonrası toprağa verildi. Yunus Tekerci ve oğlu Adem Efe Tekerci’den geriye ise kazadan saatler önce Antalya’da birlikte çekildikleri ve sosyal medya hesabında paylaştıkları son fotoğrafları kaldı.



Lunapark çıkışı aracın çarpması sonucu hayatını kaybeden baba-oğul toprağa verildi

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Sivas Uzman eğitimci Bozyiğit: "Velinin eğitim sürecindeki rolü destek olmaktır, yön vermek değil" Uzman eğitimci Feridun Bozyiğit, elinin eğitim sürecindeki rolünün yön vermek değil destek olmak olduğunu söyledi. Ülkeyi yasa boğan, Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde ve Kahramanmaraş’ta okullarda meydana gelen silahlı saldırılarla ilgili değerlendirmede bulanan OFB Eğitim Kurucusu Onur Feridun Bozyiğit, eğitim sistemindeki gözlemlediği yanlışları dile getirdi. Bozyiğit, "Eğitim sistemi, öğretmeni merkeze koyan bir yapıdan uzaklaşıp, velinin ve öğrencinin beklentilerini sınırsızlaştıran bir yapıya evirildi. ‘Öğrenci merkezli eğitim’ kavramı, olması gerektiği gibi bir gelişim modeli olarak değil, disiplinsizliğin ve otorite boşluğunun kılıfı haline getirildi. Sınıfın içinde öğretmenin sözü sorgulanır hale gelirse, okulun kapısından giren öğrenci önce kuralı değil ‘alternatifleri’ öğrenirse, veli en küçük sorunda öğretmeni sorgulayan değil baskılayan bir hale dönüşürse orada eğitim olmaz, kaos başlar" diye konuştu. "Bugün geldiğimiz noktada öğretmen yalnızdır" Eğitimde sınırın, otoritenin ve disiplinin tekrardan sağlanması gerektiğini belirten Bozyiğit, "Son yaşanan acı olayın ardından eğitim üzerine konuşurken kelimeleri seçerek değil, gerçeği söyleyerek ilerlemek gerekiyor. Çünkü mesele artık bir pedagojik tercih değil bir otorite, sınır ve sorumluluk meselesidir. Bugün okullarda yaşanan kırılmanın temelinde şu var. Bugün geldiğimiz noktada öğretmen yalnızdır. İdare temkinlidir. Veliler talepkâr, öğrenci ise sınırsızdır. Bu tabloyu görmeden çözüm aramak, sorunu inkâr etmektir. Eğitimde yeniden otoriteyi, sınırı ve disiplini tesis etmeden hiçbir reform başarıya ulaşamaz. Ama burada kritik bir ayrım var. Bu bir ‘baskı sistemi’ çağrısı değil, kuralsızlığa karşı düzen çağrısıdır. Öğretmen sınıfta tartışmasız otorite olmalıdır. Bu, öğretmenin sorgulanamaz olduğu anlamına gelmez ama sınıf içinde son sözün kimde olduğu tartışma konusu yapılamaz. Velinin eğitim sürecindeki rolü destek olmaktır, yön vermek değil. Her şikâyet hattı, her sınırsız müdahale kanalı öğretmenin elini zayıflatmakta, öğrencinin sınır algısını yok etmektedir. Öğrenci ise özgür değil, sorumlu birey olarak yetiştirilmelidir. Özgürlük, kuralsızlık değildir. Hak, sorumluluktan bağımsız değildir" şeklinde konuştu. "Disiplin eksikliği sadece sınıfı değil, geleceği de zayıflatır" Eğitimde dengenin kurulması gerektiğini ifade eden Bozyiğit, "Bugün toplumun karşı karşıya olduğu krizlerin önemli bir kısmı, okulda zamanında konulamayan sınırların sonucudur. Disiplin eksikliği sadece sınıfı değil, geleceği de zayıflatır. Artık şunu kabul etmek gerekiyor. Eğitimde denge bozulmuştur bu denge yeniden kurulmadıkça, en iyi müfredat da yazılsa, en modern binalar da yapılsa, sonuç değişmeyecektir. Çözüm açık ve nettir. Güçlü öğretmen, net kurallar, sınırlı veli müdahalesi ve sorumluluk bilinci yüksek öğrenci. Bunun dışındaki her yaklaşım, sorunu ötelemekten başka bir işe yaramaz ve artık öteleyecek zaman kalmadı" dedi.
Edirne Edirne’de çifte vatandaşlar Bulgaristan seçimleri için sandık başında Edirne’de Talatpaşa Caddesindeki Bulgaristan Edirne Başkonsolosluğu binasında oy verme işlemi sabah 07.00 itibarıyla başladı. Bulgaristan Cumhuriyeti erken genel seçimleri kapsamında kurulan sandıkta seçmenler saat 20.00’ye kadar oy kullanabilecek. Edirne’de yaşayan çifte vatandaşlar, Bulgaristan’da gerçekleştirilen erken genel seçimler için sandık başına gitti. Kentte oy verme işlemleri Başkonsolosluk binasında kurulan sandıkta gerçekleştirildi. Seçim kapsamında Türkiye genelinde 27 sandık kuruldu. Bu sandıkların 5’i Trakya bölgesinde yer aldı. Edirne’de ise bu yıl yalnızca Başkonsolosluk binasında sandık kurulması dikkat çekti. Oy kullanma işlemi öncesinde görevliler tarafından vatandaşların kimlik kontrolleri yapıldı. Gün boyunca seçmenler belirlenen saatler arasında oylarını kullandı. Başkonsolostan açıklama Açıklama yapan Bulgaristan Cumhuriyeti Edirne Başkonsolosu Radoslava Kafeciyska, seçim sürecine ilişkin şu bilgileri paylaştı: "Bugün Bulgaristan Cumhuriyeti erken genel seçimlerini gerçekleştirmek üzere buradayız. Bu yıl Edirne’de sadece Başkonsolosluk binasında sandık kurulmuştur. Önceki yıllarda Trakya bölgesinde 30’un üzerinde sandık kurulurken, bu yıl bölgede toplam 5 sandık açılmıştır. Edirne dışında Lüleburgaz, Çorlu ve Ergene’de de sandıklar kurulmuştur." Geçmiş seçimlere de değinen Kafeciyska, "Önceki seçimlerde Trakya genelinde yaklaşık 11 bin seçmen oy kullanmıştı. Bu yıl Edirne için beklentimiz 700-800 civarındadır" dedi. Seçim sürecinin sorunsuz ilerlediğini belirten Kafeciyska, "Tüm kurumlarımızla koordinasyon içerisindeyiz. Trakya genelinde herhangi bir olumsuzluk bulunmamaktadır. Sayın Valimiz, belediye başkanlarımız ve göçmen derneklerinin katkılarıyla seçim süreci sağlıklı şekilde devam etmektedir. Destek veren herkese teşekkür ediyoruz" ifadelerini kullandı. katılım ve sandık sayısındaki düşüşe dikkat çekildi Trakya Balkan Türkleri Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Cevat Güneş, seçim sürecine ilişkin yaptığı açıklamada katılımın önceki yıllara göre daha düşük olduğunu belirtti. Güneş, "Sabah 07.00’de başladı seçim maratonu, akşam saat 20.00’ye kadar devam edecek. Havanın kapalı olması sebebiyle yoğunluk biraz düştü. Öğlene doğru havanın açmasıyla birlikte vatandaş yoğunluğu arttı diyebiliriz. Geçen yıllara göre değerlendirdiğimizde katılım daha az gözüküyor" dedi. Sandık sayısındaki düşüşe dikkat çeken Güneş, "Bunun sebebi Türkiye genelinde 168 olan sandık sayısının 27’ye kadar düşmüş olması. Sandık sayısının az olması, göçmen camiasının yoğun olduğu bölgelerde sandıklara ulaşımı zorlaştırıyor. Daha önce 75’inci Yıl İlköğretim Okulu’nda açılan sandık, bu yıl sadece konsoloslukta kuruldu. Bu durum seçmenin sandığa ilgisini de azalttı" ifadelerini kullandı. Oy kullanan çifte vatandaşlar ise Bulgaristan’da siyasi istikrarın sağlanması temennisinde bulundu. Seçmenler, ülkenin daha güçlü bir yönetime kavuşmasını ve belirsizliklerin sona ermesini istediklerini dile getirdi.