EKONOMİ - 01 Haziran 2025 Pazar 09:58

Minikler inekler arasında süt içerek Süt Günü’nü kutladı

A
A
A
Minikler inekler arasında süt içerek Süt Günü’nü kutladı

Ulusal Süt Konseyi ve Uludağ Üniversitesi Veteriner Fakültesi, Dünya Süt Gününü minik öğrencilerle birlikte fakültenin hayvan çiftliğinde kutladı. Emir-Koop İlkokulundan gelen 1. sınıf öğrencileri, hem doya doya süt içti hem de çiftlikte sütün kaynağını görme fırsatı buldu.


Uludağ Üniversitesi Veteriner Fakültesi Hayvan Çiftliğine gelen 100’e yakın minik öğrenci keyif dolu anlar yaşadı. İneklerin arasında bardak bardak dağıtılan sütten içen minikler, büyükbaş hayvanları sevme fırsatı buldu. Sütün sadece marketten olmadığını görme fırsatı bulan minikler, süt bıyığa da yapmayı ihmal etmedi. Programa katılan Eker Süt Ürünleri Genel Müdür Yardımcısı da olan Hamit Can, doğanın insanlığa sunduğu en önemli nimetlerden olan sütün hayattaki yerini kutlamak için çocuklarla bir araya geldiklerini söyledi. Dünya Süt Günü’nün insan ve toplum sağlığı ile ekonomi açısından taşıdığı önemi anlatmak için önemli fırsat olduğuna dikkati çeken Can, şöyle konuştu;


"Süt yaşamın kaynağı, doğanın mucize içeceği. Vitamin ve minarel içeriğiyle vazgeçilmez besin kaynağı. Her gün içilen bir bardak süt, yeni neslin geleceğinin sağlam temeller üzerinde yükselmesini sağlayacaktır. Böylesine önemli bir ürünü üreten çiftçilerimizi de unutmamak gerekiyor. Her gün sabah 05.00-06.00’da kalkıp, hayvancılık yapanlar sütleri sağıp uygun şartlarda endüstriye ulaştırma telaşındalar. Kolay değil gerçekten büyük bir görevi üstleniyorlar. Süt endüstrisinin sürdürülebilir şekilde ham maddeyi işleyip tüketicilere ulaştırması da kolay değil. Onlar da bir teşekkürü hak ediyorlar."


"Mottomuz, her yaşta insan için günde bir bardak süt içelim. İçemiyorsak her gün bir kibrit kutusu kadar peynir yiyelim, yoğurdu eksik etmeyelim" diyen Can, süt ve ürünlerinin 7’den 70’e her yaşta herkese faydalı bir ürün olduğuna dikkati çekti.


"Süt beyaz altın"


Bursa Uludağ Üniversitesi Veteriner Fakültesi Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü ve Ulusal Süt Konseyi Araştırma ve Danışma Kurulu Üyesi Prof. Dr. Hakan Üstüner ise genellikle okullarda yapılan kutlamayı bu kez işin kaynağında gerçekleştirmeyi uygun gördüklerini belirtti. Üstüner, şunları kaydetti;


"Dünya Süt Günü dolayısıyla biz çocukları Araştırma ve Uygulama Merkezine çağırdık. İstedik ki; sütün üretildiği inekleri görsünler. Sütün nasıl sağıldığını görsünler, öğrensinler istedik. Burada sütün üretimini gördüler hem de sütü üreten fabrikayla tükettiler. Çocukların, marketten alınan sofraya gelen sütün asıl üretildiğini görmeleri çok önemli. Süt, çok önemli hayvansal protein kaynaklarından birisi. Yaşlılar için kemik problemleri yaşanmaması için önemli."


Bir bardak süt içen herkesin üreticiyi hatırlamasını arkasındaki emeği görmesini ve Dünya Süt Günü’nün önemini vurgulamaya çalıştıklarını aktaran Üstüner, "Güçlü toplulm, sağlıklı insanlarla güçlü üreticilerle olur. Bunun da temeli süttür. Süt sadece içme sütü olarak değil birçok üründe kullanılan beyaz altındır" dedi.


Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) tarafından alınan karar doğrultusunda her yıl 1 Haziran, Dünya Süt Günü olarak kutlanmakta, bu tarihi kapsayan hafta ise Dünya Süt Haftası olarak kabul edilmektedir. Sütün insan sağlığı açısından önemine dair farkındalık oluşturmak ve süt sektörünün ekonomik ve toplumsal katkılarına dikkat çekmek amacıyla bu özel gün, dünyanın pek çok ülkesinde çeşitli etkinliklerle kutlanmaktadır.


Dünya Süt Günü’nün 1 Haziran olarak belirlenmesinin temel nedeni, birçok ülkede bu tarihte halihazırda sütle ilgili kutlamaların yapılmakta olmasıdır. İlk yıllarda Mayıs ayı içinde kutlanan bu özel gün, Çin gibi bazı ülkelerde aynı dönemde çok sayıda özel gün olması nedeniyle daha sonra 1 Haziran tarihine sabitlenmiştir. Günümüzde bazı ülkelerde yalnızca 1 Haziran günü kutlanırken, bazı ülkelerde ise bu tarihi kapsayan hafta boyunca etkinlikler düzenlenmektedir.



Minikler inekler arasında süt içerek Süt Günü’nü kutladı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Ankara’da Kırım Tatar Sürgünü’nün 82. yıldönümünde anma etkinliği Ankara’da, Kırım Tatar Sürgünü’nün 82. yıl dönümünde anma etkinliği düzenlendi. Dönemin Sovyetler Birliği lideri Josef Stalin’in kararıyla, 18 Mayıs 1944’te Kırım Tatar Türklerinin bir gece içinde insanlık dışı koşullarda kendi vatanlarından Orta Asya’ya sürgün edilişinin üzerinden 82 yıl geçti. Sürgünün yıl dönümünde Ulus Meydanı’nda düzenlenen anma töreninde bir araya gelen Kırım Türkleri, yaşadıkları durumu bir kez daha dile getirdi. "Sovyetler artık yok ama Kırım Tatar halkı hala var" Kırım Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği Genel Başkanı Mükremin Şahin, Kırım Tatar halkının tüm zorluklara rağmen hala var olduğunu söyleyerek, "Bugün, 18 Mayıs 1944’ü anma günü. Halkımızın yok edilmek için hayvan vagonlarına doldurulduğu, Sibirya ve Özbekistan çöllerine sürüldüğü günün yıl dönümü. Bugün halkımızın, nüfusunun yarısını bir yıl içerisinde kaybettiği günün yıl dönümü. Bugün bizim için bir son değil. Bize uygulanan asimile sürecinin bir sonucuydu. Biz bunu 1944’ten öce de görmüştük. Eli kalem tutan bütün halkımızın kurşuna dizilerek yok edildiklerini görmüştük. Bu süreç çok uzun bir süre devam etti. O gün halkımız için bir son değil, yaşama iradesi için bir başlangıç günüydü. O gün başlayan milli hareketimiz daha sonra dünyada sesini duyurmaya başladı. Kırım Tatarları tekrardan ayağa kalkmaya başladı Sovyet Birliğinin en tehlikeli dönemlerinde sesini bütün dünyaya duyurmaya başladı. Bütün dünyada itibar kazandık. Sovyetler yıkıldı. Stalin yok oldu gitti. Bizi sürenler gitti ama Kırım Tatar halkı yaşadı. Sovyetler artık yok ama Kırım Tatar halkı hala var" dedi. "Hiçbir zaman halkımız vatanından vazgeçmeyecek" Kırım Tatar Türklerinin, vatanlarına olan sıkı bağını dile getiren Şahin, "Bize 1944’ü layık gören Rusya tekrardan vatanımızı işgal etti. Milli hareketimiz yok edilmek, kurultayımız ve meclisimiz terörist olarak kabul edilmek istendi. Halkımızın üzerindeki baskı bugün de devam ediyor. Kırım Tatarları 20 ülkede yaşıyor. Oradakiler vatanları olan Kırım’a bağını hiçbir zaman koparmadı. Her geçen gün de bu bağı güçlendiriyorlar. Milli hareketleri devam ettiriyorlar. Bizler her 18 Mayıs’ta yeniden yaşama irademizi, inancımızı ve imanımızı pekiştiriyoruz. Hiçbir zaman halkımız vatanından vazgeçmeyecek. Bir gün mutlaka dünyanın dört bir yanında yaşayan Kırım Tatar’ı, Ukrayna ile toprak bütünlüğü içerisinde medeniyetlerini ve kültürlerini tekrar ayağa kaldıracaktır" ifadelerini kullandı. "Kırım halkı kendi özüne bağlı kalmaya devam ediyor" Ukrayna’nın Ankara Büyükelçisi Nariman Dzhelialov ise törende, "Kırım Tatar halkına karşı gerçekleştirilen bu durum sadece yerinden etmek eylemi değildi. Yerli halkı vatanından, tarihinden, kültüründen ve geleceğinden mahrum bırakma girişimiydi. Aradan 82 yıl geçti ancak bu acı yalnızca tarihi bir sayfa olarak kalmadı. Ne yazık ki Kırım Tatarları için hala yaşamının bir parçası durumunda. Kırım’ın 2014’te işgal edilmesinden sonra Rusya, yarım adaya yeni bir baskı dalgası getirdi. Zulüm, siyasi nedenlerle gerçekleştirilen tutuklamalar, ifade özgürlüğünün bastırılması, Kırım Tatar halkının ulusal kimliğinin çarpıltılmasına ve siyasi temsilinin yok edilmesine yönelik girişimler yapıldı. Ancak ne 1944’teki sürgün ne de 2014’te işgal bu halkı yok edebildi. Kırım halkı kendi özüne bağlı kalmaya devam ediyor" ifadelerine yer verdi.
Antalya Denizde can pazarı: Herkes seferber oldu ancak hastanede hayatını kaybetti Antalya’nın Alanya ilçesinde serinlemek için denize giren bir vatandaş, bir süre sonra gözden kayboldu. Cankurtaranların müdahale ettiği olayda denizden çıkartılan ve sağlık ekipleri tarafnıdan sahilde ilk tedavisi yapılan tatilci hastanede hayatını kaybetti. Boğulma tehlikesi geçiren tatilciye yardım etmek için denize giren bir vatandaş ta yine cankurtaranlar tarafından kurtarıldı. Olay, saat 11.00 sıralarında Alanya ilçesi İncekum Halk Plajı’nda meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, yaklaşık 40 yaşlarında olduğu değerlendirilen ve kimliği henüz öğrenilemeyen bir vatandaş serinlemek için denize girdi. Bir süre sonra denizde açıldığı belirtilen vatandaş gözden kayboldu. Durumu fark eden çevredeki vatandaşlar, 112 Acil Çağrı Merkezi’ne ihbarda bulundu. İhbar üzerine harekete geçen bölgede görevli cankurtaranlar, vatandaşı sudan çıkararak kıyıya getirdi. Olay yerine gelen sağlık ekipleri tarafından şahsa kalp masajı yapıldı. Daha sonra ambulansa alınan vatandaşa, hastaneye sevki sırasında da müdahalenin sürdüğü öğrenildi. Hastaneye kaldırılan şahıs, doktorların yaptığı tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetti. Olayla ilgili soruşturma başlatıldı. Denizde boğulma tehllikesi geçin biri olduğunu duyup kurtarmak için denize giren bir vatanadaş ta yine cankurtaranlar tarafından sağ salim kıyıya çıkartıldı. "Vatandaşları denize girmemeleri konusunda uyarmıştık" Vatandaşı denizden çıkaran cankurtaran Ahmet Payalıoğlu, "Burada vatandaşların bağırışlarını duyunca hepimiz yardıma koştuk ve vatandaşı denizden çıkardık. Aynı anda 3-5 kişi boğulma tehlikesi geçirdi. Daha sonra vatandaşa kıyıda solunum cihazı takılarak suni teneffüs yapıldı. Diğer boğulma tehlikesi geçiren vatandaşların durumu iyiydi ancak bir kişinin durumu ağırdı. Solunum cihazıyla hastaneye götürüldü, daha sonra da hayatını kaybettiğini öğrendik. Vatandaşları denize girmemeleri konusunda uyarmıştık. ‘Tamam’ dediler ancak biz ayrıldıktan sonra tekrar denize girmişler ve akıntıya kapılmışlar. Biz vatandaşlara denize girmemeleri gerektiğini söylüyoruz ama bazen bizi dinlemiyor, hatta tepki gösteriyorlar" dedi.