KÜLTÜR SANAT - 09 Mayıs 2026 Cumartesi 12:06

BUÜ’de 3. Askeri Tarih Çalıştayı tamamlandı

A
A
A
BUÜ’de 3. Askeri Tarih Çalıştayı tamamlandı

Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ), 3. Askeri Tarih Çalıştayı tamamlandı.


BUÜ Tarihçiler Derneği Bursa Yıldırım Belediyesi iş birliğiyle düzenlenen 3. Askeri Tarih Çalıştayı, Osmanlı Devleti’nin en köklü ve tartışmalı kurumlarından biri olan Yeniçeri Ocağını tüm yönleriyle ele almak amacıyla gerçekleştirildi.


"Askeri tarih, modernleşme serüvenimizin başladığı tarihtir"


BUÜ Rektörü Prof. Dr. Ferudun Yılmaz, üniversite olarak böylesine güçlü bir sosyal bilim geleneğine ev sahipliği yapmaktan duydukları memnuniyeti paylaştı. İktisat felsefesi ve düşünce tarihi alanındaki birikimine dayanarak askeri tarihin sadece akademik bir çalışma alanı olmadığını, aynı zamanda Türkiye’nin modernleşme serüveninin başlangıç noktasını teşkil ettiğini vurguladı. Batı’daki Sanayi Devrimi sonrası yaşanan küresel dönüşümlerle Osmanlı’nın ilk olarak askeri sahada ve cephede karşılaştığını belirten Yılmaz, Yeniçeri Ocağının bu süreçte toplumsal dönüşüm sancılarının en yoğun hissedildiği kurumsal yapı haline geldiğini ifade etti. Konuşmasını, etkinliğe katkı sunan tüm akademisyenlere teşekkür ederek ve çalıştayın hayırlı sonuçlar getirmesini temenni ederek noktaladı.


"Yeniçeri ocağını okumak, bir devletin hikâyesini okumaktır"


Bursa Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz, konuşmasında Halil İnalcık’ın Osmanlı’yı anlamak için kurumlarını anlamak gerektiği yönündeki sözüne atıfta bulunarak, Yeniçeri Ocağını okumanın aslında devletin yükseliş ve son bulma hikâyesini okumak olduğunu dile getirdi. Askeri yapıların kendi görev alanlarına odaklanmalarının başarıyı, siyasi alanlara müdahil olmalarının ise olumsuz sonuçları beraberinde getirdiğini vurgulayan Yılmaz, çalıştayın günümüze de ışık tutacak önemli sonuçlar barındırdığına dikkat çekti.


"Osmanlı askeri bürokrasisi, fütuhat ve ihtiyaçlarla şekillenmiştir"


İstanbul 29 Mayıs Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Feridun Emecen, Osmanlı askeri teşkilatlanmasının beylikten devlete geçiş sürecindeki tarihi gelişimini ve bu süreçteki terminolojik karmaşaları mercek altına aldı. Kuruluş devrine ait çağdaş kaynakların eksikliği nedeniyle Yeniçeri Ocağının kökenlerine dair tartışmaların sürdüğünü belirten Emecen, askeri yapının başlangıçta ganimet odaklı ve geçici bölükler şeklinde teşekkül ettiğini, ancak zamanla bir devlet bürokrasisine dönüştüğünü ifade etti. Özellikle Bafeus ve Pelekanon gibi erken dönem savaşlarındaki askeri düzen üzerinden piyade birliklerinin evrimini analiz ederek, düzenli bir maaşlı ordu sistemine geçişin ancak devletin mali gücünün artmasıyla ve 1. Murat dönemindeki geniş çaplı fütuhatla mümkün olabildiğini vurguladı. Kroniklerdeki bilgilerin sonraki dönemlerin bakış açısıyla yazılmış olabileceği konusunda akademik bir uyarıda bulunan Emecen, Yeniçeriliğin standart bir müessese haline gelişini merkezi hazineyle bağdaştırarak konuşmasını tamamladı.


"Bursa’da bu konuyu ele almak, tarihi hafızamızın gereğidir"


Çalıştay Organizasyon Komitesi adına konuşmasını gerçekleştiren Prof. Dr. Zeynep Dörtok Abacı, Bursa’nın Osmanlı’nın devletleşme yolculuğundaki kritik önemine değinerek, çalıştayın bu kadim şehirde düzenlenmesinin bir tesadüf olmadığını vurguladı. Yeniçerilik kurumuna dair bilimsel sorumluluk ve tarihi hafıza gereği çok yönlü bir perspektif sunmayı hedeflediklerini belirten Abacı, iki gün süren oturumların bu alandaki yeni çalışmalara ve genç araştırmacılara ilham vermesini temenni ettiğini ifade etti.


Osmanlı’nın ilk başkenti olan Bursa’nın fethinin 700. yıl dönümü, Yeniçeri Ocağının ilgasının 200. yılı gibi anlamlı bir tarihi kesişmede düzenlenen ve 2 gün süren etkinlikte, akademisyenler ocağın kuruluşundan kaldırılışına kadar olan süreci derinlemesine inceledi.



BUÜ’de 3. Askeri Tarih Çalıştayı tamamlandı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Aydın Çine Ovası’nda balya mesaisi başladı Aydın’ın Çine ilçesinde hububat hasadıyla birlikte tarlalarda yoğun mesai başlarken, üreticiler kurutulan buğdayları balyalayarak kaba yem olarak hazırlıyor. Üretici Taner İçöz, bu yıl yağışların verimi artırdığını belirterek sezondan umutlu olduklarını söyledi. Türkiye’nin önemli tarım kentlerinden olan Aydın’da hububat hasadıyla birlikte tarlalarda da kaba yem olarak bilinen ’balya’ mesaisi başladı. Çine ilçesi Kahraman Mahallesi Muhtarı ve üretici Taner İçöz, geçen yıl kuraklık nedeniyle zor günler geçiren çiftçilerin bu yıl yağışların iyi gitmesiyle umutlandığını söyledi. Sabahın erken saatlerinde tarlalara giren üreticiler, biçilen otları balyalama makineleri ile işleyerek hayvanların tüketebileceği kaba yem haline getiriyor. Hasat sezonunun başlamasıyla birlikte ovada yoğun mesai yaşanırken, çiftçiler bir yandan verimli sezonun sevincini yaşarken diğer yandan artan maliyetlerle mücadele ediyor. Çine Ovası’nda arpa, buğday ve yonca hasadının sürdüğünü belirten İçöz, üreticilerin biçim, toplama ve balyalama işlemleriyle yoğun şekilde çalıştığını ifade etti. Hasat edilen ürünlerin yaklaşık bir hafta bekletildikten sonra toplandığını, ardından balyalama sürecine geçildiğini kaydeden İçöz, makinacılık ve balyacılık işlerinin zorluğuna dikkat çekti. "Ümidimiz yüksek verimde yüksek parayı almak" Tarım sektöründe en büyük sorunlardan birinin işçi bulmak olduğunu söyleyen İçöz, "Arazilerimizde hasat dönemindeyiz. Arpa, buğday paketleme işle uğraşıyoruz. Sezonun tam üstündeyiz. Yonca paketleri oldu. Şimdi arpa ve buğdaydayız. Önce bunları biçiyoruz. 7-8 gün bekledikten sonra toplamaya geçiyoruz. Toplamadan sonra balyalama işine geçiyoruz. Makinecilik işi zor, balyacılık işi zor. İşçi bulmakta zorlanıyoruz. İşçi bulamıyoruz. Oradan bir sorunumuz var ama bu sene en azından yağışlar güzel gitti. Onun bir güzelliği var. Ürünlerimiz çok güzel. Bunun arkasında mısır ekeceğiz. Bu yerlerimize. Süt mısır ekiliyor bölgelerimizde. Bir de kuru mısır ekiyoruz. Domates eken yerler var. Bunlarla uğraşıyoruz. Şimdi bunlar kalktıktan sonra yerden arazilerimize giriş yapacağız. En azından su sorunumuz yok. Allah’a şükür olsun. En azından o bizi sevindiriyor şu anda. Fiyatlar belli değil. Bir belirsizlik var. Şu an yaptığımızı kaç paraya satacağımızı bilmiyoruz yani. Gübre ve mazot çok yüksek olduğu için işçi maliyeti yüksek. Bunun için de biz şu anda fiyat belirleyemiyoruz. Geçen sene biz çiftçiler olarak kurak bir yıl geçirdik. Para kazanmadık. Onun için bu sene ümitliyiz biraz daha. Geçen sene 36-37 lira civarındaydı. Bu sene 70-75 TL’lerde mazot alıyoruz. En azından ümidimiz kuru mısır da olsun silajlık mısır da olsun yüksek verimde yüksek parayı almak. Çünkü geçen sene bütün çiftçilerimiz zarar da etmedi, kâr da etmedi. Çok düşük paralara gitti işleri. Geçen sene balya fiyatları bizim arazide 150 liraydı. Şu anda 250-300 lira düşünüyoruz bir balya otun. Eskiden arpa vardı, şimdi buğdaya geçti. Fiğ yulaf var. Çeşit çok hayvanlar için ama insanların alım gücü düşük. Biz 300 lira düşünüyoruz şu anda ama daha verilmiş bir fiyat yok. Balyalarda artık buğday yapıyoruz. Arpa ekiyorduk eskiden biz tarlalarımıza, arpayı biçerdik, onu hasat yapardık. Şimdi bu sene komple ovada, arazide buğday ve yulaf ekiliyor. Bunlar daha iyi. Hayvana daha iyi yaradığı için çiftçilerimiz ona yöneldi şimdi" dedi.