GÜNDEM - 21 Şubat 2026 Cumartesi 17:32

Medya Buluşması’nda Ramazan ve kent kültürü ele alındı

A
A
A
Medya Buluşması’nda Ramazan ve kent kültürü ele alındı

Osmangazi Belediyesi tarafından düzenlenen "Medya Buluşması" etkinliği, Bursa’da Ramazan ayının toplumsal yaşamdaki yeri ve kent kültürüne etkilerini gündeme taşıdı. Gençlik ve Girişimcilik Merkezi’nde gerçekleştirilen programda, geçmişten günümüze Bursa’da Ramazan geleneği ve değişen şehir yaşamı kapsamlı biçimde ele alındı.


Sevda Kurul’un moderatörlüğünü üstlendiği Gazeteci İbrahim Öge’nin ise konuşmacı olarak katıldığı etkinlikte; Bursa’nın eski Ramazan akşamları, mahalle kültürü, komşuluk ilişkileri ve bu kültürün zamanla nasıl dönüştüğü üzerine önemli değerlendirmeler yapıldı. Öge, Ramazan ayının yalnızca dini bir dönem olmadığını, aynı zamanda kentin sosyal hafızasında güçlü bir yer tuttuğunu vurguladı.



Ramazan gelenekleri masaya yatırıldı


Bursa’nın kadim bir başkent olduğuna dikkat çeken Gazeteci İbrahim Öge, sözlerinde şu ifadeleri kullandı:


"Geçmişte Ramazan ayının başlangıcı rü’yet-i hilal yoluyla belirlenirdi. Ayın hareketleri gözlemlenir, hilalin görülmesi Bursa kadısına bildirilirdi. Hilal görüldüğünde top atışlarıyla Ramazan’ın başladığı halka ilan edilirdi. Evliya Çelebi’nin Seyahatnamesi’nde ve Osmanlı arşiv belgelerinde Bursa’da bu gözlemenin yapıldığı yerler açıkça anlatılmaktadır. Şaban ayının son günlerinden itibaren Ramazan defteri devreye girer, fiyatlar Ramazan boyunca sabit tutulurdu. Bakırcılar Çarşısı ve çevresi bu dönemde büyük bir ticari canlılık yaşardı. Evlerdeki bakır tabaklar kalaylanır, Ramazan sofraları için özel hazırlıklar yapılırdı. Ramazan ayı, Bursa’da hem manevi hem de sosyal ve ekonomik açıdan hayatın merkezinde yer alırdı."


Ramazan ayının toplumsal dayanışma yönüne dikkat çeken Öge, "Birlik ve beraberlik noktasında çok önemli işler yapılıyordu. Hem çocuklar, hem dar gelirliler hem de yaşlılar düşünülüyordu. Mesela ‘diş kirası’ diye bir gelenek vardı; insanlar evine gelen misafire ‘beni şereflendirdin, bereket verdin’ diyerek hediye ederdi. Bir de zimem defteri uygulaması vardı. Bu gelenek, Ramazan boyunca imkanı olanların mahalle bakkalına gidip veresiye defterini istemesiyle başlardı. Mahalle bakkalı borcun ne kadar olduğunu söyler, kişi ya tamamını öder ya da defterin başından, ortasından, sonundan bir sayfa açtırarak borçları kapatırdı. Böylece yüzlerce insan büyük bir borç yükünden kurtulurdu. Bu çok önemli bir toplumsal dayanışma örneğiydi. Ramazan kültürümüzde çocuklara yönelik uygulamalar da vardı. Tekne orucu ya da oruca direk vurma dediğimiz uygulamayla çocuklar öğleye kadar oruca alıştırılır, dayanma süresi uzatılmaya çalışılırdı. İlk orucunu tutan çocuklar ödüllendirilir, çeşitli hediyelerle teşvik edilirdi" ifadelerini kullandı.



"Kültürümüzden korkmayın"


Gençlere tavsiyelerde bulunan İbrahim Öge, "Kültürümüzden korkmayın. Türk kültürü korkulacak bir kültür değildir. Türk kültürü ‘insanı yaşat ki devlet yaşasın’ diyen bir kültürdür. Türk kültürü açın, tokun halini bilen, yardımlaşmayı ve dayanışmayı esas alan bir kültürdür. Emin olun, birçok İslam coğrafyasında Ramazan’ı bizim gibi birlik ve beraberlik içerisinde yaşayan başka bir millet yok. Kendi kültürünüzden geleni okuyarak, araştırarak atalarınızı ve törenizi tanıyın. Bunu yaptığınızda kültürünüzü ideolojik bakıştan, ötekileştirmeden ve ayrıştırmadan kurtarırsınız" diye konuştu.


Program sonunda Gazeteci İbrahim Öge, Osmangazi Belediyesi’ni Ramazan etkinlikleri ile ilgili yaptıkları çalışmalardan dolayı yürekten kutladı. Osmangazi Belediyesi Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Müdürü Süleyman Çavlı ise İbrahim Öge’ye günün anısına teşekkür plaketi takdiminde bulundu.



Medya Buluşması’nda Ramazan ve kent kültürü ele alındı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Şırnak Cizre’de öğrenciler Ramazan ruhunu okullarda yaşıyor Milli Eğitim Bakanlığı tarafından "Maarifin Kalbinde Ramazan" temasıyla hayata geçirilen etkinlikler kapsamında Şırnak’ın Cizre ilçesindeki okullar Ramazan’a özel süslendi, öğrenciler için paylaşma ve dayanışma odaklı programlar başlatıldı. Şırnak’ın Cizre ilçesindeki okullar, "Maarifin Kalbinde Ramazan" temasıyla Ramazan ayına özel olarak süslendi. Bazı okullarda Ramazan ayının maneviyatını pekiştirmek amacıyla mukabele programları düzenlenirken, bazı okullarda ise özel panolar hazırlandı, yardımlaşmanın önemi konusunda sadaka kutuları konuldu. Böylece öğrencilere Ramazan ayında paylaşmanın ve dayanışmanın önemi vurgulandı. Okulları süsleyen Cizre İmam Hatip Ortaokulu Müdürü Mesut Monis, "Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli kapsamında Ramazan ayı etkinlikleri çerçevesinde yürütülen ‘Maarifin Kalbinde Ramazan’ teması ile düzenlenen etkinlikleri okulumuzda gerçekleştiriyoruz. Etkinliklerimiz hâlen devam ediyor. Çocuklarımızla okul içerisinde gerek mukabele olsun gerekse Ramazan ayını yansıtan diğer temalarla ilgili yoğun bir mesai içerisindeyiz" şeklinde konuştu. Ramazan’ın ruhunu yaşatmak için pano ve sınıfları süslediklerini ifade eden okul öğretmeni Feyza Uysal, "Maarif Modeli’ne uygun olarak geliştirdiğimiz, kendi oluşturduğumuz projeler de oldu. Millî Eğitim Bakanlığı tarafından yayımlanan Din Öğretimi bölümünden de yararlanarak projelerden örnek alıp süslemeler yaptık. Öğrencilerimizle hep birlikte sınıflarımızı canlandırdık, Ramazan ruhunu yaşatmak adına süslemeler yaptık. Her Ramazan’da gerçekleşen mukabele geleneğini de okulumuzda başlattık" dedi. Menderes Ortaokulu öğrencilerinden Ela Aslan ise, "Ramazan ayı bizim için çok önemli ve mübarek bir aydır. Pano sayesinde Ramazan ayında oruç tutmanın önemi ve oruçlarımızla beraber namaz kılmanın önemini, ayetleri öğrendik. Bu bizim için çok önemlidir. Ayrıca burada kurulan sadaka kutusunda, gönlümüzden koptuğunda sadaka koymanın önemini öğrendik. Her gün gelip panoya bakıyor ve panolardaki yazıları okuyoruz" şeklinde ifadeler kullandı. Sema Aydede ise, "Öğretmenimizle beraber bu panoyu hazırladık. Panoda ayetler, hadisler ve maniler var. Sadaka kutumuz var; burada biriken sadakaları ihtiyaç sahibi arkadaşımıza vereceğiz. Panomuzda iftar saatini gösteren imsakiyemiz var. Panoda en sevdiğim bölüm ‘iyilik, paylaşmak, sabretmek’ yazılı yerdir" diye konuştu.
Kırıkkale Evlerde yemek pişmiyor, köy halkı ortak sofrada iftar yapıyor Kırıkkale’nin Yahşihan ilçesine bağlı Hacıbalı köyünde Ramazan ayı dolayısıyla evlerde ocak yanmıyor, hayırseverlerin desteğiyle hazırlanan iftar yemekleri köy konağında kurulan ortak sofralarda paylaşılıyor. Köy halkı her akşam aynı sofrada buluşarak orucunu birlikte açıyor, komşuluk ve akrabalık bağlarını güçlendiriyor. Kırıkkale’nin Yahşihan ilçesine bağlı Hacıbalı köyünde ramazan ayı, kurulan ortak iftar sofralarıyla birlik ve beraberlik içinde yaşanıyor. Ramazan ayında evlerde yemek pişmezken, maddi durumu iyi olan hayırseverlerin katkısıyla dört çeşit yemek hazırlatılıyor. Vatandaşlar, iftar vakti köy konağında bir araya gelerek orucunu birlikte açıyor. İftara yakın saatlerde köyün gençleri yemekleri masalara taşıyarak servis ediyor, özellikle yaşlı vatandaşlarla yakından ilgileniyor. Ezanın okunmasıyla birlikte aynı sofrada buluşan her yaştan köy sakini, ramazanın manevi atmosferini hep birlikte paylaşıyor. Ortak iftar sofraları hem komşuluk bağlarını güçlendiriyor, hem de uzun süredir görüşemeyen akraba ve dostları bir araya getiriyor. Vatandaşlar, bu buluşmaların kendilerini daha da yakınlaştırdığını ve dayanışmayı artırdığını ifade ediyor. Köy muhtarlığı tarafından 2024 yılında başlatılan bu uygulama geleneksel hale getirildi. Ramazan ayı boyunca devam eden iftar buluşmaları Hacıbalı köyünde paylaşma ve kardeşliğin en güzel örneklerinden biri olarak yaşatılıyor. Hacıbalı Köyü Muhtarı İbrahim Sağkol, uygulamanın geleneksel hale getirildiğini belirterek, "Geçen sene de 30 gün boyunca iftarlarımızda bir araya geldik. Bu sene de aynı şekilde devam ettik. Geleneksel hale getirdik. Her yıl durumu iyi olan iki üç vatandaşımız Allah rızası için yemek veriyor. Herkes burada iftarını yapıyor. Ramazan ayı boyunca evlerde yemek pişmiyor. Bundan sonra da birlik ve beraberlik içinde devam edeceğiz" dedi. Köy sakinlerinden Arif Karakuş (70) ise ortak sofraların komşuluk bağlarını güçlendirdiğini ifade ederek, "Bu ortam çok iyi. Evde iki kişiyle yemek oluyor ama burada birlik ve beraberlik var. Görmediğimiz komşularımızı, akrabalarımızı görüyoruz" diye konuştu. Mehmet Karakuş da eski gelenek ve göreneklerin yaşatıldığını vurgulayarak, köylüler arasındaki dayanışmanın güzel bir örneğinin sergilendiğini ve etkinliğin uzun yıllar sürmesini dilediğini söyledi. Dursun Uçar (73) ise uygulamadan memnuniyet duyduğunu belirterek, "Burası çok iyi oluyor, millet kaynaşıyor. Görmediğimiz arkadaşlarımızı görüyoruz. Eskiden bir kap yemek zor bulunurdu. Şimdi dört çeşit yemek var" ifadelerini kullandı.