ÇEVRE - 12 Ekim 2024 Cumartesi 12:15

Yemyeşil ormanı, dik yamaçları, masmavi suları ve tarihi yapılarıyla saklı cennet ’Karanlıkdere Kanyonu’

A
A
A
Yemyeşil ormanı, dik yamaçları, masmavi suları ve tarihi yapılarıyla saklı cennet ’Karanlıkdere Kanyonu’

Burdur’un Altınyayla ilçesinde bulunan ve 6 kilometrelik uzunluğu, içinde bulunan bitki örtüsü, doğal kaynak suyu ve tarihi yapılarıyla saklı bir cenneti andıran Karanlıkdere Kanyonu turizme kazandırılmayı bekliyor. 17 bin dönümlük doğal tabiat parkı olan bu bölge birçok anıt ağaca ve vaşak, karakulak gibi Türkiye’de ender görülen hayvanlara da ev sahipliği yapıyor.


Burdur’un Altınyayla ilçesi Ballık köyünde başlayan ve dünyaca ünlü Patara Plajı yakınlarından denize dökülen Eşen Çayı’nı içinde barındıran Karanlıkdere Kanyonu adeta keşfedilmeyi bekleyen saklı bir cenneti andırıyor. Altınyayla’ya 50, Fethiye’ye 52 kilometre uzaklıkta bulunan ve 6 kilometre uzunluğa 800 metre derinliğe sahip 17 bin 750 dönümlük doğal tabiat parkı, içinde barındırdığı onlarca çeşit ağaç türü, doğal kaynaktan çıkan ve vadi boyunca akan tertemiz suları ile Erken Dönem Bizans Dönemi’ne ait tarihi yapılarıyla tam bir keşfedilmemiş turizm rotası. Ekstrem sporlar ve dağcılığa bağlı spor türlerine de oldukça elverişli olan bu bölge hem spor turizmi hem de kültür turizmi için doğaseverleri bekliyor.



Endemik türlere ev sahipliği yapıyor


Karanlıkdere Kanyonu onlarca tür canlıya ev sahipliği yaparken bunlardan en önemlisi endemik olan Dirmil Müşkürümü (Leopoldia mira (Speta) Eker), karakulak, vaşak ve Türkiye’nin tescilli en uzun sedir ağacı olan 52 metrelik ağacı da içinde barındırıyor. Ayrıca Kanyon içerisinde birçok anıt ağaç da bulunuyor.



Kanyonu turizme kazandırmak isteyen 20 kişilik heyet incelemelerde bulundu


Karanlıkdere Kanyonu’nu turizme kazandırarak bölgenin potansiyelini arttırmak isteyen Altınyayla Kaymakamı Mustafa Tokel, Gölhisar Kaymakamı Emre Çiftçi, Altınyayla Belediye Başkanı Selen Kınalı, Gölhisar Orman İşletme Müdürü Ramazan Başaran, Fethiye Müze Müdürlüğü ekipleri, Doğa Koruma ve Milli Parklar 6. Bölge Müdürlüğü ekipleri, Ballık Köyü Muhtarı ve bölgeyi çok iyi bilen köylülerin de aralarında bulunduğu 20 kişilik, heyet kanyonu gezerek incelemelerde bulundu. Kanyon içerisinde gezen ve turizm potansiyelinin oldukça yüksek olabileceğini belirleyen ekip bu bölgeyi canlandırmak için gerekli yerlere başvuracaklarını belirttiler.



Keşfedilmeyi bekleyen gizli bir cennet


İncelemeler sonrasında Karanlıkdere Kanyonu’nun adeta gizli bir cennet olduğunu dile getiren Altınyayla Kaymakamı Mustafa Tokel, “Uzun zamandır tanıtımını yapmayı planladığımız Karanlıkdere Kanyonu için buraya geldik. Karanlıkdere Kanyonu Burdur’un Altınyayla ilçesi Ballık Köyü’nde bulunuyor ve onlarca çeşit endemik bitkisiyle, yaklaşık 6 kilometrelik uzunluğu, 1 kilometreye varan derinliği ile adeta keşfedilmeyi bekleyen gizli bir cennet. İnşallah turizme kazandırmayı, turistlere burayı göstermeyi, ülkemize, ilçemize, ilimize değerli bir turizm alanı kazandırmayı hedefliyoruz” şeklinde konuştu.



"Yetkililerin bu konuda harekete geçmesini istiyoruz"


Bölgenin turizme kazandırılması için yetkililerin harekete geçmesini isteyen Altınyayla Belediye Başkanı Selen Kınalı, “Yıllardır tanıtımını beklediğimiz ama şu ana kadara gerçekleştiremediğimiz bir olayın şu an derinliğine inmek için tüm ekipler ve kurumlarımız ile beraber bu vadiye geldik. Buradaki doğal güzelliklerin görülmesini, Burdur’un ve Muğla’nın Valilikleri, Kaymakamlıkları ve tüm kurumlarıyla beraber bu güzelliğin turizme kazandırılmasını, Altınyayla ilçemizden Ballık köyüne kadar olan 25 kilometrelik alandaki ormanlık güzellikleri, tabiat güzelliklerini, su kaynaklarımızı ve doğal güzelliklerimizin görülmesini canı gönülden istiyoruz. Herkesi bu bölgeye davet ediyoruz. Yetkili kurumlarımızın bu olaya parmak basmasını ve resmiyetteki görüşmeleri yapmalarını talep ediyoruz. Muğla zaten bir turizm bölgesi ama bunu Burdur’a ve Altınyayla’ya da kazandırırsak bu güzelliklerin sonucunda da Gölhisar’da Kibyra, Altınyayla’da Balboura, Krıkpınar, Gavur Beşiği, Taş konaklar gibi gezilmeye değer çok güzel yerlerimiz var. Tüm gezginleri ve turizmcileri bu bölgeye davet ediyoruz” dedi.



"Burası 17 bin 750 dönümlük bir tabiat parkı"


Karanlıkdere Kanyonu’nun büyük bir tabiat parkı olduğunu ve birçok bitkiye ev sahipliği yaptığını söyleyen Gölhisar Orman İşletme Müdürü Ramazan Başaran, “Karanlıkdere Kanyonu Fethiye’ye 52 kilometre, Altınyayla’ya ise 50 kilometre olan derenin karşısı Muğla’ya bu tarafı Burdur’un Altınyayla ilçesine bağlı 2018 yılında ilan edilmiş bin 775 hektar yani 17 bin 750 dönümlük bir tabiat parkı. Bu kanyonun uzunluğu 6 kilometre derinliği ise ortalama 800 metre. Burada asli ağaç türleri olarak kızılçam, karaçam, sedir, orman kavağı, çınar, menengiç, incir, zakkum gibi çok değişik türleri barındırıyor. Bunun dışında Dirmil Müşkürümü diye endemik bir türe de ev sahipliği yapıyor. Görülmesi gereken tabiat harikası bir yer. Hem Fethiye’ye çok yakın hem de Altınyayla’ya çok yakın bir nokta. Biz burayı geçen sene çok profesyonel olmayan bir ekiple en uç noktası olan bin 200 rakımlı Ballık köyü noktasından buraya kadar yaklaşık 7 saatlik bir zaman diliminde yürüdük. Bu kanyonun üçte birlik kısmında su var geri kalan kısımda su bulunmuyor. Buradaki su tamamen doğal olarak vadi tabanından çıkıyor” ifadelerini kullandı.



Türkiye’nin tescilli en uzun sedir ağacı burada


Kanyon’un tam bir doğal yaşam alanı olduğunu ve tescilli en uzun sedir ağacının da burada olduğunu belirten Ramazan Başaran, “Burada yıllar evvel yabani olarak doğal tür yaban keçisi yaşıyordu ama zamanla bitti. Geçen yıl Burdur Valiliği öncülüğünde Doğa Koruma ve Milli Parklar tarafından buraya yaban keçisi salımı yapıldı. Bunlar da üreyerek çoğaldı bu bölgede. Bunun dışında bu bölgede karakulak, vaşak, kurt ve domuz gibi yabani türler yaşamakta. Buranın çok özel bir özelliği var. Türkiye’nin tescilli en uzun sedir ağacına ev sahipliği yapıyor bu bölge. Bu ağaç yaklaşık 600 yaşında ve 52 metreydi. Şu anda kırılmış haliyle 49 metre uzunluğunda ve hala Türkiye’nin en uzun sedir ağacı özelliğini taşıyor. Bunun dışında çok fazla anıt Sedir ağacı da bulunuyor” dedi



Kanyon içinde birçok tarihi yapı bulunuyor


Hayatının büyük bir bölümünü kanyon içinde çobanlık yaparak geçiren ve kanyondaki en önemli yapılardan biri olan ve Sümela Manastırı’nı andıran manastırın depremlerle birlikte yok oluşunu yakından gören Ballık köyü sakinlerinden çoban Mustafa Özçelik (64), “Bu kilise 40 sene önce tamamen ayaktaydı. Ancak yaşanan her depremde kırıla kırıla bu hale geldi. Karanlıkdere Kanyonu’nun içinde tarihi işaretler, kilise, tapınak, kaya mezarı ve aşağı yukarı 7-8 tane eski değirmen ve 2 tane köprü var. Kanyon içinde kayalara işlenmiş çok fazla eski resimler de bulunuyor. Hayvan otlatmaya geldiğim zamanlarda kanyon içinde kare, dikdörtgen, haç işareti, papaz resimleri, gibi birçok kaya resimleri ile karşılaştım. Bunların dışında oyma taşlar, dibekler gibi emareler de bulunuyor. Ben doğma büyüme buralıyım. 1960 ile 1993 yılları arasında hayatım bu kanyonda geçti. Benim dedem ve babam çobandı o yüzden bu kanyonda adım atmadığımız yer kalmadı” şeklinde konuştu.



"Buradaki yapıların Erken ve Geç Dönem Bizans’a ait olduğunu düşünüyoruz"


Karanlıkdere Kanyonu’nun 2006 yılında Kültür Varlıklarını Koruma Kurulu tarafından tescillendiğini belirten ve kanyon içindeki manastırın Erken ve Geç Dönem Bizans mimarisi olduğunu düşündüklerini söyleyen Fethiye Müze Müdürlüğü’nde görevli Arkeolog Ahmet Meke, “Bölgede bulunan manastırın kayaların üzerine inşa edilmiş manastır yapısı olduğunu görüyoruz. Doğal kayaya oyulmuş, tam merkezinde ise kareye yakın dikdörtgen planlı bir şemaya ait şapel var. Şapelin batı tarafında ise manastırı besleyen su sarnıcı var. Planına baktığımız zaman Geç Dönem Bizans Dönemi’ne ait bir yapı olduğunu görüyoruz ancak duvar resimleri ve fresklerden Erken Dönem Bizans’a ait bir yapı olduğunu düşünüyoruz. Bu alan 2006 yılında Muğla Kültür Varlıklarını Koruma Kurulu tarafından tescillenmiş bir alan. Kanyon çevresinde ve bölgede Likya tipi kaya mezarlarına da rastladık. Kanyon boyunca devam eden mezarlar, anıt mezar, kilise kalıntısı, şapel ve manastır yapısı gibi tarihi kalıntılar bulunuyor” dedi.



Yemyeşil ormanı, dik yamaçları, masmavi suları ve tarihi yapılarıyla saklı cennet ’Karanlıkdere Kanyonu’

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Düzce Bilim Kafe’de kadın sağlığı ve erken tanının önemi konuşuldu Düzce Üniversitesi Bilim İletişim Ofisi, Toplumsal Katkı Koordinatörlüğü ile Kadın Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi (DÜKAM) iş birliğinde, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla kadın sağlığına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalık oluşturmak amacıyla düzenlenen "Önlenebilir Bir Gelecek: Kadın Sağlığında Erken Tanının Gücü" başlıklı Bilim Kafe buluşması gerçekleştirildi. Düzce Kadın Emeği Merkezi’nde ki programa Düzce Üniversitesi Genel Sekreter Yardımcısı ve Kurumsal İletişim Koordinatörü Öğr. Gör. Duygu Özdemir Cömert, Bilim İletişimi Ofisi personeli ile Düzce Kadın Emeği Merkezi’nde bulunan kadınlar katılım sağlarken etkinlikte, Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Betül Keyif konuşmacı olarak yer aldı. Programın açılış konuşmasını gerçekleştiren Cömert, Düzce Üniversitesi’nin toplumla bilim arasında köprü kurmayı amaçlayan Bilim Kafe etkinlikleri kapsamında farklı alanlarda düzenli buluşmalar gerçekleştirildiğini ifade etti. Kadın sağlığının toplumsal açıdan büyük önem taşıyan konulardan biri olduğunu belirten Cömert, özellikle Dünya Kadınlar Günü öncesinde bu başlığın ele alınmasının anlamlı olduğunu vurguladı. Kadın sağlığında erken tanının önemine değinerek, birçok sağlık sorununun erken dönemde fark edildiğinde etkili bir şekilde yönetilebildiğini ifade ederek konuşmasına başlayan Doç. Dr. Betül Keyif, kadın sağlığına ilişkin önemli başlıkları bilimsel bir bakış açısıyla ele aldı. Toplumda farkındalık oluşturmanın kadın sağlığından büyük önem taşıdığını belirten Betül Keyif, özellikle tarama programları ve koruyucu sağlık hizmetlerinin kadın sağlığının korunmasında önemli bir rol üstlendiğini vurguladı. Kadınların kendi sağlıklarını tanımasının ve vücutlarındaki değişimleri takip etmesinin erken başvuru açısından önemli olduğunu belirten Keyif, kadın sağlığında görülebilen bazı durumların bireysel farklılıklar gösterebileceğini belirtti. Düzenli sağlık kontrollerinin ve tarama programlarının büyük önem taşıdığını ifade eden Doç. Dr. Keyif, koruyucu uygulamalar arasında yer alan aşıların da kadın sağlığının korunmasına önemli derecede katkı sağlayabildiğinin altını çizdi. Katılımcıların merak ettikleri soruları doğrudan uzmanına yöneltme fırsatı tanıdığı ve interaktif bir şekilde gerçekleştirilen program, teşekkür belgesi takdimi ve fotoğraf çekimi ile tamamlandı.
Karaman Karaman’da başıboş köpeklerin kediyi öldürdüğü anlar kameraya yansıdı Karaman’da başıboş köpeklerin saldırdıkları kediyi öldürdükleri anlar güvenlik kamerasına yansıdı. Yaşanan olay sonrası köy halkı başıboş köpeklerden endişe duyduklarını dile getirdi. Olay, merkeze bağlı Ekinözü köyünde yaşandı. Edinilen bilgiye göre, köy içerisinde sürü halinde dolaşan başıboş köpekler, bir evin bahçesinde bulunan kediye saldırdı. Saldırı sonucunda kedi telef oldu. Köpeklerin kediye saldırdığı anlar ise evin güvenlik kamerası tarafından saniye saniye kaydedildi. Görüntülerde köpeklerin kediyi kovaladığı, kedinin köpeklerden kaçmak için ağaca tırmandığı sırada ağaçtan düşerek köpekler tarafından öldürüldüğü görülüyor. "Görüntüleri izlediğimizde acı bir tabloyla karşılaştık" Bahçesinde beslediği kedinin kaybolması üzerine kamera kayıtlarını incelediklerini belirten Emirhan Sezen, "Görüntüleri izlediğimizde acı bir tabloyla karşılaştık. Dört başıboş köpeğin kediye saldırdığını gördük. Köyde yaşıyoruz; diğer köylerde de olduğu gibi çoban köpekleri kontrolsüzce çoğalarak başıboş halde dolaşır oldu. Kış şartlarında aç kalarak saldırganlaşabiliyorlar. Bu nedenle köyde özellikle akşam saatlerinde yürümek, bisiklet sürmek gibi aktiviteleri yapamaz olduk. Sabah saatlerinde de öğrenciler servis beklerken tedirginlik yaşıyorlar. Bugün bir hayvana zarar veren bu durumun, yarın bir insanın başına gelmesinden endişe ediyoruz. Amacımız hiçbir canlının zarar görmesi değil, onların daha iyi şartlarda yaşamalarını ve gerekli önlemlerin alınmasını istiyoruz" dedi. Köy sakinleri, benzer durumların tekrarlanmaması adına çözüm beklediklerini ifade ettiler.
Bursa Osmangazi’de 8 Mart’a özel medya buluşması Osmangazi Belediyesi, Medya Buluşmaları programında bu kez ‘Kadın Gözünden Gazetecilik’ konusunu ele aldı. Gençlik ve Girişimcilik Merkezi’nde gerçekleştirilen programda gazeteci Aysın Komitgan, medya dünyasına kadın perspektifinden önemli bir bakış sunarken, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nün anlam ve önemine ilişkin de dikkat çeken mesajlar verdi. Gazetecilik mesleğinde kadınların karşılaştığı zorluklara ve elde ettikleri başarılara değinen Aysın Komitgan, kadınların medya sektöründe daha görünür olması gerektiğini vurguladı. Meslek hayatından örnekler paylaşan Komitgan, gazeteciliğin sorumluluk gerektiren ve toplumsal etkisi yüksek bir meslek olduğunu ifade ederek özellikle gençlerin doğru ve güvenilir bilgiye ulaşmasının önemine dikkat çekti. "Kadın her zaman vitrinde olmalı" Programın moderatörlüğünü üstlenen Sevda Kurul, söyleşi boyunca yönelttiği sorularla gazeteciliğin değişen dinamiklerini ve dijital medyanın etkilerini gündeme taşıdı. 8 Mart’ın aslında bir kutlama değil, daha çok bir anma günü olduğunu söyleyen Komitgan, sözlerinde şu ifadeleri kullandı: "8 Mart, 1857’de fabrikada çalışan kadınlara yapılan saldırı ve 129 kadının hayatını kaybetmesiyle başlayan acıklı bir hikayeye dayanıyor. Bugün hala kadınlar olarak haklarımızı elde etmek, erkeklerle omuz omuza çalışma ortamları oluşturmak ve eşit haklara sahip olmak için mücadele ediyoruz. Oysa Atatürk 1934 yılında kadınlara seçme ve seçilme hakkını tanıdı. Buna rağmen bugün siyasette, ticarette, kamuda ve hatta gazetecilikte bile kadınların çoğu zaman geri planda bırakıldığını görüyoruz. Oysa kadın her zaman vitrinde olmalı, mutfakta değil. Çünkü kadın; evde, işte, sosyal hayatta ve annelikte büyük sorumluluklar üstlenen emekçi bir güçtür. Bu nedenle 8 Mart’ı kadınların haklarını hatırladığı ve haklarını kazanma mücadelesini sürdürdüğü bir gün olarak görüyorum." "Yakın gelecekte kadınlar daha fazla var olacak" Medya sektöründe kadınların rolü, sahada yaşanan deneyimler ve mesleğin geleceği üzerine kapsamlı değerlendirmeler yapan Aysın Komitgan, "Son 20 yılda kadın çalışan ve kadın yönetici sayısının ciddi şekilde arttığını görüyorum. Bu çok sevindirici. Yakın gelecekte kadınların daha fazla var olacağı bir tablo göreceğimize inanıyorum. ‘Kadın yapamaz’ denilen her işi kadınların başaracağını düşünüyorum." diye konuştu. Son olarak gençlere tavsiyelerde bulunan Komitgan, "İnsan sevmediği bir işi yaparsa başarılı olamaz. Ben mesleğimi çok seviyorum ve hala severek yapıyorum. Gençlere tavsiyem yaptıkları işi sevmeleri ve kendilerini sürekli geliştirmeleri. Dünyayı ve ülkeyi takip etmek, yaşadıkları kentte herkesle iletişim kurabilmek çok önemli. Bir kurumda çalışabilirsiniz ama asıl önemli olan bulunduğunuz yerde kendinizi ispatlayıp o kente imzanızı atabilmektir. Bu kolay değil ama imkansız da değil. Yeter ki insanlar yaptıkları işi sevsin, kaliteli yaşasın ve dünyayı takip etsin." açıklamalarında bulundu. Program sonunda ise Osmangazi Belediye Başkan Yardımcısı Mutlu Esendemir, başarılı gazeteci Aysın Komitgan’a günün anısına teşekkür plaketi takdim etti.
Bursa Orhaneli’nin turizm potansiyeli Bursa’yı gülümsetecek Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin Orhaneli ilçesinde düzenlediği iftar programına katılan Başkan Mustafa Bozbey, dağ yöresine ayrı bir önem verdiklerini belirterek, "Dağ yöresi gülümserse, Bursa’nın tamamı da gülümser" dedi. Ramazan ayının manevi iklimini düzenlediği programlarla kentin farklı noktalarında vatandaşlara yaşatan Büyükşehir Belediyesi, iftar programlarına Orhaneli ilçesiyle devam etti. Orhaneli Kapalı Spor Salonu’ndaki programa, Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, CHP Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş, Büyükşehir Belediyesi bürokratları, muhtarlar, belediye meclis üyeleri, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ve çok sayıda vatandaş katıldı. Masaları tek tek gezen Başkan Mustafa Bozbey, Orhanelililerle sohbet ederek talep ve önerilerini dinledi. Akşam ezanının okunmasıyla vatandaşlar hep birlikte oruçlarını açtı. "Dört dağ ilçesini nitelikli hale getirmeyi hedefliyoruz" Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, Ramazan bereketini ve huzurunu paylaşmaya ve aynı sofralarda buluşmaya devam ettiklerini ifade etti. Göreve geldikleri günden itibaren dağ yöresine ayrı bir önem verdiklerini anlatan Başkan Mustafa Bozbey, "Dağ yöresi bugüne kadar dışlandı ve kabul edilmedi. Bu anlayışı kabul etmeyen birisi olarak bölgeye ayrı bir önem veriyorum. Dört dağ ilçesini nitelikli ve talep gören bir hale getirmeyi hedefliyoruz. Tarım ve hayvancılıkla uğraşanların yanında olmaya devam edeceğiz. Dağ yöresinin güzel insanları bunu hak ediyor" diye konuştu. "Halkımızın mutlu ve huzurlu yaşaması için sahadayız" Ramazan ayının halden anlamayı, aynı ekmeği, suyu ve duayı paylaşmanın değerini hatırlattığını söyleyen Başkan Mustafa Bozbey, Ramazan boyunca 17 ilçede dayanışmanın ve paylaşmanın örneğini yaşadıklarını vurguladı. Birçok ihtiyaç sahibinin derdine derman olmak kendilerini adadıklarını belirten Başkan Mustafa Bozbey, "Bursa Büyükşehir Belediyesi olarak dağ ilçelerimizdeki muhtarlarımızdan gelen talep ve önerileri değerlendirerek halkımızın mutlu ve huzurlu yaşaması için sahada çalışıyoruz. Dağ yöresi gülümserse, Bursa’nın tamamı da gülümser. Orhaneli’nin turizm potansiyeli de bizim için önemli. Önümüzdeki süreçte Orhaneli’nin bu yönünü ele alan hizmetlerimizi gerçekleştireceğiz. Hayırlı Ramazanlar diliyorum" dedi. CHP Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş ve CHP Orhaneli İlçe Başkanı Yusuf Tosun da iftar sofrasında Orhanelililerle buluşmalarını sağlayan Başkan Mustafa Bozbey’e teşekkür ederek Ramazan’ın kardeşlik ve huzur getirmesini temenni etti. İftar programının ardından Başkan Mustafa Bozbey ve beraberindekiler, Beyce Kıraathanesi’ni ve CHP Orhaneli İlçe Başkanlığını ziyaret etti. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla kadınlara çiçek veren Başkan Mustafa Bozbey, ziyaretlerde ilçede gerçekleştirilen çalışmaların ve projeleri de değerlendirdi.
Erzurum Hacımüftüoğlu; "Hem kadının hem erkeğin mükellefiyet eşitliği vardır " Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği Erzurum Şubesi’nin Ramazan ayında cuma günleri, teravih namazı sonrası EBB Dil ve Edebiyat Konağı’nda tertip ettiği "Huzur Dersleri"nin bu haftaki konuğu İslam Alimleri Vakfı Başkanı Prof.Dr. Nasrullah Hacımüftüoğlu oldu. Yarım asırlık hocalık ve ilmî hayatında Tefsir ve Belâgat sahasında ihtisaslaşmış olan Prof.Dr. Nasrullah Hacımüftüoğlu "Huzur Dersleri"nde "Kuran-ı Kerim’e Göre İnsanın Yaratılışı ve Mükellefiyet Eşitliği" başlıklı bir konuşma yaptı. Konuşmasında kendi kamuoyumuzda büyük bir kesimin inandığı insanın yaratılışıyla ilgili umumî bilginin İsrailî olduğunu ifade ederek Tekvin’de Üçüncü Bab’da söylendiği gibi Havva’nın Adem’in kaburgasından değil Adem gibi Havva’nın da topraktan yaratıldığını; şeytanın da bir melek değil bir cinnî olduğunu ifade etti. "Kadın ve erkek nev’i olarak eştir, eşittir İslam Alimleri Vakfı Başkanı Prof.Dr. Hacımüftüoğlu’nun Huzur Dersleri’ndeki konuşmasına şöyle devam etti: "Nisâ suresi birinci ayet, kadın ve insanlık tarihi için büyük bir inkılaptır. Kuran’da geçen kelimelerin etimolojisi, ıstılahları, nüansları iyice incelendiğinde ayet-i kerimelerde geçen ‘zevc’ kelimesi müennes değildir, erkek için de kullanılmıştır. Osmanlı Türkçesinde "zevce" sadece müennes, yani kadınlar için kullanılmıştır. Nisa-1, A’râf-189, Nahl-72, Zümer-6 ayetlerinde ‘zevceha, ezvecân’ kelimeleri geçer. Eş olan kadın mı erkek mi? Yoksa eşit mi? Evet, ayet-i kerimeler kadının da erkeğin de ‘eş’ olduğunu bildiriyor. Ayetteki eşlik eşitlik anlamı bu ayetler (indirildiği dönem de dikkate alındığında) insanlık ve bilhassa kadınlar için muhteşem bir inkılap... Kuran-ı Kerim’in indiği dönemde Arap yarımadasında, Avrupa’da ve dünyanın pek çok yerinde kadının adı yoktu; kadın diri diri gömülüyor, cadı diye diri diri yakılıyor, bir fuhuş malzemesi olarak kullanılıyordu. İsrailiyatta kadının erkeğin kaburgasından yaratıldığı yazar. Ancak Kuran-ı Kerim’de kim kimden yaratıldı, açıklamaz ve ‘eş (eşit)’ kelimesini kullanır. Kadın demez, erkek demez; eş der. Evet, kadın ve erkek nev’i olarak eştir, eşittir, insan türüdür; cinsiyet olarak farklıdır, kadın insanoğlunun yaratılışında ve neslinin devamında büyük bir rol üstlenmiş ulvi bir varlıktır. İslam’ın kadına verdiği değer budur işte. Meleklerin secde ettiği varlıktır, esmanın tecelli ettiği kadın veya erkek." "Hem kadının hem erkeğin mükellefiyet eşitliği vardır" Hacımüftüoğlu, Avrupa’nın sapkın inanışlarını öne çıkaran Ortaçağ kavramının bizim medeniyet tarihimiz için söz konusu olamayacağını vurgulayarak, " Avrupalı karanlık Ortaçağ’ı yaşarken biz Müslümanlar en parlak medeniyet tarihimizi yaşıyorduk. Onların veya dünyanın farklı iklimlerindeki halkların kadına bakışı ne kadar kötü, iğrenç olursa olsun İslam medeniyetlerinde kadın meleklerin secde ettiği ulvi bir varlıktır. Allah ruh-i hayvanî olan insana değil topraktan aşama aşama yaratılan insana Allah kendi ruhunu üfledikten sonra meleklere ona secde etmesini istedi. Melekler hangi insana secde etmeli? Allah’ın kendi ruhundan üflediği insana, o insan ki esmanın tecelligâhı olarak kalmaya gayret etmişse... Netice itibariyle şunu söyleyebiliriz: Kendisini yaratan Allah’a karşı insanın, yani hem kadının hem erkeğin mükellefiyet eşitliği vardır. Rabbim bizi kendisine kul kabul eylesin. O’na lâyık olamasak da... O’na döndürüleceğiz. Allah o günümüzde merhamet eylesin." Dedi. İslam Alimleri Vakfı Başkanı Prof.Dr. Nasrullah Hacımüftüoğlu’nun konuk olduğu ve TDED Erzurum Şubesi tarafından EBB Dil ve Edebiyat Konağı’nda tertip edilen Huzur Dersleri programına Çögenderli Hacı Salih Efendinin ve Sakıp Efendi Hocaların talebesi Abdullah Şeker Hoca da iştirak etti ve programı bir dua ile tamamladı.