EKONOMİ - 07 Ocak 2026 Çarşamba 11:44

Maket konutta düşük fiyat tuzağına dikkat

A
A
A
Maket konutta düşük fiyat tuzağına dikkat

BURSA (İHA) – Maket üzerinden yapılan konut satışlarında düşük fiyat vaadiyle tüketiciler mağdur ediliyor. 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’la birlikte önemli güvenceler getirilmiş olsa da, kurallara aykırı satışlar hâlâ risk oluşturuyor. Uzmanlar vatandaşları birikimlerini makete yatırmamaları konusunda uyarıyor.


Bursa Tüketiciler Derneği Başkanı Sıtkı Yılmaz, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un yürürlüğe girmesinden önce, özellikle düşük fiyatlı maket konut satışları nedeniyle çok sayıda tüketicinin mağdur olduğu, bu konuda sık sık şikâyet başvuruları alındığını belirtti. Yılmaz yeni yasa ile birlikte ruhsatı bulunmayan, bina tamamlama sigortası yapılmamış ve noter satışı olmadan gerçekleştirilen maket konut satışlarının yasaklanmasına rağmen cazip fiyatlarla sunulan bazı maket konut projelerinde tüketicilerin hâlâ riskle karşı karşıya kaldığına dikkat çekti. Yılmaz ayrıca ön ödemeli konut satışlarında tüketicilere cayma hakkı tanınırken, cayma durumunda zorunlu giderler dışında yapılan ödemelerin iade edilmesi gerektiğini de hatırlattı.


Maketten konut almayı düşünen vatandaşların mutlaka ruhsat, sigorta ve sözleşme detaylarını kontrol etmesi gerektiğini vurgulayan Sıtkı Yılmaz, mağduriyetlerin tamamen önlenebilmesi için denetimlerin artırılmasının önemli olduğunu söyledi.



Kazma vurulmadan maket konut satışı sona erdi ancak satış yapılıyor


Yeni yasa ile tüketicilerin muhtemel mağduriyetinin önüne geçildiğini söyleyen Bursa Tüketiciler Derneği Başkanı Sıtkı Yılmaz, "6502 sayılı yasa yürürlüğe girmeden önce sık sık maket üzerinden yapılan konut satışlarıyla ilgili mağdur şikayetleri almaktaydık. Ancak 6502 sayılı yasanın yürürlüğe girmesiyle birlikte konut satışlarının belirli bir yasal çerçeve içerisinde yapılması zorunlu hale getirildi ve özellikle maket üzerinden yapılan satışların tüketici için güvenli olmadığını ve bu satışların belirli kurallara bağlandığını görüyoruz. Bu nedenle alınmaksızın satışların yapılması ya da resmi bir şekilde noter satışı olmaksızın satışlar ortadan kaldırıldı ve yasaklandı. Ayrıca konut finansman sözleşmelerinin mutlak surette yazılı bir şekilde yapılması zorunlu hale getirildi. Tüketicilerin maket üzerinden aldatılması, yanıltılması veya mağdur duruma düşürülmesi önlendi. Hatta büyük ölçekli konutlarda bina tamamlama sigortası getirildi. Şu anda da bütün satışlar tüketicinin korunması hakkındaki kanun çerçevesinde devam etmektedir. Tüketicilerimiz ön ödemeli konutlara başvuru halinde cayabilir ve caydıktan sonra da zorunlu giderler dışında diğer ödemelerini geri alabilirler. Artık maket satışlarına son verildi. Resmi bir şekilde yapılmayan, ruhsatı olmayan ve bina tamamlama sigortası yapmayan müteahhitlerden konut alımına yönelik tüketici korunmuş oldu ve şu an tüketicinin korunması hakkındaki kanun güvencesiyle tüketici korunmaktadır. Bu yeni getirilen hususlarla tüketici daha güven içerisinde alışveriş yapabilmekte, konut alabilmektedir" şeklinde konuştu.


Öte yandan, bakanlığın böyle bir kararı olmasına rağmen Bursa’da onlarca müteahhit firma maket üzerinden satışa ve inşaat başlamadan kampanyayı sürdürmeye devam ediyor. Bursalı bazı firmaların başka şehirlerde yaptıkları satışların reklamlarını da şehrin önemli noktalarında billboardlara reklam vererek duyurması ise dikkat çekiyor.


Uzmanlar, maketten satışlarda tüketicilerin Atış Yapı benzerinde olduğu gibi mağduriyet yaşamaması için mutlaka hukuki destek alması gerektiğine dikkat çekiyorlar.



Maket konutta düşük fiyat tuzağına dikkat

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Diyarbakır Sağlık çalışanları yoğun kar yağışında sahada görev başında Diyarbakır’da yoğun kar yağışında sağlık ekipleri sahada ve merkezlerde koordineli çalışarak görev aldı. Kentte 29 Aralık 2025 tarihi itibarıyla sabah saatlerinde başlayan yoğun kar yağışı ve olumsuz hava şartlarına rağmen, sağlık hizmetleri kesintisiz şekilde sürdürüldü. Kar muhalefetine karşı yürütülen çalışmalar kapsamında Acil Sağlık Hizmetleri, UMKE ve koordinasyon birimleri sahada ve merkezlerde eş zamanlı görev yaptı. Bu süreçte il genelinde günlük 71 kara ambulansı, 3 paletli ambulans, 1 hava ambulansı ve 6 UMKE aracı aktif olarak hizmet verdi. Sahada görev yapan 243 sağlık personeline ek olarak, İl Sağlık Afet Koordinasyon Merkezi’nde (İl SAKOM) 2’si yönetici olmak üzere 7 personel, Sağlık Komuta Kontrol Merkezi’nde ise 21 personel görev aldı. Yoğun hava şartlarının etkili olduğu bu dönemde Sağlık Komuta Kontrol Merkezi tarafından 15 binden fazla çağrı yanıtlanarak acil durumlara hızlı ve etkin şekilde karşılık verildi. Zorlu kış şartlarına rağmen sağlık hizmetlerinin aksamadan sürdürüldüğü kentte, sahada ve koordinasyon merkezlerinde görev yapan sağlık personeli özverili çalışma sergiledi. İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Emre Asiltürk, 112 Acil Çağrı Merkezinde görev yapan personelle bir araya geldi. Gerçekleştirilen toplantıda, kış şartlarında artan iş yükü, koordinasyon süreçleri, sahada ve çağrı merkezinde yaşanan sorunlar ile personelin talepleri yerinde dinlendi. Asiltürk, 112 Acil Çağrı Merkezi’nin acil sağlık hizmetlerinin en kritik halkalarından biri olduğunu söyledi. Dr. Asiltürk, "Vatandaşlarımızın sağlık hizmetine zamanında erişimi için sahada ve merkezde büyük bir özveriyle görev yapan tüm çalışma arkadaşlarımızın emeği son derece kıymetlidir. Gösterdikleri fedakârlık ve yoğun gayret için kendilerine teşekkür ediyorum" dedi. Asiltürk, sahadan gelen geri bildirimlerin hizmet kalitesinin artırılması açısından büyük önem taşıdığını belirterek, kış şartlarında da acil sağlık hizmetlerinin etkin, koordineli ve kesintisiz şekilde sürdürülebilmesi için gerekli değerlendirme ve planlamaların devam edeceğini ifade etti.
Ankara Bakan Fidan: "SDG’nin teröre ve ayrılıkçılığa artık veda etmesi gerekmektedir" Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, "SDG’nin elindekileri her ne pahasına olursa olsun koruma ısrarı Suriye’nin huzur ve istikrarına kavuşmasının önündeki en büyük engeldir. SDG’nin teröre ve ayrılıkçılığa artık veda etmesi gerekmektedir" dedi. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Umman Dışişleri Bakanı Sayyid Badr Hamad Al Busaidi ile gerçekleştirdiği görüşmenin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında konuştu. Bakan Fidan, Türkiye ile Umman arasındaki ticaret hacmini 5 milyar dolar seviyesine yükseltmeyi hedeflediklerini belirterek, vize serbestisi kararının ticaret ve turizm başta olmak üzere birçok alanda iki ülkeye katkı sağlayacağını söyledi. "Vize serbestisi ticaret ve turizme ivme kazandıracak" Türkiye ile Umman arasındaki ekonomik ilişkilere değinen Fidan, iki ülke arasında vize serbestisi uygulamasının geçen ay başlatıldığını hatırlattı. Fidan, "İkili ticaret hacmimizi 5 milyar dolar seviyesine yükseltmek amacıyla çalışmalarımızı sürdürmekteyiz. Geçtiğimiz ay bildiğiniz gibi vize serbestisi uygulamasını başlatmıştık iki ülke arasında. Bu adım ticaret ve turizm alanları başta olmak üzere birçok alanda ülkelerimize büyük fayda sağlayacak" ifadelerini kullandı. Savunma sanayii alanındaki iş birliğine de değinen Fidan, bu alanda yürüyen projeler bulunduğunu belirterek, "Savunma sanayii alanındaki iş birliğimizi kazan kazan anlayışıyla daha ileri taşımayı arzu ediyoruz" dedi. "Yemen’in egemenliği ve toprak bütünlüğünü destekliyoruz" Görüşmelerde bölgesel meselelerin de ele alındığını aktaran Fidan, Yemen’deki gelişmelerin gündemin önemli başlıklarından biri olduğunu söyledi. Fidan, Yemen’in güney vilayetlerinde yaşanan gelişmelerin bölgesel istikrarsızlık riski taşıdığına dikkati çekerek, "Umman dahil bölge ülkelerinin bu konudaki endişelerini ve hassasiyetlerini paylaşmaktayız. Türkiye Yemen’in egemenliğini, birliğini ve toprak bütünlüğünün muhafazasını güçlü biçimde desteklemektedir" diye konuştu. Yemen’de kalıcı çözümün anayasal meşruiyet temelinde sağlanması gerektiğini vurgulayan Fidan, Suudi Arabistan başta olmak üzere bölge ülkelerinin yapıcı tutumunun gerilimin büyümesini engellediğini kaydetti. "Ateşkesin gerekleri eksiksiz uygulanmalı" Gazze’deki duruma da değinen Fidan, uluslararası toplumun ateşkesin tam olarak uygulanmasını beklediğini ifade etti. Fidan, "Ancak İsrail sivil halkı hedef almayı sürdürmekte ve ihtiyaç duyulan insani yardımın Gazze’ye ulaşmasına yeterli miktarda izin vermemektedir" dedi. Ateşkesin ilanından bu yana İsrail saldırılarında 420’den fazla Gazzelinin hayatını kaybettiğini belirten Fidan, sahada sükunetin sağlanması ve insani durumun iyileştirilmesinin zorunlu olduğunu vurguladı. "Gazze’nin geleceğine dair üç temel ilkemiz var" Türkiye’nin Gazze’nin geleceğine ilişkin yaklaşımını üç başlıkta özetleyen Fidan, şu ifadeleri kullandı: "Birincisi Gazze’nin bütünlüğünün korunması gerekmektedir. İkincisi Gazze’nin Gazzeliler tarafından yönetilmesi hukuki ve vicdani bir sorumluluktur. Üçüncüsü Gazze’de yaşayacak olan Gazzelilerdir ve tüm imar faaliyetleri Gazzeliler için olmalıdır." Bu ilkelere riayet edilmesi halinde gündemdeki girişimlerin desteklenmeye devam edileceğini söyledi. "Hukuk dışı ve fitne amaçlı bir adım" İsrail’in bölgeyi istikrarsızlaştırmaya yönelik politikalarına uzun süredir dikkat çektiklerini belirten Fidan, İsrail’in Somaliland’i tanımaya yönelik kararını sert sözlerle eleştirdi. Fidan, "Bu adım hukuk dışıdır. Bölgemize fitne sokmaya ve dayanışmayı zayıflatmaya yönelik bir girişimdir. Somali Federal Cumhuriyeti’nin ve Somaliland bölgesinin geleceği ancak Somalililerin iradesiyle belirlenebilir" ifadelerini kullandı. Bu kapsamda İslam İşbirliği Teşkilatı Dışişleri Bakanları Konseyi’nin olağanüstü toplantıya çağrıldığını açıklayan Fidan, toplantının önümüzdeki günlerde Cidde’de yapılacağını bildirdi. "SDG’nin teröre ve ayrılıkçılığa artık veda etmesi gerekmektedir" Suriye konusuna da değinen Fidan, Paris’te Suriye Dışişleri Bakanı ile yapılan görüşmelerde SDG ile temasların ele alındığını hatırlattı. Türkiye’nin beklentisinin Suriye’ye istikrar getirecek bir mutabakat olduğunu belirten Fidan, Halep’te sivillere yönelik saldırıların SDG’nin niyetine ilişkin endişeleri artırdığını söyledi. Fidan, "SDG’nin elindekileri her ne pahasına olursa olsun koruma ısrarı Suriye’nin huzur ve istikrarına kavuşmasının önündeki en büyük engeldir. SDG’nin teröre ve ayrılıkçılığa artık veda etmesi gerekmektedir" değerlendirmesinde bulundu. Umman Dışişleri Bakanı Al Busaidi, Türkiye ile Umman arasındaki ilişkilerin karşılıklı güven ve saygı temelinde doğru yönde ve emin adımlarla ilerlediğini söyledi. Görüşmelerde bölgesel gelişmelerin kapsamlı biçimde ele alındığını aktaran Al Busaidi, bölgedeki olayların güven, refah ve istikrar açısından doğrudan önem taşıdığını dile getirdi. Bu çerçevede Filistin meselesinin Umman açısından merkezî ve kritik bir gündem maddesi olmaya devam ettiğini kaydetti. Al Busaidi, Türkiye ile yapılan istişarelerde Yemen ve Suriye’deki mevcut gelişmelerin yanı sıra Sudan ve Somali başta olmak üzere farklı bölgelerde yaşanan süreçlerin de değerlendirildiğini bildirdi. Türkiye’nin bölgesel meselelerde üstlendiği role özel vurgu yapan Al Busaidi, "Bölgedeki diğer paydaşlarıyla beraber Türkiye’nin üstlendiği bir rol, bölgede çok önemli bir rol" dedi. "Suriye’deki gelişmeler ulusal güvenliğimiz açısından fevkalade önemlidir" Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Suriye’de yaşanan gelişmelerin Türkiye’nin ulusal güvenliği açısından hayati öneme sahip olduğunu vurgulayarak, sürecin çok yakından takip edildiğini söyledi. Fidan, "Ulusal güvenliğimiz açısından Suriye’deki olayların seyri bizim için fevkalade önemlidir. Çok yakından takip ediyoruz. Gerekli bölgesel ve ulusal ortaklarımızla da bir koordinasyon ve irtibat halindeyiz" ifadelerini kullandı. "Bölünmeden, kaostan ve zayıflıktan beslenen bir güvenlik stratejisi sahibiler" İsrail’in bölgedeki politikalarının bu vizyonla örtüşmediğini ifade eden Fidan, Tel Aviv yönetiminin güvenlik anlayışını sert sözlerle eleştirdi. Fidan, "İsrail’in bölgedeki yayılmacılığı bu vizyonun tersine bir tablo ortaya çıkarmaktadır. Özellikle bölünmeden, kaostan ve zayıflıktan beslenen bir güvenlik stratejisi sahibiler. Bunun değişmesi lazım" şeklinde konuştu. Suriye, ABD ve İsrail arasında yürütülen görüşmelere de değinen Fidan, bu sürecin Suriye’nin toprak bütünlüğü ve istikrarı lehine sonuçlanması gerektiğini vurguladı. Fidan, "Suriye, Amerika ve İsrail arasında yürütülen görüşmelerin bölgenin lehine, Suriye’nin toprak bütünlüğüne, güvenliğine ve istikrarına olacak şekilde neticelenmesini temenni ediyoruz" değerlendirmesinde bulundu. "Gerektiğinde müdahil olmaktan çekinmeyiz" Türkiye’nin süreçte pasif bir izleyici olmadığını dile getiren Fidan, "Yakından takip ediyoruz. Gerektiğinde müdahil olmaktan da çekinmiyoruz. Taraflarının hepsiyle konuşma konusunda hiçbir sıkıntımız yok. Çünkü vizyonumuz çok net ve şeffaf" dedi. Türkiye’nin hiçbir ülkenin toprağında gözü olmadığını vurgulayan Fidan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bu duruşu defalarca dile getirdiğini anımsatarak "Bizim hiç kimsenin toprağında gözümüz yok. Hiç kimsenin de bölgede başka birinin toprağında gözü olmaması lazım" şeklinde konuştu. "Paralel yapı kabul edilemez" Halep’te son günlerde yaşanan olaylara değinen Fidan, bu gelişmelerin Türkiye’nin uzun süredir yaptığı uyarıların bir sonucu olduğunu ifade etti. Fidan konuya ilişkin şu ifadeleri kullandı: "Son birkaç gündür devam eden Halep’teki olaylar maalesef son bir yıldır uyardığımız, tekrar tekrar dile getirdiğimiz hususun tecelli etmesi. SDG’nin zamana oynamak yerine bölgede sahici bir kendi ülkesinde entegrasyon sürecini hayata geçirmeye başlamış olsaydı bunların hiçbirini biz görmeyecektik. Bunun yerine bulunduğu her yerde taviz vermeden kalalım, menfaatimizi ilerletelim anlayışı maalesef ve maalesef kimseye fayda getirmiyor. SDG’nin üzerine düşeni yapması lazım. Fakat onun yerine İsrail’le bir koordinasyon içerisinde İsrail’in bölgemizde yürüttüğü böl, parçala, yönet politikasına alet olacak bir aktöre dönüşmesi de maalesef tesadüf değil. Biz Yemen’de olanı, Somaliland’de olanı, Sudan’da olanı ve Suriye’de olanların hepsini artık aynı perspektiften, aynı mercekten görmeye başladık. Bu bizim kendi stratejik değerlendirmemiz. Zaten biliyorsunuz Filistin’deki bölünmeyi ve işgali devam ettiren bir yapı var. Aynı işgali Lübnan’da da derinleştirmeye yönelik bir çaba var. Hükümetin görev ve sorumluluklarını şehrin tamamında yerine getirebileceği bir ortamın hayat bulması suretiyle Halep’teki durumun normalleşmesini temenni ediyoruz. Halep’te yaşayan Kürt kardeşlerimizin de Ezidi kardeşlerimizin de diğer bütün kardeşlerimizin de menfaati bundadır. Yani bırakın Suriye hükümeti Halep’in tamamında temel hizmetleri, güvenlik dahil yerine getirilir bir durumda olsun. Şimdi siz Halep’in içerisinde şehir içinde ayrı bir yönetim, bir paralel yapı, bir paralel devlet oluşturmaya çalışırsanız bunu hiçbir egemen devlet kabul etmez. Artık bu paralel yapıdan SDG’nin kendisini çıkarması gerekiyor. Halep’te bütün vatandaşların lehin olacak bir tutumu benimsemesi gerekiyor. Biz bu son iki gündür gerekli kurumlarımız istişare halindeler. Hem Suriye tarafıyla hem şu anda Amerika tarafıyla yoğun görüşme içerisindeyiz. İnşallah daha fazla kan dökülmeden bu sorun çözülür, sulhla selametle. Ama dediğim gibi maalesef SDG yürüyen bütün süreçlerin olumluluğuna rağmen pozitif adım atmakta direniyor, atmıyor. Türkiye’de bir iklim var, adadan gelen mesajlar var, onlara yazılan direkt mektuplar var, verilen talimatlar var. "Diyalogla çözüm fevkalade önemli" Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri arasındaki anlaşmazlıklara da değinen Fidan, iki ülkenin bölge açısından taşıdığı öneme dikkat çekti. Fidan, "Hem Suudi Arabistan hem Birleşik Arap Emirlikleri bölgemizin iki güçlü ve değerli ülkesidir. Aralarındaki meselelerin diyalog yoluyla çözülmesi fevkalade önemlidir" ifadelerini kullandı. Bu süreçte Türkiye’nin kolaylaştırıcı rol üstlenmeye hazır olduğunu vurgulayan Fidan, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın liderlerle temas kurduğunu, kendisinin de yoğun bir telefon diplomasisi yürüttüğünü aktardı.
Denizli DTO Meclisi 2026 gündemiyle toplandı Denizli Ticaret Odası (DTO) Ocak Ayı Olağan Meclis Toplantısı, DTO’nun Meclis Salonu’nda gerçekleştirildi. Toplantıda konuşan DTO Yönetim Kurulu Başkanı Uğur Erdoğan yılın ilk toplantısında hem Türkiye ekonomisine ilişkin güncel verileri hem de Denizli iş dünyasının son bir yıllık performansını meclis üyeleriyle paylaştı. DTO Meclis Başkanı Salih Sarıkaya’nın idaresinde gerçekleştirilen toplantıda, aylık gündem görüşülerek oy birliğiyle kabul edildi. Daha sonra aylık değerlendirme konuşmasına yeni yıl dileklerini dile getirerek başlayan Başkan Erdoğan, DTO meclis üyelerine "2026 yılında da el birliğiyle sektörlerimiz ve Denizli’miz için çalışmaya devam edeceğiz" diye seslendi. Başkan Erdoğan ayrıca, önceki toplantıdan bu yana vefat eden oda üyeleri ve yakınlarını anarak başsağlığı dileklerini iletti. Yalova’da terörle mücadele operasyonunda şehit olan polisleri de rahmetle andı; yaralı güvenlik güçlerinin ise acil şifa bulması temennisinde bulundu. "Ekonomide, olumlu göstergeler öne çıktı Konuşmasında Türkiye ekonomisindeki son gelişmelere de değinen Başkan Erdoğan, ülkede dezenflasyon sürecinin sürdüğünü belirterek, Aralık 2025’te TÜFE’nin son 49 ayın en düşük seviyesine gerilediğini söyledi. Temel mal, giyim, hizmet ve kira enflasyonunda da son yılların en düşük oranlarının görüldüğünü ifade etti. Erdoğan, ihracatın ise 2025 yılında Cumhuriyet tarihinin en yüksek seviyesine ulaştığını, işsizliğin de 31 aydır tek haneli seyrini koruduğunu hatırlattı. Öte yandan, Türkiye’nin kredi risk primi olan CDS’in son 7 yılın en düşük seviyesine indiğini belirtti. Başkan Erdoğan, Merkez Bankası’nın verilerine göre piyasa ve reel sektörün enflasyon beklentilerinde düşüş yaşandığını da kaydetti. İSO Türkiye İmalat PMI verilerinin de üst üste ikinci ay artış gösterdiğini ifade eden Erdoğan, cari işlemler hesabının son 4 aydır pozitif seyrettiğini vurguladı. Denizli ihracatıyla iller arasında 9’uncu sırada Bu arada, şehrin ekonomisine ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Başkan Erdoğan, Denizli’nin 2025 yılında 4 milyar 677 milyon 703 bin dolarlık ihracatla Türkiye’nin en çok ihracat yapan 9’uncu ili olduğunu açıkladı. Denizli ihracatının yıllık bazda yüzde 6,74 arttığını belirten Erdoğan, en fazla ihracat yapılan ülkelerin başında sırasıyla Birleşik Krallık, ABD, İtalya, Almanya, Hollanda ve Fransa’nın geldiğini, bunlar arasında en yüksek artışın ise yüzde 23,66 ile İtalya’ya yapılan ihracatta gerçekleştiğini söyledi. Sektörel bazda tekstil ve hazır giyimde sınırlı düşüşler yaşanırken; elektrik-elektronik, demir-çelik, metal ve madencilik ürünlerinde artış kaydedildiğini aktaran Erdoğan, ithalatın ise geçen yılın ilk 11 ayında yüzde 0,41 artarak 1 milyar 890 milyon 405 bin dolar seviyesine çıktığını ifade etti. DTO’nun üye sayısı, 23 bini aştı Meclis üyeleri ile DTO’nun üye yapısına ilişkin bilgileri de paylaşan Başkan Erdoğan, 2025 yılında odaya 1.693 yeni üye kazandırdıklarını, bu sayede üye sayılarının 23 bin 444’e ulaştığını açıkladı. Üye sayısında bir yılda net 979 artış sağlandığını da belirten Erdoğan, bunların 422’sinin yabancı ortaklı firmalar olduğunu, toplam yabancı sermaye payının ise yüzde 42 seviyesinde gerçekleştiğini anlattı. "Fuarlar ve yurtdışı organizasyonlarımızla şehrimizde lideriz" DTO’nun uluslararası faaliyetlerine de değinen Erdoğan, Nisan ayında Çin’in Guangzhou kentinde düzenlenecek Canton Fuarı ile Hong Kong Hediyelik Eşya ve Dekorasyon Fuarı’nı kapsayan iş seyahatine 50 üyelerinin şimdiden ön kayıt yaptırdığını, Almanya’daki Heimtextil Fuarı’na da DTO olarak 100 üyeleriyle katılım sağlayacaklarını duyurdu. 2025’te DTO’nun faaliyetleri ile hizmetlerinde artış yaşandı Geçen yıl oda tarafından yüzlerce belge ve rapor düzenlendiğini de belirten Başkan Erdoğan, verilen hizmetlerde özellikle evrak işlemlerinde yüzde 61,68’lik artış yaşandığını ifade etti. Ayrıca, geçen yılın son ayında üyesi olduğu UND Genişletilmiş Yönetim Kurulu Toplantısı’na da katıldıklarını aktaran Erdoğan, toplantıda geride kalan yıl açısından sektördeki üyelerinin içinde bulunduğu durumu değerlendirdiklerini belirtip önemi ve etkinliğini pandemi ve deprem döneminde tüm dünyaya gösterdiğini söylediği Türkiye’nin lojistik ve taşımacılıkta stratejik konumunun her geçen gün daha da güçlendiğine dikkat çekti. Başkan Erdoğan, toplantının sonunda DTO meclis üyeleri ile personeline "Odamızın 100’üncü yılında da ilk günkü heyecan ve azimle üyelerimize en üst seviyede hizmet etmeye devam edeceğiz" diye seslendi.
İzmir İzmir’de otomobil apartmanın bahçesine uçtu: 1’i ağır 6 yaralı İzmir’in Ödemiş ilçesinde sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybettiği otomobil, park halindeki araçlara çarptıktan sonra bir binanın bahçesine uçtu. Güvenlik kameralarına yansıyan feci kazada 1’i ağır 6 kişi yaralandı. Kaza, saat 13.30 sıralarında Zafer Mahallesi Turan Emeksiz Caddesi’nde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, İ.G. (18) yönetimindeki 35 TDU 55 plakalı otomobil, sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu kontrolden çıktı. Savrularak yol kenarında park halinde bulunan 35 AB 9839 plakalı otomobil ile 35 AFS 983 plakalı ticari araca çarpan otomobil, ardından bir apartmanın bahçesine uçtu. Kaza sırasında kaldırımda yürüyen Rabiye Yıldırım savrulan aracın çarpması sonucu ağır yaralanırken, yanındaki diğer yaya ise son anda kaçarak ezilmekten kurtuldu. Kazada otomobil sürücüsü İ.G. ile araçta yolcu olarak bulunan S.Y. (18), Ü.C. (17) ve S.B. (17) de yaralandı. Çevredeki vatandaşların yardımıyla araçtan çıkarılan yaralılar, olay yerine gelen sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinin ardından ambulanslarla Ödemiş Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı. Kaza anı kamerada Öte yandan kaza anı, çevredeki bir iş yerinin güvenlik kamerasına saniye saniye yansıdı. Görüntülerde, hızla gelen otomobilin park halindeki araçlara çarptıktan sonra savrularak apartman bahçesine düştüğü ve o esnada yaralıların yere savrulduğu anlar yer aldı.