GENEL - 08 Mayıs 2023 Pazartesi 17:07

Memur-Sen Bursa İl Başkanı Yünkül: "Biz Cumhurbaşkanımızın liderliğindeki iradeye sahip çıkacağız"

A
A
A
Memur-Sen Bursa İl Başkanı Yünkül: "Biz Cumhurbaşkanımızın liderliğindeki iradeye sahip çıkacağız"

Memur-Sen’in Bursa’da 32 bin, Türkiye’de 1 milyon 100 bin üyesiyle hem Bursa’nın hem de Türkiye’nin en büyük emek hareketi olduğunu aktaran Memur Sen Bursa İl Temsilcisi Gökhan Yünkül, "800’ü aşkın kazanım elde ederek kamu sendikacılık tarihinde destan yazdık.

Memur-Sen’in Bursa’da 32 bin, Türkiye’de 1 milyon 100 bin üyesiyle hem Bursa’nın hem de Türkiye’nin en büyük emek hareketi olduğunu aktaran Memur Sen Bursa İl Temsilcisi Gökhan Yünkül, "800’ü aşkın kazanım elde ederek kamu sendikacılık tarihinde destan yazdık. Çözülemez denen sorunları biz çözdük yine biz çözeceğiz. Seçimlerin hemen ardından seyyanen zam talebimizin de çözüme kavuşmasını bekliyoruz. 14 Mayıs sabahında gereğini yapacağız. Biz bu noktada Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğindeki iradeye sahip çıkacağız" dedi.


Memur Sen Bursa İl Temsilciliği’nin İl Divan Toplantısı Merinos AKKM’de gerçekleşti. Gerçekleşen İl Divan Toplantısına; AK Parti Bursa Milletvekili Refik Özen, AK Parti İl Başkan Yardımcısı Mustafa Kaymaz, Memur Sen Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Gök, Eğitim Bir-Sen Genel Başkan Yardımcısı Abdülaziz Aydın, Memur Sen Bursa İl Temsilcisi Gökhan Yünkül, Memur Sen Konfederasyonu’na bağlı sendikaların şube başkanları ve yönetim kurulları, ilçe başkanları, iş yeri temsilcileri ve çok sayıda Memur-Sen üyesi katıldı.


14 Mayıs seçimlerine ilişkin açıklamalarda bulunan Başkan Yünkül, Memur-Sen’in kazanımlarını ve çözülmesi beklenen sorunlarına ilişkin konuştu.



Özen: "Memur-Sen hiçbir zaman sıradan bir sendika olmadı"


AK Parti Bursa Milletvekili Refik Özen, İl Divan Toplantısı’nda yaptığı konuşmada şunları söyledi:


"Memur-Sen hiçbir zaman sıradan bir sendika olmadı. Özellikle Memur-Sen kurucumuz, dava insanı merhum Mehmet Akif İnan ağabeyimizi, bu uğurda emek harcayıp ebediyete intikal eden tüm büyüklerimizi rahmetle anıyorum. Elbette çalışanlarımızın hak ve hukukunu koruyacağız ama asıl olan bu milletin hak ve hukukunu korumaktı. Memur-Sen bunu başardı. 28 Şubat sürecinde, 27 Nisan beyannameleri, Gezi olaylarında, 15 Temmuz hain darbe girişiminde, birlik ve beraberlik olmamız gereken tüm olaylarda Memur-Sen devletinin ve milletinin yanında oldu. 21 yılda birçok alanda olduğu gibi çalışanlarımızın haklarının iyileştirilmesine yönelik birçok icraat gerçekleştirdik. Dünyada hiçbir ülke bu kadar olayı kolay atlatamaz. Cumhurbaşkanımızın azmi, milletimizin iradesiyle tüm zorlu süreçleri birlikte atlattık. Senelerdir bu millete öğretilmiş çaresizlik vardı. Şu anda biz her alanda birçok başarıya imza atıyoruz. 14 Mayıs 2023’ün dünyadaki en büyük siyasi olayı. Türkiye Yüzyılı’nın başlangıcı olacak kararı bu millet verecek."



Yünkül: "Hem vatandaşlarımızın hem de memurlarımızın yanındayız"


Memur-Sen Bursa İl Temsilcisi Gökhan Yünkül ise programda yaptığı konuşmada, "Gerçekten ülke olarak zor zamanlar geçiriyoruz. 11 ilimizi etkileyen deprem felaketinde 50 binin üzerinde vatandaşımızı kaybettik. Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı, yaralılarımıza acil şifalar diliyoruz. Ülke olarak bu büyük felaketi el birliğiyle dayanışma ruhu ile en az hasarla atlamaya çalışıyoruz. Deprem bölgemizi unutmadan, bölgeye desteklerimizi sürdürmeliyiz. Memur-Sen olarak depremin ilk saatlerinden itibaren başta kurtarma ekiplerimiz olmak üzere tüm teşkilatımız, deprem bölgesinde yardım çalışmalarında büyük bir çaba sarf etti. Memur-Sen hem memurlarımızın hem de vatandaşlarımızın yanında olarak, sivil toplum örgütü bilincini sürdürmeye devam edecek" ifadelerini kullandı.



"1 milyon 100 bin üyesiyle Türkiye’nin en büyük emek hareketi"


Memur-Sen’in Bursa’da 32 bin, Türkiye’de 1 milyon 100 bin üyesiyle hem Bursa’da hem de Türkiye’nin en büyük emek hareketi olduğu aktaran Yünkül şöyle devam etti:


"Memur-Sen ülkemiz için en önemli kuruluşlardan bir tanesi. Biz Memur-Sen olarak sendikacılık yaparken önceliğimizi ve merkezimizi, insan olarak, kamu çalışanları olarak görüyoruz. Kamu çalışanlarının sorunlarını çözümü noktasında gece gündüz demeden çalışan bu kadrolar var. Sosyal hayatımıza, ailemize ayıracağımız zamanı çoğunlukla kamu çalışanlarının sorunlarının çözümü için harcıyoruz. Biz yaptığımız işi kutsal bir iş olarak görüyoruz. Bir kamu çalışanının, bir vatandaşımızın gözünden akan yaşı, silme gayreti içerisindeyiz. Sendikacılığı bu yüzden kutsal bir dava olarak görüyoruz."



"800’ü aşkın kazanım elde ederek destan yazdık"


Memur Sen’in kazanımlarına dikkat çeken Yünkül, "Kamu çalışanlarının birçok sorunu sürüyor. Ekonomik olarak yaşanan sıkıntılar ilk başta sabit gelirli kamu çalışanlarımızı ve işçilerimizi etkiliyor. Çözülmesi gereken birçok sorun var. Toplu Sözleşme Masası’na oturduğumuz günden bu yana 800’ü aşkın kazanım elde ederek kamu sendikacılık tarihinde destan yazdık. Elbette ki bu destanı yazarken, iş yeri temsilcilerimizden, ilçe başkanlarımıza, yönetim kurulu üyelerimizden, şube başkanlarımıza, genel başkan yardımlarımızdan, genel başkanlarımıza kadar çok büyük bir emek, yoğun bir çaba içerisinde kazanımlar elde ettik" dedi.



"Seçimlerin hemen ardından seyyanen zam bekliyoruz"


"Çözülemez denen birçok sorun çözüldü" diyen Yünkül, "3600 ek gösterge kimsenin hayalinde bile değildi. Biz dile getirdik ve biz çözdük. Kimsenin umudu yoktu; sözleşmeli personel kadroya geçirildi. Bunlara benzer birçok sorunu çözen yine Memur-Sen oldu. Bundan sonraki süreçte de yine çözülemez denilen birçok sorunu Allah’ın izniyle el birliğiyle çözmenin gayreti içerisinde olacağız, yine biz çözeceğiz. Kamu çalışanları olarak memurların ekonomik olarak iyileştirmeye ihtiyaçları var. 1 Mayıs’ta gerçekleştirdiğimiz genel kurulda Sayın Cumhurbaşkanımıza iletmiş olduğumuz konuyu hatırlatmak istiyorum. Gerçekten kamu çalışanlarının bu sorununun çözümü için bir adım atılması gerekiyorsa, burada seyyanen zam yapılması elzem hale gelmiştir. Seçimlerin hemen ardından seyyanen zam talebimiz inşallah hayata geçer ve kamu çalışanlarının enflasyon karşısındaki kayıpları, bu vesileyle engellenmiş olur" şeklinde konuştu.



"Cumhurbaşkanımızın liderliğindeki iradeye sahip çıkacağız"


Seçim sürecine ilişkin açıklamalarda bulunan Yünkül, "Memur-Sen olarak kurulduğumuz ilk günden bu yana temel bir noktamız var. Millet iradesinin, milli iradenin her zaman yanında olduk. 28 Şubat döneminde sendikamız yeni kurulmuş, az sayıda gönül insanıyla kurulmuş bir sendikaydı. 28 Şubat döneminde yine milli iradeye sahip çıkarak, postmodern darbeye karşı çıkan nadir kuruluşlardan birisiydik. 27 Nisan e-muhtırası verildiğinde sahaya teşkilatlılarını süren ilk teşkilattık. En son yaşanan 15 Temmuz darbe girişiminde meydanlara ilk inenlerden biri de Memur-Sen teşkilatlarıydı. Memur-Sen Genel Başkanımız darbenin ilk saatlerinde TRT Haber’e meydanlara inilmesi gerektiğine dair açıklama yaptı. Darbenin ilk saatleriydi ve meydanlar boştu. Bizim kuruluş felsefemiz açık ve net. Merhum Muhsin Yazıcıoğlu’nun ‘Namlusunu halka çeviren tanka selam durmam’ ifadesinde olduğu gibi biz milletimizin yanındayız. Kimseye teslim olmayız. Biz ne Ayasofya’nın açılmasını, ne de başörtüsü yasağının kaldırılmasını unutacağız. Ne 28 Şubat’ı, ne de 15 Temmuz’u unutacağız. Bu konuda duruşumuz ve tavrımız net. 20 yıllık kazanımları, 20 yıl önce memurlarımızın yaşamış olduğu sorunları, o dönemdeki ekonomik sıkıntıları, koalisyon dönemlerinde yaşanan zulümleri, 28 Şubat döneminde yaşanan özgürlük alanlarının daraltılma sürecini biz unutmadık. 14 Mayıs sabahında gereğini yapacağız. Biz bu noktada Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğindeki iradeye sahip çıkacağız" diye konuştu.



Aydın: "Bütün sendikal refleksimiz maaş zamları üzerine"


14 Mayıs seçimlerinin önemine vurgu yapan EBS Genel Başkan Yardımcısı Abdülaziz Aydın ise şunları söyledi:


"Kazananın uzun yıllar Türk siyasetini ve devletini önemli noktaya götüreceği, kaybedenin de siyasetten tasfiye olacağı ihtimali çok yüksek bir seçim olacak. Önümüzdeki hafta zaferi taçlandırarak, yüklerimizden kurtularak yolumuza, daha güçlü bir şekilde devam edeceğiz. Sahada en çok karşılaştığımız konu maaş zamları konusu. Memurlar olarak maaştan fazla medeniyet değerlerimizi konuşmamız gerekirken 8-10 yıldır maaş konusunda tıkandık kaldık. Bütün sendikal reflekslerimiz maaş zamları üzerinden gerçekleşiyor. Geçmişte bu güne baktığımızda herkes sadece rahmetli Erbakan döneminde gelen zam miktarını ifade ediyor. Biz temel sorgulamaları yaptığımızda hem neticeyi konuşuyoruz. Karşımıza devasa bir küresel sömürge finans sistemi çıkıyor. 168 Amerikan bankasının battığı ifade ediliyor. Türkiye seçimleri herkes için çok önemli. Cumhurbaşkanımıza sıkıntılarımız iletildi. Aynı zamanda işçi ve memur arasındaki makasın nasıl açıldığını ve sahayı nasıl rahatsız edeceğine dair bilgilendirmeler özellikle belirtildi. Seçimlerden sonra bu makasın bir an önce daraltılmasını talep ediyoruz."



Gök: "Sorunlara bakıp dargın olmanın sırası değil"


Memur Sen Genel Başkanı Ali Yalçın’ın selamlarını ileterek konuşmasına başlayan Memur Sen Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Gök, "Bir taraftan özlük haklarımız bir taraftan da; sosyal, ekonomik, hukuki ve kişisel haklarımız başta olmak üzere birçok güzel işe imza atıyoruz. Şu ana kadar 802 kazanım elde ettik. Son olarak Cumhurbaşkanımız Temmuz ayında refah payı verileceğini ifade etti. Çalışma Bakanımız 1 Mayıs’ta Genel Kurulumuza geldiğinde 3600 ek göstergenin 1. Dereceye inen tüm devlet memurlarımıza verilmesi gerektiğini belirttik. Tıpkı sözleşmeden kadroya geçme hadisesinde olduğu gibi bu kazanımda Memur-Sen öncülüğünde gerçekleşecek. Birçok alanda çalışmalarımız devam ediyor, devam edecek. Ancak henüz çözüme kavuşmayan sorunlara bakıp dargın olmanın sırası değil. Bizler önce 14 Mayıs’ta gereğini yapacağız. Oy Birliği Platformu ile sandıklara sahip çıkacak, gerekli çalışmaları yürüteceğiz. Rüzgarın, kayadan alacağı şey sadece tozdur. Bunlar tozumuzu alacaklar, başka da bir şey yapamayacaklar. Biz daha güçlü bir şekilde yürüyüşümüze devam edeceğiz. Köklerimizden beslendiğimiz müddetçe, yapraklarımızın dökülmesinin hiçbir önemi yok" dedi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Aksaray Şırdan ve mumbar yapıp pazarlarda sattı, şimdi kendi dükkanının patronu oldu Aksaray’da 9 yıl önce evinde şırdan ve mumbar yapıp semt pazarlarında satarak geçimini sağlamaya çalışan 44 yaşındaki Ayten Mert, zorlu bir damak tadını Aksaray’a sevdirmeyi başarıp şimdi açtığı kendi dükkanında kendi işinin patronu oldu. Aksaray’ın ilk ve tek şırdan ve mumbarcısı olan 44 yaşındaki Ayten Mert, 9 yıl öncesine kadar evlere temizliğe giderek geçimini sağlamaya çalışıyordu. Semt pazarında açılan bir yemek etkinliğine şırdan ve mumbar yapıp katılan Ayten Mert, yaptığı şırdan ve mumbarın beğenilmesi üzerine temizlik işlerini bırakıp semt pazarlarında şırdan ve mumbar yapıp satmaya başladı. Zorlu bir damak tadı olan şırdan ve mumbarı tüm Aksaraylılarla tanıştıran ve sevdiren Ayten Mert yıllarca kız çocuğuyla birlikte gidip geldiği semt pazarlarından elde ettiği gelirle açtığı dükkanda kendi işinin patronu oldu. Şırdan ve mumbar başta olmak üzere ev yemekleri de yaparak satışa sunan Ayten Mert, Aksaray’ın tek şırdancısı olarak vatandaşlara hizmet ederken, kızı ise gastronomi eğitiminden sonra bir iş yerinde staja başlayarak annesinin yolunda ilerliyor. 9 yıldır Aksaray’a şırdan ve mumbarı sevdiren kadın Semt pazarlarında şırdan ve mumbar satışına başladığını anlatan Ayten Mert, "9 yıldır şırdan, mumbar ve ev yemekleri yapıyorum. Bu semt pazarlarında şırdan mumbar satarak başladım. Cumartesi Semt Pazarında bir etkinlik vardı. O etkinliğe katılıp bende şırdan ve mumbar yapmaya başladım. İlk başta Aksaray halkının ön yargısı olarak ‘Şırdan gitmez, Aksaray’da yapılmaz’ dediler ama şu anda elhamdülillah 9 yıldır bu işi yapıyorum, şırdan, mumbar, ev yemekleri. Şu anda binlerce şükürler olsun. Şırdan ve mumbar yapmadan önce ev temizliklerine gidiyordum. Bir kız çocuğum var, onunla birlikte temizliğe gidip geliyordum. Sonra bu pazarda şırdan mumbar yapımına başladım. Şimdi ise dükkanımızı açtık, kız çocuğum da okudu ve oda annesi gibi yemekçi olmak için staj görüyor" dedi. Şırdan ve mumbarın temizliği her şeyden önemli Şırdan ve mumbarın zahmetli bir yemek olduğunu ve temizliğinin çok önemli olduğunu anlatan Ayten Mert, "Şırdanı biz alıyoruz toptan olarak. Alıp getiriyoruz ve ilk önce temizliğini yapıyoruz. Temizlikten sonra iç hazırlamasını yapıyoruz. Pirincini, baharatlarını, tuz ve yağını ayarlayıp doluma başlıyorum. Doldurduktan sonra dikim işlemini yapıyorum, dikiminden sonra tekrar bir temizlik aşaması var, o temizliğin ardından da 3 saat pişirmeye bırakıyorum" diye konuştu. Şırdan ve mumbara talebin de yoğun olduğunu anlatan Ayten Mert, "Aksaray’da talebimiz çok fazla. Allah’a şükürler olsun. Çünkü kendim yapıyorum, taze taze her gün temizliği olsun, pişirme aşaması gibi her şeyini kendimiz yaptığımız için Aksaray halkına şırdan ve mumbarı sevdirdik. Vatandaşlarda epey beğendi, her gün akşam da gelirler" şeklinde konuştu.
Bursa 400 uzman, Antalya’da romatizmal hastalıkları ele alacak Uluslararası katılımlı ’Türk Romatoloji Kongresi’ 20-24 Mayıs 2026 tarihlerinde Antalya’da gerçekleştirilecek. Antalya’da düzenlenecek Türk Romatoloji Kongresi’nde, GLP1 reseptör agonistleri ve inflamatuar romatizmal hastalıklar, obezite romatizmal hastalık aktivitesini ve ilaçların etkinliğini etkiler mi?, yapay zekâ çağında FTR hekiminin sosyal medya kullanımı, hukuki sorumluluklar, Car-T tedaviler, tedavisi zor PsA yaklaşımı, MR erken tanıya mı yol açıyor?, fibromiyalji, mikrobiyata ve beslenme, vitaminler, obezite ve ilaç etkinliği, romatolojide steroidlerin akılcı kullanımı ve osteoporoz ile eklem ağrılı çocuk konuları ele alınacak. Türk Romatoloji Kongresi hakkında bilgi veren Kongre Eş Başkanı Prof. Dr. Ayşegül Ketenci, "Romatoloji günümüzde bir yan dal olarak tanımlansa da, romatolojik hastalıkların geniş yelpazesi nedeniyle her FTR hekiminin bu alanda bilgi sahibi olması; farklı alanlarda uzmanlaşmış hekimlerimizin ise ayırıcı tanıda romatoloji bilgilerini geliştirmesi büyük önem taşımaktadır" dedi. Kongre Eş Başkanı Prof. Dr. Özgür Akgül ise, "Kongremizde, romatolojik hastalıkların tanı ve tedavisindeki güncel gelişmeler, bilimsel veriler ışığında ele alınacak, vaka sunumları, interaktif oturumlar, kurslar, ‘Uzmanına Danış’ platformları ve bilimsel tartışmalar ile zengin bir program sunulacaktır. Bu içerik, alanımızda bilgi paylaşımını güçlendirmeyi ve klinik uygulamalarımıza yeni yaklaşımlar kazandırmayı hedeflemektedir" şeklinde konuştu. Türk Romatoloji Kongresi’nde 19 panel, 5 Uydu Sempozyumu, Görüntüleme Okulu MR Görüntüleme Kursu, 6 sözel bildiri oturumu, 83 sözel bildiri ve 70 poster bildiri sunumu gerçekleştirilecek. Hasan Eker yönetimindeki BURKON tarafından organize edilen Türk Romatoloji Kongresi, 400 uzmanın katılımıyla bilimsel düzeyi yüksek toplantılar ve bildirilerle 4 gün sürecek.
İstanbul Şişli’de kontrolden çıkan lüks otomobil dükkana daldı: O anların görüntüsü ortaya çıktı Şişli Büyükdere Caddesi’nde kontrolden çıkan lüks otomobil dükkana daldı, ardından alev aldı. Biri yabancı uyruklu 2 kişinin yaralandığı kazanın güvenlik kamerası görüntüleri ortaya çıktı. Kaza, saat 05.15 sıralarında Şişli Esentepe Mahallesi Büyükdere Caddesi üzerinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, Büyükdere Caddesi’nde seyir halinde olan 34 GND 034 plakalı lüks otomobilin henüz bilinmeyen bir nedenle direksiyon hakimiyetini kaybetti. Kontrolden çıkan araç, cadde üzerindeki bir dükkana girdi. Çarpmanın etkisiyle araç ve iş yerinde yangın çıktı. Araç içerisinde bulunan, biri yabancı uyruklu 2 kişi yaralandı. İhbar üzerine olay yerine çok sayıda itfaiye, polis ve sağlık ekibi sevk edildi. Ekiplerin olay yerindeki ilk müdahalesinin ardından yaralılar ambulansla hastaneye kaldırıldı. İtfaiye ekipleri tarafından kısa sürede söndürülen yangının ardından kullanılamaz hale gelen lüks otomobil ve hasar oluşan dükkanda soğutma çalışması yapıldı. Tamamen yanan araç, çekici yardımıyla olay yerinden kaldırıldı. Polis ekipleri kazaya ilişkin inceleme başlattı. Kaza anının güvenlik kamerası ortaya çıktı Öte yandan, lüks otomobilin dükkana girdiği anlara ilişkin güvenlik kamerası görüntüleri ortaya çıktı. Görüntülerde, sürücüsünün kontrolünü kaybettiği aracın hızla dükkana çarptığı, çarpmanın ardından bir süre sonra yanmaya başladığı görüldü. Araç içerisinden çıkarılan bir yaralının ise çevredekilerin yardımıyla alandan uzaklaştırıldığı görüntülere yansıdı.
Aydın Yeşil elmas enginarın görünmeyen mesaisi yüz güldürüyor Türkiye’nin önemli tarım kentlerinden Aydın’da bahar aylarıyla birlikte enginar hasadı hız kazanırken, Efeler ilçesi Gölhisar Mahallesi’nde tarlalardan toplanan enginarlar usta ellerde sofralara hazırlanıyor. Sezonluk olan enginar soyumu için 600 km uzaklıktan Aydın’a gelen Çeliktaş kardeşler, "Sarraf altını işler, biz de bıçağı işliyoruz. Bu işten kişi başı asgari ücretin 4 katına kadar gelir elde edilebilir" dedi. Vitamin ve mineral açısından zengin olan, karaciğer dostu olarak bilinen enginarın sindirime yardımcı olduğu ve bağışıklık sistemini desteklediği biliniyor. Lifli yapısıyla uzun süre tok tutan enginar, sağlıklı beslenme listelerinin de vazgeçilmezleri arasında yer alıyor. Efeler ilçesine bağlı Gölhisar Mahallesi, Aydın’ın önemli enginar üretim merkezleri arasında yer alıyor. Verimli toprak yapısı ve uygun iklim şartları sayesinde bölgede yetiştirilen enginarlar, iç piyasada yoğun talep görürken farklı illere de gönderiliyor. Hasat döneminde mahallede hem üretim hem de enginar soyumu sayesinde hareketli bir çalışma temposu yaşanıyor. Enginar soyumu yapan ustalar kısa süren sezonda yoğun çalışarak yılın önemli kazanç dönemlerinden birini geçiriyor. Hasat edilen enginarlar, kabuklarından ayıklanarak çanak haline getiriliyor. Enginar soymada ustalık, hız ve doğru teknik büyük önem taşırken, işi bilen kişiler günde yaklaşık bin 500 ila 2 bin adet enginar soyabiliyor. İstanbul’dan Aydın’a gelen Ali ve Sezgin Çeliktaş kardeşler de sezon boyunca yoğun tempoda çalışarak bu işten gelir elde ediyor. Sabah erken saatlerde başlayan ve akşam geç saatlere kadar süren mesaiyle çalışan Ali ve Sezgin Çeliktaş kardeşler, enginar soymanın dışarıdan göründüğü kadar kolay olmadığını belirtti. Soyum işinde en önemli detaylardan birinin ise kullanılan bıçak olduğunu vurgulayan kardeşler, "Sarrafın altını işleyebildiği gibi enginar soyucusunun da bıçağını işleyebilmesi önemlidir" sözleriyle mesleklerindeki inceliği anlattı. "Çocukluğumuzdan beri enginar soyuyoruz" Abisi ile enginar soyumu yapan Ali Çeliktaş çocukluk yıllarından bu yana tarımın içinde olduklarını belirterek, "Çocukluğumuzdan beri tarımın, meyve ve sebzenin içerisindeyiz. Küçüklüğümüzden beri enginar soyuyoruz. İnsanlar için enginar soymak zor olabilir ama bizim için bir meslek olduğu için zor gelmiyor. Kaslarımız bile bu soyma alışkanlığına alışmış durumda. Enginar soymak kişiden kişiye gelir olarak da değişir. Kimi insan kendini bu işe adamıştır, fazla soyum yapıp daha fazla kazanç elde edebilir. Kimi insan da kendisini çok yormadan, yettiği kadar deyip emek harcadığı miktarda para kazanabilir. Soyabilen insan için enginar dönemliktir ama güzel bir kazanç getirebilir" dedi. "Enginarcının sanatı da bıçağıdır" Bıçağın önemine dikkat çeken Çeliktaş, "Bıçaklarımız çok ince de kalın da değildir. Standart mutfak bıçağıdır. Sarrafın altını işleyebildiği gibi enginar soyucusunun da bıçağını işleyebilmesi önemlidir. Bıçağını işleyebilen insan enginar soyuculuğunda ustadır. Bıçak işleyemeyen insan soyar belki ama adetli, verimli ve düzgün soyamaz. Soyan bıçak ile soymayan bıçağın çıkarttığı işçilik hiçbir zaman aynı olmaz. Enginarcının sanatı da bıçağıdır. O yüzden bıçak özeldir. Ancak özel bıçak dendiğinde özel yapım anlaşılmamalıdır. Bizim bıçaklarımız normal pazardan alınabilecek mutfak bıçaklarıdır. Bana sıradan bıçak getirin, ben o bıçağı enginar soyabilen hale getiririm. Ama bunu yapabilmek uzun zaman ve tecrübe gerektirir" diye konuştu. "İstanbul’dan sezon için geldik" Sezgin Çeliktaş ise kardeşiyle birlikte İstanbul’dan Aydın’a geldiklerini belirterek, "Burada 6 kişilik bir ekibiz. Biz buraya kardeşimle birlikte İstanbul’dan geldik. Enginar soymada dikkat edilmesi gereken şeyler vardır. Enginarın kabuğunu özünden ve etinden mümkün olduğunca ince şekilde alarak, daha etli, daha yuvarlak ve çanaklı bir şekilde soymaya çalışıyoruz. Kaliteli soyum tarzı budur. Onun haricinde enginarı soyduktan sonra kararmasın diye limonlu ve tuzlu su ile korumaya çalışıyoruz. Limonlu ve tuzlu suyu iyice içine çektikten sonra akşam üzeri iç kısmını ayrıca alıyoruz" ifadelerini kullandı. "Kazanç asgari ücretin 4 katına kadar çıkabiliyor" Çalışma sürelerinin uzun ve yorucu olduğunu ifade eden Çeliktaş, "Çalışma sürelerimiz biraz uzun ve yorucudur, tempo ister. Kazanç olarak da tatmin edici bir gelir var. Kişiye göre değişmekle beraber bir asgari ücret bazında hesaplarsak 4 katına kadar gelir elde edilebilir. Sabah 7 buçuk 8 gibi çalışmaya başlıyoruz ve akşam 7’ye kadar soyum işini yapıyoruz. Akşam 7’den sonra da enginarın tüylü iç kısmını çıkartmak için çalışıyoruz. Sezonluk bir iş olduğu için kazanç değişkenlik gösterebilir. 6 kişilik bir ekip sezonu 2 ayda kapatabilir, 8 kişilik bir ekip 1 buçuk aya düşürür. 4 kişi olursun 3 aya çıkar. Enginarın boyutuna göre değişmekle birlikte bir kişi günde minimum bin, maksimum 2 bin tane enginar soyabilir" dedi.