ASAYİŞ - 05 Mart 2012 Pazartesi 15:40

ŞİFRELİ ŞEBEKEYE OY ÇOKLUĞUYLA 18 TAHLİYE

A
A
A
ŞİFRELİ ŞEBEKEYE OY ÇOKLUĞUYLA 18 TAHLİYE

Bursa’da maddi durumları iyi olmayan küçük kız çocuklarını arkadaş ve sevgili maskesiyle kandırıp uyuşturucuya alıştırarak fuhşa sürükledikleri iddia edilen ve aralarında tutuksuz yargılanan bir zabıta komiserinin de bulunduğu 39 kişiden 18’i tahliye edildi.
3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde "uyuşturucu ve uyarıcı madde ticareti yapmak veya sağlamak, çocuğun nitelikli cinsel istismarı, çocukları fuhşa teşvik etmek veya fuhşa aracılık etmek, suç işlemek için örgüt kurmak, kurulan örgüte üye olmak" suçlarından haklarında dava açılan 18’i tutuklu toplam 39 sanık, ilk kez hakim karşısına çıktı. Şebekenin lideri olduğu iddia edilen ve üyelerini çektiği özel video görüntüleriyle tehdit etmekle suçlanan B.Ş. duruşmada, emniyette alınan ifadesini kabul etmediğini söyledi.
Yaşı küçük çocuklar sebebiyle gizli yapılan duruşmada B.Ş., "Benim ortada fuhuş amaçlı suç örgütü olduğundan haberim yoktur. Bu tamamen emniyetin kurgusudur. Mağdurlardan bazılarını tanıyorum. Bunları kesinlikle para karşılığı erkeklere pazarlamam söz konusu değildir. Ben uzun süredir bar ve kafe işletmeciliği yapmaktayım. Hiçbir mağdura karşı zor ve tehdit uyguladığım doğru değildir. Ayrıca kimsenin uygunsuz görüntülerini çekip, şantaj da yapmadım. Bana iftira atılıyor. Ayrıca ben hiçbir mağdura
uyuşturucu temininde de bulunmadım. Hakkımda bunu iddia eden kimse de yoktur. Neden böyle bir dava açıldığını da bilmiyorum" dedi.
KOMİSER İLK KEZ KONUŞTU
Tutuksuz sanıklardan Osmangazi Belediyesi Zabıta Komiseri S.O. ise, "Ben suçlamaları kabul etmiyorum. Yaşı küçük mağdurelerin para karşılığı erkeklere pazarlanması için kurulmuş bir örgütten ise haberim yoktur. Böyle bir suç örgütüne de hiçbir şekilde yardım etmiş değilim. Ben olay tarihinde bir arkadaşımla bir bara eğlenmek için gitmiştim. Mağdureler C.B. ve E.G. ile bu barda tanıştık. Birlikte bir iki saat oturup içki içtik. Konuşmalar sırasında mağdureler kalacak evlerinin olmadığını söyledi.
Yanımdaki erkek arkadaşım kendisinin bekar bir arkadaşı olduğunu ve evinin müsait olduğunu, isterlerse birlikte oraya gidip kalabileceğimizi söyledi. Onlar da kabul etti. Hep birlikte bu eve gittik. Mağdureler aşırı alkol aldıkları için sarhoş olmuşlardı. Ben 5-10 dakika burada kaldıktan sonra ayrılıp kendi evime gittim. Hiçbir şekilde cinsel bir ilişkim olmadı. Suçsuzum" diye konuştu.
Diğer sanıklar da haklarındaki iddiaları yalanlayarak beraatlerini istedi.
İLK DURUŞMADA 17 TAHLİYE
Kısa bir aranın ardından kararını açıklayan mahkeme, mevcut delil durumu, sanıkların ifadelerinin alınmış olması ve suçun vasfının değişme ihtimalini göz önünde bulundurarak sanıklardan A.K., S.Ü., F.Ç., Y.Ç., O.H., B.G., E.Y., A.T., N.D., Ş.Ş., B.Ş., E.K.C., S.K., E.M., Ü.N., G.Ö., S.K. ve İ.K.’nin tahliyesine karar verdi. Hakimlerden biri ise S.Ü., G.Ö. ve Ş.Ş. dışındaki 14 sanığın tahliye edilmemesi gerektiği yönünde görüş bildirdi. Ayrıca duruşmaya mağdur olarak katılması beklenen 18 kişinin zorla
getirilmesine karar verildi. Duruşma, eksiklerin tamamlanması için ertelendi.
Ekiplerin 3 ay önce gerçekleştirdiği operasyonda onlarca kişi gözaltına alınmış, şebekenin polise yakalanmamak için kendi aralarındaki telefon görüşmelerinde şu şekilde şifreli konuştukları ortaya çıkmıştı:
"Trafik yapmak (Fuhuş yapmak), Model (Bayanın yaşı), Araba (Fuhuş yapacak bayan), Domates (Uyuşturucu hap), Garaj (Fuhuş evi), ST (Sponsor müşteri), Çözmek (Ayarlamak), Asyap (Şifreli konuşmak), Şeker (Uyuşturucu hap), Su yakalatmak (Silah yakalatmak), Kamil (Müşteri), Sarma sarmak (Esrar Sarmak), Anneni ara (Fuhuş amaçlı arayan müşteriye aracı olmak), Koli (Müşteri), Uskumru, lüfer (Yeni sermaye bayan)"
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Manisa Çanakkale şehitlerinin sofrası Sarıgöl’de kuruldu Manisa’nın Sarıgöl ilçesinde yaşayan Orhan Uç, 18 Mart Çanakkale Zaferi ve Şehitleri Anma Günü’nün Ramazan ayına denk gelmesi dolayısıyla anlamlı bir iftar programı düzenledi. Çanakkale’de savaşan askerlerin zor şartlarda tükettiği bilinen buğday çorbası, bulgur pilavı ve üzüm hoşafından oluşan iftar sofrası kurularak şehitler dualarla anıldı. Sarıgöl Cumhuriyet Mahallesi’nde yaşayan Orhan Uç, Çanakkale şehitlerini anmak amacıyla evinin bahçesinde mahalle sakinleri ve yakınlarına iftar yemeği verdi. Çanakkale’de cephedeki askerlerin tükettiği yemeklerden oluşan menüyü hazırlatan Uç, iftar alanına hazırlattığı afişi de asarak katılımcılarla birlikte oruç açtı. Program kapsamında Çanakkale şehitleri için Kur’an-ı Kerim okutularak dualar edildi. İftar programını düzenleyen Orhan Uç, farklı bir anlam taşıyan iftar vermek istediğini belirterek, "Herkes bilinen iftar yemeklerini veriyor. 18 Mart Çanakkale Zaferi ve Şehitleri Anma Günü’nün bu yıl Ramazan ayına denk gelmesi nedeniyle böyle bir program düzenledim. Çanakkale’de şehitlerimiz buğday çorbası, bulgur pilavı ve üzüm hoşafı ile iftarlarını açtılar. Bu zor şartlar altında Çanakkale Savaşı kazanıldı. Biz de onların yediği yemeklerle iftar sofrası kurarak şehitlerimizi andık. Kur’an-ı Kerim okuttuk. Çanakkale şehitlerimizi Ramazan’ın mübarek ayında saygı ve rahmetle andık." dedi. Mahalle sakinleri ise düzenlenen iftarın çok anlamlı olduğunu belirterek duygu dolu anlar yaşadıklarını ifade etti.
Kayseri Milli Savunma Komisyonu Başkanı Akar: "Türkiye olarak barışı savunmaya devam ediyoruz" Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Milli Savunma Komisyonu Başkanı ve AK Parti Kayseri Milletvekili Hulusi Akar, Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail ile İran arasında yaşanan savaşla ilgili olarak "Türkiye olarak barışı savunmaya devam ediyoruz" dedi. TBMM Milli Savunma Komisyonu Başkanı ve AK Parti Kayseri Milletvekili Hulusi Akar, gündeme dair açıklamalarda bulundu. Eğitimden savaşa, siyasetten ekonomiye birçok konuda açıklama yapan Akar, her işin başının eğitim olduğunu söyleyerek, "2500 yıllık Büyük Türk Hakanlığı’mız, Orta Asya’dan çıkıyor. Yolda gelirken, İslam ile şerefleniyor. En sonda Cumhuriyetimiz. Bu tarih bizim. Bizim tarihimizde eziklik, hile, hurda, soykırım yok. Bunu gençlerimizin bilmesi lazım. Bu çerçevede de dik durması lazım" dedi. "Gençlerimiz projelerini dosya yapıp, bize versinler" Gençlerin kendilerine gelerek, projeleri anlatmak yerine o projeleri kalıcı olacak şekilde dosya yapıp, kendilerine teslim etmelerinin daha doğru olacağını belirten Akar, "Dilek ve temenniler farklı bir şey. Bir de hayatın doğal akışı var. Dolayısıyla biz hayatın doğal akışı içerisinde yapılması gereken ne ise ona çalışıyoruz. Gençlerimizle muhabbet ederken onlara ‘çalışın, görüşün dosyayı bize iletin’ diyorum. ‘Bizim şu şekilde bir dosyamız var. Bunun için izin almamız lazım. çalışma yapmamız lazım’ diye gelsinler, bizde kapı kapı dolaşalım. Bundan hiçbir şekilde yüksünmeyeceğiz. Dolayısıyla o projenin hayata geçmesi için gayret göstereceğiz. Diğer türlü sohbet oluyor. Çok parlak projeler oluyor ama bunlar ayakları yere basan bir projeye dönüşmediği takdirde uçup gidiyor. Gençler sohbet için geldiklerinde kendilerine, anlatmak yerine bir proje oluşturarak bize teslim etmelerini söylüyorum. Biz bunların hepsini programımıza koyuyoruz ve takibini sağlıyoruz" ifadelerini kullandı. "Anadolu’nun yıldızı Kayseri’yi, Anadolu’nun güneşi yapacağız" Kayseri’deki çalışmalarıyla şehri daha ileri götürmeye çalıştıklarını ifade eden Akar, "Airbus’un Almanya dışında tek ilk ve tek retrofiti Kayseri’de yapılıyor. Orta Asya’daki Türk kardeşlerimizde uçaklardan alıyorlar. Onlarda aldıktan sonra onların retrofitini de biz yapacağız. Biz bu uçakları Almanya’ya götürerek, retrofiti için 7-10 milyon dolar vermiyoruz ve ihtiyacı olan ülkelerin uçaklarının retrofitini yapmak suretiyle de bir kazanç sağlayacağız. Airbus’ta bizden bunu istiyor. Airbus’ta yetişemiyor. Kayseri’deki işçilik, mühendislik son derece müspet. Arkadaşlarımız harikalar yaratıyorlar. Dolayısıyla bu ve benzer konularda ilerlemeye devam edeceğiz. Bunun sınırı yok. Şu anda Anadolu’nun yıldızı olan Kayseri’yi Anadolu’nun güneşi yapacağız. Yapmamız lazım. Bunun için çalışacağız" şeklinde konuştu. "Milletvekillerini kategorize etmenin anlamı yok" Kayseri Milletvekilleri olarak birliğin ve beraberliğin tahkim edilmesi gerektiğini aktaran Akar, "Milletvekillerini kategorize etmenin anlamı yok. Biz birin ve beraberiz. Kayseri’de bütün milletvekilleri iyi niyetli bir şekilde bir şeyler yapmaya çalışıyor. Valimiz, Büyükşehir Belediye Başkanımız ve İl Başkanımız şehrin ihtiyaçlarını en iyi şekilde bilen insanlar. Onlarda durumun akışına göre, milletvekilleriyle iletişime geçiyorlar. Bu şekilde hep beraber ilerliyoruz. Birliğimizi, beraberliğimizi tahkim edelim. Niyetimiz hayır, akıbetimiz hayır olsun" diye konuştu. "ERVA müthiş bir iş" Kayseri’de gençleri kötü alışkanlıklardan uzak tutmak ve spora yönlendirmek amacıyla hayata geçirilen ERVA Spor Okulları’nın harika bir iş olduğunun altını çizen Akar, "Eğitim konusunda proje geliştirmek için arkadaşlarımız yoğun bir şekilde çalışıyorlar. Bizim ecdadımız nasıl bir eğitim verdi? Günümüzde ülkeler nasıl eğitim veriyor? Biz neler yapmalıyız? Konularında çalışmalar yapılıyor. Sosyal anlamda sadece Kayseri’de değil, tüm Türkiye’de bir takım sorunlar var. Uyuşturucu, ahlak ve terbiye konularında az da olsa oluşumlar var. ‘Bunlara karşı ne takım tedbirler alınabilir’ diye çalışma yapılıyor. ERVA Spor Okulları müthiş bir çalışma. Valimiz Gökmen Çiçek’in yapmış olduğu harika bir iş. Buna benzer çalışmalar için proje proje gidiyoruz. Türkiye’de nasıl 86 milyonun birliği ve beraberliği varsa, Kayseri özelinde de Valimizin, Büyükşehir Belediye Başkanımızın, İl Başkanımız ve Cumhur İttifakımız bir ve beraber olmamız lazım. Bütün projelerin gereğini yapmak için gece gündüz hazırım ve yapacağız" dedi. "Aklıselim değerlendirmek gerekiyor" Türkiye topraklarına düşmeden NATO tarafından havada imha edilen 3 füze hakkında konuşan Akar, "İran tarafı bize füze atmadığını hem Cumhurbaşkanımıza hem de Dışişleri Bakanımıza beyan ettiler. Ülkemiz sınırlarına yönelen ve havada imha edilen 3 füzenin kime ait olduğuyla alakalı araştırmalar devam ediyor. Bizim bu konuda hemen karara varıp, hemen karşı bir duruşa geçmememiz en akıllı iş olur. Aklıselim bir şekilde olayı değerlendirmek lazım ki şu anda yapılanda budur. Cumhurbaşkanımız da Dışişleri Bakanımız da açıklamalarını gayet dikkatli, tutarlı ve sabırlı bir şekilde yapıyorlar. Bunlara karşı da bizim kendi imkanlarımız, kendi ihtiyaçlarımız neyse bunları kullanıyoruz" şeklinde konuştu. "İncirlik Üssü, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin" İncirlik Üssü’nün Türkiye’ye ait olduğunu söyleyen Akar, "İncirlik Üssü, tamamen Türk Silahlı Kuvvetleri’nin, Türkiye Cumhuriyeti’nin malıdır. İncirlik Üssü’nde yetkili olan Türkiye. Oradaki komutan Türk. İranlı dostlarımızın, İncirlik Üssü’nün, Amerikan Üssü ya da NATO Üssü diye yanlış bir hesap yapmamaları lazım. İncirlik Üssü konusunda dikkatli olunması lazım. Yanlış bir iş yapılmaması lazım" diye konuştu. "Barışı savunmaya devam ediyoruz" Türkiye’nin barıştan yana olduğunu belirten Hulusi Akar, "Burada bir savaşa gitme hali var. Hazırlıklar, intikaller, yığınaklar yapılıyor. Şimdi herkes lojistiğini ona göre hazırlamaya çalışıyor. Buna göre yerini ve pozisyonunu almaya çalışıyor. Bu gerekli ama biz yine de bunun önlenmesi bakımından hareketle Türkiye olarak barışı savunmaya devam ediyoruz. Ülkelerin uluslararası ilişkiler çerçevesinde, uluslararası hukuka uymalarını istiyoruz. Biz de buna uygun hareket ediyoruz. Bu konuda Türkiye gerçekten son derece şanlı, şerefli, tarihine ve kültürüne uygun bir şekilde bir pozisyon güdüyor. Bunu da bizim hep beraber desteklememiz lazım" ifadelerini kullandı. "Orta Doğu en çok güvenebilecekleri ülkenin Türkiye olduğunu gördü" Akar Orta Doğu gündemiyle ilgili olarak sözlerini şu şekilde sürdürdü: "Orta Doğu’daki sürecin nasıl olacağı konusunda değişik ve birbirinden uzak konular var. En ekstremi ‘haritalar değişecek’ diyenler var. ‘Orta Doğu ülkeleri bu gelişmelerden nasibini aldı’ diyenler var. Çünkü güzel ve parlak günler vardı. Bütün herkes tatilde Orta Doğu’ya gidiyordu. Sermaye oraya gidiyordu. Şimdi ise kaçış başladı. Dünyanın değişmeyen yasaları var. Birincisi milli birlik ve beraberlik. İkincisi ise kendi kendine yeterlilik. Dostlar ve müttefikler de çok önemli. Dünya da tek başına kimse yaşayamaz. Mutlaka ittifakların olması lazım. Bizim bu olaylardan sonra dostlarımızın, kardeşlerimizin kendilerinin dayanabileceği, en çok güvenebileceği dostlarının Türk’ler olduğunu, Türkiye olduğunu gördüklerini zannediyorum. Görmelerini temenni ediyorum. Çünkü biz her zaman birliğimizi ve beraberliğimizi, ciddiyetimizi, samimiyetimizi sürdürdük."