POLİTİKA - 11 Eylül 2025 Perşembe 09:20

12 Eylül darbesine şahit olan Özensoy: "Yaşananlar şimdi bir film gibi geliyor"

A
A
A
12 Eylül darbesine şahit olan Özensoy: "Yaşananlar şimdi bir film gibi geliyor"

 Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından gerçekleştirilen 12 Eylül 1980 askeri darbesinde Ankara'da üniversite öğrencisi olan Necati Özensoy, 45-50 yıl önce yaşananların bir film gibi geldiğini söyledi. Arkadaşlarının şehit düştüğünü, arkadaşlarının çektiği işkencelerin bütün mahkeme salonunu ağlattığını belirten Özensoy, 'huzur ortamı sağlandı' derken, yaşananları yıllarca unutamadıklarını söyledi.

Dönemin Genelkurmay Başkanı Orgeneral Kenan Evren öncülüğünde yapılan 12 Eylül askeri darbesinin etkisi 45 yıl geçmesine rağmen hala sürüyor. O yılların şahitlerinden biri de Bursa doğumlu 64 yaşındaki Necati Özensoy'du. İlkokulu, ortaokulu ve lise öğrenimini Bursa'da tamamladıktan sonra, Üniversite için Ankara'da giden Özen soy, 8 yılda Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi Kimya bölümünü bitirdi. Siyasi hayatına erken başladığını belirten Özensoy, "1976 yıllarının sonlarında Ülkü Ocaklarıyla tanıştım. Hayatım Türk milliyetçiliği çerçevesinde gelişmeye başladı. Ancak o yıllar, zor yıllardı. Sıkıntılı bir dönemdi. Özellikle gençler arasında tartışmalar, çatışmalara dönüştü. Maalesef çatışmaların neticesinde birçok arkadaşımız hayatını kaybetti. O yıllar giderek ayrılıkların ve kamplaşmaların olduğu bir dönemdi. Gençlerin bu kamplaşmalarının dışında, polis ve öğretmenler de kendi aralarında kamplaşmaya başladı. Her günümüz yollarda tedirgin bir şekilde geçmeye başladı. Derslere girdiğimiz de bile kendimizi verememe durumu söz konusu oldu. Çünkü her dakika bir olayla karşılaşabiliyorduk. Bütün bunların akabinde, çok fazla olayların olduğu dönemde 12 Eylül 1980'de Kenan Evren yönetiminde ordu, ülkenin yönetimine el koydu. Yaşanan son olaylara bakıldığı zaman, müdahale halk tarafından da meşru olarak kabul edildi. Ama sonrasındaki uygulamalar, meşruiyetini yitirdi" dedi.

"Huzur ortamı sağlandı derken, yaşananları yıllarca unutamadık"

Kendisinin 11 Eylül'ü 12 Eylül'e bağlayan gecede Ülkü Ocakları Genel Merkezi'nde nöbette olduğunu belirten Özensoy, "Kendimizi savunmak durumundaydık. Çünkü çeşitli defalar saldırılar olmuş ve şehit düşenler de olmuştu. O Şartlarda biz 12 Eylül'e girdik. 12 Eylül 1980 darbesinin ardından ülkede bir sessizlik ve huzur ortamı oluştuğunu düşündük. Biz bile memnuniyet duymaya başlamıştık. Ancak, Kenan Evren'in ve yanındakilerin yaptığı uygulamalar, operasyonlar, özel timler kurularak arkadaşlarımızın yakalanması, yakalandıktan sonra gördükleri muameleler çok kötüydü. Üzerinden yıllar geçmesine rağmen hiç unutamadık. O dönemde Ankara'da kaldığımız evdeki arkadaşlarımız tamamı tutuklandı. Ben Ankara'da değildim. Yaklaşık 2 yıl kaçak gezmek durumunda kaldım" diye konuştu.

"Arkadaşlarımız, insanlık dışı eziyetlere maruz kaldı"

Beraber evde kaldığı, tanıdığı bütün arkadaşlarının işkenceden geçtiğini duygu dolu gözlerle anlatan Özensoy, "Akla ve hayalimize gelmeyen o günkü şartlarda, Filistin askısından elektrik verilmesine kadar birçok insanlık dışı eziyetler yapılmış. Yapılan yargılamalar da çok adil değildi. Açılan davalardaki deliller veya suçlamalar asılsızdı. Birçok arkadaşımız yapmadığı işlemediği suçtan dolayı hapis yattı. Hatta o dönemin meşruiyet dışına çıkmasına sebep olan uygulamalarından bir tanesi denge politikasından dolayı bir sağdan, bir soldan idamların olmasıydı. Bunların içerisinde Mustafa Pehlivanoğlu, idamından sonra suçsuz olduğu anlaşıldı. 12 Eylül'de uygulanan muameleler, bizim kuşağımızda ciddi anlamda travma ortaya çıkardı" Şeklinde konuştu.

"Anlatılsa da, hissedilmesi zor"

O günleri yaşamak gerektiğini belirten Özensoy, ne kadar anlatılsa da hissedilmesinin zor olduğunu söyledi. Geride kalan 45 ile 50 yıl arasında geçen sürecin sanki yaşanmış bir film gibi hissettiğini belirten Özensoy, "Gerçeklerden uzak, farklı bir dönemi yaşadık. O dönemki gençlik, çok daha iyi yerlerde olabilecekken, yapılanlar karşısında heba oldular. Aynı evde kalan arkadaşlarımdan 11 yıl cezaevinde kalanlar oldu. Çok samimi olduğum arkadaşım o olayların içerisinde şehit oldu. Yücel Kapısız, çapraza alınıp kurşunlanarak öldürüldü. Erol Ateş ise dayısının dükkânında çalışırken, silahlı saldırıyla öldürüldü. Polislerden haksız yere yediğimiz dayaklar oldu" şeklinde konuştu.

"Bütün mahkeme salonunun ağladığı işkenceler yaşandı"

Arkadaşlarını görebilmek için gece uyumayıp Mamak'ta mahkeme için sıra beklediğini belirten Özensoy, "Arkadaşlarımız görmek için mahkeme salonunda bulunmak istiyorduk. Bir göz göze gelelim, yüzünü görelim, başımızla selam verelim diye. Onların orada anlattıklarıyla aynı açıları yaşıyorsunuz. İsmini vermek istemediğim bir büyüğümüz, mahkeme heyetine cezaevinde yapılan işkencede şişenin üzerine oturtturulduğunu ve en çok da manevi anlamda duyduğu acıyı ağlayarak söylemesi, salondaki herkesin ağladığını biliyorum. Beraber yiyip içtiğiniz, hatta cebinizdeki parayı paylaştığınız arkadaşlarınız yıllarca cezaevinde kaldı. Bizim kuşağın gençleri bu travmalara maruz kaldı. Memlekete fayda sağlayacak o kuşak heba oldu" dedi.
23. ve 24. dönem Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) listesinden Bursa milletvekili olarak görev yapan Özensoy, şimdilerde ise emeklilik hayatı yaşıyor.

Abdullah Çibir

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Milli bisikletçilerden pist bisikleti yarışlarında altın ve gümüş madalya Kazakistan’ın başkenti Astana’da düzenlenen UCI ve Türkiye Bisiklet Federasyonu 2026 takviminde yer alan UCI C1 Silk Way Series Astana pist bisikleti yarışlarında milli bisikletçiler altın ve gümüş madalya kazanarak önemli bir başarıya imza attı. Kazakistan’ın başkenti Astana’da düzenlenen UCI C1 Silk Way Series Astana pist bisikleti yarışlarında milli bisikletçi Ramazan Yılmaz Scratch yarışında altın madalyanın sahibi oldu. Yüksek tempoda geçen yarışta gösterdiği performansla dikkat çeken Ramazan Yılmaz, Türk pist bisikleti adına önemli bir başarıya imza attı. Ayrıca Ramazan Yılmaz ve Mustafa Tarakcı’dan oluşan milli takım Madison disiplininde gümüş madalya kazandı. Ayrıca Ramazan Yılmaz ve Mustafa Tarakcı, takım dayanıklılığı, tempo yönetimi ve koordinasyonun ön plana çıktığı Madison yarışında ikinci olarak gümüş madalya elde etti. Yarış boyunca güçlü performans sergileyen milli sporcular, uluslararası rakipleri karşısında başarılı bir mücadele ortaya koydu. UCI uluslararası pist bisikleti takviminde yer alan UCI C1 Silk Way Series Astana, dünya sıralaması açısından puan veren önemli yarışlar arasında bulunuyor. Kazakistan’ın başkenti Astana’daki Saryarka Velodromu’nda 15-16 Mayıs tarihleri arasında düzenlenen yarış, Avrupa ve Asya’dan elit pist bisikletçilerini bir araya getirirken; sporcular için dünya şampiyonaları ve olimpik süreç açısından da önemli hazırlık organizasyonlarından biri olarak kabul ediliyor. Türkiye Bisiklet Federasyonu Başkanı Emin Müftüoğlu elde edilen başarılarla ilgili yaptığı değerlendirmede şu ifadeleri kullandı: "Milli sporcularımızın uluslararası arenada elde ettiği bu değerli başarılar bizleri gururlandırıyor. Konya Olimpik Velodromu ile birlikte pist bisikletinde önemli bir gelişim süreci yaşıyoruz. Astana’da kazanılan altın ve gümüş madalyalar, Türk bisikletinin doğru yolda ilerlediğinin önemli göstergelerinden biridir. Sporcularımızı, antrenörlerimizi ve emeği geçen herkesi kutluyorum."
Mersin Mersin’de Engelsiz Rekabet: Bocce Turnuvasında heyecan dolu anlar Mersin Büyükşehir Belediyesi tarafından 10-16 Mayıs Engelliler Haftası kapsamında Engelsiz Yaşam Parkında düzenlenen Bocce Turnuvası, engelli bireyleri sporun birleştirici gücüyle buluşturdu. Renkli görüntülere sahne olan turnuvada sporcular hem kıyasıya mücadele etti hem de keyifli vakit geçirdi. Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı Engelliler Şube Müdürlüğü koordinesinde gerçekleştirilen turnuvaya, Mersin’in farklı ilçelerinden çok sayıda sporcu katıldı. Büyükşehir Belediyesinin ’engelsiz yaşam’ anlayışıyla yürüttüğü çalışmalar kapsamında düzenlenen etkinlikte, engelli bireylerin sosyal yaşama daha aktif katılması amaçlandı. Engelsiz Yaşam Parkında görev yapan beden eğitimi öğretmeni Büşra Tokuçcu, bocce sporunun metal toplarla oynanan geleneksel bir spor dalı olduğunu belirterek, hedef topuna en yakın atışı yapmanın amaçlandığını söyledi. Parkta 5 yıldır düzenli bocce dersleri verildiğini ifade eden Tokuçcu, bu yıl düzenlenen turnuvanın en yüksek katılımcı sayısına ulaştığını kaydetti. Turnuvanın geleneksel hale geldiğini dile getiren Tokuçcu, "Dördüncü geleneksel bocce turnuvamızı düzenliyoruz. Bu yıl katılım oldukça yüksek oldu. Mezitli, Akdeniz, Toroslar ve Tarsus’tan toplam 26 bedensel engelli sporcumuz katıldı" dedi. Yıl boyunca sportif ve kültürel faaliyetlerin devam ettiğini aktaran Tokuçcu, "Bedensel engelli grubumuzla bocce oynuyoruz. Zihinsel engelli grubumuzla beden eğitimi, curling ve bocce etkinlikleri gerçekleştiriyoruz. Öğleden sonra ise kültür sanat derslerimiz oluyor. Sporcularımız ve aileleri burada mutlu vakit geçiriyor" diye konuştu. Turnuvaya katılan Mezitli Kent Konseyi Engelli Meclis Başkan Yardımcısı Murat Serinkaya ise organizasyondan duyduğu memnuniyeti dile getirerek, "Her şey çok güzel düşünülmüş. Müzikler eşliğinde maçlarımızı yapıyoruz. Heyecanlı ve keyifli karşılaşmalar oluyor. Bocce turnuvasının geleneksel hale gelmesi bizi mutlu ediyor" ifadelerini kullandı. Sporculardan Sümbül Şimşek de etkinlik sayesinde sosyalleştiklerini belirterek, "Arkadaşlarımızla güzel vakit geçiriyoruz. Kazanıyoruz, seviniyoruz; bazen kaybedip üzülüyoruz ama burada olmak bizi mutlu ediyor. Büyükşehir Belediyesi engelliler için çok güzel çalışmalar yapıyor" dedi.
Sivas Türkiye’nin en uzun nehri Kızılırmak’ı besleyen Yıldız Irmağı coştu Sivas’ta etkili olan yağmurlar ve dağlık bölgelerde eriyen kar suları Yıldız Irmağı’nın debisini artırdı. Kızılırmak’ın en önemli kollarından biri olan Yıldız Irmağı, son 30 yılın en yüksek seviyesine ulaştı. Sivas’ta etkili olan yoğun yağışlar ve havaların ısınmasıyla birlikte dağlık alanlarda biriken karların erimesi, bölgedeki ırmakların ve akarsuların debisini önemli ölçüde artırdı. Sivas merkeze yaklaşık 20 kilometre uzaklıkta bulunan ve kentin kuzeyindeki dağlık bölgelerden doğarak Sivas Ovası’na doğru ilerleyen Yıldız Irmağı, son 30 yılın en yüksek debisine ulaştı. Kızılırmak’ın ana kolunu besleyen en önemli akarsulardan biri olarak bilinen Yıldız Irmağı’nda su seviyesinin yükselmesi dikkat çekti. Özellikle ilkbahar yağmurlarıyla birlikte hızla artan debi nedeniyle ırmakta güçlü akış gözlemlendi. "Geçtiğimiz senelerde bu kadar dolu olmuyordu" Pancar üreticisi İsmail Kaya, ırmağın 30 yıldır en yüksek seviyede olduğunu söyleyerek, "Bu sene Yıldız Irmağı son 35-40 senedir bu kadar yüksek bir şekilde akmıyordu. Aşırı yağışlardan dolayı bu sene yüksek seviyede. Geçtiğimiz senelerde bu mevsimlerde bu kadar dolu olmuyordu. Aşırı yağışlardan dolayı daha ekim yapamadım. Şu anda tarlalar suyun içerisinde. Bu yağışlar tarıma faydalı olur ama çok fazlası ekinlerde hastalık yapabiliyor. Havaların biraz ısınması lazım" dedi.
Burdur 39 yıldır korunan ve sadece bilim insanlarına hizmet veren orman Burdur’un Bucak ilçesinde bulunan ve Doğa Koruma ve Milli Parklar (DKMP) ekiplerince koruma altında tutulan Sığla Ormanı Tabiatı Koruma Alanı, baharın gelişiyle birlikte adeta renk cümbüşüne büründü. Dünyada yalnızca belirli bölgelerde görülen Anadolu Sığla Ağacı’na ev sahipliği yapan alan, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı için gelen misafirlerini ağırladı. Burdur’un Bucak ilçesine bağlı Kargı köyü sınırlarında yer alan Sığla Ormanı Tabiatı Koruma Alanı, dünyada ender rastlanan Anadolu Sığla Ağacı (Liquidambar orientalis) türünün yaşam alanları arasında bulunuyor. Türkiye’de yalnızca Burdur ve Muğla’da doğal yayılış gösteren bu özel orman, sahip olduğu endemik yapı nedeniyle Tarım ve Orman Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar 6. Bölge Müdürlüğü Burdur Şube Müdürlüğü ekipleri tarafından 7 gün 24 saat korunuyor. Burdur-Isparta-Antalya sınırlarının kesişim noktasında, Aksu Çayı yatağı kenarında ve Karacaören I Baraj Gölü mansabında bulunan alan, eşsiz ekosistemi ve izole yapısı nedeniyle 27 Temmuz 1987 tarihinde "Tabiatı Koruma Alanı" ilan edildi. Toplam 83,82 hektarlık alanı kapsayan bölgeye yalnızca bilimsel ve akademik çalışmalar kapsamında özel izinle giriş yapılabiliyor. Baharın etkisiyle yeşil tonlarına bürünen ormanda oluşan manzara havadan dron ile görüntülendi. Anadolu Sığla Ormanı sadece Fethiye ve Bucak’ta Burdur Doğa Koruma ve Milli Parklar Müdürü Gökhan Albayrak, "83 hektar alanımız 1987 yılında koruma alanı ilan edilmiştir. Toplamda burada 6 bin metrekare sığla ağacımız mevcuttur. Sığla ağaçlarımızın burada koruması ve dışarıdan etkilerden korumak amaçlı sadece biz bilimsel çalışma amacıyla açıyoruz. Buraya girmek isteyen arkadaşlarımız bize başvuru yapıyorlar. Biz de bu onayları sadece bilimsel çalışma için yapıyoruz. Dışarıdan gelenler bizim koruma ekiplerimiz ile beraber çalışma yapıyorlar. Sığla ormanı dünyada, Güney Kore ve Amerika’da mevcuttur, Anadolu Sığla Ormanı ise sadece Fethiye ve Bucak’ta bulunuyor. Sığla ağacı parfümeri sanayide kullanıyordu ama şu an için ülkemizde sığla yağı üretimi yapılmamaktadır. Bunun temel sebebi ise sentetik ürünler çoğaldığı için artık sığla ağaçları sadece korunuyor" dedi. 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı etkinlikleri çerçevesinde koruma altına alınan Sığla Ormanını yürüyüşü yapan gençler ise essiz doğanın tadını çıkardıklarını belirterek doğanın korunması gerektiğini hatırlattı.