ÇEVRE - 10 Mart 2026 Salı 17:01

Nilüfer’in atıl arazileri hem nefes hem gelir kaynağı oluyor

A
A
A
Nilüfer’in atıl arazileri hem nefes hem gelir kaynağı oluyor

Nilüfer Belediyesi, Yarına Şans Ver Derneği (YASAV) ve Podyumpark iş birliği ile Güngören Mahallesi’nde 32 dekar alanda kestane, ıhlamur ve kızılcık fidanları toprakla buluştu. Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, "Diktiğimiz fidanlar, Güngörenlilere emanet olacak. Ağaçların mahsullerini de onlar toplayacak. Halkçı belediyeliğin en güzel örneğini, hep birlikte hayata geçiriyoruz" dedi.


Nilüfer Belediyesi, eğimi yüksek ve tarıma elverişsiz alanları kestane, ıhlamur ve kızılcık ağaçlarıyla gelir getirici ormanlara dönüştürüyor. Bu kapsamda Nilüfer Belediyesi’nin, Yarına Şans Ver Derneği (YASAV) ve Podyumpark Yaşam Eğlence Merkezi iş birliğiyle Güngören Mahallesi’nde hayata geçirdiği "Yarına Nefes Podyumpark Hatıra Ormanı" için toplam 450 fidan toprakla buluştu. Fidan dikim törenine, Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir ve eşi Nuray Özdemir, Nilüfer Belediye Başkan Yardımcıları, Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Mustafa Orkun Gazioğlu, CHP Nilüfer İlçe Başkanı Özgür Şahin, Nilüfer Belediyesi eski Başkanı Faruk Baykal, Podyumpark yatırımcı ortakları Aykut Uyanıklar ve Çetin Ceylan, Yarına Şans Ver Derneği Başkanı Emire Cantürk Eren, Güngören Mahallesi Muhtarı Mesut Engin, öğrenciler ve vatandaşlar katıldı.


Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir burada yaptığı konuşmada, toprağa, doğaya ve geleceğe sahip çıktıklarını söyledi. Özellikle kırsal bölgelerde yeniden sürdürülebilir bir yaşam için NİLKOOP ile birlikte çalışma yürüttüklerini dile getiren Başkan Şadi Özdemir, "Vatandaşlarımıza toprak analizleri, mühendis desteği, satın alma güvencesi gibi birçok destek veriyoruz ki bu toprakları koruyabilelim. Belki 100 yıl sonra da bu topraklardan üretilen ürünlerle çocuklarımız, torunlarımız karınlarını doyurabilsin istiyoruz" dedi. Belediyeye ait arazilerin boş durmaması için ekip biçtiklerini anlatan Başkan Şadi Özdemir, "Ancak bazı alanlarımız ekime uygun değil. Eğimi yüksek, işlemesi zor olan arazilerimiz vardı. Biz dedik ki; Nilüfer’de hiçbir toprak parçası boş kalmamalı. O arazileri yeniden üretime kazandırmalıyız. Güngören Mahallesi’ndeki 32 dekar alanımız da bunlardan birisi. Biz de sivil toplum ile güçlerimizi birleştirdik. Yarına Şans Ver Derneği ve Podyumpark desteğiyle ‘Yarına Nefes Podyumpark Hatıra Ormanı’nı hayata geçiriyoruz" dedi.


Güngören sakinlerine emanet


Arazide kestane, ıhlamur ve kızılcık fidanı dikildiğini belirten Başkan Şadi Özdemir, "Bizim için bu projenin en güzel yanı da; bu ormandan elde edilecek gelir, tamamen mahalle halkımızın olacak. Bakımını sizler yapacaksınız, meyvesini sizler toplayacaksınız. Halkçı belediyeliğin en güzel örneğini, hep birlikte hayata geçiriyoruz. Bu yüzden fidan dikiminden sonra ürünler de Güngörenlilere emanet" diye konuştu.


Yangınlara dirençli


Başkan Şadi Özdemir, Unçukuru Mahallesi’nde de ağaç dikeceklerinin bilgisini vererek, iki günde toplam 700’e yakın bir fidan dikimi yapacaklarını söyledi. Dikilecek 700 ağacın yılda 15 ton karbonu temizleyeceğini ifade eden Başkan Şadi Özdemir, "Havamıza nefes olacak. Üstelik kestane, ıhlamur ve kızılcık gibi ağaçlar, çam türlerine göre yangınlara karşı çok daha dirençli. Yani ormanımızı kurarken onu korumayı da en başından planlıyoruz" dedi.


Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Mustafa Orkun Gazioğlu da, Nilüfer Belediyesi’nin öncülük ettiği etkinliğin doğayla uyumlu bir geleceğe atılan anlamlı bir adım olduğunu belirterek, "Fidanlar Bursa’mızın bereketli topraklarında can bulacak, büyüyecek ve yıllar boyunca çocuklarımıza gölgesini ve nefesini sunacak" dedi.


Yarına Şans Ver Derneği Başkanı Emire Cantürk Eren ise orman yangınlarından sonra "Bir fidan bir nefes olsun" diyerek yola çıktıklarını söyledi. Dikilen ağaçların Güngören halkının kadınlarına emanet olacağını bildiren Cantürk Eren, "2-3 yıl içerisinde inşallah burada elde edilen mahsulleri kadınlar toplayıp organik pazarlarda satabilecek. Aynı zamanda da kadın istihdamına katkı sağlamış olacağız" dedi


İstihdama katkı


Podyumpark adına yatırımcı ortakları Aykut Uyanıklar ve Çetin Ceylan da, orman yangınlarında yaşanan ağaç kayıplara dikkat çekerek, bugünkü proje ile orman varlığına katkıda bulunmanın mutluluğunu yaşadıklarını dile getirdiler.


Açılış konuşmalarının ardından fidanlar toprakla buluştu. Projenin ikinci ayağında ise Bursa Inner Wheel Kulübü iş birliğiyle Unçukuru Mahallesi’nde fidan dikilecek.



Nilüfer’in atıl arazileri hem nefes hem gelir kaynağı oluyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Katar’da mahsur kalan Türk vatandaşları Türkiye’ye döndü Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları sonrası Katar’da mahsur kalan Türk vatandaşları yurda döndü. ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları sonrası bölgedeki savaş durumu nedeniyle hava alanının kapanması sonucu yurt dışında mahsur kalanlar Türk vatandaşları yurda dönmeye devam ediyor. Yaklaşık 10 gün boyunca Katar’da mahsur kalan yolcular, saat 11.30 sularında Doha Hamad Uluslararası Havalimanı’ndan kalkış yapan uçakla, Suudi Arabistan hava sahası üzerinden Mısır hava sahasına geçti. Yolcular, ardından buradan saat 18.20 sularında İstanbul Havalimanı’na iniş yaptı. "Katarlılar bütün misafirperverlikleriyle ilgilendiler" Katar’da yaklaşık 10 gün boyunca mahsur kalan yolculardan Erkan Yıldırım, "28 Şubat’ta Bangkok’tan kalkan uçağımız Doha’da indikten sonra Katar Havayollarının ve devlet yetkililerinin özenleriyle kendim dahil olmak üzere 8 bin yolcuyu Doha şehrinde bulunan otellere yerleştirdiler. 10 gün boyunca ellerinden gelen bütün misafirperverlikleriyle ilgilendiler. Bütün Katarlı yetkililere buradan teşekkürlerimizi sunuyoruz. Hiçbirimiz zarar görmedik, hepimiz sağ salim ülkemize bugün geldik ve bu 10 günlük süreç içerisinde de Katarlı yetkililer bizimle son derece iyi şekilde ilgilendiler" dedi. "Zorlu bir süreçti ancak can güvenliğimiz yerindeydi" Tayland’ın başkenti Bangkok’tan gelen bir transfer yolcu olarak Doha’ya indiğini ve savaş sebebiyle Katar’da mahsur kaldığını belirten Alper Aldemir, "28 Şubat Cumartesi günü transfer yolcu olarak Doha Havalimanı’na iniş yaptık. Daha sonra hava sahası kapandığı için orada bir hayli süre mahsur kaldık. Bugün 11. gün. En sonunda Doha’dan İstanbul’a kalkan ikinci uçakla vatanımıza giriş yaptık. Zorlu bir süreçti. Bizim için çok tehlikeli değildi, can güvenliğimiz yerindeydi. Katarlılar sağ olsunlar bizimle güzel ilgilendiler, güzel ağırladılar" diye konuştu. "Allah’a şükür Türkiye’ye gelebildik" Savaşın başladığı gün uçuşları olduğunu ancak hava sahasının kapanması nedeniyle mahsur kaldıklarını kaydeden yolcu Emir Kaan Demir, "28 Şubat saat 14.00’te Doha’dan Türkiye’ye uçuşumuz vardı. İran-İsrail savaşının sabah 8’de başlamasından dolayı ilk başta herkese bir uyarı geldi. Yaklaşık 2 saat sonra da bütün her şey kapandı. Bütün uçuşlar iptal edildi. Yaklaşık 1-1.5 gün havalimanında mahsur kaldık. Ondan sonra bizden sorumlu havayolu şirketi bizi aldı ve yaklaşık 7 gün boyunca bir otel ayarladı. Otelde kalma sürecimizde yukarıda patlamalar, dron saldırıları, füze saldırıları oldu ama biz güvenli yerdeydik ve bir sıkıntı yaşamadık. 8. günümüzde İstanbul uçuşu olduğunu öğrendik ve bizi otelden çıkardılar. Havalimanına gittiğimizde uçağımızın ‘overbooked’ olduğu söylendi. Bu yüzden uçağa binemedik, aynı şekilde diğer Türk yolcuları da uçaktan çıkarttılar ve bir gün sonra bizi tekrar havalimanına geri getirdiler. Allah’a şükür bugün gelebildik. Birkaç Türk arkadaşa da ‘overbooked’ olduklarını söyleyip uçağa almadılar, sonra kendileri havalimanında bekledikleri ve uçağa başka yolcu gelmediği için uçağa alındılar. Ancak tüm bunlara rağmen Allah’a şükür Türkiye’ye gelebildik" ifadelerini kullandı.
Van AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Tuncer: "Türkiye dünyanın en güvenli limanlarından biridir" AK Parti Çevre ve Şehircilik Politikaları Başkanlığından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Sevilay Tuncer, Türkiye’nin bir istikrar adası ve dünyanın en güvenli limanlarından biri olduğunu söyledi. Bir dizi program için Van’a gelen AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Sevilay Tuncer, düzenlenen "Vefa İftarı" programına katıldı. Programda partililere ve vatandaşlara hitap eden Tuncer, AK Parti’nin 24 yıllık sürecini bir ihya ve inşa süreci olarak tanımladı. Genel Başkan Yardımcısı Tuncer, "AK Parti çatısı altında yürüttüğümüz bu kutlu yürüyüş, aslında bir ihya ve inşa sürecidir. 24 yıldır şehirler kurarken, yollar açarken, köprüler inşa ederken; aynı zamanda gönül köprüleri de kurduk. Şefkati, merhameti ve vefayı ilmek ilmek ördük. Yeniden dönüşen temelleri, millet olma bilincini ve ortak duygusunu gönül sofralarına taşıdık. Çünkü biz, bir olmanın gücünden beslenen büyük bir milletiz. Kriz anlarında kenetlenen, zorluklarda omuz omuza veren bir milletiz" dedi. Farklılıkları çatışma sebebi değil, zenginlik kaynağı olarak gören bir medeniyetin evlatları olduklarını dile getiren Tuncer, "Bu milletin her bir ferdi, bu büyük yapının kilit taşıdır; her bir vatandaşımız bu ülkenin ortak hikayesinin vazgeçilmez kahramanıdır. Etrafımızda yaşanan çatışmalara ve savaşlara baktığımızda, bunun kıymetini bir kez daha anlıyoruz. Türkiye’miz bugün dünyanın istikrar adası ve en güvenli limanlarından biridir" diye konuştu.
Ankara DEM Parti Grup toplantısı DEM Parti Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, "Şimdiye kadar çok zaman kaybedildi. Ama dünya dengelerinin alt üst olduğu bu dönemde artık kaybedecek bir şey kalmadı. Türkiye bölgesel türbülansa karşı stratejik bir istikrar merkezi olabilir. Tehlike büyük ama iktidar hala küçük hesaplar peşinde" dedi. Bakırhan, partisinin grup toplantısında konuştu. Bakırhan, dünyanın gündeminin İran olduğunu söyleyerek, "İran’a saldırıların 11. günündeyiz. Ortadoğu’nun semaları neredeyse savaş uçakları ve dronlarla kaplı. Ortadoğu resmen toz duman içinde. Burada iki şey bize kendisini hatırlatıyor hatırlamak istemesek de. Dünyanın neresinde olursa olsun bir rejimi güçlü yapan şey ne füzeler ne de savaş uçaklarıdır. Bunu İran’da bir kez daha gördük. Bir devleti güçlü yapan aslında halkından almış olduğu rızadır. Halk devlete, rejime, yönetime ne kadar rıza gösteriyorsa o devletin gücü de o kadardır. İran’da rejim bir türlü bu gerçeği anlamadı. Kadınların her türlü özgürlüğünü yasakladı. Dünyanın en zengin ülkelerinden biri olmasına rağmen ekonomisini yönetemedi. Kimliklere ve inançlara özgürlük tanımadı. İkinci bir gerçek daha var. Buna aslında defalarca tanıklık ettik ama bu sefer herkesin bilinci biraz daha berraklaştı. Dış müdahalelerle bir ülkede rejimi değiştirmek o ülkeye huzur, demokrasi ve mutluluk getirmiyor. Bu savaştan çıkaracağımız çok önemli iki başlık budur. Bir ülkeye demokrasi ve refahın gelmesinin bir yolu var. Ülkenin kendi dinamikleriyle, kendi itiraz edenleriyle birlikte rejimin demokratikleşmesi ancak sağlanabilir" ifadelerini kullandı. Terörsüz Türkiye sürecine değinen Bakırhan, "Dört bir yanımız ateş çemberi ve bu ateş her geçen gün sınırlarımıza daha çok yaklaşıyor. Bir yılı aşkın süredir özellikle buralardan kendi düşüncelerimizi ifade ettik, uyarılarımızı yaptık. Aman gecikmeyelim, aman elimizi çabuk tutalım; bir kasırga almış başını, tüm bölgeyi kasıp kavuruyor dedik. Bugün adeta Sırat Köprüsündeyiz. Bu tarihi kavşağı ve fırsatı oyalayarak, erteleyerek heba etme lüksümüz yok. Şimdiye kadar çok zaman kaybedildi. Ama dünya dengelerinin altüst olduğu bu dönemde artık kaybedecek zamanımız kalmadı. Türkiye bölgesel türbülansa karşı stratejik bir istikrar merkezi olabilir. Tehlike büyük ama iktidar hala küçük hesaplar peşinde. Dünya neyi konuşuyor, onlar kayyımların süresini uzatmakla meşgul. Kayyım süresi hangi akılla, hangi hukukla uzatılıyor? Bunu anlamakta insan güçlük çekiyor. Artık buna bir son verin. Belediyelerdeki kayyımları çekin, seçilmişler görevlerinin başına dönsün" dedi. Bakırhan, "İkincisi, birkaç gün önce Danıştay’ın barış akademisyenleri kararı çok ilginç. Danıştay, "Barış için imza atanlar suçlu" demeye devam ediyor. Biz de diyoruz ki sizin bu yanlışta ısrarınız asıl suçtur. Barış Akademisyenleri suçlu değil. AYM’nin ihlal kararlarını fiilen yok sayan ve Barış Akademisyenlerini yeniden hedef haline getiren Danıştay’ın bu kararını kınıyoruz. Bu kararından vazgeçmelidir. Barış talebi suç değildir. Önümüzdeki günlerde hazırlanacak yasal düzenlemeler, Barış Akademisyenlerinin uğradığı haksızlığı gidermeyi de kapsamalıdır. Bu da sizin için bir fırsattır. AİHM’in aldığı bir karar var. Meclis’i bekleyecek bir şey yok. Bunu uygulayacak olan Adalet Bakanıdır. Buyurun, uygulayın" dedi. İBB’ye yönelik yolsuzluk davasıyla ilgili Bakırhan, "Ona ilişkin düşüncelerimizi söylemiştik. 15 milyonluk bir kentin belediye başkanının tutuklu yargılanması doğru değil. İmamoğlu’nu tutuklu yargılayarak, kayyımların görevini uzatarak, Barış Akademisyenlerine zulmederek, AİHM kararlarını uygulamayarak nasıl birliğimizi sağlayacağız, nasıl demokrasiyi getireceğiz? Gün sandık ve oy hesabı yapma günü değil. İktidara da muhalefete de söylüyorum: Artık bu tehlikeyi görün. Bu topraklar bizim. Bu toprakların bereketi barıştadır ve birliktedir" dedi.