ASAYİŞ - 24 Nisan 2026 Cuma 10:07

Trafik kazalarında araç mahrumiyet bedeli tartışması

A
A
A
Trafik kazalarında araç mahrumiyet bedeli tartışması

Maddi hasarlı trafik kazalarında araç kiralama bedeli üzerinden başlatılan ilamsız icra takipleri, kötüye kullanım ihtimali nedeniyle hem sigorta sektöründe hem de hukuk alanında tartışmaya sebep oluyor. Sigorta uzmanları mevcut kasko poliçelerinin bu boşluğu karşılamadığını, vatandaşların yedi gün içinde itiraz etmedikleri takdirde yüksek meblağlarla karşı karşıya kaldığını vurgularken, hukukçular ise Yargıtay’ın bu konuyla ilgili kararlarına dikkat çekerek araç kiralandığına dair belge sunulmasa bile hâkimin Borçlar Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca zararı belirleyebildiğini, bu durumda bilirkişinin aracın makul tamir süresini ve benzer bir aracın piyasa rayicine göre kiralama bedelini tespit ederek tazminat miktarını belirleyebildiğini dile getiriyor. Bu tartışma, hem sigorta sektöründe hem de hukuk alanında düzenleme ihtiyacını ortaya koyarken ilamsız takip uygulamasının kaldırılmasının mağduriyetleri azaltabileceği belirtiliyor.


Mustafakemalpaşa’da şok icra takibi


Bursa’nın Mustafakemalpaşa ilçesinde bir trafik kazası sonrası gelişen ikame araç bedeli ve icra süreci ile ilgili yaşananlar, maddi hasarlı trafik kazalarında araç kiralama bedeli üzerinden başlatılan ilamsız icra takipleri, kötüye kullanım ihtimalini ve kazanılan tazminatların yasal olsa bile "helal mi?" tartışmalarını tekrar gündeme getirdi.


İddiaya göre, 29 yaşındaki anne R.Z., 11 Aralık 2025 tarihinde sabah saat 08.30 sıralarında 6 yaşındaki kızını okula götürürken, Barış Mahallesi Osmangazi Caddesi üzerinde aracıyla park halinde bulunan S.E.’ye çarptı. Kazada anne ve kızı hafif şekilde yaralanırken, olay yerine gelen sağlık ekipleri tarafından ambulansla hastaneye kaldırıldılar. Trafik ekipleri tarafından olay yerinde gerekli incelemeler yapılarak tutanaklar düzenlendi.


Kazanın ardından R.Z., karşı komşusu olan ve aynı zamanda mahallede esnaflık yapan S.E. ile konuşup anlaştıklarını, aralarında herhangi bir sorun kalmadığını düşündü. Ancak genç kadın, kazadan yaklaşık iki ay sonra, 2 Şubat 2026 tarihinde, PTT aracılığıyla kendisine ulaşan İstanbul Anadolu 6. İcra Dairesi’nden gelen ilamsız haciz emri ile büyük bir şok yaşadı. İcra tebligatında, 30 bin TL asıl alacak ve faizleriyle birlikte yaklaşık 31 bin TL talep edildi. R.Z., harç, avukatlık vekâlet ücreti ve faizlerle birlikte toplam 44 bin 308 TL ödeme yaptı.


Daha sonra durumu araştıran R.Z., söz konusu alacağın, kazaya karıştığı karşı komşusu ve mahalle esnaflarından biri olan S.E. tarafından talep edilen "ikame araç bedeli" olduğunu öğrendi. R.Z., tamir için sanayide 20 gün kalmayan bir araç için 20 günlük ikame araç bedeli talep edildiğini, buna rağmen yaptığı incelemelerde karşı tarafın bu süreçte ikame araç kiralamadığını, aksine ikinci bir araç satın aldığını iddia etti. Ayrıca kazaya karışan aracın aynı cadde üzerinde ve aynı noktada daha önce de farklı kişilerle en az iki kez daha kazaya karıştığını vurguladı.


R.Z., "Üç ayrı kaza, üç ayrı icra dosyası ve her seferinde yaklaşık 30 bin TL talep edildiği düşünüldüğünde, insanın aklına ister istemez ‘üç kaza, üç icra, üç kez 30 bin TL; toplamda 90 bin TL’lik bir talep mi söz konusu?’ sorusu geliyor. Bu durum artık sadece basit bir trafik kazası olarak değerlendirilemez, sistemin suistimal edilip edilmediği yönünde kamu vicdanında ciddi soru işaretleri oluşturuyor" dedi.


R.Z., kazanın ardından İstanbul merkezli bazı avukatlar tarafından sık sık arandığını, önce "araç değer kaybı", ardından da "ikame araç bedeli" için başvuru yapılabileceğinin kendisine iletildiğini aktardı. Aynı şekilde karşı tarafın da benzer şekilde arandığını düşündüğünü ifade eden R.Z., sürecin bu yönlendirmelerle başlatıldığını öne sürdü.


Sigorta uzmanları: "Mevzuatta boşluk var"


R.Z.’nin iddiaları üzerine olayı değerlendiren sigorta uzmanları ve hukukçular, Türkiye’de trafik kazaları sonrası kusursuz tarafın talep edebileceği iki önemli hak bulunduğunu, bunların aracın değer kaybı tazminatı ve aracın tamirde kaldığı süre boyunca doğan araç mahrumiyet bedeli olduğunu söyledi.


Mevcut kasko poliçelerinin yasadan kaynaklı mevzuattaki bu boşluğu karşılamadığını, vatandaşların ise yedi gün içinde itiraz etmedikleri takdirde yüksek meblağlarla karşı karşıya kaldığını belirten Sigorta Uzmanı Cenk Cucur, "Trafik kazalarında iki taraf bulunur: kusurlu olan ve kusursuz olan. Kusursuz tarafın elinde iki hak vardır: Araç değer kaybı tazminatı: Bu aracın ikinci el değer kaybı karşı taraftan talep edilebilir. Araç mahrumiyet bedeli: Eğer araç ticari amaçla kullanılıyorsa, tamirde kaldığı süre boyunca kiralanan aracın bedeli kusurlu taraftan talep edilebilir" dedi.


Kötüye kullanım ihtimaline de dikkat çeken Cucur, "Bazı kişiler gerçekte araç kiralamadıkları halde küçük ölçekli kiralama şirketlerinden sahte belgeler alarak karşı taraftan ödeme talep edebiliyor. Bu durumda ilamsız icra takibi devreye giriyor. Karşı tarafın bilgisi olmadan başlatılan bu takipte mağdurun yedi gün içinde itiraz etmesi gerekiyor. Aksi halde takip kesinleşiyor ve kişi, avukatlık masrafları ve faizle birlikte ödeme yapmak zorunda kalıyor" ifadelerini kullandı.


Türkiye’de mevcut kasko poliçelerinin bu tür icra takibi kaynaklı ödemeleri karşılamadığını belirten Cucur, bunun büyük bir boşluk olduğunu söyledi. Bazı sigorta şirketlerinin yeni teminat çalışmaları yaptığını, ancak henüz yaygınlaşmadığını ifade eden Cucur, ayrıca ilamsız takip uygulamasının kaldırılmasının mağduriyetleri azaltabileceğini dile getirdi.


Yargıtay: "Araç kiralandığına dair belge sunulmasa bile hâkim, Borçlar Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca zararı belirleyebilir"


Araç mahrumiyet bedelini hukuki açıdan değerlendiren Avukat Fatma Akar ise haksız fiilden doğan tazminat davalarında gerçek zarar ilkesinin geçerli olduğunu hatırlattı. Araç sahibinin aracını kullanamadığı süre boyunca katlandığı zararın araç kiralama bedeli veya ulaşım ihtiyacını karşılamak için yaptığı harcamalar üzerinden hesaplandığını belirten Akar, "Yargıtay kararlarına göre, araç kiralandığına dair belge sunulmasa bile hâkim, Borçlar Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca zararı belirleyebilir. Bu durumda bilirkişi, aracın makul tamir süresini ve benzer bir aracın piyasa rayicine göre kiralama bedelini tespit ederek tazminat miktarını ayarlar" dedi.


Akar, uygulamada araç mahrumiyet bedeli için ilamsız icra yoluna sıkça başvurulduğunu, ödeme emri tebliğ edildiğinde ise yedi gün içinde itiraz edilerek takibin durdurulabileceğini söyledi. İtirazın iptali davasında bilirkişi incelemesiyle gerçek zarar miktarının ortaya konduğunu anlatan Avukat Fatma Akar, vatandaşların e-Devlet üzerinden haklarında icra takibi olup olmadığını sıklıkla kontrol etmelerinde fayda olabileceğini de hatırlattı.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Manisa Turgutlu’da ‘Sessiz Saygı’ korteji Turgutlu Belediyesi, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşanan saldırılar sonucunda hayatını kaybeden Turgutlulu öğretmen Ayla Kara ve öğrenciler anısına ‘Sessiz Saygı Korteji’ gerçekleştirdi. Koza Parkı Kavşağı’ndan başlayan ve 15 Temmuz Demokrasi Şehitleri Alanı’nda sona eren kortejde katılımcılar, ellerinde Türk bayraklarıyla sessiz yürüyüş yaptı. Sessiz Saygı Korteji sonunda konuşma yapan Turgutlu Belediye Başkanı Çetin Akın, "Millet iradesinin teminat altına alındığı, egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olduğunun ilan edildiği çok özel bir günü, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı büyük bir gurur ve derin bir sorumluluk duygusuyla kutluyoruz. Vatanını sevmek çocukları sevmekle başlar. Çünkü bir ülkenin gerçek gücü çocukların yüzündeki tebessümle, aldığı eğitimle, hissettiği güvenle ölçülür. Ne yazık ki yüreğimizi yakan acılar yaşıyoruz. Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşanan elim olaylar hepimizi derinden sarstı. Hemşehrimiz, kıymetli öğretmenimiz Ayla Kara’yı ve masum evlatlarımızı rahmetle anıyor, onları asla unutmayacağımızı ifade etmek istiyorum" dedi. Bir toplumun en büyük beka sorununun eğitimsizlik, ihmal edilen hayatlar ve yarım kalan hayaller olduğunu ifade eden Başkan Çetin Akın, konuşmasına şu sözlerle devam etti: "Bu acılar bize bir kez daha gösteriyor ki çocuklarımızın güvenliği, onların yaşam hakkı her şeyin üzerindedir. Çocuklarımızın güven içerisinde büyüyemediği bir yerde hiçbir başarıdan, hiçbir kalkınmadan söz edemeyiz. Sevgili çocuklar, sizler geleceğimizsiniz; bugünün de yarınımızın da en değerli parçalarısınız. Kurduğunuz hayaller, sorduğunuz sorular, ortaya koyduğunuz fikirler bizlere yol gösteriyor. Geleceğimizin teminatı biricik evlatlarım, unutmayın bu ülke sizlere emanet. Ama bu emanet sadece bir sorumluluk değil, aynı zamanda büyük bir umut. Bu duygu ve düşüncelerle başta Cumhuriyetimizin kurucusu, Büyük Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, tüm milli mücadele kahramanlarımızı saygı ve minnetle anıyorum. Geleceğimizin teminatı çocuklarımızın yüzünün güldüğü, hayallerinin gerçeğe dönüştüğü bir Türkiye dileğiyle Bayramımız kutlu olsun"
Malatya Başkan Er: "Yılın 12 ayı haşere ve vektörlerle mücadele var" Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er, "İnsanların sağlığını tehdit eden her türlü haşere ve vektörle mücadele çalışmaları yılın her ayında yapıyoruz" dedi. Malatya Büyükşehir Belediyesi, halk sağlığını korumaya yönelik önemli hizmetlerinden biri olan vektörlerle mücadele hususunda 2026 yılı ilaçlama sezonuna başladı. Büyükşehir Belediyesi, yılın her döneminde sürdürdüğü ilaçlama çalışmalarıyla vatandaşların daha sağlıklı ve huzurlu bir çevrede yaşamlarını sürdürülebilmeleri adına büyük bir gayret gösteriyor. Özellikle havaların ısınmasıyla artış gösteren vektörlere karşı mücadele çalışmaları, modern yöntemler ve güçlü ekipman desteğiyle yürütülmesi adına hazırlıklar tamamlandı. Bu kapsamda 61 kişilik uzman kadro ve 26 araçtan oluşan güçlü ekipmanlarla Büyükşehir Belediyesi, Malatya merkez, 13 ilçe ve 719 mahallede kesintisiz ilaçlama hizmeti vermeye devam ediyor. Büyükşehir Belediyesi hizmet binası önünde 2026 yılı ilaçlama sezonunun başlamasıyla ilgili açılış programı düzenlendi. Programda Konuşan Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er, insanların sağlığını tehdit eden her türlü haşere ve vektörle mücadele çalışmalarını Büyükşehir Belediyesi olarak yılın 12 ayı gerçekleştirdiklerini söyledi. "Yaşam kalitesini artırmak için vektörlerle mücadele çok önemli" Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er, 2026 yılı ilaçlama sezonunun açılışında yaptığı konuşmada, Malatya Büyükşehir Belediyesi olarak önceliklerinin insan sağlığını korumak ve insanların yaşam kalitesini artırmak olduğunu ifade etti. Vektörlerle mücadelenin insanların yaşam kalitesini artırması noktasında çok önemli olduğuna dikkati çeken Başkan Er, "İnsanların sağlığını tehdit eden her türlü haşere ve vektörle mücadele çalışmaları yılın her ayında yapıyoruz. 12 ay mücadele var. Yaz geldi diye bir farkındalık oluşuyor ama kış boyunca larva ile mücadele yapıldı. Bundan sonrada uçkun ile sahada mücadele edilecek" dedi. "Dron ile ilaçlama yapıyoruz" Geçmişte dumanla yapılan vektörle mücadelenin olduğunu hatırlatan Başkan Er, şunları kaydetti: "Araç geçtiği zaman her tarafta "İşte bak ilaçlama yapılıyor" denilirdi. İnsanlar buna alışkın oldukları için "İlaçlama yapılmıyor" diyorlar ama her sokak ve mahalle ilaçlanıyor. O eski alışkanlık mazotlu, yakıtlı ve dumanlı bir ilaçlama değil daha sağlıklı, çevreyi rahatsız etmeyecek bir ilaçlama yöntemi uyguluyoruz. Bir kere bu araçlarımızla ilaçlama çalışmalarımız var. Dron ile ilaçlama yapıyoruz. Ormanlık, ulaşılması zor olan alanlarda, dağlık ve bataklık olan yerlerde de dron ile ilaçlama yapıyoruz. Yani teknolojinin bize verdiği imkanlarla ilaçlama çalışmalarını yürütüyoruz." "61 uzman ekibimiz 26 araçla sahada olacak" Büyükşehir Belediyesi’nin mücadelesinin yanında vatandaşların da buna katılımının önemli olduğunu dile getiren Başkan Er, "Evlerin etrafındaki su birikintileri ve çöplere karşı herkes duyarlı olursa arkadaşlarımız daha çok efor sarf edecek, daha çok yeri ilaçlayacak ve insanlarımız daha huzurlu olacak. Bir de ahırların şehrin dışına çıkarılması lazım. Vatandaşlarımızın duyarlılığı bu konuda çok önemli. Gördüklerini çağrı merkezimize bildirmelerini istiyoruz. Biz dikkat ediyoruz. Farkında olmadan saha içinde görmediğimiz alan varsa vatandaşlarımız çağrı merkezini arayıp, haberdar edebilirler. 61 uzman ekibimiz ve 26 aracımızla Malatya’nın her tarafında hummalı bir şekilde çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Geçen sene ilaçlamada iyiydik. Bu sene de Allah’ın izniyle sıfıra doğru arkadaşlarımız çok büyük gayret gösteriyorlar" diye konuştu. "Kapıkaya’da çöp döküm sahasının ihalesini yaptık" Başkan Er, çevreye büyük önem verdiklerine dikkati çekerek, şunları ifade etti: "Biz sadece deprem yaralarını sarmıyoruz geleceğin Malatya’nın inşa ediyoruz diyoruz. Bu imar ve ihya hizmet açısından böyle. Kapıkaya’da çöp döküm sahasının ihalesini yaptık. 5-6 ay içerisinde inşallah orası hayata geçirilecek. Yeşil, çevreci ve akıllı bir şehrimiz olsun istiyoruz. O nedenle geleceğin Malatya’sını inşa etme yolunda hepimize ayrı ayrı görevler düşüyor." Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er’in konuşmasının ardından ’2026 yılı ilaçlama sezonu’ ile ilgili bilgilendirme yapıldı.
Antalya AESOB Başkanı Dere: "Biz bu yola makam için değil, hizmet için çıktık" Antalya Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği (AESOB) Başkanı Adlıhan Dere, "Biz bu yola makam için değil hizmet için çıktık. Bizim gücümüz koltuktan değil, teşkilatımızın birliğinden geliyor" dedi. Türkiye Esnaf ve Sanatkârları Konfederasyonu (TESK) Genel Başkan Vekili ve Antalya Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği (AESOB) Başkanı Adlıhan Dere, seçim sürecinde oda başkanları, yönetim kurulu üyeleri ve teşkilat mensuplarıyla bir araya geldi. Kemer, Kumluca, Hasyurt, Finike, Turunçova, Korkuteli, Elmalı, Akseki, Gündoğmuş, Manavgat, Serik, Gazipaşa, Alanya, Kaş ve Demre ile ilçe ziyaretlerini tamamlayan Dere, ziyaret programına merkez oda başkanları ve yönetim kurulu üyeleriyle devam edecek. "Biz bu yola makam için değil, hizmet için çıktık" Dere, Antalya esnaf ve sanatkar teşkilatının sadece bir seçim sürecine değil, aynı zamanda güçlü bir birlik ruhuna, köklü bir hafızaya ve ortak bir geleceğe sahip çıktığını belirterek, "Biz bu yola makam için değil, hizmet için çıktık. Bizim gücümüz koltuktan değil, teşkilatımızın birliğinden geliyor. Antalya’nın dört bir yanında gördüğümüz tablo şudur: Esnaf ve sanatkarımız istikrardan yana, tecrübeden yana, güçlü teşkilattan yana tavrını açıkça ortaya koymuştur. Ziyaretlerimizde gördüğümüz destek, Antalya’mızın tüm ilçelerinde yükselen aynı iradenin devamıdır. Bu büyük ailenin gücüyle yolumuza daha kararlı, daha güçlü, daha inançlı şekilde devam ediyoruz" ifadelerini kullandı. "Gücümüz birlikten" AESOB’un Antalya esnaf ve sanatkarının ortak aklını, gücünü ve iradesini temsil eden en büyük çatı kuruluş olduğunu kaydeden Dere, "AESOB, yılların tecrübesiyle teşkilatına yön veren, esnaf ve sanatkarımızın hak ve menfaatlerini her zeminde koruyan köklü bir yapıdır. Göreve geldiğimiz günden bu yana AESOB’un kurumsal yapısı ve vizyonu hem Antalya’da hem Ankara’da esnaf ve sanatkarını güçlü şekilde temsil etmiştir. AESOB şehrin birleştirici gücü, huzuru ve bereketidir. Teşkilatımızın en büyük gücü, birliğini muhafaza eden, tecrübesine sahip çıkan ve geleceğe birlikte yürüyen iradesidir" şeklinde konuştu.
Muğla Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesine alternatif yol arayışı Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi ile Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Tıp Fakültesi’nin ulaşımının sağlandığı yolda trafik akışındaki sıkışıklığın giderilmesi amacıyla alternatif yol arayışı sürüyor. Özellikle sabah saatlerinde Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi, Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Tıp Fakültesi ve Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin tek girişinin sağlandığı yolda yaşanan tıkanıklık şikâyetlere neden oluyordu. Üniversite, Tıp Fakültesi ve Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesine merkez ilçe ve Muğla’nın diğer ilçelerinden gelen hastaların oluşturduğu yoğunluk nedeniyle hastane otoparkının da yetersiz olması nedeniyle trafik akışı durma noktasına geliyordu. Sorunun giderilmesi amacıyla Vali Yardımcısı İsmail Soykan, Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Süleyman Cüneyt Karakuş, İl Sağlık Müdürü Dr. Eriş Başaran Akça, Karayolları 26. Şube Şefi Güray Öztürk ve kurum yöneticileri, Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesinde yerinde incelemelerde bulundu. Gerçekleştirilen incelemeler kapsamında; hastanede yaşanan trafik yoğunluğunu azaltmaya yönelik yeni yol planı ile mevcut otopark kapasitesinin artırılması amacıyla planlanan genişletme çalışmaları yerinde değerlendirildi. Yetkililerden, yürütülen çalışmalar hakkında detaylı bilgi alındı. Vatandaşlara daha konforlu, erişilebilir ve hızlı sağlık hizmeti sunabilmek adına sürdürülen bu çalışmalar; hem hasta, hem de hasta yakınlarının hizmet süreçlerini kolaylaştırmayı hedeflediği açıklandı.