TEKNOLOJİ - 08 Nisan 2025 Salı 14:11

BTÜ’den mobilya sektörüne çevre dostu alternatif malzeme

A
A
A
BTÜ’den mobilya sektörüne çevre dostu alternatif malzeme

Bursa Teknik Üniversitesi’nde (BTÜ) mobilya sektörü için daha az ham maddeyle hafif, sürdürülebilir ve geri dönüştürülebilir alternatif malzeme projesine imza atıldı. Masa, sehpa gibi mobilyaların üst elemanlarında ya da dekorasyon amaçlı alanlarda kullanılması için prototipi hazırlanan ürün, içeriğinde barındırdığı doğal lifler ve biyoplastik malzeme sayesinde çevre dostu olarak da ön plana çıkacak.


Orman Fakültesi Orman Endüstrisi Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ergün Güntekin’in yürütücülüğünü üstlendiği "Yarı piramidal çekirdekli sandviç levha üretilmesi" başlıklı proje, TÜBİTAK 1001 Desteği almaya hak kazandı. 24 ay sürecek olan projede araştırmacı olarak; Orman Endüstrisi Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyeleri Doç. Dr. İbrahim Halil Başboğa, Doç. Dr. Çağatay Taşdemir ve Dr. Öğretim Üyesi Mesut Uysal bulunuyor. Mobilya sektörüne alternatif bir malzeme sunacak olan çalışma ile hafifliğin gerektirdiği, ancak fazla yükün uygulanmadığımobilyalar için daha az hammaddeyle alternatif bir ürün geliştirilmesi hedefleniyor. Yaşam döngüsü analizlerinin de yapılacağı projede, doğal lifler ve doğada çözülebilir plastik malzeme kullanılarak, sürdürülebilir, yenilenebilir ve geri dönüştürülebilir ürün sunulması amaçlanıyor.



Ham madde kullanımı yüzde 50 düşecek


Çalışma hakkında bilgi veren proje yürütücü Prof. Dr. Ergün Güntekin, mobilya sektöründe malzeme olarak genellikle ahşap ve ahşap kompozitlerinin (yonga levha, MDF vb.) kullanıldığını belirtti. Bu ürünlerin sektörün ihtiyaçlarını karşıladığını ancak hafifliğin gerektiği bazı mobilyalar için oldukça ağır malzemeler olduğunu belirten Prof. Dr. Güntekin, "Projemizde buradan yola çıkarak, hafifliğin gerektiği mobilyalarda daha az hammaddeyle ürün ortaya koymak istedik. Yonga levha, MDF gibi ürünlerde ortalama 700 kilogram/metreküp yoğunluktahammadde kullanılırken, çalışmasını yaptığımız ürünle, bunu yarıya düşürmeyi hedefliyoruz. Yani yüzde 50 daha az ham maddeyle hafif, yeşil, dayanıklı ve aynı hizmeti veren ürün geliştireceğiz" dedi.



Yaşam döngüsü analizleri


Çalışmanın bir parçasının da yaşam döngüsü analizleri olduğunu, üründe biyo-bozunur ve geri dönüştürülebilir malzeme kullanımına özen gösterildiğini vurgulayan Prof. Dr. Ergün Güntekin, "Alternatif malzememizin çekirdek kısmını doğal lifler ve biyo-bozunur polimer ile oluşturacağız. Böylelikle ikame ürün olarak pazarda rekabet edeceği geleneksel levhalara kıyasla yaşam döngüsü boyunca çevreye olumsuz etkisi minimize edilmiş daha hafif bir malzeme elde edeceğiz" diye konuştu.


Günümüzde sürdürülebilirlik kavramının etkisinin artmasıyla, mobilya sektöründe de çevre dostu ürünlerin ön plana çıktığını vurgulayan Prof. Dr. Güntekin, "Biz de çalışmamızda, doğal kaynakları sorumlu ve rasyonel bir şekilde kullanan, çevresel ve ekonomik açıdan sürdürülebilir bir alternatif ürünü sektöre kazandırmış olacağız" ifadelerini kullandı.



BTÜ’den mobilya sektörüne çevre dostu alternatif malzeme

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul "Türkiye’nin dijital geleceğini, güçlü fiber altyapı ve 5G odaklı yerli teknolojilerle bugünden inşa ediyoruz" Türk Telekom, 2025 yılını güçlü altyapı yatırımları, öncü 5G çalışmaları ve teknoloji üretme vizyonuyla tamamlarken, 2026’yı 5G ile iletişimde dönüşümün yılı haline getirmek üzere stratejik adımlarını kararlılıkla sürdürüyor. Türk Telekom, Türkiye’nin her köşesini yeni nesil altyapılarla birbirine bağlarken, yerli ve milli ürün ve projeler geliştirmeyi sürdürüyor. Yeni yıla girerken değerlendirmelerde bulunan Türk Telekom CEO’su Ebubekir Şahin, 2025 yılını güçlü altyapı yatırımları ile tamamladıklarını, 2026’yı ise 5G ile iletişimde dönüşümün yılı yapma vizyonuyla hareket edeceklerini belirterek şu açıklamada bulundu: "Ülkemizin her köşesini fiberle birbirine bağlayarak dijital geleceği bugünden inşa ediyoruz" "Şirket olarak köklü geçmişimizden aldığımız güçle Türkiye’nin dijital dönüşümüne yön verirken, teknoloji üreten ve ihraç eden bir Türkiye hedefiyle milli kalkınmanın lokomotifi olmayı sürdürüyoruz. 2025 yılı, ülkemizin dijital geleceği açısından kritik eşiklerin aşıldığı bir yıl olurken; ağustos ayında, 2026 yılı Şubat ayında dolacak olan sabit hizmetler imtiyazımızın 2050 yılına kadar uzatılmasıyla stratejik bir adım attık. Bu tarihi imza, Türkiye’nin dijital dönüşümünü tamamlama hedefimiz doğrultusunda en büyük güvencemizdir. Bu kapsamda, 2030 yılına kadar fiber erişimimizi 37 milyon haneye, fiber abone sayımızı 17 milyona yükseltmeyi ve bağlantı hızımızı 7 kat artırmayı hedefliyoruz. İmtiyaz sözleşmesi süresince Türkiye ekonomisine sağlayacağımız 20 milyar dolarlık doğrudan katkının yanı sıra; bu yatırımların teknoloji tabanlı tüm endüstriler üzerindeki çarpan etkisi çok daha yüksek ölçekte hissedilecektir. 2005 yılından bu yana Türkiye’nin dijitalleşmesi yolunda gerçekleştirdiğimiz yatırımlar 22 milyar doları aştı. Bugün 81 ilimizi uçtan uca saran ve 535 bin kilometreye ulaşan fiber altyapımız, 34,3 milyon hane kapsamasına (FFTH/B ve FTTH/C) ulaştı. Fiberle bağlı baz istasyonu oranımızı yüzde 58 seviyelerine taşıyarak, dünya için 2030 hedeflerini şimdiden geçmiş durumdayız. Güçlü altyapımız ve fiber istasyonlarımız, 5G’ye geçiş sürecinde ülkemizin dijital omurgasını oluşturuyor. Uzun yıllardır 5G ile sağlıktan tarıma, ulaşımdan sanayiye, spordan sanata kadar tüm alanlarda öncü çalışmalar gerçekleştirdik. 5G ile ilk çevrimiçi uzaktan ameliyat, 5G ile akıllı tarım, 5G ile limanlarda akıllı taşıt takibi ve güvenli ulaşım, 5G Haptic (Dokunsal) Eldivenli VR Kukla Tiyatrosu, 5G ile ilk canlı maç yayını, ilk milli endüstriyel 5G şebeke, 5G altyapısı ile Atatürk Kültür Merkezi’nde VR gözlükle yenilikçi sanat deneyimi gibi çeşitli uygulamalar hayata geçirdik. Hem altyapımız hem de uygulamadaki deneyimimiz ile Türkiye’yi her yönüyle 5G çağına hazır hale getirmiş bulunuyoruz." "5G ekosisteminde dışa bağımlılığı azaltmak amacıyla yerli çözümler geliştirdik" 5G’yi yalnızca daha hızlı internet değil; üretimde, sağlıkta, eğitimde ve yaşamın her alanında verimliliği artıracak stratejik bir dönüşüm olarak gördüklerinin altını çizen Şahin, "Mobil Numara Taşıma pazarındaki lider konumumuzu sürdürürken, 5G frekans ihalesinde istediğimiz frekansları alarak mobildeki abone başına en yüksek kapasiteye sahip operatör konumumuzu pekiştirdik. Aldığımız kapsamlı frekanslarla ise ülke ekonomisine 1 milyar doların üzerinde ek katkı sunacağız. Elde ettiğimiz bu güçlü pozisyon ve 5G için kritik öneme sahip fiberle bağlı baz istasyonu oranımızla Nisan 2026’dan itibaren Türkiye’nin her noktasında en kapsayıcı mobil deneyimi sunmayı hedefliyoruz. Yerli teknolojilerimiz ve Ar-Ge gücümüzle Türkiye’nin 5G’de de öncü ülkelerden biri olması için çalışıyoruz. Uzun yıllardır yürüttüğümüz saha testleri, pilot uygulamalarımız ile yerli ve millî teknoloji üretme vizyonumuzla 5G ekosisteminde dışa bağımlılığı azaltmaya yönelik çözümler geliştirdik. İştirak şirketlerimiz Argela ve Netsia’nın geliştirdiği yenilikçi çözümler ile 70’in üzerinde uluslararası patenti bulunuyor. Dünyaya kazandırdığımız yeni teknolojilerle ülke ekonomisine katma değer sağlıyoruz. Silikon Vadisi’ndeki şirketimiz Netsia ile geliştirdiğimiz SEBA ve RIC gibi ileri teknolojileri küresel pazara taşıyarak ülkemizin teknoloji üretme ve ihraç etme vizyonuna katkı sunuyoruz. Şirket olarak 2026 yılında fiber yatırımlarını büyütmeyi, 5G’nin günlük yaşama entegrasyonunu hızlandırmayı ve Türkiye’yi kendi teknolojisini üreten ve ihraç eden bir dijital güç haline getirme hedefiyle yolumuza devam edeceğiz" dedi.